Araştırmacı Yazar Turgut ER: “ 4 GÜN SÜREN SAVAŞI RUSYA PLANLADI VE BAŞ AKTÖRÜ DE PUTİN”

28 Mayıs 2016 11:09 Evin GÖKTAŞ
Okunma
1206
  Araştırmacı Yazar Turgut ER: “ 4 GÜN SÜREN SAVAŞI RUSYA PLANLADI VE BAŞ AKTÖRÜ DE PUTİN”

 


Ermenistan ve Azerbaycan arasında yıllardır çözümlenemeyen Karabağ'daki gerilim, yıllar sonra yeniden tırmanarak iki ülke arasında kısa süreli de olsa bir savaşın çıkmasına sebep oldu.
İki ülke arasında yıllardır devam eden ateşkes kararı, ilk kez bu kadar şiddetli çatışmalarla delindi. Geçtiğimiz günlerde Karabağ bölgesinde tekrar başlayan savaş, iki ülke genelkurmay başkanlarının Rusya Devlet Başkanı Putin’in çağırmasıyla Moskova’da birlikte imzaladıkları ateşkes kararı ile sona erdi.
1988-1994 yılları arasında yaşanan Dağlık Karabağ Savaşı; Dağlık Karabağ bölgesi de dâhil, Azerbaycan topraklarının %20'sinin Ermenistan tarafından işgaliyle sonuçlandı. Savaş sonrasında 200 bini Ermenistan'dan, 1 milyonu da Dağlık Karabağ'dan ve etrafındaki vilayetlerden olmak üzere 1 milyon 200 bin Türk Azerbaycan'a göç etmek zorunda kaldı. Ateşkesin ilan edildiği 5 Mayıs 1994 tarihinden bu yana soruna çare, AGİT bünyesindeki Minsk Grubu içinde aranıyor. Minsk Grubundaki ülkeler arasında Rusya, Fransa ve ABD bulunuyor.
Azerbaycan ve Ermenistan arasında 22 yıldır süren ve defalarca bozulan bir ateşkes süreci var. En son meydana gelen 4 günlük savaşın arka planında neler var, Rusya bu meselenin neresinde duruyor? Daha önce Bakü’de yıllarca üst düzey görevlerde bulunan ve Azerbaycan’la ilgili kitap ve araştırmaları bulunan Araştırmacı Yazar Turgut Er, iki ülke arasında yaşanan gerilimin ve arkasından çıkan 4 günlük savaşın perde arkasını dergimize değerlendirdi.
Kafkaslar’daki gelişmeleri tarihî olaylardan ayırmanın mümkün olmadığını ifade eden Er, “Tarihte ne olmuşsa onların bugün hemen hemen tekrarı olmaktadır. Azerbaycan ile Ermenistan arasında bugün yaşanan çatışmanın ana patronu, Rusya'dır. Çarlık Rusya’sı döneminde Deli Petro'nun sıcak denizlere yani Akdeniz'e inme politikasının uzantılarıdır bunlar. Her gelen Rus hâkimiyeti; Türkiye'nin hem doğusunda hem de batısında meydana gelecek olayları bu politikaya ve vasiyete uygun olarak dizayn etmiş, zaman zaman da sıcak denizlere inmişlerdir.” dedi.
 
