AVRUPA TÜRKLÜĞÜ VE BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ

11 Haziran 2018 10:48 Murat Gedik
Okunma
9
AVRUPA TÜRKLÜĞÜ VE BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ

AVRUPATÜRKLÜĞÜ VE BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ

 

Murat GEDİK

 

 

Yani olacak iş mi, sen çık Anadolu’dan Avrupa’nın enbatısına yerleş ve buraların vazgeçilmez bir parçası ol, öyle bir yerleş kidördüncü nesile bile ulaş. Bu bahsetmiş olduğum dünya Türklüğünün bir parçasıolan Avrupa Türklüğüdür.

İlk anda gurbet diye adlandırılan Avrupa, sonraları yeniyurt olarak benimsenmeye başlandı. Anadolu’dan, ezandan ve ay yıldızlı bayraktanuzak kalmak zor gelse de alışılmış bir hâl aldı. Hele burada büyüyenler budeğerleri ilk anda hiç bilmediler, bazıları ise doğduktan sonra kulaklarındaezan bile işitmediler.

Yad ellerde, uzaklarda sahipsiz kalan bu Türk evladı çokzor dönemler atlattı. Devlet yöneticileri ve siyasetin kaypak dansözleri onlarısadece döviz makineleri olarak gördüler.

Uzaklarda öksüz bir Türklük ve sadece ona sahip çıkan birAllah. Elbette iman edenler için o Yaradan yeterdi. Fakat insanoğlu umduğuyerlerden sahiplenmeyi göremeyince hayal kırıklığına ve umutsuzluğa düşer. İşteo umutsuzluğa düşüldüğü an Anadolu’nun yiğit evladı Alparslan Türkeş çıkarortaya ve Avrupa Türklüğüne sahiplenir. Bugün Avrupa’da, özellikle yeninesillerde, Türklük ateşi yanıyorsa bunda Başbuğ Alparslan Türkeş’in büyükkatkısı vardır.

Avrupa’nın neresinde Türk için hizmet eden bir yapıvarsa, bunların çoğunda Alparslan Türkeş’in katkısı vardır. Onun yolundan gidenTürk milliyetçileri ve Ülkücüler bu millete hizmeti bir görev olarak bilmişlerdir.Onun buralarda en büyük emaneti bugün var olan Avrupa Türk Konfederasyon ve onabağlı olan Türk Federasyonlardır. Bu çatının dışında Avrupa’da özellikle inşaedilen camilerde Türk milliyetçilerinin, Ülkücülerin doğrudan ve böyleceAlparslan Türkeş’in dolaylı yoldan katkısı vardır.

Allah o büyük Türk’ten razı olsun. Nice evlatlar onunsayesinde gerçek kimliğine sahip çıktı, nice evlatlar diline ve dinine sahip çıkıpöğrendiği değerleri yaşatmaktadır. Onun sayesinde Avrupa Türklüğü dünyaTürklüğü ile tanıştı ve onun sayesinde görmediği hâlde ata yurduna özlemduymaya başladı. Onun sayesinde insanımıza güven geldi.

Manevi şuura dayandığı için onun milliyetçilik fikrikitleler tarafından benimsendi. O her türlü mezhepçiliğe, bölgeciliğe velaboratuvar ırkçılık gibi sapık fikirlere karşı asil Türk milletini uyanıkolmaya davet etti. Başka milletleri küçük görmenin ve antropolojik ırkçılığınTürk milliyetçilik ülküsünün dışında olduğunu, faşizm, Nazizm, kapitalizm ve komünizmgibi antidemokratik düşüncelere hep karşı çıktı. O Türklük şuur ve gururuna,İslam ahlak ve faziletine, kısacası hak yoluna, hakikat yoluna, yani Allahyoluna hep davette bulundu. Ve bugün Avrupa Türklüğü arasında şuurlu, imanlı veahlaklı bir Türk gençliği varsa, bunda Başbuğ Alparslan Türkeş’in büyük emeğivardır.

Türkiye dışında kalan Türklerle yakından ilgilenen BaşbuğAlparslan Türkeş elbette Avrupa Türklüğünü unutamazdı. Ve üzerine düşen görevien güzel biçimde yerine getirip devlet yöneticilerinin dahi sahip çıkmadığıbizlere sahip çıkmıştır. Bu yıl onun vefatının 20. ve doğumunun 100. yılınıidrak etmekteyiz. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Avrupa’nın da çeşitliyerlerinde onun için anma programları tertiplenmektedir. Hatimler indirilmekte,dualar edilmekte ve güzel sözler söylenmektedir. Şöyle bir tarihe bakalım budevirde kimler için bu tür güzel etkinlikler tertiplenmektedir?

Başbuğ Alparslan Türkeş güzel bir insandı, fâniydi veelbette toprakla kucaklaşacaktı. Geride ise sadece güzel eserler bıraktı.

Şimdi onun yolunda giden Avrupa Türklüğü mensuplarınınyapacağı tek bir şey vardır; o da yaşamış olduğu ülkelerde etrafı ile barışıkyaşamaktır. Bu da özünden kopmadan, uyum içinde toplumda yer edinmektengeçmektedir. İyi bir eğitim, toplumla kaynaşma bunun için şarttır. Yaşamışolduğun toplumun huzuruna, refahına ve gelişmesine katkı sağlamak birmecburiyettir. Hayatı sürerken de dünya Türklüğünün bir parçası olduğununşuuruna erip nerede bir Türk varsa oraya ayrı bir ilgi göstermek, Türkün ruhköküne özünden bağlı olmak vazgeçilmezdir. Yani sözün kısacası ahlaklı vedürüst bir hayat sürmek insanlığa ve özellikle Türklüğe hizmetin başlangıcıdır.Unutmayalım ki yaşamımız ve atmış olduğumuz her adım Allah rızası içinolmalıdır. Başbuğ Alparslan Türkeş de ancak böyle temsil edilebilir.

