TÜRKİYE’DE YAVAŞ (SAKİN) ŞEHİR ANLAYIŞININ GELİŞMESİ: ŞEBİNKARAHİSAR ÖRNEĞİ -4

22 Mayıs 2020 13:17 Prof. Dr. Temel ÇALIK
Okunma
1081
TÜRKİYEDE YAVAŞ (SAKİN) ŞEHİR ANLAYIŞININ GELİŞMESİ: ŞEBİNKARAHİSAR ÖRNEĞİ -4

TÜRKİYE’DE YAVAŞ (SAKİN) ŞEHİR ANLAYIŞININ GELİŞMESİ:
ŞEBİNKARAHİSAR ÖRNEĞİ -4
 Prof. Dr. Temel ÇALIK
 
“Karahisar-ı Şarkî Kasabasının Manzara-i Umumiyesi Genel Görünümü”
Yavaş şehir hareketi, Türkiye’de başka bir eşi bulunmayan kimliklere sahip ilçelerimizin yerel kalkınma modelini benimsemeleri ve fark yaratmaları için yeni yollar bulmalarına rehber olmaktadır. Yavaş şehir cenneti olan Türkiye’nin sakin şehir hareketini benimsemesi, yeni ufuklara yelken açmasına, çevresel hareketin, sosyalleşmenin, kültürün, teknolojinin ve sürdürülebilirliğin aynı oranda artmasını sağlamaktadır (Cittaslow Türkiye).
 Bilge Kağan, Çin’de olduğu gibi Türk ülkesinde de etrafı surlarla çevrili şehirler yaptırmak istiyordu. Veziri Tonyukuk onun bu düşüncesine itiraz ederek “Bunlar olmamalı. Biz, ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Bu hayat tarzı, bizi daima savaşa hazır bir şekilde tutmaktadır. Göktürkler’in sayısı Çinlilerden çok az, başarımız, yaşayış tarzımızdan ileri gelmektedir. Kuvvetli zamanlarda ordular sevk eder, akınlar yaparız. Zayıfsak bozkıra çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak Tang orduları bizi kuşatır, ülkemizi kolayca istila eder.” Bu sözlerden anlaşılacağı gibi şehirler, milletlerin kaderlerini etkileyecek kadar önemli görünmektedir. Eski Türklerde şehirlerin kurulma amaçları savunma ve ticaret olmak üzere iki temel ihtiyaç üzerine şekillenmekteydi. Asya ve Avrupa Hunlarından, Göktürklere, Uygurlardan Hazar’a kadar Türk tarihinin çeşitli dönemlerinde bu iki temel amaca yönelişi görmek mümkündür.   
  Türklerin şehir anlayışında bahçeli evler önemli bir yer tutmaktadır. Evlerin az veya çok bir bahçesi bulunmaktadır, evin günlük çöpü, artıkları bu bahçede gübre olarak değerlendirilmekteydi. Türk evleri; ahşap, kireç gibi malzemelerden yapılmaktadır. Ahşap, değişmeyen kalıcı büyük değerler sistemi karşısında günlük hayatı tanzim eden çevrelerin değişmeye açık olmasını, hayatın dinamik bir süreç olduğunu ifade etmektedir. Aynı zamanda ahşap binaların yapımında kullanılan malzemelerin yeniden kullanılabilir olması önemli bir özelliği olarak görülmelidir. Yukarıda ifade edildiği gibi Türk şehirleri doğayla uyumlu ve belirli bir dünya görüşünün tezahürü şeklinde inşa edilmektedir. Bu durum şehirlerin sadece binalardan ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumların kültürlerini de yansıttığını göstermektedir.
Günümüzde şehirlerin başlıca problemleri olarak hızlı nüfus artışı, ulaşım, çevre ve hava kirliliği, barınma, içme suyu sorunu, kişi başına düşen yeşil alan miktarı, gürültü gibi unsurları saymak mümkündür. Yukarıdaki problemlere bağlı olarak şehirlerde yaşama ve çalışma biçimlerinin çok hızlı olması, aynı zamanda üretimden çok tüketime dayanması, insanların fiziksel, psikolojik ve ruhsal sorunlar yaşama riskini günden güne arttırmıştır. Bu nedenle, çok karmaşık ve yoğun olan şehir yaşamı, insanı yeni arayışlara ve yeni yaşama yolları keşfetmeye sevk etmiştir. Söz konusu yeni arayış ve yaşama yollarından biri de yavaş (sakin) şehir anlayışıdır. Yavaş şehir; şehirlerin, insanların bir arada, güven içinde ve sağlıklı bir şekilde yaşadıkları yerler olmaktan çıkması sonucu, 2000li yılların başından itibaren önem kazanmaya ve taraftar bulmaya başlamıştır. Esasen yaklaşımın temel felsefesi, insanların mutluluğuna katkı sağlamak amacıyla şehir mekânlarının daha yaşanılabilir hâle getirilerek insanların yaşam kalitesinin arttırılmasıdır. Buna ilave olarak günlük hayatın mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşanacak hızda olması temel düşüncedir.
