Doğumunun 100. Vefatının 20. Yılında BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ

11 Haziran 2018 11:18 Prof. Dr.E. Semih Yalçın
Okunma
1622
Doğumunun 100. Vefatının 20. Yılında BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ

Doğumunun 100. Vefatının 20. Yılında

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ

 

 

Prof. Dr. E. Semih YALÇIN

 

 

Alparslan Türkeş, Cumhuriyet tarihimizin yetiştirdiği büyük devlet ve siyaset adamlarından birisidir. Ortaya koyduğu fikirleriyle Türk milletinin gönlünde taht kurmuş, Türk siyasetine damgasını vurmuş bir şahsiyettir. Alparslan Türkeş, hiçbir zaman sadece Türkiye ileyetinen bir insan olmamıştır. Türk toplumunun yaşadığı bütün kardeş ülkelerde onun etkisi hissedilmiştir. Azerbaycan'dan Tacikistan'a kadar her Türk ilinde onun ismine rastlamak mümkündür.

Türk toplumunda Türkeş'in milliyetçi Ülkücü camiayı aşan bir saygı görmesi; onun yapıcı, uzlaştırıcı, ılımlı politikalarının eseridir. Alparslan Türkeş, etrafında çok büyük bir bağlılık ve sevgi halesi oluşturmaya muvaffak olan nadir siyaset adamlarındandır.Türkiye'de gençliğin siyasete taşınması konusunda hiç kimse Alparslan Türkeş ve Ülkücü Hareket ayarında başarı sağlayamamıştır. Onun bu konudaki en büyük hizmeti ise “siyasetin kitleselleşmesini” başarmasıdır. Türk milliyetçilerinin Türkeş liderliğinde elde ettiği bu başarı Türkiye'nin önüne büyük ufuklar açmıştır.

Türkeş, 21. yüzyılın bir "Türk asrı"olması için çalışılması gerektiğini, bunun da akılcı politikalar izlemekle mümkün olduğunu tespit edebilen bir liderdir. Bu amaçla Türkiye'nin ABD, AB ve Rusya ile dengeli ilişkiler kurması gerektiğini her fırsatta ifade etmiştir.Dış politika konularına hâkim bir siyaset adamı olan Türkeş için,  dünya ülkeleri ile kurulacak olan dostluk ve sağlanacak destek, onun için büyük önem taşıyordu. Gümrük Birliği'nin gerçekleşmesini bunun için zorunlu görmüş, ancak bu süreç içinde bazı pürüzler çıkabileceğini de görebilmiştir. Türkiye'nin İsrail ile ilişkide bulunmasını,çıkarlarının gereği olarak değerlendirmiş, Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesini ısrarla savunmuştur. Bu keskin ve kamuoyunun anlamakta zorluk çektiği siyaset biçiminin asıl nedeni, Kafkasya'da istikrarın sağlanması ve Azerbaycan'ın Ermeni işgalinden kurtulması açısından önemli olduğuna inanmasıydı. Rusya ile gerçekçi bir politika izlenmesini de aynı endişeler yüzünden savunmuştur.

Türkiye ve Türk dünyası; ciddi, vakur, daima mutabakat arayan, millî menfaatleri ön plana çıkaran devlet adamı tipini Alparslan Türkeş'te bulmuştur. Sıkıntılı dönemlerde rejimin korunması yolunda gönüllü olarak ortaya çıkışının altında yatan temel sebep, siyasetin kamplaşma değil, uzlaşma ve mutabakat yollarını açabilmek, birbirine tahammül edebilmek,sadece şikâyet değil, çözüm üretebilmek olduğunu göstermektir.

Alparslan Türkeş’in milliyetçilik tanımı çok sade ve anlaşılır olmakla birlikte, Türk fikir hayatında iyi anlaşılamamıştır.Hâlbuki Alparslan Türkeş’e göre milliyetçilik ırkçılık olmayıp sadece kültürelbir vakıadır. Buna rağmen, son zamanlarında Türk fikir ve siyaset çevrelerinde onu doğru anlama konusunda geç de olsa mesafe kaydedilmiştir. Artık o;"karizmatik lider", "bilge lider", "tarihî şahsiyet" gibi sıfatlarla anılmaya başlanmış ve bu sıfatlar Türk milleti tarafından benimsenmiş ve kabul görmüştür.

