DENGELİ BİR CUMHURBAŞKANI

17 Eylül 2014 09:52 Aybars Fırat
Okunma
2047
DENGELİ BİR CUMHURBAŞKANI

 
“Bu seçimi Ekmeleddin İhsanoğlu’nu çatı adayı olarak kabul eden MHP ve Ülkücü Hareket mensuplarının tutumu kazanacaktır.”
 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri kapıya dayandı. Halkımız bunun için oy vereceğinin farkında değil. Olsun, ben yine de cumhurbaşkanı olsaydım -hoş kimse beni cumhurbaşkanı yapmaz ya- ne yapardım diye düşünüyorum. Elbette benim de her Türk vatandaşı gibi düşüncelerim var. Milletimin geleceğine dair endişelerim var. Sadece bende değil herkeste olan endişeler bunlar. Adaylara baktım. Hangisi bu endişelerimi giderebilir diye, üç adayın özelliklerine baktığımda birini en baştan sildim. Hem Türk milletine düşman; emperyalistlerin kuklası bir terörist örgüt üyesi olacaksınız, dönemin şartlarına, dıştaki kâfirlerin itelemesi ve içteki ahmak ağababalarının açılımı sayesinde hasbelkader bugüne gelecek hem de tarihinin hiçbir döneminde hürriyetinden taviz vermemiş bir milletin devletine cumhurbaşkanı olacaksınız. Böyle kepazelik olmaz deyip en baştan çizdim. Erdoğan ve İhsanoğlu’nun özelliklerine baktım. Erdoğan hiç kusura bakmasın ama İhsanoğlu’nu sade bir vatandaş olarak cumhurbaşkanlığına daha layık gördüm. Özetle söyleyeyim, kimse de kırılmasın; Erdoğan, bazılarının hoşuna gitse de işi gücü mahalle kabadayılığı, belediye zamanından kalan kötü alışkanlıkları sürdürme çabası içindeki biri. Bu çabaların büyük bir kısmı maddi çabalar. Türkiye’nin her şeyi benden sorulsun anlayışıyla başkanlık istedi. Başkanlık sevdasına Türkiye’ye emperyalistlerin dayattığı Büyük Orta Doğu Projesine eş başkanlık yapıyor. Sahte büyük Osmanlı ve halifelik hayaline kapıldı. Bu gâvur projesine kölelik yaptı. Bu yüzden hiçbir ayrılığı gayrılığı olmayan milleti bölen açılım projesini başlattı. Ki bu proje emperyalistlerin asırlık projesi idi: Türkiye’yi Kürt-Türk, Alevi-Sünni, Laz-Çerkez diye bölmenin parçalamanın peşindelerdi. Bu meseleler Türkiye’nin zayıf tarafıydı. Yabancılar kanattıkça kanıyordu, ama iyileştirilebilir yaraları. Bu yaraları kangrene dönüştürdü. Devletin bütün organlarını kullanarak emperyalistlere hizmet etti. Açılım adı altında Türkiye eliyle dört ülkedeki Kürtlerin tek bir devlet kurmasının yolu açıldı. Öyle kanunlar çıkarttı ki açılım için çalışanlar, bu bölücülüğe hizmet edenler suçlanamaz hâle geldi. Bu meseleleri Türk milleti görüyor, biliyor ve “Dur bakalım!” diyor. Onun için fazla yazmayacağım: “Batıl hemişe batıl ve bihudedir veli! / Müşkül odur ki suret-i haktan zuhur ede.” (Batıl her zaman batıl ve boştur, zor olan sureti haktan gözüken batılı ayırt etmektir.) Erdoğan’ın bu ihanetinin son seçimlerde milletçe tasdik edilmiş görünmesi, tamamen aldatıldığının, kandırıldığının göstergesidir. Yanlış bir tercihi çoğunluk yapsa bile doğru olmaz. “Bir şey ya taştır, ya da değildir.” Erdoğan birazcık hitabeti olan biri. Bununla çoğunluğu kandırabilir ama asla şuurlu insanları kandıramıyor. Anketler, okuma seviyesi yükseldikçe insanların Erdoğan’ı sevmediğini gösteriyor. Açıkça görebiliyorlar. Çünkü Erdoğan gösteriş düşkünü, cahil, kaba ve dengesiz; hastalıklı bir kafa yapısına sahip... Uzmanlarına lütfen sorun: Onun hasta olduğunu söyleyeceklerdir.
