Trafik Uzmanı Çetin BÜYÜKÇINAR: "HER ŞEY ARAÇTA DİREKSİYONU DOĞRU TUTUŞ VE DÜZGÜN OTURUŞLA BAŞLAR"

04 Mayıs 2015 18:42 Evin GÖKTAŞ
Okunma
2598
Trafik Uzmanı Çetin BÜYÜKÇINAR: HER ŞEY ARAÇTA DİREKSİYONU DOĞRU TUTUŞ VE DÜZGÜN OTURUŞLA BAŞLAR



Türkiye'nin tanınmış trafik uzmanlarından Çetin Büyükçınar, Ankara'daki sürücü kurslarında görev yapan eğiticilere "ileri sürüş teknikleri" konusunda konferans verdi.
Kürsüye elindeki direksiyonla çıkan Büyükçınar, trafik kazalarının sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın sorunu belirterek "Her şey şu gördüğünüz direksiyonu tutuşla başlar." dedi.
Büyükçınar, trafik eğiticilerinin ileri sürüş tekniklerini kursiyerlere iyi öğretmesi hâlinde trafik kazalarının büyük oranda azalacağını belirtti.
Eğiticilerin, “Trafik konusunda Türkiye'de problemin nereden kaynaklandığı” sorusuna cevap veren Büyükçınar, şunları söyledi: 
"Türkiye'nin bir Akdeniz ülkesi olması hasebiyle biraz yapıyla, mizaçla da alakalıymış gibi… Yapıyla ilgili, coğrafyanın atmosferiyle ilgili, insanın doğasıyla ilgili, genetiğiyle ilgili olabilir. Ancak en önemlisi bence ahlakıyla ilgili... Çünkü trafik bir noktada bizim ahlakımızın yansıdığı platform. Yani başkasının hakkına riayet etmeyecek bir perspektifiniz varsa kırmızı ışıkta geçiyorsunuz zaten. Ana yolmuş, tali yolmuş çok önemsemiyorsunuz; acelenize göre yol benim diyorsunuz. Bunlar önemli ama eğitim öğretim noktası da önemli, çünkü eğitim ayrı bir şey öğretim ayrı bir şey. Siz kişiye öğretirsiniz ama onu eğitememiş olabilirsiniz, eğitirsiniz öğretememiş olabilirsiniz. Mesela kırmızı ışıkta geçilmeyeceğini herkes biliyor mu, bilmeyen var mı, yok! Dolayısıyla kırmızı ışıkta insanlar hâlâ geçiyorsa demek ki hem eğitim hem öğretim tam manasıyla sirayet etmemiş demektir. Adam kırmızı ışıkta geçilmeyeceğini biliyor ama buna rağmen geçiyorsa… Birazda bu yönüyle bakmak lazım hadiseye… Ama ben bu kadar da kötümser değilim. Tabii bu tablo bizim yaramız, kaşıdığımız zaman kanıyor bu yara."
 
EMNİYET KEMERİNİN TAKILMASI ÇOK ÖNEMLİ
"Trafikte yapılan yanlışlar konusunda bilgi veren Çetin Büyükçınar, şunları kaydetti:
"Sollama hataları, alkollü araç kullanmak çok ciddi manada ölümlü kazalara sebep oluyor. Ayrıca kavşaklardaki ilk geçiş hakkını bilmemek bir de ışıkları doğru okumamak… Bize hep şöyle öğrettiler: Kırmızı söndü, sarı, sarı söndü yeşil, yeşil söndü tekrar sarı, sarı söndü tekrar kırmızı. Küçüklüğümüzden beri beynimize kazınmış gibi bir durum var. Sarı ışık hazırlan demek de neye hazırlan? Durmaya mı hazırlan geçmeye mi hazırlan? Trafikte ihtimal olmaz, ya durmaya hazırlanırsınız ya geçmeye hazırlanırsınız. Tek başına yanan sarı durmaya hazırlan demektir. Kırmızıyla beraber yanan sarı geçmeye hazırlan demektir. Sürücü bunu doğru okumazsa büyük kazalara, ölümcül kazalara sebep olur. Kazaların nedenlerinden bir tanesi trafik işaret ve işaretçilerinin mesajlarını doğru okuyamamak, doğru anlayamamak diyebiliriz. Sollama hataları, hızın da içinde olduğu bir faktör. Hız sınırlarına uymamak ciddi kaza sebepleri arasında. En fazla sollama, alkol, hız ve kavşaklardaki geçiş üstünlüğüne uymamak ölümlü kazaların genel sebepleri. Bir de emniyet kemeri takmıyorsa yaralanmalı veya maddi hasarlı bir kaza olacakken ölümlü bir kaza hâline geliyor. Emniyet kemerinin takılması çok önemli…"
 
