Bahçeli’den ABD Başkanı Trump ve Danışmanı Bolton’ın Küstah Türkiye Açıklamalarına Sert Tepki: EKONOMİMİZİ MAHVEDERMİŞ, HODRİ MEYDAN/ BOLTON MUSUN, DALTON MUSUN?

23 Şubat 2019 15:36 Evin GÖKTAŞ
Okunma
83
Bahçeliden ABD Başkanı Trump ve Danışmanı Boltonın Küstah Türkiye Açıklamalarına Sert Tepki: EKONOMİMİZİ MAHVEDERMİŞ, HODRİ MEYDAN/ BOLTON MUSUN, DALTON MUSUN?

Bahçeli’den ABD Başkanı Trump ve Danışmanı Bolton’ın Küstah Türkiye Açıklamalarına Sert Tepki:
EKONOMİMİZİ MAHVEDERMİŞ, HODRİ MEYDAN/ BOLTON MUSUN, DALTON MUSUN?
EVİN GÖKTAŞ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantılarında ABD Başkanı Donald Trump'ın ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’un Türkiye’ye yönelik küstah açıklamalarına sert tepki gösterdi.
15 Ocak’taki grup toplantısında Trum’ın, "Eğer Türkiye Kürtleri vurursa, Türkiye'yi ekonomik yönden mahvederiz. 20 millik (32 km) güvenli bölge kuracağız. Aynı zamanda Kürtlerin Türkiye'yi provoke etmesini istemiyorum." şeklindeki açıklamasını değerlendiren Bahçeli, “Ekonomimizi mahvedermiş, hodri meydan. Türk milletinin imanı var, imanı. Senin baronların varsa, Türk milletinin eğilmez başı var. Sana 'Tamam' diyen senin gibi olsun." dedi.
Bahçeli şöyle devam etti:
"Anlaşılan odur ki, ABD’nin Türkiye’yle bir zoru vardır. Bay Trump tramvatik bir kişilik bozukluğuna savrulmuş, deyim yerindeyse gözünü nefret bürümüştür.
Zannederseniz ki, Twitter başında bitmek bilmeyen bir nöbete girmiştir. ABD Başkanı Türkiye’nin tehditlere aldırmayacağını, Türk milletinin hiçbir zulmete eyvallah etmeyeceğini ya unutmuş ya da hafızasının ve etrafının oyununa gelmiştir. Biz diyoruz ki, zalimle gelen düğün bayram. İp inceldiği yerden kopacaksa varsın kopsun. Korkak her gün, kahraman ise bir gün ölür. ABD Başkanı yine şaşırmış, yine sinirleri germiştir. Paylaştığı Twitter mesajı tam anlamıyla düşmanlık ötesidir.
Bay Trump şöyle diyor: 'Eğer Türkiye Kürtlere saldırırsa, ekonomik yönden mahvederiz. 20 millik güvenli bölge oluşturulabilir. Aynı zamanda Kürtlerin Türkiye’yi provoke etmesini istemiyorum.' Geçen hafta bu çerçevede görüşlerimizi açıklamıştım. Demek ki, kalın kafalar almamış, zulmün elebaşları anlamamış.
ABD Başkanı bir defa PKK/PYD/YPG’yi Kürt olarak görüyorsa, Kürt kardeşlerimizin temsilcisi olarak değerlendiriyorsa ya cehaletin mihveri ya da caniliğin mihmandarıdır. Teröristlere bırakınız Kürt demeyi, insan demek bile ihanettir.
Trump’ın PKK/PYD/YPG’yi Kürt olarak görmesi, Kürtler diye tarif etmesi su katılmamış alçaklık, su götürmez küstahlıktır. Şu işe bakar mısınız, teröristler mücadele edersek Bay Trump ekonomik olarak Türkiye’yi mahvedermiş. Senin doların varsa Türk milletinin imanı var. Senin para baronların varsa, sermaye çetelerin hazırsa, ekonomik tetikçilerin emir bekliyorsa, bilesin ki Türk milletinin eğilmez başı, bükülmez bileği var. Elinden geleni ardına koyma, ne biliyorsan onu yap.
