BAHÇELİ: 31 MART'TA KADINLARIMIZ TÜRKİYE'NİN GÜCÜNE GÜÇ KATACAKTIR

15 Ekim 2018 16:25 Evin GÖKTAŞ
Okunma
39
BAHÇELİ: 31 MARTTA KADINLARIMIZ TÜRKİYENİN GÜCÜNE GÜÇ KATACAKTIR

-MHP'li Asenalar, "Kadınlar Güçlensin Türkiye Büyüsün" sloganıyla Ankara'da buluştu.
BAHÇELİ: 31 MART'TA KADINLARIMIZ TÜRKİYE'NİN GÜCÜNE GÜÇ KATACAKTIR

EVİN GÖKTAŞ
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir." sözünü hatırlatarak, kadının her alanda olması ve her alanda temsil edilmesi gerektiğini belirtti.
Kadınların, 31 Mart tarihinde yapılacak olan yerel seçimlerde Türkiye’nin gücüne güç katacağını vurgulayan Bahçeli, "Kadın elinin değdiği yerde, kadının olduğu her zeminde fedakârlık vardır, sağduyu ve sabır hâkimdir. Türk kadını kahramanlıklara imza atan, devlet-i ebed -müddet, millet-i ebed -müddet anlayışına emek ve güç veren iradedir." dedi.
MHP Kadın Kolları tarafından "Kadınlar Güçlensin, Türkiye Büyüsün" temasıyla düzenlenen Genişletilmiş İstişare Toplantısı Ankara'da yapıldı.
Toplantıda konuşan MHP Ankara Milletvekili ve Kadın Kolları Koordinatörü Nevin Taşlıçay, "2019 Yerel Seçimlerine hazırız. İddialıyız 81 ilde kadınlarımız partimizin lokomotifi olacaktır. İddialıyız, kadın sorununu çözecek iradenin yegâne sahibiyiz. Bizler çözümün tarafı olacağız. Edilgen değil, etken olacağız." diye konuştu.
Milliyetçi Hareketin kadınlarının, milletin hizmetinde geçmişine layık, liderine bağlı bir şekilde geleceğe yürüdüğünü belirten Taşlıçay, MHP Kadın Kollarının 2023 stratejik hedeflerinin hazır olduğunu anlattı ve toplantının içeriğine ilişkin bilgi verdi.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Depboylu ise siyasette kadın sayısının az olduğuna işaret ederek, sayıyı artırmak için buna neden olan sorunlarla başa çıkma stratejilerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Anıtkabir'i ve merhum Alparslan Türkeş'in mezarını ziyaretiyle başlayan toplantının açılış konuşmasını MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptı.
Konuşmasının başında, "Kadın medeniyettir görüşümüzü mahfuz tutarak medeniyetimizi müdafaa etme irademizi sonuna kadar muhafaza etmekten kıvanç duyacağımızı özellikle belirtmek istiyorum." ifadesine yer veren Bahçeli, şöyle devam etti:
“21-23 Eylül tarihleri arasında partimizin Kadın Kolları Koordinatörlüğü tarafından 'Kadınlar Güçlensin, Türkiye Büyüsün' temasıyla düzenlenen genişletilmiş istişare toplantısının partimize, Türk kadınına, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Türkiye'nin her yöresinden Ankara’ya gelen değerli hanımefendi kardeşlerime müteşekkir olduğumuzu altını çizerek dile getiriyorum. 'Kadınlar Güçlensin, Türkiye Büyüsün” temasıyla gerçekleştirilen toplantıda emeği geçen başta Kadın Kolları Koordinatörümüz ve Ankara Milletvekilimiz Sayın Nevin Taşlıçay olmak üzere bütün kardeşlerimi içtenlikle kutluyorum."
