Sanatı kurutacak düzenleme: TÜSAK

09 Haziran 2014 13:49 Evin GÖKTAŞ
Okunma
2487
Sanatı kurutacak düzenleme: TÜSAK

 
“TÜSAK YASALAŞIRSA ÜLKE ÇÖLLEŞİR”
 
Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetim Kurulu Üyesi Şahin Ergüney, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı TÜSAK Taslağı’na isyan etti.

Taslakla ilgili kaygılarını dile getiren Ergüney,"Bu taslak Türkiye'deki sanat kurumlarına son derece zarar verecek bir taslak. Üç beş kişinin tamamen siyasî, ideolojik anlayışı doğrultusunda hazırlanan bu taslak yasalaşırsa, sanat kurumları yok olur ve ülke çölleşme tehlikesine girer.
Ülkenin kültürel anlamdaki beyni sıfırlanır. Eğer biz bu TÜSAK'la bir kuyuya taş atarsak, bundan sonra kırk akıllı da gelse o taşı çıkartamaz. Çok tehlikeli bir sürece gidiyoruz.” diyor.
 
EVİN GÖKTAŞ
 
YENİ DÜŞÜNCE - Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca hazırlanan Türkiye Sanat Kurumu (ile Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı’nın (TÜSAK), ülkemiz sanat ve kültürünün geleceği için büyük tehlike oluşturduğu belirtiliyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, 29 Nisan 2012 tarihinde tiyatroları özelleştireceğini bildirmesi üzerine hazırlanan taslağın, yasalaşması halinde tüm sanat kurumlarının yok olacağı ve ülkenin çölleşeceği ifade ediliyor.
Taslağın varlığı, önce meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütleri tarafından yazılı olarak bakanlığa defalarca soruldu; ancak her defasında böyle bir çalışmanın olmadığı bildirildi.
Uzun süre gizlenen taslak, daha sonra ortaya çıkınca sanat camiasında büyük tepki topladı. Sanat kurumlarını, ülkenin kültür ve sanat yaşamını siyasilerin hegemonyasına teslim eden taslağın geri çekilmesi için sanatçılar yoğun bir kampanya başlattı.
Çeşitli etkinlik ve eylemlerle protesto gösterilerinde bulunan sanatçılara karşı polis, zaman zaman sert tavır takındı.
Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetim Kurulu Üyesi Şahin Ergüney de, TÜSAK Taslağı’na isyan eden sanatçılardan birisi. Taslakla ilgili kaygılarını dile getiren Ergüney,"Bu taslak Türkiye'deki sanat kurumlarına son derece zarar verecek bir taslak. Üç beş kişinin tamamen siyasî, ideolojik anlayışı doğrultusunda hazırlanan bu taslak yasalaşırsa, sanat kurumları yok olur ve ülke çölleşme tehlikesine girer. Ülkenin kültürel anlamdaki beyni sıfırlanır. Eğer biz bu TÜSAK'la bir kuyuya taş atarsak, bundan sonra kırk akıllı da gelse o taşı çıkartamaz. Çok tehlikeli bir sürece gidiyoruz.” diye uyarıda bulundu.
Ünlü sinema ve tiyatro sanatçısı Şahin Ergüney, kendisi gibi sanatçı olan arkadaşı Turgay Kılıç’la birlikte dergimizi ziyaret etti.
Ergüney ve Kılıç arasında, “sanat kurumlarının durumu ve gündemde bulunan TÜSAK Taslağı'nın yasalaşması halinde nelerin değişeceği” gibi konularda çok önemli bir güncel sohbet gerçekleşti.
Turgay Kılıç, sanat ve sanat kurumlarının "idam fermanı" olarak da nitelendirilen TÜSAK Taslağı’nı değerlendirirken, "Bu taslak ile 65 yıllık Devlet Tiyatroları, hemen hemen bu kadar yıllık opera, bale ve senfoniler ortadan kaldırılıyor. TÜSAK diye bir kurulla, siyasi erkin eğilimlerine hizmet edecek sanat kurumları oluşturulmaya çalışılıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü bu yasa taslağı meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve sanatçılar olarak bizlere danışılmadan hazırlanmış. Biz buna karşı çıkıyoruz." dedi.
Sanat sohbeti sırasında Turgay.Kılıç’ın (TK) yönelttiği sorulara, Şahin Ergüney (ŞE) oldukça çarpıcı cevaplar verdi.
İşte o sorular ve cevapları şöyle:
 
TK. Tiyatro bu ülke için ne gibi bir öneme sahip. 1949 yılında kurulmuş olan devlet
tiyatrolarının misyonundan bize bahseder misiniz? Bu sıralarda bir de TUSAK diye bir şey duyduk, kapatılıyor musunuz?
 