Senin tehditlerine tamam diyen senin gibi olsun. Türkiye’yi mahvetmek senin ne haddine? Bu saatten sonra Fırat’ın doğusuna girip önümüze çıkan haini, bulduğumuz katili mahv-u perişan etmek helali hakkımızdır, vatan borcumuzdur, millî namusun gereğidir. Suriye’nin kuzeyinde Kürdistan sütunlarını dikmek için teröristler ve bazı bölge ülkeleri arasında görev taksimi yapanlar Türkiye’yi hafife alan, yok sayan sömürgecilerdir. Kürt kökenli kardeşlerimizi teröristlerle bir ve aynı gören bir meczuba, Twitter bekçisi bir mecnuna diyorum ki, hodri meydan, Türk milletinin kitabında ne kaçmak ne de korkmak yazmaktadır. Teröristleri Türkiye’ye tercih eden bir ABD Başkanı bizim nezdimizde yok hükmündedir. Trump’a diyorum ki, aç kalabiliriz, açıkta yaşayabiliriz, yoksul düşebiliriz, ekonomik kayıplara maruz kalabiliriz. Ama size boyun eğersek, sizden aman dilersek, sizden medet umarsak bize yazıklar olsun, yani hayat bize haram zıkkım olsun. En iyi bildiğiniz şey öldürmek en iyi yaptığınız kumpas kurmak, komplo icat etmek. Türkiye Cumhuriyeti bağımsızdır, egemen bir devlettir. Kimseden emir almayız, kimseden izin almayız, kimseden icazet istemeyiz. Trump’ın sözüyle hareket etmek, tehditlerine tamam demek yok olmak, tarih ve coğrafyadan sürülmek anlamına gelecektir. Suriye’nin kuzeyinde tampon bölge kurmak, ardından muhtemel uçuşa yasak bölge ilanı teröristlere al da at dercesine gollük pas vermektir. Kısacası yeni bir özerk yönetim, yeni bir Barzani modelidir. Bu aşamada hükûmete diyorum ki, asla çekinmeyin, asla alttan almayın, Allah şahittir ki, yanınızda MHP, arkanızda millet, himaye eden de Yüce Allah’tır."
BOLTON MUSUN, DALTON MUSUN?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 8 Ocak günü yaptığı grup toplantısında da Trmup’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un Türkiye’ye yönelik skandal sözlerine yönelik sert tepki gösterdi.
Bahçeli, şunları belirtti:
“Fren tutmayan bu doğan görünümlü şahin, Ankara’nın ABD ile tam koordinasyon hâlinde olmadığı sürece Suriye’ye askeri harekât yapmamasını zehirli bir dille beyan etmiştir. Bolton musun, Dalton musun bilmem ama şunu açıkça sorarım: Türkiye bağımsız ve egemen bir devlet olarak neyi nasıl yapacağını sana ve patronlarına mı soracaktı? Bu ne küstahlıktır? Nasıl bir terbiyesizliktir? Trump’a diyorum, Pompeo’ya sesleniyorum, Bolton’a duyuruyorum: Müttefiki olduğunuz insan kasaplarının, bölücü hainlerin Kürt kökenli kardeşlerimizle en ufak ilgi ve alakaları kesinlikle yoktur. Bunlar teröristtir, katildir, canidir. Görüldükleri yerde imhaları vaciptir.”
PKK/YPG BAŞKA, KÜRTLER BAŞKADIR
 “PKK/YPG’yi Kürt kökenli kardeşlerimizle ilişkilendirmek ahlaksız bir sapmadır, adi bir saptırmadır, alçak bir sapkınlıktır.” ifadesini kullanan Devlet Bahçeli, “Kürt kökenli kardeşlerimize sevgi ve hürmetimiz tarifsizdir. Onlarla hiçbir alıp veremediğimiz yoktur, olamayacaktır. PKK/YPG başka, Kürtler başkadır. Şayet konu Kürt kökenli kardeşlerimiz ise onları Washington değil, Brüksel değil, Paris değil, Berlin değil, Londra değil; tarih şahittir ki Ankara sevecek, Türk milleti ölüm pahasına kucaklayacaktır. Kürt kökenli kardeşlerimize Trump ve evanjelist kadrosunun muhabbeti yalandır, riyadır, sahtedir, aslı astarı yoktur.” diye konuştu.
