RUSYA EL YÜKSELTİYOR

15 Ekim 2020 16:19 Mehmet DEMİRKAN
Okunma
80
RUSYA EL YÜKSELTİYOR

NOT: GÖRSEL OLARAK RUSYA DEVLET BAŞKANI VLADİMİR PUTİN ve SURİYE’DEKİ RUS ASKERLERİ KULLANILABİLİR…
RUSYA EL YÜKSELTİYOR
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarihinin en önemli başkanlık seçimine hazırlanırken, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de olağanüstü bir gerilim var. Filistin davasını terk edip İsrail ile masaya oturan Arap ülkeleri, uluslararası antlaşmaları çiğneyerek Yunanistan’ın tırmandırdığı gerilim ve Suriye’de çatışma noktasına gelen ABD ile Rusya güçleri…
ABD’de başkanlık seçimi için süreç, hatta oy verme başladı. Amerikan tarihinin en kritik seçimi öncesinde çok sıcak gelişmeler yaşanıyor. Çatışmanın eşiğine kadar gelen gerginlikler yaşanırken Rusya yeni yaşanmaya başlayan sürecin kendi planladığı gibi ilerlemesi için birçok hamle yapıyor. Hatta sıcak çatışmaya girmekten bile kaçınmıyor. Ağustos ayının sonunda Suriye’den bir haber geldi. Rusya birlikleri Amerikan askerî aracını vurmuştu. Haber merkezlerine düşen ilk bilginin hemen ardından Rusya'da yayın yapan ve milliyetçi olarak bilinen ‘Rusvesna.su’ adlı İnternet sitesi, çarpışmanın videosunu yayımladı. Video Twitter'da binlerce kişi tarafından yeniden paylaşıldı. Videoda, Suriye'nin kuzeydoğusundaki çöllük bir arazide konvoy hâlinde ilerleyen bir Rus askerî aracının, ABD ordusuna ait bir araca doğru ilerleyip çarptığını, bu esnada bir Rus helikopterinin de alçak uçuş yaptığı görülüyor. Bu çatışmada 4 Amerikan askerinin yaralandığı belirtilirken, ABD ve Rusya karşılıklı olarak birbirlerini suçladı. Olayla ilgili görüntülerin basına sızdırılmasının ardından Rusya Savunma Bakanlığı, o bölgede devriye yapacağına dair daha önce ABD ordusunu bilgilendirdiğini açıkladı:
“Buna rağmen, var olan anlaşmaları da ihlal ederek, ABD Silahlı Kuvvetlerine bağlı askerler Rusya'nın devriyesini engellemeye çalıştı.” denildi. Açıklamada ayrıca: “Buna karşılık olarak Rus ordu polisi de herhangi bir olay yaşanmasını engellemek ve başlanan görevi tamamlamak için gerekli tedbirleri almıştır.” ifadeleri yer aldı.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi ise, Rus askerî aracının, ABD'ye ait mayına dayanıklı arazi aracını hedef aldığını ve araçtaki ekipte bazı yaralanmalara yol açtığını duyurdu. Bu tip olaylar bölgede artık sık yaşanmaya başladı. Suriye ordusu da zaman zaman Amerikan askerlerine yine aynı bölgede ateş açıyor. Şubat 2018'de de Rus paralı askerleri, büyük bir petrol yatağının yakınlarında ABD askerî noktasına bir saldırı düzenlemişti. Geri püskürtülen askerler arasında ciddi şekilde yaralananlar olmuştu. Ancak bu son olay farklı. Çünkü bu kez olay, resmî olarak ABD ve Rus ordularına bağlı olan askerlerin arasında doğrudan bir çatışma oldu. İki ülke arasında Aralık 2019'da uzlaşılan çatışmasızlık protokollerinin çok sık ihlal ediliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Ekim 2019'da Suriye'den çekilme kararı verdikten sonra yaklaşık 500 kadar Amerikan askerini bölgede bırakmıştı. Ancak ABD yönetimi yaşanan gerilimin ardından bölgeye altı zırhlı aracın yanı sıra 100 askeri ülkenin kuzeydoğusuna gönderildiğini açıkladı.
ABD Merkez Komutanlığı Sözcüsü Yüzbaşı Bill Urban, Kuveyt'ten gönderilen askerî araçların yanı sıra, kısa süre içinde bölgeye bir radar yerleştirileceğini ve ABD ordusunun devriyelerine savaş uçaklarının eşlik etme sıklığını artıracaklarını söyledi. Urban “ABD Suriye'de herhangi bir ulusla savaşmak istemez fakat gerektiği takdirde koalisyon güçlerini savunur.” dedi.