ALKOLLÜ ARAÇ KULLANIMI TAMAMEN YASAKLANMALI
Çetin Büyükçınar, şu anda 0–50 promil arasında alkolle araç kullanmanın Türkiye'de serbest olduğunu hatırlatarak şu görüşlere yer verdi: 
"Bununla ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla dirsek temasındayız, alkollü araç kullanımı tamamen yasak olsun, bunu arzu ederiz. Alkollü araç kullanılmasını tamamen engellemek gerekiyor! Şimdiye kadar hep sürücü tarafından konuştuk, bir de trafiğin yol tarafı var. Işıkların, tabelaların düzenlenmesi, yol bakımında güzel gelişmeler var. Otobanların kilometresine bakıldığı zaman bu gelişme anlaşılabilir. Duble yollar hakeza, hız kuralları değişti. Biz hep insan tarafına bakan yönüyle değerlendiriyoruz ama şimdi yol yapmış devlet, hız kurallarını değiştirmiş. İnsan bunu bilmezse yine kazaya sebep olabilecek bir faktör oluyor. Zaten istatistikler şunu gösteriyor: Kazaya sebep olma oranları %96 sürücülerde, %4 diğer faktörlerde. %96 çok ciddi bir rakam. Bu bakımdan hep insan tarafı üzerinde duruluyor. Ben ülkemizin trafik alt yapısının çok kötü olduğunu düşünmüyorum. Otobanların viraj açıları daha teknik yapılabilir."
 
DİREKSİYON TUTUŞ VE KOLTUĞA OTURUŞ ÇOK ÖNEMLİ
Büyükçınar, araca oturma ve direksiyon tutma şeklinin çok önemli olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
"Bir kere biz araca oturmakla alakalı eğitimden geçmeliyiz. Koltuğa çok rahat oturuyoruz, sürüş açımızın, kol açımızın durumu çok önemli. Çok klasik şeyler söylenir ya; direksiyonu dokuzu çeyrek geçe, onu on geçe tutmak. Bunlar aslında direksiyonu iki elle tutmak üzerine söylenen şeylerdir. Bir sürüş alışkanlığı oluşturmamız gerekiyor bizim. Karda, buzda, mıcırda savrulmada hâkimiyet sağlayabilmemiz için aracın içinde hâkimiyet sağlayabileceğimiz şekilde oturmamız gerekiyor. Günümüzde yeni nesil araçlarda da otomatik vitesliler ön plana çıkıyor. Yeni nesil kullanıcılar da otomatik vitesli aracı tercih ediyorlar. Açıkçası sürüşle alakalı teori anlatmanın bir esprisi yok, sürücünün yaşaması gerekiyor. Bazı eğitim metotlarında “en tehlikeli metot” deneme yanılma olarak söylenir ya, bu çok geçerlidir. Trafikte denerseniz yanılıp bir daha deneme imkânı bulamayabilirsiniz.  Trafik içinde deneme yanılma yapamazsınız ama trafiğe kapalı bir alanda, emniyet donanımı olan bir araçta bu yapılabilir.”
 