Bütün bunlara karşılık Ekmeleddin İhsanoğlu, hiç abartmıyorum; Türkiye’nin üstündeki kara bulutları dağıtabilecek bir bilgi birikiminde, temsil yeteneğine sahip, doğuyu ve Batı’yı bilen, Türk milletinin ihtiyacı olan birlik ve beraberliğin peşinde koşacak, zarif, şakacı, kültürlü bir beyefendi. Erdoğan gibi maceracı biri değil. Bilmediği yerden soru gelince gerektiğinde yalan söyleyen biri değil. Son derece dengeli, tutarlı… Devlet adamı olmak demek, devlet olmak demek; dengeli, tutarlı, kişiliği olmak demek... Erdoğan Türk devletinin kişiliğini, dengesini bozmuş bir dengesizdir. Libya’daki Kaddafi karşıtlarını (ağababaları öyle istediği için) destekledi, Libya kan gölü. Mısır’ı destekledi, Mısır kan gölü. Dostluğu sayesinde Arap âleminde tanınma, posterlere çıkma şerefine nail olduğu Esat’a düşman oldu, Suriye kan gölü. Suriye’de besleyip büyüttüğü İŞİD zaten kan gölü olmuş Irak’ta çoluk çocuk kelleleriyle top oynar hâle geldi. Canlı canlı çocuk, adam kesiyorlar. Kadınlar onların malıymış. Bunlar Türk milletine tarihte soykırım uygulayan Ruslar, Ermeniler, Rumlar ve Sırplardan daha tehlikeliler. Çünkü bunlar İsrail, Amerikan ve İngiliz ajanlarının yönetiminde yürüyen kan içici barbar sürüsü. Erdoğan’ın Arap âleminin başka yerlerinde kimi desteklediyse arkasında emperyalizm var. Büyük Orta Doğu Projesi var. Erdoğan, içte ve dıştaki siyasetiyle iflas etmiş biridir. Arkasındaki gücü kabadayılık aracı olarak görmeyip milletin meselelerine odaklansaydı; kamuoyunu ve Meclisi açılım, HSYK, başkanlık sistemi ile oyalama yerine Türk milletinin acil ihtiyacı olan konularda kanun çıkarsa çalışmalarda bulunsaydı çok güçlü bir devlet adamı olabilirdi. Bu şansını kaybetmiştir. Ancak bütün bunlara rağmen millet onu seçerse, “Hiç bir şey olmaz.” derse yine kendi bilir. Bir şey olmaz dediğimiz şeylere bakalım: Sigara kanser yapar, süründürür, öldürür. Alkol mahveder. Bonzai kesin öldürür. Margarin kanser yapar. Yumurta, süt, tereyağı, et yiyemeyen nesiller, makarna dağıtıyor diye böyle dengesizliklere göz yumar hâle gelir. Memleketin de tiryakiler gibi -Allah korusun- ayakları, kolu kanadı kesildiğinde “Ben ne yaptım?!” der.
Türk milletinin büyük bir millet olduğunu, bu en son ve büyük fırsatı kaçırmayacağını düşünüyorum. Erdoğan’ın horozluğunu yaptığı AKP dışındaki herkesin üzerinde birleştiği çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyeceğini düşünüyorum. Her şeyden önce İhsanoğlu, bu toprakların mührü İstiklal Marşı’mızın şairi merhum Mehmet Akif’in –tamamladığı “Türkçe Kur’an Tercümesi”ni teslim edecek kadar yakın- dostu Yozgatlı İhsan Efendi’nin oğludur. Türk milletine Mehmet Akif’in emanetidir. Erdoğan’a niçin oy verilmemesi gerektiği -abartmıyorum- Safahat’ta yazılıdır. İnanmazsanız açıp satır satır okuyunuz.
Görünüşte İhsanoğlu üzerinde bir mutabakat var gibi. Ancak bu seçmenin sandık başına gitmesine bağlı bir durum. AKP seçmeni anlaşıldı ki körü körüne Erdoğan’ın yanlışlarına, kepazeliklerine doğru diyor. Yapılacak tek şey AKP dışındaki partilerin seçmenlerinin mutlaka sandık başına gitmeleridir. Kanaatimce bu seçimi Ekmeleddin İhsanoğlu’nu çatı adayı olarak kabul eden MHP ve Ülkücü Hareket mensuplarının tutumu kazanacaktır. Sandığa gider ve boş oy vermezlerse İhsanoğlu cumhurbaşkanı olur inşallah. Bu seçimler tekrar söylüyorum, hayati önemdedir. Sıradan bir seçim yapılmıyor. Türk milletinin geleceğini bir dengesize teslim etmek demek, açılım gibi daha bir sürü herzeyi sindirmeye hazır olmak demektir. Türk milletinin geleceğini emperyalistler değil, Türk milleti belirlemelidir.
Cumhurbaşkanı sahipsiz milletine sahip çıkmalıdır. En uzak Türk ve Müslüman yurdundaki mazluma, sahipsize sahip çıkmalı, derdini dert edinmelidir. Gündüz oturmamalı, gece uyumamalıdır. Vatandaş açken kendisi tok olmamalıdır. Lüksü, şatafatı kaldırmalı, sade yaşamalıdır. Okumaya, bilime, sanata önem vermeli, cahil bırakılmış milleti aydın, kendine güvenen, yarınından emin, faziletli, ahlaklı bir millet hâline getirmelidir. Türkiye’nin yeniden içte ve dıştaki dostlarına güven ve itimat telkin eden, düşmanlarına korku salan, dediği dinlenen, dirayetli bir ülke olmasının yolunu açmalıdır. Milleti sahip çıkılmış bir millet hâline getirirseniz, dünyada mazlum kalmaz. Elimizde fırsat varken değerlendirelim diyorum.
Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu cumhurbaşkanı seçilirse ondan neler beklediğimi ayrıca yazacağım inşallah. Seçimin sonuçları ne olursa olsun, hayırlısı olsun.