ZEKİ VELİDİ TOGAN (1890-1970)

30 Ağustos 2018 17:42 Murat Gedik
Okunma
67
ZEKİ VELİDİ TOGAN (1890-1970)

ZEKİ VELİDİ TOGAN
(1890-1970)

Murat GEDİK

Çok erken yaşlarda Arapça, Farsça ve Rusça gibi dilleri öğrenmiş olan Zeki Velidi Togan, bu dilleri iyi kullanarak ilme ve Türklük adına büyük ve ölümsüz eserlere imza atmıştır. Henüz 22 yaşında iken “Türk ve Tatar Tarihi” adlı çok önemli eseri neşretmiş ve genç yaşta kendinden söz ettirmiştir. Bartold ve Vambery gibi âlimler bu kitap hakkında çok güzel sözler söylemişlerdir. Kitabı basıldıktan sonra Zeki Velidi, Kazan Üniversitesi Arkeoloji, Tarih ve Etnografya Cemiyeti’nin üyeliğıne seçilmiştir. O Türk milleti için kendine ne görev verildiyse hepsini layıkıyla yerine getirmeye çalışmış; devlet, siyaset, fikir ve ilim alanında geride bırakıp geleceğe ışık saçan eserleri ile adeta unutulmazlar listesine adını yazdırmıştır. “O, Avrasya halklarının geçmişinin araştırılmasında yeni ufuklar keşfetmek ve kadim Türkler´in varlığını soruşturmak için Şark müelliflerinin yazı denizine açılan bir Kristof Kolomb idi.”  Zeki Velidi ilk çalışması olan “Türk Kavimlerinde Dört Mısralı Şarkılar”ı neşrettiğinde henüz 20 yaşında idi.
Bir din adamının oğlu olarak 10 Aralık 1890’da Rusya’da, Başkurt Özerk Cumhuriyetinin Sterlitamak’a bağlı Küzen köyünde dünyaya gelir Zeki Velidi. Babası, Gaspıralı İsmail Bey’in hayranlarından olup medrese sahibidir. Babası ve dayısından ilköğrenimini alan Zeki Velidi, gizlice köyünden ayrılarak Kazan’da eğitim aldı. Bu karar özellikle babası gibi din adamı olmamak düşüncesindendir. Rusçayı Kazan’da öğrendi ve Rus ilim adamları ile irtibatları başladı. Kasımiye medresesinde eğitimini tamamladı ve Rus bilim adamları tarafından Türkistan’a gönderildi. Arapçayı babasından ve Farsçayı annesinden öğrenen Zeki Velidi Ufa’da Osmaniye Medresesi’nde Türk tarihi muallimi oldu.
1916 yılında Rus Meclisi’ndeki Müslüman vekillere yardım için kurulan heyetin içinde yer alarak St. Petersburg ve Moskova’ya gitti. Siyasi çalışmaları böylelikle başlamışken Türk tarihine var olan merakından dolayı araştırmalarını devam ettiriyordu. Gittiği yerlerde Rus ilim adamları ile temaslar kurmayı da ihmal etmiyordu.
Bolşevik devrimi 1917 yılında gerçekleşince halkı için mücadele etmeye devam etti Zeki Velidi. Rusya içinde muhtariyet için çalışmalar gerçekleştirdi. Başkurt Muhtar Devleti’ni ilan etti ama Ekim devrimi ile mecburiyetten “Kızıllar” ile hareket etti. Kızılların yalan söylediklerini ve milletine özgür bir hayat tanımayacağını anlayınca on beş ay sonra Türkistan’a geçerek Basmacı Hareketi’nde buldu kendini. Buhara’da Enver Paşa’yla görüştü ve istişareler etti.
Buradaki başarısızlıktan sonra Hindistan üzeri Avrupa’ya gitti (1923). 1925 yılında Türkiye’ye davet edildi ve Ankara’da Maarif Vekaleti’nde görev aldı ve daha sonra İstanbul Üniversitesi’nde Türk tarih muallimi olarak göreve başladı. Türkiye’ye davetinde Dr. Rıza Nur, Hamdullah Suphi ve Yusuf Akçura’nın girişimleri etkili oldu.