RUSYA’DAN ARDI ARDINA SESSİZ HAMLELER
ABD ile ciddi bir hegemonik rekabet içinde olan Rusya, Doğu Akdeniz’de, Suriye ve Libya’da yaşanan gerilimlerde ardı ardına hamleler yapıyor. Özellikle arka bahçesi olarak gördüğü coğrafyada.
SSCB dağıldıktan sonra özellikle 90’lı yıllarda iç politikadaki ekonomik ve siyasi sarsıntılar yaşayan Rusya, jeopolitik anlamda da hızlı bir şekilde etki alanlarını kaybetti. Rusya’nın yeniden toparlanması Vladimir Putin ile oldu. Putin bu bölgelerde ekonomik ve siyasi ağırlığını artırmayı öncelikli politika olarak belirledi. Buralarda SSCB Dönemi’nden kalma ideolojik temelli altyapıyı, ekonomik-siyasi ilişki ağını harekete geçirmek çok da zor olmadı. Başkanlık süreci 2036 yılına kadar uzatılan Putin’in imajına gölge düşse de tartışılamayacak kadar güçlü. Ancak ayaklarının üstüne kalkan Rusya ekonomik yaptırımlardan dolayı zor durumda.  Petrol fiyatlarındaki düşüş, yaşanan pandemi ile birleşince Rusya da birçok ülke gibi sıkıntılarla karşı karşıya. Batı’dan gelen jeopolitik ve ekonomik baskıya alternatif olarak Rusya, Çin ile birlikte karşı bir denge arayışı içerisinde.

ÇİN RUSYA İÇİN STRATEJİK ORTAK MI, GİZLİ TEHDİT Mİ?
ABD ve Batı dünyası için Rusya-Çin ilişkilerinin gelişip stratejik bir boyut alma olasılığı Batı açısından en istenmeyen senaryo. Hem Çin hem Rusya bunun farkında ve bu kozu iyi kullanıyorlar. Ancak Çin’le olan yakınlaşma Rusya açısından aynı zamanda bir tedirginlik unsuru. Rusya’nın kendi içinde güvenlikle ilgili ciddi korkuları var. Topraklarının büyüklüğüne oranla nüfusu az olan Rusya, Çin’le olan ilişkilerinde temkinli olmak zorunda. Çin’den gelebilecek demografik bir tehlikeye karşı koyma gücü yok Rusya’nın. 2000’li yıllardan itibaren gündeme gelen Rusya’nın Sibirya ve Çin sınırına yakın olan bölgelerde artan Çin nüfusu, son dönemde kaygılı bir biçimde dile getirilmeye başlandı. Kremlin’in çalışma yaptığı önemli konuların başında da bu geliyor. Rus yetkililer sınırdaki gelişmeleri tehdit olarak görüyor. Birçok uzman gerçekçi şartlar oluştuğunda Rusya yönetiminin Batı ile anlaşmayı Çin’le stratejik yakınlaşmaya tercih edeceğini dile getiriyor. Şu andaki siyasi yakınlaşma zorunluluktan kaynaklanmakta. Rusya’nın Çin ile olan ekonomik ilişkileri nesnel temellere dayanıyor. Rusya bir enerji tedarikçisi. Çin’in Rusya ya karşı Batı yaptırımlarına uymuyor. Çin’in İpekyolu Projesi de Rusya’nın jeopolitik etki alanıyla direk bağlantılı. Rusya Çin ile kontrollü bir ilişki sürdürürken arka bahçesi olarak gördüğü coğrafyada asla taviz vermez bir tutum içinde.

YENİ KIRILMA HATTI BELARUS
Belarus’ta yapılan başkanlık seçiminin ardından muhalifler sokaklara döküldü. Alexsander Lukaşenko’nun bir kez daha seçildiğinin açıkladığı sonucun gerçeği yansıtmadığı iddia ediliyor. Gözler hemen Moskova’ya çevrildi. Moskova bir süre sesiz kaldı. Ardından da itidal çağrısı geldi. Bunun tek sebebi var. Rusya Ukrayna’da yaptığı hatayı Belarus’ta tekrarlamak istemedi. O hata da şuydu: “Kayıtsız şartsız lideri desteklemek adına halkı karşısına almak.”
Belarus eski SSCB coğrafyasında özelleştirme yapmayan, ciddi askerî, sanayi tesislerine ve tarım alanlarına sahip. Avrupa Birliği sınırında bir ülke. Sorunun temelinde bu zenginliklerin paylaşılması noktasında, Rus oligarkları ve Batı finans grupları arasındaki çatışma yatırıyor. Dolayısıyla Belarus’taki gelişmelere eski Sovyet coğrafyasında süren paylaşım savaşlarının bir aşaması olarak bakmak gerek. Rusya açısından Belarus’taki ideal çözüm Lukaşenko’nun iktidarının devamından çok halkın da kabul edebileceği Rusya karşıtı olmayan, bu arada Batı’nın da tepkisini çekmeyecek yeni bir liderin ortaya çıkması. Rusya, Belarus için en büyük pazar. Rusya’nın da Belarus’ta Avrupa bağlamlı güvenlik sisteminde önemli rol oynayan askerî üsleri, ayrıca bitmek üzere olan bir atom santralı projesi var. Bu anlamda orada Rusya karşıtı bir liderin gelmesi demek, Rusya açısından bütün bunların kaybı anlamına geliyor. Bu yüzden Belarus Rusya için, Suriye’den de Libya’dan da daha değerli stratejik öneme sahip. Bu çerçevede Rusya kontrolü elinde tutmak için derin hamleler yapıyor. Bir başka sıcak alan ise Doğu Akdeniz…

