İLETİŞİM UYGULAMALARI İLE KURULAN TUZAKLAR

08 Şubat 2021 13:20 Mehmet DEMİRKAN
Okunma
50
İLETİŞİM UYGULAMALARI İLE KURULAN TUZAKLAR

İLETİŞİM UYGULAMALARI İLE KURULAN TUZAKLAR
Mehmet DEMİRKAN
İletişim yaşamımız için vazgeçilmez hâle gelirken bağımlı hâle geldiğimiz sosyal platformlar ve iletişim uygulamalarının özel yaşantımız için ne denli büyük bir tehlike oluşturduğunu yaşananlarla öğrendik. Dünyanın en yaygın dijital iletişim uygulaması WhatsApp kullanıcılarından özel bir anlaşma imzalamalarını talep etti. Bazı kişisel bilgilerin paylaşılmasına onay verilmesi isteniyordu. İşin skandal boyutu bu bilgilerin yıllardır zaten paylaşılıyor olmasıydı. Dünyanın en büyük, Türkiye'nin en çok kullanılan dijital iletişim uygulaması WhatsApp geçen yılın sonunda kullanım şartlarını ve gizlilik politikasını değiştireceğini duyurdu. Kullanıcılarına ait kişisel bilgilerde ilgili kurallarını güncelleyen iletişim uygulaması WhatsApp, aynı sosyal iletişim ağı içindeki Facebook şirketleriyle, kullanıcılarına ait daha fazla özel bilgi paylaşabilecek. Güncellenen kurallara göre, kullanıcıların birbirleriyle yaptığı özel görüşmeler Facebook ile paylaşılmasa da, ticari bilgi verilerinin paylaşılmasının yolu açılacak. WhatsApp sözcüsü, "2020 Ekim'inde çizilen WhatsApp iş vizyonunun bir parçası olarak, küçük işletmelerin daha başarılı olabilmesini sağlamak için, hizmet ve özel bilgilere ilişkin politikamızı güncelliyoruz." dedi. Yeni kurallara göre WhatsApp kullanıcılarının iletişim verileri, cep telefonu bilgileri, IP adresleri ve iletişim kurma biçimleri konusundaki bilgilerin Facebook ile paylaşılmasına onay vermesi gerekiyor. Kullanıcılardan bilgilerinin paylaşılmasına onay vermeleri istenince dünya genelinde veri mahremiyeti ve güvenliği konusunda tartışmaya açıldı ve büyük tepki oluştu. Tesla CEO'su Elon Musk'ın da bir tweet atıp "Signal kullanın." diyerek, kullanıcıları veri paylaşımı açısından daha güvenli olduğunu iddia ettiği bir başka platforma yönlendirmesi tartışmayı daha da alevlendirdi.
Bu arada Facebook ve WhatsApp mevcut politika değişikliğini Ağustos 2016'dan bu yana devam eden uygulamanın sadece kullanıcı sözleşmesine geçirilmesi olarak açıkladı. Bu açıklama ile WhatsApp bilgilerinin Facebook ile 5 yıla yakın bir süredir zaten paylaşıldığı ortaya çıktı ve kullanıcıları daha da hiddetlendi. Bu tweet sonrası çok sayıda WhatsApp kullanıcısı, hesabını kapatarak alternatif mesajlaşma platformlarına üye olmaya başladı. Facebook, WhatsApp'ı 2014 yılında 22 milyar dolara satın aldı. WhatsApp, Ağustos 2016'dan itibaren de Facebook ile veri paylaşımı yapmaya başladı. Veri paylaşımına başladıktan sonra WhatsApp, bir ay süreyle kullanıcılarına bu paylaşıma katılmama imkânı verdi. Herhangi bir tercihte bulunmayan kullanıcıların otomatik olarak veri paylaşımına rıza gösterdikleri kabul edildi. Veriler Facebook ile paylaşılmaya başlandı. Bu süreden sonra platforma katılanların da paylaşım iznini otomatik olarak onayladıkları varsayıldı.