Zeki Velidi Başkurdistan’ı Türkistan ve Kazakistan ile birleştirme fikrini her zaman içinde yaşattı. Bunu Lenin ile bile görüşmüştü. Türkistan’a geçtiğinde Ceditler fırkası, Erk fırkası ve Alaş-Orda yapısını bir araya getirerek “Türkistan Milli Birliği”ni kurmuştur.
Büyük âlim olan Zeki Velidi her zaman ilimden yana tavır almıştır. Dik durmuştur ve resmi tarih olarak sunulan tarih tezini tenkit etmiştir. I. Türk Tarihi Kongresi’nde Reşit Galip tarafından sunulan Türkler´in Orta Asya’dan kuraklık neticesinde göç ettikleri tebliğine karşı çıkmış ve aleyhinde kamuoyu oluşmuştur. Atatürk onun aleyhinde kışkırtılmıştır. Aleyhinde gelişen olaylar onu Türkiye’den ayrılmaya karar verdirmiştir. İstanbul Üniversitesi’nden istifa ederek (1932) Viyana’ya gitti. Viyana Üniversitesi’nde  doktorasını tamamlamış olup doktora çalışması 1939 yılında yayımlanan İbn Fadlan’ın seyahatnamesi ve tahlilidir. Almanya Üniversitelerinde de çalışan Zeki Velidi 1939’da tekrar İstanbul Üniversitesine döner ve “Umumi Türk Tarihi Kürsüsü”nü kurar. 1944 yılında önde gelen Türk millyetçileri ile Irkçılık – Turancılık davasından yargılanır.
Nihal Atsız Zeki Velidi’nin ilk hocalığı döneminde öğrencisiydi. Zeki Velidi on beş ay tutuklu bulunur, Ekim 1945’te tahliye edilir ve ancak 1948’de bütün suçlamalardan beraat edebilir. Hapse atılan ilim adamlarının arasında bulunan Zeki Velidi için Alparslan Türkeş der ki: “Dünya ilim âleminde Orta Asya Türk tarihi üzerinde yegâne otorite olan merhum Zeki Velidi Togan, Kazım Alöç’ün emriyle iki gün aç bırakılmış, daha sonra da başka işkencelere uğratılmıştır.”  Togan ancak beraattan sonra tekrar Üniversiteye dönebildi. İlmi çalışmaları son sürat devam etti ve 26 Temmuz 1970 tarihinde vefat etti. Zeki Velidi Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
İlmi saygınlığı yurtdışında da büyük olan Zeki Velidi’nin bazı eserleri İngilizce ve Rusça olarak basılmıştır. St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nin iç bahçesinde Togan’ın heykeli de vardır.
Zeki Velidi Togan’ın ilim adamlığı her zaman göze çarpmıştır. Siyasetle içli dışlı iken ilimle uğraşmayı devam ettirmiştir. Türkistan’da Ruslar’la çatışırken, kurşunlar havada uçuşurken, bir mezarlıkta bulunduğu sırada Abdulkadir İnan’a mezar taşlarının çok eski olduğunu söyleyerek onları kâğıda dökmesini istemiş ve “Ben Rusları oyalarım, merak etme!” demiştir.
Nihal Atsız, “bilgisine göre Zeki Velidi az eser vermiştir” der. İmkanlar elverişli olsaydı da hazırlanmış eserlerini yayımlayabilseydi Türk Kütüphanesi tarih bakımından çok zenginleşecekti. Onun için ilmi değeri bütün dünyaca kabul olunan Türk profesörüdür diyebiliriz. Kendisine Amerika, İngiltere, Almanya, Hindistan, Pakistan ve galiba Japonya’dan kürsü teklif edilmişti ki bu mazhariyete eren başka hiçbir Türk profesörü yoktur.  Zeki Velidi Togan, Atsız’ı etkilemiş olan en önemli şahsiyetlerden biridir. Togan, Atsız’ın İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakultesi’nden hocasıdır. 
