HOLLANDA MECLİSİNDE BOZKURTLAR ÖNERGESİNE CEVAP

21 Eylül 2021 12:22 Murat Gedik
Okunma
76
HOLLANDA MECLİSİNDE BOZKURTLAR ÖNERGESİNE CEVAP

HOLLANDA MECLİSİNDE BOZKURTLAR ÖNERGESİNE CEVAP      Murat GEDİK
2020 yılının ortalarıydı, Fransa ve akabinde bazı Avrupa ülkelerinde “Bozkurtlar örgütü” siyasetin gündemine taşınmıştı. Çevre ülkelerde olup bitenler elbette Hollanda gündemine de taşınmalıydı ve nihayetinde de Hollanda Meclisine “Bozkurtlar örgütü” ile ilgili 12 Kasım 2020 tarihinde soru önergesi verildi. “Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk Partisi” (VVD) milletvekilinin öncülüğünde hazırlanan önergenin altına “Sosyalist Parti” (SP), “Hristiyan Demokratlar” (CDA) ve “Demokratlar 66” (D66) milletvekilleri de imzalarını koymuşlar ve dört vekilin önergesi oylamaya sunulmuştu. 150 kişilik parlamentoda yapılan oylamada 147 vekil bu önergeye “evet” demiş, sadece “DENK Partisi” 3 vekiliyle “hayır” demişti. Bu önergeyle, son yıllarda alışık olduğumuz Türk toplumuna karşı yapılan psikolojik baskılara bir yenisi daha eklenmişti. Bunun yanında Meclis seçimleri de yaklaşmıştı ve Türkler üzerinden oy avcılığı da bir gerçekti. Çünkü, biliyorlardı ki, bu soru önergesiyle bir yere varamayacaklardı. Hükûmete önergede şu sorulmaktaydı: “Senelerdir Hollanda’da da faaliyet gösteren, aşırı sağcı ve ultra milliyetçi bu örgüt, ki bunlar Hollanda’da gerginlik yaratmakta ve toplumun çeşitli kesimlerini birbirine düşürmekte; hükûmet bunlar ile ilgili aynı düşüncede olan Avrupa ülkeleri ile hukuken “Bozkurtları” yasaklama imkânı olup olmadığını araştırmalı. Aynı zamanda bu örgütün Avrupa Yaptırımlar Listesi’ne dâhil edilebilme imkânını araştırmalıdır.” 147 oy ile kabul edilen bu soru önergesine, hükûmet 6 ay sonra cevap verdi. Cevap yazısı Adalet Bakanı ve Sosyal İşler Bakanı tarafından ortaklaşa ele alındı. 6 Mayıs 2021 tarihinde verilen cevaplarda özetle şu yazmaktadır:
“Hollanda’da düşünce, fikir, değerler ve yaşam tarzı ile çok çeşitliliğe yer var. Bu sebepten ‘Bozkurtlar’ın düşünceleri ve sembolleri yasak değildir. İnsanların demokratik kurallar ve Anayasa’nın sınırları içerisinde kendi tercihlerini yapma özgürlükleri bulunmaktadır.  ‘Bozkurtlar’ı örgüt olarak yasaklama imkânı için gerekçeler yeterli değildir. Ayrıca yasaklamak mümkün değil, çünkü ‘Bozkurtlar’ hukuki bir yapıya sahip değiller. Bu sebepten ve Hollanda’daki şiddet olaylarının sınırlı olmasından dolayı, Avrupa ülkeleri ile yasaklama imkânının görüşülmesine gerek göremiyorum. Özgürlüklerimiz antidemokratik ve kabullenilemeyecek tutumlara ruhsat değildir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda buna karşı tedbirler alınır ve gereken kurumlar işlevlerini yerine getirirler. Kamu düzeni sorun yaşarsa, belediye başkanları buna karşı harekete geçerler. Suç teşkil edilen konu olursa, polis gerekeni yapar, kovuşturma konusunu savcılık belirler. Hükûmet aşırı milliyetçi akımların topluma tehdit oluşturma imkânlarını takip etmekte ve gerektiğinde gereken mercileri bilgilendirmektedir. Hükûmet ‘Bozkurtlar’ı terör yapısı olarak görmemektedir. Bunun için zaten hukuki bir dayanak ta bulunmamaktadır.”
İki bakanın ortaklaşa vermiş olduğu bu cevap zaten beklenmekteydi. Sırf siyasi bir yaklaşım olan bu soru önergesine zaten başka türlü bir cevap verilemezdi. Ortada hiçbir hukuki zemini olmayan bir yapıdan bahsedilmekte ve bu önergeyle siyasilerin nasıl bir ruh hâli taşıdıkları ortaya serilmekte. Önceleri daha çok kökü Türkiye’de olan bölücü terör örgütü yandaşları ve aşırı solcular bu tür hayali suçlamalarda bulunurlardı, maalesef bu sefer neredeyse tüm parlamento buna alet oldu. Aşırı sola bu sefer popülizm destek verdi ve böylece bir önerge gündeme getirildi. Verilen cevaplar çok yerinde olmakla beraber, popülizm peşinde olan, hem sağ hem sol siyasilere âdeta bir demokrasi ve hukuk dersi verilmekte. Bu önerge gündeme geldiğinde, basın bunu bayağı büyütmüş ve gündemde tutmuştu. Verilen cevaplar ise şu ana kadar Hollanda basınında hiç gündeme getirilmedi. Bu da Hollanda Türk toplumunu üzmektedir. Türk toplumu kötü ya da suçlanan bir şekilde gündeme geldiğinde abartılarak gündemde tutulmakta, ama aksi olduğunda hiç söz edilmemekte. Bu yaklaşımlar maalesef uyuma da engel olmakta. Son senelerde yaşanan sıkıntılar umarız tez zamanda son bulur ve Türk toplumunun büyük bir kesimi kendini daha da dışlanmış hissetmez. Gerçi bu ‘Bozkurtlar’ önergesini şu açıdan da ele alabiliriz. Verilen cevaplar Türk insanının var olan demokrasi ve hürriyete inancını pekiştirmekte. Siyasiler her ne kadar önyargılı yaklaşmış olmuşlarsa da hükûmet yetkilileri demokrasi ve hürriyete vurgu yaparak cevaplarını vermişlerdir. Ve inanıyorum ki, Türk insanı bu cevap yazısını canı gönülden desteklemekte. Türk toplumu ne kendini hukuki zeminde var olmayan yapılarla suçlanmayı arzuluyor ne de var olan demokrasi ve hürriyet haklarını zedeleyecek yapıları istiyor. Şiddete yanaşabilecek bir tutumu toplumumuz zaten hiçbir zaman kabullenmemiştir.  Bakanlıkların vermiş olduğu cevaplarda Hollanda’da var olan Türk STK’lerinin devlet kurumları ile irtibatlarının da katkısı olduğunu düşünenlerdenim. Bu iletişimler sayesinde, Hollanda devleti ve kurumları kimlerin hangi yolda olduğunu çok iyi bilmektedir. Şiddete meyilli, demokrasi ve hürriyet düşmanlığı taslayan Türk STK’leri olmadı ve olmaz da. Yanlış yapanlar varsa, Bakanlar buna çok güzel cevap vermişler: gereği yapılır.
Verilen cevapların yazısı iyi saklanmalı. Bir zaman sonra unutulur ve bu konu tekrar gündeme gelir. İşte o zaman bu yazı dosyadan çıkartılır ve masaya konur.