YENİ ÇAĞDA ÇAĞDAŞ MEFKÛRE VE ÖZÜ KAVRAYAN DEHA

27 Eylül 2022 14:39 Fatih OĞUZ
Okunma
154

YENİ ÇAĞDA ÇAĞDAŞ MEFKÛRE VE ÖZÜ KAVRAYAN DEHA
Fatih OĞUZ

Küresel çapta doğa ve güç dengelerinde yaşanan hareketlilik üst başlık olarak ekonomi, siyasi ve sosyal; alt başlık olarak da ticari, strateji ve kültürel değişimlere neden olur. Dolayısıyla mevcut devlet yönetim biçimleri, toplumsal yapılanma ve ferdî alışkanlıklar zamanın aklının zorladığı ve hatta dayattığı yeniliklere maruz kalacaktır.  Uygulamadaki şuursuzluk veya şuur oranına göre her yenilik elbette menfi ve müspet sonuçlara neden olabilir. Şuursuzluk ve şuur oranını belirleyen unsur moral ve motivasyonun fikrî teşekkülü olan mefkûredir. Mefkûreler statik değildir ve her çağın gereksinimini dikkate alarak bir sonraki çağa uzanır. Mefkûreler kendi dehalarını yaratır; lakin bu deha fikrî bakımından yaratılış özüne uzak kaldığında mefkûreler sığlaşır. Sonuç olarak da menfi olaylara tanık oluruz. Bu dehalara "öze uzak deha" demeyi uygun buluyorum. Mefkûrenin güneş gibi beşerî âleme ışık verdiren kuvvet nedir? Fikrî bakımından yaratılış özünü kavrayan dehalardır! Bu dehalara da "özü kavrayan deha" diyorum. Öz nedir? Ferdî-millî-insani denklem! Özü kavrayan dehalara sahip bir toplumun bir diğer güç kaynağı tarihî tecrübedir. Milletler bu güçlerinin sayesinde çağdaş yeniliklerin araladığı kalkınma ve ilerleme başarısını nesiller arası sürece yaymışlardır. Bu sürecin tamamlanabilmesi için toplum içerisinde belirleyici bir birliğe ihtiyaç duyar. Çağımızın belirleyici birliğin adı millî birliktir. Millî birlik varlığı "nasıl olması gerektiği?" sorusundan çıkıp "olması gerektiği gibi!" olayına dönüşebilmesi için risklerin üstlenmesi gerekmektedir. Riskleri hiçbir siyasi beklenti içerisinde olmadan üstlenen kişi "özü kavrayan deha"dır. Günümüzün Türkiye'sinde bu deha Sayın Devlet Bahçeli'dir.
Sayın Bahçeli 3 Mart 2022 tarihinde TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmasında "Mazlumların canı ve kanı üzerinden kurulmak istenen küresel siyaset ve strateji dengeleri milyarlarca insanın müşterek geleceğini, dünyanın ekolojik ve ekonomik mirasını, bugüne kadar ki ahlaki, hukuki ve vicdani kazanımları uçuruma sürüklemektedir. (...) Karşımızda yeni bir dünya düzeninden ziyade, yeni sömürgecilik akımının, formatlanan, zaman zaman forma değiştiren yepyeni bir emperyalist dayatmanın karanlık oyunları sahnelenmektedir. Başkent Ankara'dan dünyaya göz attığımızda, tarihî tecrübelerimizin ışıklarını bu karanlık oyun sahnesine tuttuğumuzda gördüğümüz gerçekler korkunç risk ve tehditlerin vahim boyutlara dayandığıdır. Şunu bir defa kararlılıkla söylemek isterim ki, küresel emperyalizmin dünya tasarımında insan insanın canavarıdır. Türk-İslam medeniyetinin prizmasından baktığımızda ise insan insanın canı, cananı." demişti.
Sayın Bahçeli'nin bu görüşü söylemden öte bir tavır manifestosudur. Bu manifesto dış politikada genel bir kabul gibi görünse de şu an Türkiye'nin iç siyasetinde çağdaş bir mefkûrenin etrafında şekillenmesine vesile olan en önemli etken. Bu uğurda Sayın Bahçeli "millî birliğinin olması gerektiği gibi" sağlayacak dinamikleri harekete geçirerek, her türlü siyasi ikbali teferruat hale getirerek; Türk milletine "millî birlik ve huzurlu yarınlar için: Çağrım sana..." diye seslenmektedir. Yeni çağda, çağdaş bir mefkûre ile "özü kavrayan dehaların" önderliğinde Türkiye'nin kalkınması ve ilerlemesi sadece Türk milletinin değil milletler camiasının da yararına olacaktır.