BAAS PARTİLERİNİ HAYDAR ALİYEV KURDURDU
Turgut Er, komünizmin Rusya'da bir Demirperde rejimi uyguladığını hatırlatarak şunları söyledi:
“Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Kafkaslar’da bir süre hareketsizlik dönemi yaşandı. Komünizm döneminde yetişen Rus liderler bununla yetinmeyerek Orta Doğu'da, Rusya'ya yakın ülkeleri dizayn etmeye başladı. Bunu neyle yaptılar? Irak, Mısır, Libya ve Suriye'de Baas Partisini kurdurarak yaptılar ve başarılı da oldular. İran’da komünist partisi TUDEH’i Rusya kurdurdu. Diğer Orta Doğu ülkelerindeki Baas Partilerini de Haydar Aliyev kurdu. Hatta İran'da komünizmi savunan işçi sınıfının partisi olan TUDEH'i desteklediler. Humeyni'nin tabanını TUDEH oluşturuyordu. Ancak Humeyni, İran'daki ihtilalde TUDEH'i devre dışı bırakarak kendi rejimini kurdu. Rusya'da o zamanki komünist iktidarlar İran'ı da dizayn etti. Komünist iktidarların dizaynı, bu ülkelerde uzun yıllar devam etti. Irak ve Suriye'de yıllarca varlığını sürdüren Baas Partisini de kurduran, Haydar Aliyev'dir. Haydar Aliyev, o dönemde Orta Doğu'dan ve diğer İslam ülkelerinden sorumlu idi. Yanında Yahudi kökenli ve sonradan Rusya’da başbakan olan Yevgeny Primakov vardı. Türkiye'deki Dev-Genç'i bile onlar kurdurdu. Filistin'dekiler de onların emrindeydi. PKK'yı da ASALA'yı da onlar kurdurdu. Bunları eğiten, bundan 3 sene önce ölen George Habaş'dı. Habaş, Marksist bir adamdı. Rusya Devlet Başkanı Putin, 2010 yılına kadar Orta Doğu'dan el çekti gibi gözüktü. Irak'ta Saddam Hüseyin, Mısır'da da Nasır iktidarları devrildi. Saddam Hüseyin de Irak’ta devrildi. Suriye'de Baas’ın temeli olan Hafız Esad ise hâlâ ayakta idi. Onun kurduğu rejim, bugün de hâlâ ayakta. Bu arada tekrar güçlenen Putin, tekrar Orta Doğu'ya geldi. Bir bahaneyle ve Amerika'nın yardımıyla Suriye'ye gelip iki üs kurdu. Uçaklarını uçurmaya başladı ve Türkiye ile tartışmaya girdi. Daha sonra üslerini ve bir kısım silahlarını bırakıp giden Rusya, bugün hâlâ orada varlığını devam ettiriyor.”
 
AZERBAYCAN BAĞIMSIZLIĞINI RUSYA’DAN ZORLA ALDI
Rusya'nın Ermenistan’la ilişkilerinin hiç bitmediğini belirten Turgut Er, “Askerlerini de bu ülkeden hiçbir zaman çekmedi. Bugün Ermenistan'ın sınırlarını koruyan, Rus birlikleridir. Sadece Ermenistan değil, Gürcistan'da da aynı durum söz konusudur.” diye konuştu.
Turgut Er, Gürcistan ve Azerbaycan’ın durumunu değerlendirirken şunları kaydetti:
“Gürcistan’da ne oldu? Son olarak iktidara gelen Saakaşvili, Rus birliklerini dışarı çıkarmak istedi. Ancak Rusya, Abhazya'nın bir bölümünü Gürcistan'dan kopardı. Azerbaycan ise 1990’larda bağımsızlığını Rusya'dan zorla aldı. Azerbaycan halkı, verdiği şehitlerinin sayesinde bağımsızlığına kavuştu. Merhum Ebulfez Elçibey, 15 gün içinde Rus birliklerinin tümünü, Azerbaycan'dan dışarı çıkardı. Azerbaycan'da bir tane dahi Rus askeri kalmadı. Ama Ermenistan'da kaldı. Yeltsin dönemi, Rusların her bakımdan en zayıf olduğu dönemdi ama askerî birlikleri Ermenistan'da duruyordu. Karabağ'da yaşanan bugünkü olaylar, 1989'da çeşitli yöntemlerle başlatıldı. Karabağ'ın birçok bölgesini işgal eden Ermeniler, orada ne kadar Azerbaycan Türk’ü varsa hepsini Azerbaycan'a sürgün ettiler. Hocalı Katliamı da 1990'lı yıllarda yapıldı. 4 bine yakın Azerbaycan Türk’üne soykırım uygulandı.”
 
