NEDEN HEDEF TÜRKİYE?

25 Şubat 2017 19:10 Coşkun BAŞBUĞ
Okunma
563
NEDEN HEDEF TÜRKİYE?

Yazıya sebep olan sorunun doğruluğunu, bir başka ifade ile bugün Türkiye’nin hedef ülke konumunda olup olmadığını tartışacak veya olmadığını savunacak bir akıl sanırım yeryüzünde yoktur. İster Türk olsun ister yabancı, dünya siyasetine biraz merakı olan, düşünecek fındık kadar beyine sahip olan bir kişi; örneğin bir Türk, örneğin bir Afrikalı, örneğin bir Uzak Doğulu, içinde bulunduğumuz dönemde Türkiye’nin emperyalist ülkeler tarafından veya günümüz moda tabiri ile bazı dış güçler tarafından hedef tahtasına konduğunu gönül rahatlığıyla ifade edebilir.

Peki, Türkiye yakın zamanlarda yeni mi hedef ülke konumuna girdi?Türkiye bu güçler tarafından yeni mi fark edildi? Bu soru, doğrudan koca bir“HAYIR!” veya koca bir “ASLA!” ile cevaplanır. Bu soru konumuz dışı ve çok detaylı işlenmesi gereken bir konu olduğundan şimdilik soruyu böylesine kısa bir cevap ile geçiştiriyor ve bir başka yazıya konu etmek üzere rafa kaldırıyorum.Dönelim başlangıçtaki soruma.

Evet, neden hedef Türkiye?

Şimdi bizi bu sorunun cevabına götürecek hususları, Türkiye’nin özellikle de son birkaç yılda neden doğrudan hedef ülke konumuna getirildiğini,herkesin rahatlıkla anlayabileceği basit bir dille ve detaylı olarak açıklayalım.Burada “doğrudan” kelimesini özellikle kullandım. Çünkü Türkiye geçmiş zamanda da hedefti ama “dolaylı” olarak hedefti. Tabii haklı olarak akıllara bu geçmiş zaman hangi zamandır diye bir soru gelebilir. Hemen bu soruyu da cevaplayalım.Bu yorgun coğrafyada büyük oyun 10 Kasım 1938, saat 09.06’da başladı. Ülkemiz yakın zamana kadar, çok sinsice yürütülen dolaylı bir oyunla yüz yüzeydi. Üzerinde oynanan oyunların anlaşılmaması, kurulan tezgâhların fark edilmemesi için Türkiye devleti uzun bir süredir doğrudan değil dolaylı olarak hedef  tahtasına konmuştu.  

Hâl böyle olduğu içinde bu dolaylı oyunu, bu son derece alçakça oynanan sinsi oyunu ancak işin uzmanları fark edebiliyorlardı. Toplumun neredeyse tamamı oynanan oyunun farkında bile değildi ve çapaklı gözlerle gezen bu kesim dünyadan bir haber günlük yaşantının akıntısına kapılmış karanlık bir meçhule doğru sürükleniyorlardı. Yukarıda bahsi geçen uzman kadroların vatansever kanadı, bu oyunu kuran dış güçlerin uzman kadroları ile bu şer güçlerinin kullandığı vatan haini yerli maymunlarıyla ülkesi ve milleti adına sessiz sedasız, yapayalnız amansız bir mücadele yürütüyorlardı. Şunu gönül rahatlığıyla ifade edeyim, Türkiye bu savaşta ağır yaralar alsa da Türkiye bu savaşta çok zaman kaybetse de bugün düşmanlarına karşı amansız bir var olma savaşı verebiliyorsa, bugünlere sağ ve salim olarak çıktıysa, inanın bu durum önce yaratan daha sonra kimi şehit olmuş kimi gazi olmuş bu isimsiz kahramanların sayesindedir. Bu kişilerin tek ortak özelliği, yaptıkları bu fedakârlıkları sadece yaratana yaranmak için yapmış olmalarıydı. Yoksa biri bana aferin desin biri beni takdir etsin, biri beni taltif etsin diye değil…