KADIN; TOPLUMUN AYNASI, GELECEĞİMİZİN ÜMİT ATEŞİDİR
 Konuşmasında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir." veciz sözüyle herkese ve çok anlamlı bir mesaj ilettiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
"Aynı şekilde kadına verilmesi gereken değeri bu şekilde özetlemişti. Çünkü kadın annedir, kadın eştir, kadın yuvadır, kadın insandır, ailenin temel direğidir. Kadın; toplumun aynası, geleceğimizin ümit ateşidir. Bunların yanında nezakettir, zarafettir, titizliktir, hoşgörünün bizzat kendisidir. Kadın elinin değdiği yerde, kadının olduğu her zeminde fedakârlık vardır, sağduyu ve sabır hâkimdir. Türk kadını kahramanlıklara imza atan, devlet-i ebed -müddet, millet-i ebed -müddet anlayışına emek ve güç veren iradedir. Kadınsız insanlık, kadınsız toplum, kadınsız gelecek olmaz, olamaz. Bu gerçekten hareketle kadınların hayatın her alanında aktif, eşit, etkin ve katılımcı olmaları vazgeçilmez değer ve önemdedir. Geçtiğimiz yüzyıl hem milletimiz hem de beşeriyet açısından yoğun, yıkıcı ve karmaşık bir döneme sahne olmuştu. 20.yüzyıl tarihin debisinin en yüksek olduğu dönemdi. Değişimlerin hızı oldukça fazla ve tesirliydi. Bu çerçevede temel hak ve hürriyetlerin kazanılması zaman almış, zorlu olmuştu. Özellikle kadınlarla ilgili gelişmelerin seyrini incelediğimizde bu gerçeğin somut bir şekilde karşımıza çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır. Kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik haklara kavuşması gecikmeyle de olsa sağlanmıştı. Türkiye bu konuda birçok gelişmiş ülkeyi kıskandıracak karar ve reformlara imza atmıştı. Kadınların nüfus sayımlarında dikkate alınmadıkları dönem artık çok gerilerde kaldı. Orta Çağ kafası, ilkel dürtüler, cinsiyetçi körlükler çok şükür aşıldı, ekarte edildi.Kadını toplumun gerisine iten, ikinci plana atan, hatta dışlayan yaklaşım ve yanlışlar katılımcı demokrasinin ilkeleri, insani değer ve miraslarla etkisiz bırakıldı. Kadınlar hak ettiği mevki ve mertebelere tam gelemediyse de, bu konuda önemli kazanımların elde edildiğini inkâr edemeyiz, yok sayamayız."
"NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ?" SORUSU RUTİN SOHBET KONUSU OLDU
Bahçeli, "Ne olacak bu memleketin hâli?" sorusunun hemen hemen herkesin hayatının en rutin sohbet konusu olduğunu hatırlatarak, "Bu sorunun her kişiye göre farklı cevapları bulunabilecektir. Ancak bize göre memleketin hâli insanımızın hâline bire bir ve doğrudan bağlıdır. İnsan hayatının dengeli, düzenli, verimli ve huzurlu olması memleketin hâl ve gidişatını elbette istikrara kavuşturacaktır. Kuşku yok ki, geleceğe yönelik elimizde hazır bir reçete, isabetle çizilmiş bir harita yoktur. Buna rağmen yarınların nasıl olacağının, tehdit ve fırsatların nelerden oluşacağının, ne gibi değişim ve dönüşümlerin ortaya çıkacağının öngörülmesi, önceden doğru önlemler alınması mümkündür." ifadesine yer verdi.
