MAVİ VATAN

15 Temmuz 2019 15:28 Mehmet DEMİRKAN
Okunma
195
MAVİ VATAN

Doğu Akdeniz’de suların giderek ısındığı bir dönemde, Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in 2006 yılında ortaya attığı bir kavram olan “Mavi Vatan”, her zamankinden daha önemli hâle geldi.
Bu kavram, Türkiye’nin çevresindeki denizlerde, uluslararası hukuktan kaynaklanan sahip olduğu deniz büyüklüğünü ifade etmekte.
Buna uluslararası deniz hukukunda “münhasır ekonomik bölge” deniliyor.
Münhasır ekonomik bölge; 1982 yılında Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ile düzenlenmiş, her devletin kendi kıyılarından başlayarak açık denize doğru, 200 deniz mili ya da 370 kilometre uzanan bölgede, suyun yüzeyi, su kolonu ve deniz yatağının altındaki egemenlik haklarını ifade ediyor.
Türkiye’nin 783.552 kilometrekarelik karasal alanı bulunmakta. 8.333 kilometre uzunluğundaki kıyı şeridinden kaynaklanan, 400 bin kilometrekare dolayında da deniz alanına sahip.
Yani Mavi Vatan’ın büyüklüğü 400 bin kilometrekare civarında.
Ancak bu konu Ege ve Akdeniz’de beraberinde çatışmaları getirecek kadar gerilimli.
“Uluslararası deniz hukuku”na göre her kıyıdaş ülkenin kıyılarından itibaren 370 kilometre hakkı var. Ancak bu bölgelerin çakışması durumunda ya taraflar hakkaniyete uygun şekilde karşılıklı anlaşacaklar ya da uluslararası mahkemelere gidilecek.
Ancak Türkiye “uluslararası deniz hukuku”na taraf değil. Dolayısıyla Türkiye açısından bu konunun uluslararası mahkemelerde çözülmesi mümkün değil.

SORUN YUMAĞI DOĞU AKDENİZ BASENİ

Türkiye, Karadeniz’de, Haziran 1978’de Sovyetler Birliği ile yapılan anlaşma ile münhasır ekonomik bölgesini belirledi.
Buna karşın Akdeniz ve Ege’de Mavi Münhasır Ekonomik Bölge ilan edilmedi. Ege için Yunanistan ile 11 Kasım 1976’da “Bern Mutabakatı” imzalandı. Bu Mutabakat ile Türkiye ve Yunanistan bu konuda adım atmadan önce karşılıklı görüşmelerde bulunmayı taahhüt etti.
Ancak asıl sorun hidrokarbon yatakları ile dolu olduğu bilinen Doğu Akdeniz havzasında...
Peki, Doğu Akdeniz’de ne oluyor?
Dünyanın enerjisinin %85’ini üç fosil yakıt, petrol, kömür ve doğal gaz karşılıyor. Önümüzdeki yıllara yönelik yapılan senaryolara baktığımızda, yenilenebilir enerji kaynakların ve fosil yakıtlar içinde de doğal gazın payının artması bekleniyor.
Durum böyle olunca Doğu Akdeniz’deki keşfedilen doğal gaz yatakları büyük önem kazandı.
Bölgede son 10 yılda İsrail’in arama ve sondaj faaliyetlerini görüyoruz.  İsrail’in Lavanten basenindeki Leviatan sahasında 620 milyar metreküp doğal gaz bulduğu açıklandı. Türkiye geçen yıl 50 milyar metreküp gaz tükettiği göz önüne alındığında, bir bölgenin bile oldukça büyük rezerve sahip olduğu görülüyor. İsrail Lavanten baseninde Maribe ve Tamar gibi diğer sahalarda da doğal gaz buldu.
Mısır da Nil Deltası baseninde Zor ve Nour gibi çok büyük sahalar keşfetti. Zor sahasından 850 milyar metreküplük bir rezerv açıklandı. Zor’un batısındaki Nour sahası için 2,5 trilyon metreküp gibi inanılmaz bir rakamdan söz ediliyor.