Yavaş şehir hareketiyle insanlar birbiriyle daha sağlıklı ilişki kurabilecekler, sosyalleşebilecekler; el sanatlarına, gelenek ve göreneklerine, tabiat güzelliklerine sahip çıkabileceklerdir. Şehirlerin, altyapı problemlerini çözmüş, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan, organik tarımla beslenen ve teknolojinin de kolaylıklarından yararlanabilen bir özelliğe sahip olması esastır. Yavaş şehir kriterleri  yedi ana başlıktan oluşuyor: Kentsel yaşam kalitesi politikaları, tarımsal, turistik, esnaf ve sanatkarlara dair politikalar, misafirperverlik, farkındalık ve eğitim için planlar, sosyal uyum, ortaklıklar. Bu başlıklar da kendi içinde çok sayıda kriter içeriyor.  Çevre politikaları, hava ve su temizliği, enerji tasarrufu ve atıkların ayrıştırılması, görsel ve ışık kirliliğinden trafik gürültüsü ve biyo-çeşitliliğin korunması gibi.
Yavaş şehir hareketini (Cittaslow), 1999 yılında İtalya’da dört küçük kentin belediye başkanının bir araya gelerek başlattığı bilinmektedir. Günümüzde ise, birçok ülkeye yayılmış ve toplum tarafından da benimsenmiştir. Cittaslow Birliği'ne üyelik için başvuruda bulunan ve değerlendirme süreci devam eden Giresun iline bağlı Şebinkarahisar ilçesi, harekete dâhil edilmesi gereken Türkiye’nin bir başka güzelliğidir. Şebinkarahisar, M.Ö 3000 yıllarına dayanan tarihi, doğası, doğal güzellikleri, kültürü ve sanatı ile Doğu Karadeniz bölgesinde bir kenttir. Giresun'a 118 km, Sivas'a 198 km, Erzincan'a 124 km mesafede olan Şebinkarahisar'ın denizden yüksekliği 1.300 metredir.     
 Şebinkarahisar’ın ilk defa Hititler zamanında tarih kayıtlarına geçtiği, Hitit metinlerinde “Azzi-Hayaşa” ülkesi olarak adlandırıldığı ve buralarda Kâşgarların yaşadığından söz edilmektedir. MÖ 3000 yıllarına uzanan bir tarihi olan, MÖ 1340’lı yıllarda, Etiler ile başlayıp Amazonlar, Kimriler, Medler, Persler, Pontuslara; MS ise Romalılar, Bizanslılar, Danismentliler, Selçuklular, İlhanlılar, , Akkoyunlular, Osmanlılar ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar toplam 10’dan fazla farklı devletin sınırları içinde yer almış oldukça önemli bir yerleşim bölgesidir.  MÖ 65 yıllarında Romalıların egemenliğine giren Şebinkarahisar MS 391'de Orta Asya'dan göç eden Peçenek ve Koman Türkleri tarafından fethedilmiştir ve 60 yıl kadar egemenliğinde kalmıştır. Bu tarihten itibaren şehir Romalılar ve Türkler arasında devamlı el değiştirmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Şebinkarahisar ebedî müddet Türk yurdu olmuştur.
 Şebinkarahisar, Türklerin Anadolu'ya girişi ile (1071 Malazgirt Savaşı) Mengücek Gazi ve Danişmend Gazi tarafından birlikte fethedildiğinde dair bilgiler yer almaktadır. Şehir, 1228 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlanmıştır. Söz konusu devletin dağılmasından sonra, sırasıyla İlhanlılar, Eratnalılar ve Kadı Burhaneddin ile Akkoyunlu Beyliklerinin yönetimi içinde yer almıştır.  Akkoyunlu Devleti’nin 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet'e Otlukbeli Savaşı ile yenilmesinden sonra, Şebinkarahisar Osmanlı Devleti sınırları içine dâhil edilmiştir. Şehzadeler şehri olarak anılan Karahisar, Karahisar-ı Şarkî adıyla anılmış ve yönetim açısından sancak durumuna getirilmiştir. Şebinkarahisar'da farklı dinlere mensup insanlar, asırlarca birlikte hoşgörü ve barış içinde yaşam sürdürmüşlerdir. Ancak, 1915 yılında Ermeniler, bazı çevrelerin kışkırtmasıyla isyan etmişler ve şehrin ruhunu yansıtan hoşgörü ve barış ortamı bozulmuştur.     
 Şebinkarahisarlılar İstiklal Savaşında “Ya istiklal ya ölüm!” andı içerek istiklal için her türlü fedakârlığı her türlü göstermişlerdir. Erzurum Kongresi’ne Şebinkarahisar'ı temsilen Dr. Cemil ŞENCAN katılmıştır. 1920 yılında ilçede Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Şûrası kurulmuştur. Cemiyet bu dönemde bazı çevrelerin tahrikleriyle ayaklanan, Ermeni ve Rum çeteleri ile mücadele etmiştir. Kurtuluş Savaş'ının kazanılmasından sonra, 1923 yılında livaların il yapılmasına karar verilmiş, bu karar sonucu liva olan Şebinkarahisar il yapılmıştır 10 yıl il olma durumunu sürdüren kadim şehir Şebinkarahisar, 1933 yılında ilçe statüsüne getirilmiştir.