"Bunu yapabilmemiz için; tarihin hangi aşamasında olduğumuzu, zamanın neresinde bulunduğumuzu, medeniyetler ve milletler mücadelesinin hangi noktasında yer aldığımızı ilkelerimiz, ülkülerimiz ve tarihî müktesebatımız kapsamında yorumlamamız şarttır."görüşüne yer veren Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Karşı karşıya olduğumuz sorunlara yaklaşırken aceleci ve acemi değerlendirmeler, insanı hiçe sayan analiz ve araştırmalar her zaman hatalı yargılara, hasarlı yollara götürecektir. Bu durumda geleceği öngörmek, geleceğin mimarisini gerçekleştirmek, tehlikelere göğüs germek çok zor ve maliyetli olacaktır. Doğru tahminler, doğru tespit ve teşhislere ihtiyaç duyacaktır. İnsanı özne yapmadan, insanı siyasetin asıl ve asal gücü hâline getirmeden ne yapılacak bir tahmin ne de koyulacak bir tespit sağlıklı ve kavrayıcı olamayacaktır. Fikrimizin temeli millettir. Fiziki varlığımızın, fiilî vakarımızın teminatı yine millettir. İnsandan mahrum bir duruşun, insana mesafeli bir davranışın sonuç vermesi, buna da siyaset denmesi akla aykırı, inançlarımızla ayrıktır. Biz insanımıza bakınca kadın-erkek ayrımına gitmeden kutsal bir emaneti görürüz. Biz insanımıza bakınca Türk-İslam medeniyetinin ruh kökünü anlar ve tanırız. Biz insanımıza bakınca bir, eşit ve her şeyin en güzeline layık bir varlığı idrak ederiz. Dava ve siyaset mücadelemizde de buna müzahir hareket ederiz. Kadın hakları denildiğinde insan haklarını anlarız. İnsan onuru denildiğinde, aynı zamanda kadın onurunu algılarız. Kadınların öne çıkmasını, daha çok görünür olmasını, maruz kaldıkları kötü muamelelerden muhafaza edilmelerini tarihi ve insani bir görev addederiz."
31 MART'TA KADINLARIMIZ TÜRKİYE'NİN GÜCÜNE GÜÇ KATACAKTIR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "31 Mart 2019 tarihinde yapılacak olan mahallî idareler seçimlerinde daha fazla kadınımızın faal katılım ve yoğun adaylığı, inanıyorum ki, Türkiye’nin gücüne güç katacaktır. Arzu ve beklentimiz de budur." dedi.
1923 tarihinde 421, bugün ise 1398 belediye yönetiminin Türk milletine hizmet yarışı içinde olduğunu kaydeden Bahçeli, şunları kaydetti:
"95 yılda yerel yönetimlerin derinlik ve genişliğinde parlak gelişmeler yaşanmıştır. Ancak yeterli olduğunu iddia etmek doğru değildir. Kadın belediye başkanlarımızın sayı ve oranındaki artışlar hem demokratik kültürümüzü zenginleştirecek hem de millete hizmeti büyütecektir. İnancımız ve umudumuz bu şekildedir. Ayrıca; 20 bin 498 belediye meclis üyesi, 1251 il genel meclis üyesi, 18 bin 143 köy muhtarı, 31 bin 635 mahalle muhtarı, 80 bin 696 köy ihtiyar meclis üyesi, 137 bin 781 mahalle ihtiyar meclis üyesi arasında kadınlarımızın hak ettiği sayı ve temsile ulaşmaları konusunda üzerimize ne düşüyorsa yapacağımızın sözünü kararlı bir şekilde veriyoruz. Cumhur ittifakının şuuruyla temellenmesini ve teminini hedeflediğimiz önümüzdeki mahalli idareler seçimleri kadınlarımızın gücüyle Türkiye’nin önünü açacak, ilave olarak Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini kökleştirecektir. Kimin ne dediğinin önemi yoktur. Kimin hangi oyunları oynadığının hangi karanlık senaryolardan medet umduğunun bir kıymetiharbiyesi olmayacaktır. Kadınlarımız güçlendikçe millî uyanış yaygınlaşacak, millî diriliş ve dayanışma ruhu Türkiye’yi büyütecektir. Diyoruz ki, kadınlar güçlensin Türkiye büyüsün. Kadınlar güçlensin Türkiye yürüsün, Türkiye yükselsin. Kadın zayıf kalırsa medeniyetimiz sekteye uğrayacak, ülkemiz belirsizliklere sürüklenecektir. Kadın atıl ve hareketsiz kalırsa, dahası ilgi ve destekten mahrum bırakılırsa istikbalimiz riske girecektir. Buna da hiç kimsenin, hiçbirimizin hakkı yoktur.Kadın varsa insan vardır ve insan; hakkıyla, haklılığıyla, hak ettiği mevki ve imkânlarla süratle buluşmalıdır."