EBULFEZ ELÇİBEY’İ İKTİDARDAN İŞ BİRLİKÇİLER DÜŞÜRDÜ
Turgut Er, Azerbaycan’da Ebulfez Elçibey'in iktidarının bir yıl sürdüğünü hatırlatarak “Elçibey, halktan kurdurduğu gönüllü birliklerle, Ermenilerle mücadele etmeye başladı. Bazı şehirleri geri alan Elçibey, Azerbaycan'ın millî serveti olan petrol konusunu gündeme getirdi. Bu konuyla ilgili olarak bir kısım uluslararası şirketler ve Türkiye ile görüşmeler başladı. Anlaşmalar Haziran 1993'te imzalanmak üzereyken Elçibey'i iktidardan düşürdüler.” dedi.
Er, “Ebulfez Elçibey’i iktidardan kim veya kimler düşürdü?” sorusuna karşılık şunları söyledi:
“Türkiye'deki o zaman cesareti olmayan, dağılmış olan Rus Kızıl Ordusunun hâlâ ayakta olduğunu söyleyip Azerbaycan'a destekte bulunmayanlar, Rusya'nın o ölü döneminde Haydar Aliyev'i getirip Azerbaycan'ın başına oturttular. Batılı petrole talip ülkelerin ve Rusya'daki yetkililerin sayesinde Albay Suret Hüseyinov ve Haydar Aliyev ile eski komünistler Elçibey'i devirdi. Aslında yün alıp satan birisi olan ve millî kahraman unvanı verilmiş olan Hüseyinov, Rusların ve Haydar Aliyev'in yönettiği bir adamdı. Elçibey gider gitmez Haydar Aliyev meclis başkanı oldu. Haydar Aliyev, daha sonra yine Türkiye'deki yüksek memurların tavsiyesi ile referandum yaptırılarak göstermelik bir seçimle meclis başkanlığından cumhurbaşkanlığına getirildi. Temmuz 1993'ten Mayıs 1994'e kadar Karabağ'ın etrafındaki 7 tane vilayet neredeyse kurşun atılmadan Ermenilere peşkeş çekildi. Akabinde gidip Bişkek'te ateşkes imzaladılar. Bu çok tarihî ve önemli bir meseledir. Kiminle imzaladılar? Karabağ Ermenileri ile. Ermenistan, oraya sözde bir devlet kondurdu. Sonra onu Azerbaycan devleti ile muhatap edip Bişkek'te birlikte 10 Mayıs 1994 tarihinde masaya oturdular. Hatta o ateşkesi imzalamayıp sonradan öldürülen Nahçıvanlı Meclis Başkan Yardımcısı Afyettin Celilov, vatanperver bir insandı. Gitti baktı ki masada Karabağ Ermenileri var, imzalamadan döndü.”
 