***

Başbuğ hiç yılmadı, hiç yorulmadı, hiç Allah’tan başkasıiçin eğilmedi. 44’lerde tanıştı tabutluklarla, her türlü işkence ona layıkgörüldü. Sürgünler, zindanlar, iftiralar onu hiç davasından döndüremedi. Başkoymuştu ülkü yoluna. Gönüldaşları, yoldaşları, dava arkadaşları teker tekerşehit edilmişlerdi. 5.000’e yakın yiğit Türk evlatlarını toprağa vermişti.Bunlar yetmezmiş gibi bir de kahpe 12 Eylül’ün tankları üzerinden geçmişti, onuyıllarca zindanlara atmışlardı. Her şeye rağmen devletine, milletine ve dininevar olan bağlılığı hiç ama hiç sekteye uğramamıştı. En ufak bir baskıda yurtdışına kaçanlar gibi bir kaçma düşüncesi de olmamıştı. Çünkü o sırtını Allah’adayamıştı ve levhimahfuzda ne yazarsa ona razıydı. Her şey Allah’tandı ve gün gelecek,güneş elbette doğacaktı.

O ihanete uğradı. Hiç ummadığı yerlerden tam menzileyaklaşırken ihanetleri gördü. Şehitler, işkenceler, zindanlar, insanlık dışıiftiralar yetmezmiş gibi bu sefer ihanetler boy göstermeye başlamıştı. 12 Eylülocakları yıkmıştı, onbinlerce ülkü devini zindanlara atmıştı, işkenceler veyağlı urganlar layık görülmüştü ama bir türlü Türkeş’i susturamamışlardı. Ve o12 Eylül’ün arı olarak piyasaya çıkan kalıntıları bu sefer Alparslan Türkeş’ingüvendiği adamları ondan koparmaya çalışıyordu. Yenik düşüyordu bazı ülküdevleri olarak tanınanlar. Makam, şöhret, para onları davaya sırt çevirmeyeitiyordu. Türkeş hâlen hapisteyken Ülkücüleri parçalama komploları hızla devamediyordu. Türkiye’deki Ülkücüleri parçalamak yetmiyordu, Avrupa’daki Ülkücülerde ihanete uğruyorlardı. Ve Başbuğ Alparslan Türkeş’in ölümüne kadar devamediyordu kahpe tezgâhlar. Fakat o yılmıyordu, bıkmıyordu ve yola devam diyordu.Çünkü o sadece Alparslan Türkeş değildi, o Başbuğ Alparslan Türkeş’ti. Yıl 2017ve onun emanetlerini bölme girişimleri aynı hız ile devam ediyor...

İşte böyle azimli ve çelik gibiydi Alparslan Türkeş. “Heryaratığı Allah’ın emaneti olarak kabul edin.” diye söylerdi. “Okuyun,okutun, bilgi ile donanın.” diye yeni bir gençlik için uğraş verdi. “Kardeşkardeşe düşman olamaz.” deyip Yavuz Selim ile Şah İsmail’i barıştırır,Bayezid ve Timur’u kol kola gösterirdi. Böyle bir lidere, böyle bir güzelinsana sahipti Türk milliyetçileri, Türk Ülkücüleri. Miliyetçi – Ülkücü Hareketisiyasi noktada temsilen yegâne oluşumu hayata geçirdi ve Hakk’ın rahmetinekavuşana kadar onun başında bulundu. Gençler Müslüman – Türk kimliğinden kopmasın diye dünyanın her biryerinde Ocaklar kurdurdu, ilimle irfanla yoğrulsunlar diye eğitimfaaliyetlerine öncelik verdi. Nerede Türk varsa orası bizim ilgi alanımızdırdiye Türkçülüğe ön ayak oldu. Türk’ü kendi özüne dönmesi için ne mücadelelerverdi. O, fen fakülteleri ile ilahiyat fakültelerini birbirine kaynaştırdı.

Avrupa Türklüğü zor bir süreçten geçmekte; ayrımcılık,dışlanma gibi konular gün geçtikçe çoğalmakta. Avrupa ile Türkiye arasındayaşanan gerginlikler de onu daha da zor duruma sokmakta. Fakat Başbuğ’un azmi,dik duruş örneği, geleceğe hep umut ile bakmayı Avrupa Türklüğu kendine örnekalacaktır. Onun tavsiyelerini hayata geçirmeye devam edecektir. O bir sönmeyenışık misali bizlere hep yol gösterecektir. Vefatının üzerinden ve doğumununüzerinden yüzyıllar da geçse, o Türk tarihinin altın sayfalarında yerinialmıştır.

Başbuğ Türkeş Türk varlığını kucaklamış biri olarakgönüllerde yaşamakta ve örnek alınmaktadır. Yunus’un söylediği gibi “Ölürise ten ölür canlar ölesi değil.” Güzel atlara binip aramızdan ayrılanlarher zaman gönlümüzde yer edinmeye devam etmişlerdir ve bunlardan biri de BaşbuğAlparslan Türkeş’tir.

Avrupa Türklüğü ve elbette Türk’üm diyebilenler onu hepyaşatacaktır. 100. doğum günün kutlu olsun ulu Türk!