KADINLARIMIZIN ÖNÜNDEKİ TEM BARİYERLER KALDIRILMALIDIR
Kadınların önündeki bariyerlerin kaldırılmasını isteyen Bahçeli, "Nitekim onlarsız gelecek hem bir hayaldir. Onlarsız medeniyet kuru bir avuntudur. Dünden bugüne, Türk kadının omuzlarında vatanın yükü, alınlarında fedakârlığın ışığı, boğazlarında cesaretin madalyaları vardır. Yılgınlığı elinin tersiyle iten, yıkılmışlığı reddeden kararlılık Türk kadınının hasletleri arasındadır. Türk kadını koruyandır, kollayandır, kol kanat gerendir. Toplumsal huzur ve refahın önşartı ayrımcılığın reddi, cinsiyetçi saplantının dışlanarak kenara itilmesidir." diye konuştu.
Bahçeli, bu sağlanmadan kadınları sadece belirli gün ve haftalarda hatırlamak yerinde ve yeterli olmayacağı gibi, doğru da sayılamayacağını ifade ederek, şunları söyledi:
"Kadınlık onurunu, insanlığın onuru mertebesinde görmeden atılacak hiçbir adım amacına ulaşamayacaktır. Kadının yok sayıldığı, hor görüldüğü, dışlandığı, ötekileştirildiği toplumlar ilkeldir, geridir. Kadının el üstünde tutulduğu, erkek kadar sosyal hayatın bir parçası olduğu ve fırsat eşitliğinin sağlandığı toplumların ise geleceğe umutla bakabilmesi mukadderdir. Kadının aile ve toplumsal ilişkilerin direği, nirengi noktası olduğu gerçeğini unutmamalı, hafızalardan çıkarmamalıyız. Devlet ve milletler kadınlara verdiği değer kadar güçlü ve kudretlidirler. Bunu da çok iyi bilmeliyiz. Çünkü aileyi ayakta tutan ve sarıp sarmalayan kadındır. Aile ise milletin temel taşıdır. Kadın vatandır, kadın ülkedir, kadın gelecektir, kadın gelecek nesillerin güvencesidir. Kadın; mesela evde anne, okulda öğretmen, tarlada eli nasırlı berekettir. Önemle ifade etmek isterim ki; bilimden sanata, spordan edebiyata, siyasetten ekonomiye kadar hayatın her alanında kadınların tam manasıyla izi görülüp sesi duyulacaksa önce şiddetle mücadele etmek asıl ve öncelikli olmalıdır."
BİLİNMELİDİR Kİ, TÜRK KADINI MİLLÎ ŞEREFİMİZİN ABİDESİDİR
Bahçeli, kadına yönelik şiddet olaylarının kaygı verici olduğunu ifade ederken, şu görüşlere yer verdi:
"Kadın ve şiddet kelimelerinin yan yana gelmesi toplumumuz açısından endişe ve kaygı verici bir durumdur. Kadınlarının yüzü gülmeyen bir toplumun geleceği umutla karşılaması imkânsızdır. Kahraman ve fedakâr Türk kadının hak ettiği yerlerde olması, layık olduğu sosyal, siyasal ve ekonomik sıçramalar yaşaması bizim tehir edemeyeceğimiz bir gayedir. Ne hazindir ki, yılın sadece belirli gün ve haftalarında toplumsal eşitsizlik konuları gündeme gelmekte, kadın hakları üstün körü geçilmekte ve fırsat eşitliği laf olsun kabilinden dile getirilmektedir. Kadın sadece bir güne hapsedilecek bir varlık mıdır? Kadınlarımızın sorunları ve sosyal hayattaki yeri sadece belirli bir hafta veya günün mü konusudur? Bu kısır döngü elbette son bulmalı, kadın ile şiddet, cinayet, eşitsizlik ve istismar kelimeleri artık yan yana gelmeyecek şekilde rafa kaldırılmalıdır. Aziz milletimiz bunu aşabilecek, bunu başarabilecek yüksek bir kültür ve mirasla donanmıştır.Tarihimize baktığınızda da bunu görürsünüz. İl Bilge Hatun'a bakınız. Hayme Ana'ya bakınız. Nene Hatun'a bakınız. Tayyar Rahmiye'ye bakınız. Kahraman Türk kadınına bakınız. Ne derece saygın olduğunu görürsünüz. Bilinmelidir ki, Türk kadını millî şerefimizin abidesidir. Türk kadını millî bekamızın beşiğini sallayan ahlaktır. Nitekim Türk kadını yuvasının da yurdunun da zarafet, zekâ ve ziynetle taçlanmış fertleridir. İftiharla hepinizi böyle gördüğümü ifade etmek boynumuzun borcudur.Eğer bugün son yurdumuzda hür ve müstakil bir biçimde nefes alıp verebiliyorsak, bunda tarihe altın harflerle geçmiş ve elleri öpülesi kadınların büyük bir payı bulunmaktadır."