KARABAĞ VE ETRAFINDAKİ VİLAYETLER ERMENİLERDE KALDI
Turgut Er; Celilov’un ardından şu anda ABD’de bulunan ve Haydar Aliyev'in iktidara gelmesi için büyük paralar sarf eden, Azerbaycan'da 1997'ye kadar büyük gücü olan Resul Guluyev'in gönderildiğini bildirdi.
Guliyev’in Karabağ Ermenileriyle ateşkes imzalaması için Haydar Aliyev tarafından gönderildiğini kaydeden Er, “Guliyev, gider gitmez imza attı. Dolayısıyla o günden bugüne kadar Azerbaycan'ın %20 oranında toprakları Ermenilerin elinde kalmış oldu. 1 milyondan fazla Azerbaycan Türk'ü Azerbaycan'ın içinde perperişan bir hâlde, çadır kentlerde ve diğer vilayetlerde yıllarca yaşadı. Bu insanlar oralarda hâlâ da yaşamaya devam ediyor.” diye konuştu.
Turgut Er, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Azerbaycan'a Türkiye'den Süleyman Demirel olsun, meclis başkanları olsun, diğer liderler olsun yıllarca gelen devlet adamları bu insanlara nutuk atar ve 'Kısa zamanda evlerinize döneceksiniz.'  derlerdi. Ben de şahsen onları seyreder ve acı acı gülerdim. Haydar Aliyev de "Geri alınacaktır, geri alınacaktır.' deyip dururken bir türlü o işgal edilmiş toprakları geri almak için herhangi bir aktif girişimde bulunmuyordu. Sadece ‘Geri alınacaktır.’ diyordu.  Zaman zaman Ermenistan sınırında Azerbaycan birlikleri ile aralarında ufak tefek olaylar oluyor ve bu böyle sürüp gidiyordu. Bu durum ne zamana kadar böyle gitti? Putin Suriye'de bulunan askerî birliklerinin bir kısmını geri çekip Rusya'ya götürünceye kadar. Ama şunu biliyorlar artık: Kafkaslar’da Çeçenistan gibi birtakım otonom devletler artık bağımsız olmak istiyorlar. Bu otonom ülkeler eninde sonunda bağımsız olacaklar. Rusya kısa zaman içerisinde bir daha dağılacaktır.”
 
DEMOKRASİ MÜCADELESİ VEREN PARTİLER DE VAR
Turgut Er, Azerbaycan'da 24 küsur yıldır çağdaş demokrasi mücadelesi veren vatanperver partilerin olduğunu ifade etti.
Er; bu partilerin başında özverili liderlerin bulunduğunu, 1990’larda “azatlığı” alan 25-30 yaşlarında olan liderlerin, şimdi 50-55 yaşlarına geldiklerini anlattı.
Er, daha sonra şunları söyledi:
“Bunlar; Azerbaycan'ın gerçekten ayık, vatanperver insanlarıdır. Gerçek vatansever olan bu insanların mücadeleleri bugün devam etmektedir. İki üç ay önce Azerbaycan'ın birçok vilayetinde halk, akıl almayacak kadar sesini yükseltmeye başladı. Bununun sebebi; petrol fiyatlarının düşmesi, halkın işsiz kalması, uğradıkları haksızlık, hukuksuzluk ve despotluk... Zaten şimdiye kadar halka petrol gelirlerinden hiçbir şey verilmiyordu. Azerbaycan'da beş on bin insan bu gelirleri benimseyip har vurup harman savuruyor. Petrol gelirlerinin halka herhangi bir yararı yok. Halkı oyalayan uluslararası birtakım sözde propaganda amaçlı göstermelik organizasyonlar yapıyorlar. Bütün bunlar milletin parası ile yapılıyor. Millet ise aç ve perişan durumda. Petrol gelirlerinden Azerbaycan'da sanayi sektörü ve üretime pay ayrılmıyor. Orada çıkarılan petrolün satış maliyeti şimdikinin üzerinde… Petrolün varili şimdi 35 dolara indi. Oysa petrol, satış noktasında 45-50 dolara mal oluyor. Azerbaycan’da da Rusya’da da ithalata ve tüketime dayalı bir sistem olduğu için bu petrol krizinin altından kalkılamadı. “
 