FACEBOOK’UN MARİFETLERİ
Facebook ile ilgili ilk büyük skandal kullanıcıların kişisel verilerinin rızaları alınmadan Microsoft, Amazon, Spotify gibi dev şirketlerle paylaştığı ortaya çıkması ile patladı. İddiaya göre Facebook, 150'den fazla şirket ile kullanıcılarının kişisel verilerini paylaşılmıştı. New York Times, günlerce süren bir haber dizisi hazırladı. Haberler, "Yıllardır Facebook, dünyanın en büyük teknoloji şirketlerine, kullanıcıların kişisel verilerine izinsizce erişim izni veriyor. Ve bu erişim hakkı Facebook'un açıkladığından daha büyük boyutlarda." ifadeleri ile büyük yankı uyandırdı. Facebook'un kullanıcılarının bilgilerini doğrudan satmadığı, bunun yerine sosyal medya platformunun kurucusu Mark Zuckerberg'in şirketin ilk yıllarında birçok şirketle anlaşmalar yaparak kullanıcıların verilerine erişim izni tanıdığı kaydedildi. Bu şekilde Facebook'un daha fazla kullanıcı kazandığı, verilerin paylaşıldığı şirketlerin de ürünlerini daha çekici hâle getirme imkânı bulduğuna işaret edildi. Kayıtlar Facebook’un Microsoft'un arama motoru Bing'e, kullanıcıların ve arkadaşlarının adlarına,  Netflix ve Spotify'a da gizli mesajlara erişim hakkı tanındığını gösteriyor. Facebook’un veri ihlali bunlarla sınırlı kalmadı. Londra merkezli Cambridge Analytica adlı veri analiz firmasının, 87 milyon Facebook kullanıcısının kişisel verilerini, ABD'de Kasım 2016'da yapılan başkanlık seçimleri ile İngiltere'de Haziran 2016'da gerçekleşen Avrupa Birliği referandumunu etkilemek için kullandığı ortaya çıktı. Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg, 50 milyon kullanıcıya ait verilerin Cambridge Analytica veri şirketi tarafından usulsüz kullanıldığının ortaya çıkması üzerine olayla ilgili yaptığı açıklamada "Hata yaptık." dedi. Zuckerberg, verileri elde etmek için Facebook'ta bir uygulaması açan ardından da bu verileri Cambridge Analytica'ya veren akademisyen Aleksandr Kogan'ın yaptıklarından Guardian gazetesi aracılığıyla haberdar olduğunu, kullanıcıların izni olmadan veri paylaşımının şirket politikalarına aykırı olduğunu söyledi. Kişisel verilerin izinsiz paylaşılması sebebi ile Zuckerberg ABD Kongresine de ifade vermek zorunda kaldı. Burada "Hata yaptım, özür dilerim." dedi.

ŞAİBELİ ŞİRKET “CAMBRİDGE ANALYTİCA”
Cambridge Analytica, tüketici, takipçi ya da seçmen davranışlarını değiştirmek isteyen, iş dünyasına ve siyasi partilere hizmet veren bir veri analiz şirketi. Şirket, tüketici verilerini analiz edip, pazarlama araçlarıyla hedef kitleleri tespit edebildiğini iddia ediyor. Ana merkezi Londra'da olan Cambridge Analytica, 2013'te kuruldu. Şirketin kurucusu Alexander Nix, kuruluş amaçlarının “ABD Başkanlığı siyasi pazarındaki boşluğu doldurmak'” olduğunu açıkladı. Bu boşluğun Cumhuriyetçi aday Mitt Romney'nin 2012 Başkanlık Seçimlerinde Demokrat rakiplerine karşı aldığı mağlubiyetle görünür hâle geldiğini ifade etti. Nix, "Demokratlar teknoloji devriminde öncülük ediyordu, veri analizleri ve dijital dünya ve Cumhuriyetçilerin rekabet etmekte başarısız olduğu alanlardı. Biz de bunu bir fırsat olarak gördük." demişti. Cambridge Analytica’nın 2016’da Facebook’tan elde ettiği verilerle ABD Başkanlık seçimlerine müdahale ettiği ileri sürüldü. Bilişim uzmanları seçim sandıklarındaki tercihleri etkileyebilecek ve öngörebilecek güçlü bir yazılım kullanıldığını söyleyerek sistemi “Tam teşekküllü propaganda makinesi” olarak tanımladılar. Bu arada şirketin CEO'su Nix'in Hillary Clinton'ın e-postalarının ifşa edilmesine yardım etmesi için WikiLeaks kurucusu Julian Assange'la iletişime geçtiği bildirildi. Cambridge Analytica hâlâ çalışmalarını bütün dünya geneline yayarken talep edenler için faaliyetler yürütüyor.