Türkeş, Türk milliyetçiliğini, bir büyük mefkûre olarak sunmuştur. Kafatasına ve kan asaletine dayanan yolu reddederek:“Türkler, Kürtler, hepimiz aynı milletin evlatlarıyız!” diyerek ülkede meydana gelmesi muhtemel olan “Türk-Kürt çatışmasını” önlemiştir.

Bir fikir adamı, politik bir şahsiyet, asker,bir bilim adamı olarak Alparslan Türkeş, yukarıda işaret ettiğimiz gibi Türk kimliğinin ön plana çıkmasında, Türk insanının yeniden dinamizm kazanmasında müessir olmuştur. Fertlerden başlayarak geniş bir yelpazede kabul gören Türk milliyetçiliği fikrinin devlet yönetiminde etkin düşünce olması da yine Alparslan Türkeş sayesinde olmuştur.

Alparslan Türkeş, etrafında çok büyük bir bağlılık ve sevgi halesi oluşturmaya muvaffak olan nadir bir siyasetçi olabilmeyi başarmış; fikirleri ve mücadelesi ile sevenlerinin kalbinde emsalsiz bir taht kurmuş, istisnasız bütün Ülkücülerin fikir babası olmuştur. Bunun sonucu olarak, bütünleştirici ve kuşatıcı "Dünya Türklüğü" fikri canlılık kazanmış; Azeri, Türkmen, Kırgız vb. gibi isimlerin zamanla ayrı birer millet hâline inkılap ederek dünya Türklüğünün parçalanması gibi tarih çapında dehşetli bir felaket önlenmiştir.

Merhum Azerbaycan Cumhurbaşkanı Elçibey’in şu sözleri bu durumun en güzel ispatıdır: “Alparslan Türkeş bizim de liderimizdir.O, Türk’e Türklüğünü öğreten adamdır.”

Türk milleti, Cumhuriyet tarihinde iki büyük lider görmüştür: Bunlardan ilki Mustafa Kemal Atatürk, diğeri ise Alparslan Türkeş’tir.

Alparslan Türkeş, eşi zor bulunur bir ideal lider timsalidir. Kısacası, farklı bir kişiliktir. Fikirleri yüzünden tutuklanmış,büyük sıkıntılar çekmiştir. Ancak hiçbir zaman yılmamış, yıkılmamıştır. Yediği her darbe, Alparslan Türkeş’i daha da bilemiştir. Geçmişte savunduklarından hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Hep aynı fikirlerle geleceğe doğru yürümüştür.Geçen zaman, Türkeş’in haklılığını göstermiştir.

O, hayatının zindanlarından milletinin ufuklarına aydınlığı getirebilen ender, ancak o denli mahzun liderlerden biridir.Türk tarihi onu sahip olduğu bu erdemlerinden dolayı bir “Başbuğ” ve bir“Kahraman” olarak yazacaktır.

Ziya Gökalp, Atatürk, Atsız çizgisinde gelişen Türk milliyetçiliği düşünce sisteminin siyaset sahnesine yansıtılması Merhum Türkeş sayesinde olmuş; o, gençliğin Türklüğün meseleleri ile hemhâl olması ve yetiştirilmesinde Ülkü Ocakları ile bir çığır açmış ve haklı olarak “Başbuğ”olmuştur.

İçinde bulunduğumuz 2017 yılı rahmetli Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’in 100. doğum ve 20. vefat yıl dönümüdür. Türk milletinin büyük Başbuğ’u, bir kasım gününde yavru vatan Kıbrıs’ta dünyaya gözlerini açtı.Çilelerle dolu geçen bir ömür sonrasında yirmi yıl önce bir nisan gününde Rahmeti rahman’a kavuştu. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

Bu vesile ile bu yıl, onu anlamak ve anlatmak açısından çok önemlidir. Türk milliyetçileri, Ülkücüler Türkeş-Bahçeli çizgisinde kendilerini var eden, Türklüğün bugününü ve geleceğini şekillendirecek düşünce ve aksiyon deryasına tekrar dalacaklar, tarihimizin bu büyük şahsiyetini, “Son Başbuğ”larını yeniden tanıma fırsatı bulacaklardır.

Rahat uyu Başbuğ’um,

Evlatların Ülkücüler mirasına sonsuza kadar sahip çıkacak, Türklüğün gönderine çektiğin kutlu bayrağını kirletmeyecekler,yere düşürmeyeceklerdir.