AZERBAYCAN, ERMENİSTAN VE RUSYA EKONOMİLERİ ŞU AN KRİZ İÇİNDE
Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya ekonomilerinin şu anda berbat durumda olduğunu kaydeden Er, şu görüşlere yer verdi:
“Azerbaycan'da üretim sıfır durumda... Rusya'da da üretim tükenmiş durumda… Ekonomik bakından berbat durumda bulunan Azerbaycan ve Rusya'da şu anda güçlü bir muhalefet var.  Bu muhalefeti bastırmak ve halkın biraz olsun ses çıkarmamasını sağlamak için birtakım oyunlar oynanmaya başlandı. Sarkisyan da şu anda müşkül durumda. Çünkü Ermenistan'da da güçlü bir muhalefet var. Muhalefet ‘Türkiye ile dost olalım ve işgal ettiğimiz Azerbaycan topraklarını geri verelim, ekonomik ilişkilerimiz artsın, petrol ve gaz boru hatları gelsin; artık Türkiye'de kapılarını açsın doğru dürüst yaşayalım.' diyor. Ermenistan da şu anda ekonomik, siyasi ve sosyal açıdan berbat durumda… Ermenistan’ın, 1990'larda 3 buçuk milyon nüfusu var iken şimdi 1 milyon 300 bine düştü. Ermenistan'da neredeyse Ermeni kalmadı. Ermenistan böyle bir vahim durumda… Ama buna rağmen Rusya'nın Ermenistan'ı bırakması mümkün değil. Birlikleri hâlâ orada. Rusya devamlı olarak da köhnemiş eski silahlarını Ermenistan'a yığıyor. Aynı silahlarını Azerbaycan'a da satıyor.
 
4 GÜNLÜK GÖSTERMELİK SAVAŞ, PUTİN’İN BİR OYUNUYDU
Turgut Er, Rusya’nın hem kendi muhalefetini hem Azerbaycan hem de Ermenistan'daki muhalefeti susturmak ve bertaraf etmek için böyle bir olayın içine girerek 4 günlük göstermelik savaş çıkardığını belirtti.
Er, “Milletin çocuklarını kırdırıyorlar. Bunun başaktörü Rusya Devlet Başkanı Putin'dir. Son çatışma da tamamen Putin'in bir planıdır. Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisyan ve Azerbaycan Devlet Başkanı İlhan Aliyev'i oynatmasıdır.” ifadelerini kullandı.
Putin’in; dünyaya ve Türkiye’ye “Buralarda ağa benim ve ben Çarlık imparatoruyum.” mesajını vermeye çalıştığını ifade eden Er, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
“Bu savaşla ilgili olarak da tıpkı 1994'teki gibi Rusya'ya gidip karşılıklı ateşkes imzaladılar. Ateşkes sonrasında Azerbaycan'ın çeşitli yerleşim yerlerinde İlhan Aliyev'in lehine gösteriler yapıldı. Oysa ortada Ermenistan'dan alınan hiçbir şey yoktur. Azerbaycan Türk'ü ilk günde alabildiğine ruhlandı. 'Bizim ordumuz gidiyor, inşallah topraklarımızı geri alacak kurtaracak Ermenilerden.' diye sevindiler. Halkta böyle bir ümit başladı. Muhalefet partileri dediler ki 'Biz ordunun destekçisiyiz.' Ama ne oldu? Savaş 4 gün sürdü. Böyle olacağı belliydi. Putin'in tezgâhladığı bir oyundu bu. Bu iki aktöre Sarkisyan ve Aliyev'e bu oyunu oynattı. Onlar da seve seve rollerini oynadılar. Her iki lider de böylece zaman kazandı. Ama şimdi işler daha berbat duruma gelecek. Çünkü ilkbaharda Azerbaycan'da ve Ermenistan’da mitingler başlayacak. Azerbaycan'da halk diyor ki 'Ermenistan'dan daha güçlü olmamıza rağmen, niçin askerimiz savaşa devam etmedi?' Çünkü Putin dedi ki 'Gelin ateşkes imzalayın.' Yani bir oyun oynandı ancak bu oyun kısa zamanda ters tepecek. Ermenistan'da da Azerbaycan'da da bunların ertelemek istedikleri, ötelemek istedikleri mitingler devam edecek. Halk daha gür seslerle sokaklara çıkacak. Çünkü Rusya da Ermenistan da Azerbaycan da dünyaya artık açılmış ve dünyayı görüyorlar. Çağdaş üretimleri tüketmeye alıştılar ve özgürlükleri gördüler.”
 