“ABD, acaba Türkiye ile Suriye’nin sıcak çatışmaya girmesi için PKK/YPG ile bir kumpas mı hazırlamaktadır?” sorusunu yönelten Bahçeli, ABD’nin Suriye’den çekilme kararını “oyun ve stratejik oyalama” olarak niteledi.
Devlet Bahçeli, “ABD ne yaparsa yapsın, kim ne derse desin Türkiye Fırat’ın doğusuna hak için, adalet için, hukuk için, beka için, mazlumların güvenliği için girmeli, gereğini yapmalıdır. Başkalarının ne diyeceğiyle ilgilenemeyiz. PKK/YPG’nin kökünün kazınması için altın fırsat önümüzdedir. MHP, terörle haklı mücadelede hükûmetin arkasındadır, tam destekçisidir.” dedi.
RUH SAĞLIĞI KANUN TEKLİFİ İÇİN DEPBOYLU'YA TEŞEKKÜR
Bahçeli, günümüzün karmaşıklaşan hayat şartlarında, vatandaşların maddi ve manevi sorunlarının yanı sıra ruhsal olarak da zorluk çektiğini belirtti.
Ruh sağlığı hizmetleri alanında hizmet alan ve hizmet veren insanların ağırlaşan problemlerinin farkında olduklarını kaydeden Bahçeli, tüm bu sorunlarla şuurlu, programlı ve etkili şekilde başa çıkabilmek için hakların, sınırların, yetkilerin açık ve net olarak belirlendiği bir toplumsal sözleşmeye, diğer bir ifadeyle "Ruh Sağlığı Yasası’na" ihtiyaç olduğunu kaydetti.
Gelişmiş ülkelerin tamamında, gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda söz konusu yasa olduğunu anımsatan Bahçeli, Türkiye’de ise bu alanda bir boşluk olduğunu kaydetti. Bahçeli, "Bu kapsamda sosyal ve toplumsal pek çok yararı olacağına inandığım Ruh Sağlığı Yasası’nın bu yıl içinde TBMM’den çıkarılmasını içtenlikle bekliyor ve temenni ediyorum. Konuyla ilgili bir kanun teklifi hazırlayan Aile, Kadın ve Engellilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Deniz Depboylu Hanımefendi’yi tebrik ediyor, bu teklifin yasalaşması halinde mühim bir eksikliğin telafi edileceğine inanıyorum." diye konuştu.
Yaşanan ağır sorunların ruh sağlığına olumsuz yönde tesir ettiğine dikkat çeken Bahçeli, şunları söyledi:
"Bunu inkâr etmek anlamsızdır, faydasızdır. Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmasında, ruhsal sorunu olanların yalnızca %14’ünün herhangi bir uzmana müracaat ettiği belirlenmiştir. Çoğalan intiharlar, yaygın bir hâl alan antidepresan ilaç kullanımı tehlikeli düzeydedir. Şiddet vakaları, kadın cinayetleri, eften püften meselelerdeki derin anlaşmazlıklar tehdit edici bir seviyededir. Şu işe bakar mısınız, geçtiğimiz hafta, Gaziantep’te bir boşanma vakasıyla aralarında husumet bulunan iki akraba aile arasında çatışma çıkmış, 18 kişi yaralanmıştır. Bu olacak şey değildir. Söylerken bile içimin titrediği bir kadın cinayeti geçen hafta bir üniversitede gerçekleşmiştir. Genç bir akademisyen olan Ceren Damar evladımız gözü dönmüş bir katil tarafından hunharca katledilmiştir. Bu vahşi cinayetin üstelik bir üniversitede yaşanması tüyler ürperticidir. Yalnızca merhume evladımız değil, akademik hayat da saldırıya uğramıştır."