ANKARA-MOSKOVA HATTI SORUNLARLA DOLU
Soğuk Savaş sürecinin ardından Türkiye ve Rusya, ilk kez Suriye’de çatışma noktasına kadar geldi. Rus uçağının düşürülmesi ile kopan ilişkiler iki ülkenin de geri adım atması ile aşıldı. Bununla birlikte Kremlin’in bir şeyi aklından asla çıkartması mümkün değil: “Türkiye bir NATO ülkesidir.” Bazı kesimler ısrarla yeni bir yol arayışına vurgu yapsa da bu konu kamuoyunda zaman zaman tartışılsa da Moskova’da diplomasiye yön verenler hiçbir biçimde Türkiye’nin NATO’dan çıkacağı gibi bir düşünce ile hareket etmez. Bu sebeple iki ülke ilişkileri karşılıklı güvenden çok, karşılıklı anlayışa dayalı yürümekte. Ekonomik bağımlılık sebebi ile taraflar çeşitli senaryoları geliştirmek için çaba sarf ediyor. Ancak Rusya açısından büyük sorun Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de güç kazanması. Bunun emaresi de Doğu Akdeniz'deki kriz sürerken, Rusya Dışişleri Bakanlığından Yunanistan'ı destekleyen açıklama ile görüldü. “Atina bizim Avrupa'daki geleneksel ortağımızdır. İlişkimizin temeli, Rusya ve Yunanistan arasında ruhani ve kültürel medeniyet akrabalıklarından gelen karşılıklı sempatiye dayalı.” denildi. İki ülke arasındaki karşılıklı iş birliğinin gelişerek devam ettiğinin belirtildiği açıklamada, yüksek etkileşim dinamiklerinin sürdürülmesi için karşılıklı çaba gösterildiği ifade edildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı açıklamanın devamında, bankacılık, ulaşım, nakliye, gıda üretimi ve işleme sektörünün yanı sıra inşaat ve yüksek teknolojiler, enerji ve turizm alanlarında etkileşimde bulunan iki ülke arasında 50'den fazla anlaşma imzalandığını belirtti. Kıbrıs Rum yönetiminin en büyük gazetelerinden biri olan Phileleftheros'a konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Rusya'nın Türkiye ile Yunanistan arasında arabulucu olmaya hazır olduğunu söyledi. Lavrov, Doğu Akdeniz'de yaşanan gerilimle ilgili çatışma potansiyelinin daha fazla artmasıyla ilgili herhangi bir eylemi kabul edilemez bulduklarını belirterek, “Bölgedeki devletlerin liderlerine, sorunların veya uyuşmazlıkların yalnızca barışçıl yollarla ve hukuki alanda çözülmesi için defalarca çağrıda bulunduk.” dedi.
Rusya Türkiye ile olan ilişkilerinin her yönüyle Yunanistan’a göre çok daha kapsamlı olması sebebi ile temkinli bir tavır sergiliyor. Türkiye ile Rusya arsında gerilimli bir konu da Suriye. Moskova’nın Suriye’de izlediği politika var olan statükonun korunmasına yönelik. Bölgede sınırların değişmesini Rusya kendi toprak bütünlüğü için de uzun vadede bir tehlike olarak algılıyor. Kremlin’in somut bir Kürt planı yok. Bölge ülkeleriyle ilişkilerinde Kürtleri kullanma planı var. Asıl sorun bölgede çatışma içinde olan radikal İslamcı grup üyelerinin birçoğunun Rusya ve eski Sovyet Cumhuriyeti çıkışlı olmaları. Rusya bu kişilerin orada yok edilmelerini veya bir daha geri dönememelerini sağlamaya çalışıyor. Rusya Suriye’de savaş bittikten sonra yeniden yapılanmayla ilgili bütün yükü üzerine alacak konumda değil. Suriye meselesinin bir konsensüsle sonuçlanması gerektiğinin ve idari yapının eskisi gibi olamayacağının da farkında. Moskova aktif olarak izlediği dış politikanın temelinde, oluşacak Yeni Dünya düzeni içerisinde Rusya’nın konumunu dokunulmaz kılmaya çalışıyor. Bunun için de diplomasinin yıllara dayanan deneyimini sahada ustaca hayata geçirmek için gücünü en akılcı biçimde kullanıyor.