HER ÜÇ ÜLKEDE DE İKTİDARLARIN SONU GÖZÜKÜYOR
Turgut Er, Ermenistan’ın zaten yoksul bir ülke olduğunu ve Azerbaycan’da ise halkın artık tahammülünün kalmadığını söyledi.
Er, şu görüşlere yer verdi:
 “Çünkü petrol ve gazdan gelen gelirlerin halka bir yararı yok. Üstelik halkı soyup soğana çeviriyorlar. Azerbaycan'daki mevcut yasalar hâlâ devletçi ve tiranlığın elinde. Rusya’da, Ermenistan’da ve Azerbaycan’da yasalar tiranlık rejimlerine göre yapıldı ve öyle uygulanıyor. Karşı çıkanlar her üç ülkede de hapishanelere dolduruluyor, işkence yapılıyor. İlhan Aliyev ve Sarkisyan Amerika'da iken Karabağ'da savaş patladı. Savaşın çıktığından her iki liderin de haberi vardı. Bu oyun danışıklı bir dövüştü ve o da bitti. Önümüzdeki süreç gayet açık... Her üç ülke halkı bu oyunu yutmayacak. Benim kanaatimce her üç ülkede iktidarların sonu gözüküyor. Kısa zamanda çok önemli gelişmelerin yaşanacağını tahmin ediyorum. Hatta Rusya'da da çok önemli gelişmelerin yaşanacağını hep birlikte göreceğiz. Çünkü bu işin başı Rusya'dır. Rusya'da Putin, kendisini iktidarda tutmak için 200 bin kişilik özel ordu kurmuş. Rusya'da müthiş bir yoksulluk yaşanıyor. Rusya bir daha parçalanacak. Birçok devlet yeniden kurulacak ve özgür olacaklar. Bununla neyi ötelediler? Muhalefetin gelişmesini ve kendilerini iktidarda bir süre daha tutmayı hedeflediler. Putin'in de Aliyev'in de Panama'da gizli hesapları çıktı. Sadece Panama'da değil, dünyanın birçok yerinde her iki liderin servetleri ve ortaklıkları söz konusu. Azerbaycan'ın servetleri maalesef halkının kullanacağı bir durumda değil, iki aile ve bazı eski komünistlerin elinde.
 
TÜRKİYE İKTİDARLARI AZERBAYCAN’I İYİ DEĞERLENDİRMELİ
Turgut Er, sonuç olarak şu değerlendirme ve önerilerde bulundu:
“Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ateşkesi kimler nerede imzaladı? Putin, Azerbaycan ve Ermenistan genelkurmay başkanlarını Rusya’ya çağırdı. Onlar da gidip ateşkesi imzalayıp ülkelerine döndüler. Savaş da iki lider de Amerika'da iken patladı. Savaşın ikinci günü idi, dönüp geldiler. Olay bu. Şimdi her iki taraf diyor ki 'Ben başarılıyım.' Çünkü kamuoylarını biraz daha kendi taraflarında tutmak istiyorlar. Dertleri bu. Ama nereye kadar? Bunun sonu yok. Daha da ters tepecek. Çünkü iki taftan da bu kadar zayiat oldu. Türkiye'de maalesef bizim araştırmacılarımız, tarihçilerimiz Bakü'ye gittiklerinde sadece belli bir merkezi görüyorlar. Kenar mahallelere, semtlere ve vilayetlere gitmiyorlar. Ülkenin ayık, bilinçli vatanseverleri ile görüşmüyorlar. Oralara gittiklerinde Azerbaycan halkının ne kadar perişan hâlde olduğunu görecekler. Türkiye iktidarları, Azerbaycan’ın çok derinden ve millî açıdan ne kadar çok ezildiğini değerlendirmelidir.”