İLETİŞİM UYGULAMALARI ÜCRETSİZ OLABİLİR Mİ?
Soru son derece basit. WhatsApp ve benzeri uygulamalar, çok masraflı bir operasyon olan uçtan uca şifreli mesajlaşmaya imkân tanıyıp, milyonlarca kullanıcının verilerini yönlendirip, kesintisiz hizmet vermeyi neden sürdürsünler? Eğer platformlar bu uygulamaların için kullanıcılardan ücret almayacaklarsa farklı yollardan gelir kazanma yollarını geliştirmeleri gerekiyor. Örneğin Threema gibi ücretli mesajlaşma uygulamaları talep görmüyor ve kullanıcılar her durumda ücretsiz uygulamaları tercih ediyor. Bu sorun sadece WhatsApp için değil, bütün sosyal medya platformları Facebook, Instagram ve Twitter gibi uygulamalar için de geçerli. Bu büyük platformlar ücretsiz sundukları hizmetler karşılığında kullanıcı verilerini işleyerek reklam optimizasyonu yapıyor ve şirketlerin alıcıya ulaşmalarını sağlıyor. Bu da olağanüstü bir gelirin kapılarını açıyor. Durum böyle olunca dijital reklamcılık öylesine büyük bir pazar hâline geldi ki, buradan yaralanmak isteyenler arasında büyük bir savaş var. Facebook ve Google Amerika Birleşik Devletleri dijital reklam pazar payının yarısından fazlasını kontrol ediyor. İki şirket paylarını arttırabilmek için büyük çaba harcıyor. Aslında WhatsApp, Facebook ya da diğer platformların kullanıcı mesajlarını okunmak gibi bir talebi yok. Üstelik WhatsApp, "uçtan uca şifreleme" özelliğine sahip. Yani mesajların içeriğini sadece gönderici ve alıcı görebiliyor. Asıl değerli olan kullanıcıların "meta-veri"lerinin bağlantılı şirketler ile reklam ve hizmet optimizasyonu için paylaşılması. Facebook ile paylaşılan meta-veriler tedirginlik verecek boyutta. İddialara göre WhatsApp; hesap bilgilerin, aktivitelerin süresi, telefon rehberindeki irtibat bilgilerini, irtibata geçerken kullanılan e-posta adresleri, kullanılan cihaz, mobil servis sağlayıcı, IP adresi ve cihazın bulunduğu uluslararası zaman dilimini paylaştı. Bu kadar geniş yelpazedeki verinin, kullanıcının haberi olamadan yapılması kişisel verilerin korunması ile ilgili büyük problemi ortaya çıkartıyor.

WHATSAPP'IN ALTERNATİFLERİ NE KADAR GÜVENLİ?
WhatsApp'ın yeni politikası uzun zamandır devam eden fiilî durumun ilanıydı. Bununla birlikte binlerce kullanıcı yeni arayışlara yöneldi. Bilişimciler hemen arayış içindekileri uyardı; seçilen uygulama, “uçtan uca şifreleme” yani mesajı gönderen ve alan kişi dışında kimsenin görememesi özelliğine sahip olmalı. Ayrıca kullanıcının hangi verilerinin depoladığına ve paylaştığına dikkat edilmesi gerekiyor. Şimdi iki uygulama ön plana çıktı. Signal ve Telegram… WhatsApp’ın kurucularından Brian Acton şirketten ayrılarak Temmuz 2014'te Signal'i kurdu. Signal, uçtan uca şifreleme protokolünü daha ileri götürerek meta-verileri de şifreliyor. Böylelikle bu tip verilerin üçüncü şahıslara satılması veya verilere başka kanallar yoluyla erişilmesi -Signal dâhil - mümkün değil. Signal'in önemli güvenlik özelliklerinden biri "kaybolan mesajlar". Bu özellik gönderilen ve alınan mesajların kullanıcı tarafından belirlenen süreyi geçince veya okununca otomatik olarak silinmesini sağlıyor. Bunun yanında Signal "tek gösterimlik" medya mesajlarıyla verilerin görüldükten sonra otomatik silinmesini de olası kılıyor. Signal verileri kendi sunucuları veya başka bir bulut depolama alanında yedeklenmiyor. Mesajlar sadece kullanıcının telefonunda depolanıyor. Bu da gönderici ve alıcı dışında kimsenin mesajlara erişememesini sağlıyor. Telegram uygulaması da "uçtan uca şifreleme" özelliğine sahip. Ancak bunun için  "gizli sohbet" özelliğinin kullanılması gerekiyor, bu da iki kişi arasında yapılabiliyor yani WhatsApp'taki gibi çok kullanıcılı gruplarda uygulanamıyor. Telegram'dan yapılan açıklamalarda bugüne kadar hiçbir platformla ya da güvenlik güçleri ile asla veri paylaşılmadığı kaydediliyor. Bütün bunlar olurken Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), kullanıcılarına kabul etmeyi mecbur kıldığı yeni gizlilik sözleşmesi nedeniyle WhatsApp hakkında resen inceleme başlattı. KVKK konuyu, kişisel verilerin korunması mevzuatı genel hükümleri ile ilgili Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 15'inci maddesinin açık rıza, veri işleme şartları, yurtdışına veri aktarımı ve temel ilkelerle ilgili hükümlerine bakarak değerlendirecek.