Togan, “İslam dünyasının gerilemesini İslam akidesinden olmadığını ve bu gerilemenin maddi medeniyetin çöküşünden olduğunu” söyler. “Medeniyet yozlaştığı için din de gerilemiştir. Deniz yolları açıldığı için kara yolları önemini kaybetmiştir ve üstünlük Avrupalılar tarafından elde edilmiştir.” Türkistan’da Müslüman kadınların seçimlere katılmaları gibi yazılar yazmış ve ilerlemede kadının önemine vurgu yapmıştır, birlik olmak için kadınların da katkısına önem vermiştir.
Türk tarihini bir bütün olarak kabul etmesi Zeki Velidi’yi Türkiye’deki bazı tarih anlayışlarından ayırmaktadır. Bu yönüyle Prof. Mehmet Fuat Köprülü ile aynı çizgidedir. O Türkiye’de modern tarihçiliğin kurucularındandır ve Rusya’daki Türklerin hürriyet için mücadele eden önderlerdendir, liderdir ve devlet adamıdır. ‘Umumi Türk Tarihine Giriş’ eserinde Türk tarihinin bir bütün olduğunu ele almıştır.
Togan, Cengiz Han ve Timur Han’ın Türk tarihindeki yerlerini anlatmıştır. Büyük Türk Timur hakkında ortaya koyduğu ilmi kaynaklarla, Ankara Savaşı’nda Osmanlı Devlet’ni mağlup ettiği için düşman olarak görülen Timur hakkında düşünceleri olumlu olarak değiştirmiştir. Timur Beg ile ilgili nesnellikten uzak, gayr-ı sahih ve marazi algıyı yıkan tarihçi, Zeki Velidi Togan’dır. Ona göre; Türkleri medeni hayata alıştıran Timur Beg’dir.
Manchester Üniversitesi tarafından bir onur doktorası (1967) ile de onurlandırılan Zeki Velidi, Fergana ve Buhara’da yapmış olduğu çalışmalarda Türk edebiyatının en önemli kaynaklarından biri olan Kaşgarlı Mahmud’un Kutadgu Bilig adlı eserinin bir yazmasını bulmuştur. Zeki Velidi’nin bazı önemli eserleri:
“Türk Kavimlerinde Dört Mısralı Şarkılar, Türk ve Tatar Tarihi, Bugünkü Türkili (Türkistan) ve Yakın Tarihi, Türkistan Tarihi, Umumi Türk Tarihine Giriş, Tarihte Usul, Hatıralar, Oğuz Destanı.”
Türk tarihini Türk insanına anlatmak isteyen Zeki Velidi ‘Bugünkü Türkili (Türkistan) ve Yakın Tarihi’ adlı önemli eserin niçin yazıldığını şu sözlerle dile getirir: “Hazar Denizi ötesindeki Doğu Türkleri´nin yakın mazilerini aydınlatmak, tarihteki mevkilerini belirlemek ve Rusya ile Çin tarafından nasıl bölüşülüp mustemleke haline getirildiklerini açıklığa kavuşturmaktır.” 
Zeki Velidi Togan Türkiye’de Türk milliyetçileri üzerinde manevi bir konuma sahiptir. Şüphesiz Türk tarihinde var olan otoritesi bunun başlıca sebebidir. Milliyetçi yayınlarda yazıları yayımlanmıştır. Bu yazılar Türkiye siyasetinden uzak ve hep ilmi açıdan ele alınmıştır. Togan’ın millyetçilik anlayışında ırk üstünlüğü yoktur, antropolojik ırkçılık reddedilmektedir. Ona göre Türk dilinde konuşan, hatta bazen dilini unuttuğu halde milli şuurunu muhafaza eden herkes Türktür. Türk milliyetçiliği hiçbir emperyalizm davasına kapılmamalıdır. Türk milliyetçiliğinin mahalli yorumlarına karşıdır, umumi Türklük fikrini savunmaktadır.