KADIN HER ALANDA OLMALI, HER SEVİYEDE TEMSİL EDİLMELİDİR
Kadının her alanda olması ve her alanda temsil edilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, "Türkiye’nin geleceği kadınlarımızın üstleneceği yapıcı role, yapacakları değerli çalışmalara, eşsiz fedakârlıklara yakından bağlıdır." ifadesine yer verdi.
Bahçeli, şunları belirtti:
"Aziz milletimizi içten çürütecek, geleceğini karartacak, kaos ve kriz aşılayacak her türlü sosyal, siyasal ve ekonomik tahribatın karşısında set olacağız, buna müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda gazete ve televizyonların âdeta özendirici nitelik taşıyan, suça tevessül kapısını aralayan üçüncü sayfa haberlerine de dikkat etmesini yararlı görüyoruz. Toplumda artan şiddet sarmalını yaymaktansa konunun uzmanlarının bir araya gelip çözüm önerileri sunmasının sosyolojik ve psikolojik açıdan daha faydalı olacağı kanaatindeyiz. Kadına şiddet, istismar, eşitsizlik gibi yüz kızartıcı gelişmeler ülkemiz için bir beka meselesi olduğunu dün söyledik bugün de tekrarlıyoruz. Bu sorunun ertelenmesi, geciktirilmesi, savsaklanması çok ciddi mahsurlara yol açacaktır. Bu sorumluluk hepimizin omuzlarındadır.Unutmayınız ki, kadınlar kadar güçlüyüz, kadınlar kadar insanınız, kadınlar kadar medeniyiz. Kadınlar hayatın içinde etkin ve fedakârca mücadele ederken, demokratik imkân ve fırsatlardan mahrum olmaları elbette akla ziyan bir çarpıklıktır. Hayatın her alanında eşit bir temsil ve katılım talebinde bulunan kadın gerçeğinden ürkmeden kabullenmek, gereğini yerine getirmek hepimiz adına bir insanlık görevidir. Erzurum'dan İzmir'e, Artvin'den Mersin'e, Şırnak'tan Balıkesir'e, Iğdır'dan Edirne'ye, Samsun'dan Ankara'ya, Trabzon'dan İstanbul'a kadar Türk milletinin nice kahraman kadını nice fedakâr annesi Türkiye’nin gelişmesi için mücadele hâlindedir. Onlarsız bir millet varlığı elbette akla düşünülemeyecektir. Türk kadını; maddenin karanlığı içinde ruhun aydınlığıdır.Umutsuzluğun karanlığı içinde huzurun aydınlığıdır. İhtirasların karanlığı içinde faziletin aydınlığıdır. Cehaletin karanlığı içinde şefkatin aydınlığıdır.Kavganın karanlığı içinde sevgi ve bağlılığın aydınlığıdır. Kadın her alanda olmalı, her seviyede temsil edilmelidir. Bu itibarla parti olarak her zaman kadınlarımızın yanındayız her şart altında Türk kadının hak ve hukukunu savunmayı sürdüreceğiz."