PİŞMEK YA DA PİŞMEMEK, İŞTE ASIL MESELE BU

06 Nisan 2015 10:47 Agâh HÜSEYİN
Okunma
1379
PİŞMEK YA DA PİŞMEMEK, İŞTE ASIL MESELE BU


                                                                                             “Taptuğuntapusunda, kul olduk kapusunda

                                                                                              Yunusmiskin çiğ idik, piştik elhamdülillah.”

Der Yunus “pişmek” üzerine.

“Hamdım,piştim yandım…” sözleride Mevlana’dan mirastır.

Peki, “pişkinlik” kimdenmiras kaldı bize?

Pişmek; bir konuda olgunlaşmak,gelişmek, moda tabirle Nirvana’ya ulaşmaktır kısaca.

Pişkin veya pişkinlik ise…Utanmazlık, arlanmazlık, görgüsüzlük ve ukalalık…

Bu iki kelime rakibinikaralamak için siyasette çok kullanılıyor. Öyle ki söz sana ait olsa telifhakkından zengin olursun.

Bu söz mademki siyasetinmalzemesi, o hâlde lafı daha fazla evirip çevirmeden siyasete getirelim.

Ve 12 yıllık iktidarın“pişkinlik karnesine” şöyle bir göz atalım.

İktidarlar pişkinleşir mi?derseniz… Ben de önce siz pişkinleşmeyeni söyleyin, derim.

Ham iken hepsinde tevazu müthiş…Güç tanrılaşmaya başlayınca hamur artık maya bile tutmuyor. Bırakın pişmeyi,yanmayı, yakılmayı; yakan, yıkan, yok eden hâle geliniyor.

En yakın ispatı ise 17/25 YolsuzlukSoruşturması. Yolsuzluğa adı karışanlar 30 Mart Yerel Seçimlerinden sonra elele, kol kola, yanak yanağa o meşhur balkonda, halkın gözüne baka baka, İskender’inmuzaffer komutanları gibi arzıendam eylemediler mi?

Hamlık desem; ham olanın yüzükızarır, utanır.

Pişmek desem pişen kul buhâle tenezzül etmez, ar eder.

Savunma neydi,hatırlayalım?

“Ben bakanımı kimseyeyedirmem, ben bürokratımı kimseye yedirmem.”

Peki, ötekileştirdiğinötekine hırsızı, arsızı yedirmemek erdem midir, pişkinlik midir?

İşte pişmek ve pişkinlikarasındaki fark bu...

Biraz geriye gidelim.

Bu iktidarın ilkyıllarıydı. Tarım Bakanı Sami Güçlü hükûmetin taban fiyat politikasınıbeğenmeyen çiftçilere, “Gözünüzü toprak doyursun.” demişti.

Sonra da dönemin Başbakanıbu sözden utanmış, özür dilemişti.

Yıl kaç? 2003.

Nerede özür diledi?Konya’da…

Yani Sami Güçlü’nünmilletvekili olduğu yer.

Bugün olsa özür diler mi?

O günden beri ne duydum,ne gördüm.

“Sami Güçlü’yü yanına alır,el ele tutuşup miting miting dolaşır, halkı selamlardı.” desem kaçınız bunaitiraz eder?

Dönemin Başbakanı 2003’tehalktan özür dilerken siyasette henüz hamdı. Utandı, alttan aldı.

Peki, şimdi ne oldu da buhâle gelindi?

Çünkü siyasette güçtanrılaştı, pişeyim derken pişkinleşti.

Ya da pişmeden pişkinleşti.

İkisi de uyar.

Son kırk yıldır,görgüsüzlüğü halkın seviyesine inme, halkın anladığı dilden konuşma diyekutsayan aydınlarımız yaktı bu ateşi…

Ama maya tutmadı, hamur kabarmadı.

Artık bu hamurdan ekmekolmaz.

Ama açgözlüler bu karapeksimeti bir süre kemirmeye daha devam eder.

Görelim Mevla’m neyler,neylerse güzel eyler.