      Şebinkarahisar coğrafyasında dağlar, yaylalar, vadiler önemli yer tutmaktadır. Karadeniz kıyısına paralel olarak uzanan Giresun Dağları Şebinkarahisar'ı kıyı şeridinden ayırmaktadır. Giresun şehir merkezinden Şebinkarahisar’a ulaşmak için, Eğribel Geçidi (2.200), veya Şehitler Geçidi (2.000) kullanılır. Şebinkarahisar Doğu Karadeniz bölgesi sınırları içinde yer almakla birlikte İç Anadolu bölgesinin iklim şartlarına sahiptir.
 
Şebinkarahisar; tarihî ve doğası ile Doğu Karadeniz bölgesinin saklı doğal güzelliklere sahip bir şehri olarak, Türkiye’nin dikkati çeken köşelerinden biridir. Bu özelliklerini şu başlıklar altında ifade etmek mümkündür:
a)    Doğu Karadeniz bölgesinin İç Anadolu bölgesiyle buluştuğu noktada yer alması ve yaklaşık 3.000 yıllık tarihe tanıklık etmesi
 b) Tarihî yapılar olarak; Şebinkarahisar Kalesi, Tamzara Cami, Kadıoğlu Cami, Taş Mescid, Kurşunlu Cami, Topal Mehmet Paşa Hamamı, Avutmuş Hamamı Tamzara Hamamı, Kurşunlu Çeşmesi, Zeynube Hatun Çeşmesi, Eyvan Çeşme, Müftü Efendi Çeşmesi, Hüseyin Efendi Çeşmesi, Hacı Yakup Çeşmesi, Alay Çeşmesi, Süleymanağa Çeşmesi, Pertevniyal Çeşmesi ve Atatürk Müzesi gibi nemli sayılabilecek anıtsal eserlerin bulunması
 c)  Tarihî değeri olan binaların sit alanı kapsamında korunması ve bu kapsamda bazılarının aslına uygun olarak onarılması ve hizmete açılması
d) Şebinkarahisar’da alternatif tarım ürünlerinin yetiştirilmesi ve yaygınlaştırılması doğrultusunda çalışmalar yürütülmektedir. Kiraz ve elma dikimi, brokoli, patates ve çilek yetiştiriciliği ile seracılığı teşvik çalışmaları yanında ceviz ve dutun da ilçede yaygınlaştırılmasına çalışmaları sürdürülmektedir.
e) Şebinkarahisar’ın doğa sporlarına uygun bir coğrafi konumunda bulunması, yayla turizmi, dağ ve doğa yürüyüşü, kuş gözlemciliği için Şebinkarahisar öncelikli bir bölge olması
f)  Bölgenin en eski ve ilgi gören yerleşim merkezlerinden biri olması
g) Şehrin, Karadeniz Bölgesiyle İç Anadolu bölgesini bağlayan kavşak bir konumu ve bu nedenle de birden çok iklimi yaşamaya uygun olması
ğ)  Yöneticilerin, sporun teşvik etmesi, sportif organizasyonların desteklemesi ve   bu bağlamda çalışma kararlılığı göstermesi
h)  Doğal çevreye uygun konaklama tesislerinin hizmet vermesi ve bu alandaki yatırımların desteklenmesi ve teşvik edilmesi
ı)  Hava kirliliği ve trafik sorunu olmayan bir kent olması
i) Engelsiz şehir düzenlemesinde bir anlayışın hâkim olması ve çalışmaların buna göre yürütülmesi.
j) Yavaş (sakin) şehir olmak için Cittaslow Birliği'ne üyelik için başvuruda bulunmuş olarak
yavaş şehir anlayışının Şebinkarahisar halkı ve yöneticileri tarafından benimsenmiş olması
Yukardaki belirtilenlere ek olarak kendine has bazı yerel özellikleri ile de Şebinkarahisar “yavaş (sakin) şehir” kapsamına yerini almayı hak etmektedir. Bu konudaki çalışmalar ve girişimler, herkes tarafından kabul görecektir.  Doğu Karadeniz bölgesi ile İç Anadolu bölgesinin bağlantı noktasında Giresun’un ilçesi olan Şebinkarahisar, Giresun dağlarının İç Anadolu’ya bakan tarafında yer almaktadır.  Toprakları organik tarım için paha biçilmez bir değerdedir.  Temiz havası, doğa sporlarına uygun coğrafyası, tarihî kimliği, doğal lezzetlere sahip yemek kültürü, el sanatlarına uygun sosyal yapı… Şebinkarahisar’da görev yapan yöneticileri şehrin “yavaş şehir” olarak kabul edilmesi için çalışmalara daha hız vermesine davet etmektedir. Bu şekilde Şebinkarahisar daha korunur ve tanınır olarak öncelikle Şebinkarahisarlılara dolayısıyla Türk halkına daha kaliteli yaşam sunarak varlığını ilelebet devam ettirecektir.