"KÜÇÜK NÜANSLAR BÜYÜK KAZALARA NEDEN OLUYOR"
Çok küçük nüanslar çok büyük kazalara sebep oluyor." diyen Çetin Büyükçınar, konuşmasına şöyle devam etti:
"Kayan yerde lastikleri indirme gibi bir yanlış anlayış var. En yanlış anlayışlardan bir tanesi, ‘Aracım kayıyor havasını indireyim.’ O zaman dişler yeri tam tutmadığı için araç yere tutunamayacaktır ve araç daha çok kayacaktır. Zincirle alakalı yanlışlar var, bu yanlış âdeta kanunlaşmış: 'Önden çeken araçlarda zincir öne takılır, arkadan çeken araçlarda zincir arkaya takılır.' Ama öne zincir taktığınızda arkadan savrulursanız ne olacak? Pergel olursunuz o zaman. Ön lastik tutacak, arka lastik kayacak spin atacaksınız arabayla, arkaya taksanız önden savrulacaksınız. O zaman dördüne birden takmanız lazım. Ayrıca zincir zorunluluğu olup da kış lastiği kar lastiği takıldığı zaman niçin kabul edilmiyor, bu bana çok anlamlı gelmiyor. Bugün, Uludağ’daki ticari taksilerin hepsinde kar lastiği var ve zincir takan bir aracın yanından fevkalade savunmaya dayalı bir şekilde geçiyorlar. Ülkemizde zincir takma zorunluluğu hâlâ yasal anlamda var. Kar lastiği yasal olarak zincirin yerini tutmuyor."
Büyükçınar, "kar lastiğinin yakıt tüketimini artırıp artırmayacağı" konusunda da şu bilgileri verdi:
"Lastikle ilgili en önemli konulardan biri; kendi standartlarında lastik takmaları, lastiğin görsel tarafına bakmamaları… Lastik hava basınçlarının tavsiye edilen değerde tutulması çok önemli... Bir de bence yazın yaz lastiği kışın kış lastiği takılmalı. Lastiklerin de son kullanma tarihleri vardır, bayat lastik yola tutunmayı çok olumsuz etkileyecektir. Bazı ülkelerden çok ucuz lastikler ithal ediliyor. Lastiğin tırnaklarına bakıyorsunuz görsel olarak müthiş ama yeri tutmuyor. Ucuz ve adi lastikleri tercih etmemeleri gerekiyor. Kazaları önleme açısından lastik tercihi çok önemli.
 
LPG İLE İLGİLİ YANLIŞ ANLAŞILMALAR VAR
Çetin Büyükçınar, LPG ile ilgili de önemli açıklamalarda bulundu. LPG'nin olumlu ve olumsuz yönlerinin bulunduğunu kaydeden Büyükçınar, şöyle devam etti:
"Ülkemizde LPG ile alakalı yanlış anlaşılma var: 'LPG’li araç kaza esnasında patlar.' Böyle bir düşünce hâkim. Kapalı garajlara LPG’li araç giremediği için ikinci sınıf araç muamelesi görürler. LPG ile ilgili protokoller diğer ülkelerden tercüme edilerek gelmiş bir mevzuat. Ben şöyle hatırlıyorum: Avrupa’daki LPG’li araç mevzuatında LPG’li araç kapalı garajlara değil, havalandırması olmayan garajlara giremez. LPG ülke ekonomisi açısından da çok önemli, kişinin cebinden de az para çıkıyor ve en önemlisi LPG fevkalade çevreci. Nedense böyle bir reklamı olmuş; motoru mahvediyor, performansı düşürüyor… Bence performansı sürücünün hissetmediği kadar az düşürüyor. Özellikle yeni teknoloji LPG sistemleri sürücüye bunu hiç hissettirmeyecek derecede. LPG’lerin içerisindeki katkılar o performans açığını da kapatıyor. Bana göre LPG’li araç benzinli araca göre motor ömrünü %5 azaltabilir. Bu da toplamda üç tane motoru amorti ediyorsunuz. LPG’li araç hem ülke ekonomisi hem kişinin kendi cebi hem de çevre açısından çok faydalı bir yakıt. Tercih etmek gerekiyor, devletin de bunu teşvik etmesini arzu ediyoruz. Gönül dergisi kanalıyla birileri bunu okur belki de bir hareket başlatırlar. Sivil toplum örgütleri bu konuyu zaman zaman vurguluyorlar. Birçok ülkede LPG taktırıldığı zaman vergilerde indirim yapılıyor. Bildiğim kadarıyla İngiltere kraliyet araçları LPG’li; örnek olsun diye yapmışlar galiba. Belki de o kompleksi ortadan kaldırmak için yapmışlardır."