ŞE: 1949 yılında sadece Devlet Tiyatroları değil, o zaman Devlet Opera ve Balesi de bunun içinde idi. Bu kurumu kuran insanlar bir gerekçe yayınlamışlar. Gerekçede şöyle diyor:
'Yerli ve yabancı eserlerle halkın genel eğitimini dil ve kültürünü yükseltmek. Türk sahne sanatlarının yurt içinde ve yurt dışında gelişmesini, yayılmasını ve tanıtılmasını sağlamak… Türk dilini yerleştirmek ve şive birliğini meydana getirmek. Temel değerler üzerinde doğru yargılara varılmasını sağlamak."
Bu kurum kurulurken, ülkedeki sanat eserleri ile dünyadaki sanat eserlerini halkın hizmetine sunarak, halka yönelterek, halkın eğitimini ve kültürünü yükseltmeyi hedefliyor. Şimdi geldiğimiz noktada, Devlet Tiyatrosu yaklaşık 60-70 yıldır Türk sanat hayatının içinde. Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel anlamdaki en önemli köşe taşlarından biri... Devlet Tiyatrosu ülkenin dört bir tarafını dolaşıyor. Devlet Tiyatrosu olarak Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere 12 bölgemiz, 60'ın üzerinde şubemiz var. Bu sahnelerimizde yaklaşık her yıl 150 yeni oyun sahneliyoruz. Her yıl yaklaşık 5 - 6 bin kez de perde açılır. Bunun dünyada başka bir örneği yoktur. Zaman zaman Devlet Tiyatrosu eleştiriliyor. ‘Bunun bir örneği kalmadı’ diye. Devlet Tiyatrosu’nun gerçekten de bir örneği yok. Bu olumsuz anlamda değil, olumlu anlamda örneği yok. Dünyanın birçok ülkesinden gelip, Devlet Tiyatrosu’nun bu yapısını analiz ediyorlar. Ayrıca bir ülke yazarları ile vardır. William Shakespeare dediğimiz zaman İngiltere, İngiltere dediğimiz zaman Victor Hugo akla gelir. Devlet Tiyatrosu, Türk yazarlarını yetiştirme misyonuna da sahip. Türk ve dünya yazarlarının eserlerini en güzel bir dille, en kaliteli dekorla, kostümle, müzikle halka anlatırlar. Devlet Tiyatrosu, kaliteden asla taviz vermez. Bütün bunları halka son derece cüzî; 3 liraya, 5 liraya, 6 liraya gibi bir rakam karşılığında seyirciye sunarlar. İngiltere'ye gittiğimiz zaman bir oyunun bileti 30-40 Pound’dan başlar.
 
MUSTAFA KEMAL'İ BİR KEZ DAHA YÂD ETMEK GEREKİYOR 
 
TK..: Nitelikli ve erişilebilir olan, bu kadar önemli bir misyon üslenmiş olan sanatın; bugün karşı karşı kaldığı eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
ŞE: Sanat kurumları ile devlet yönetimi erk her toplumda her zaman çatışmıştır. Her farklı siyasi yapıda olan toplumlarda bu çatışma yaşanır. Doğası gereği Sosyalist ülkelerde de çatışır, Faşizmin en doruk noktasında olan Hitler Almanya’sında da çatışır, İran'da da çatışır, Amerika'da da çatışır, İsveç'de de çatışır. Zaten bana göre; bu çatışmayı en aza indiren toplumlar demokratik toplumlardır. Çünkü; sanatın soran, sorgulayan, araştıran, karşı çıkan bir yanı vardır. İşte bu noktada erkin, devletin karşı çıkışı başlıyor. Bizim ülkemizde Mustafa Kemal'i bir kez daha saygıyla yâd etmek gerekiyor. Öncelikle sanat kurumlarını var ediyor. Eğitim kurumlarını güçlü bir şekilde var etmeye çalışıyor. Çok ünlü bir sözü vardır. Sanatçıları kabul ettiği zaman. 'Her şey olabilirsiniz; ama sanatçı olamazsınız.' O yaratıcılıktan dolayı bunu söylüyor. Bunu hazmedemeyen yapılar, anlayışlar değişik zamanlarda sanat kurumlarına saldırılarda bulundular; sanat kurumlarını yok etmeye çalıştılar. Şimdi de günümüzde ne yazık kî, bütün ödenekli sanat kurumlarının yapısı değiştirilmeye çalışılıyor. Önce bizler bankamatik sanatçısı ve çalışmayan insanlar olarak gösterildik. Devlet Tiyatro sanatçıları bayramlar dahil, resmî tatiller dahil sahneye çıkarlar. Yılda 5-6 bin kez perde açmak çok kolay bir şey değildir. Belki de bu ülkenin en fazla çalışan kurumlarının başında, Devlet Tiyatrosu ve diğer sanat kurumları gelir.
 
BİZ TİYATROCULAR, HALKIN İÇİNDEN GELEN İNSANLARIN



TK: Siyasi erk tarafından Devlet Tiyatroları kar eden değil de, zarar eden bir kurum
olarak halka lanse edilmeye çalışılıyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

ŞE
: Her kurumda bazı sıkıntılar vardır. Bir devletin kurumunu, oradaki o sıkıntıyı yok etmek için öncelikle onun tamamını kapatmak ve yok etmek gerekmiyor. Sıkıntıyı doğru teşhis edip, problemin ne olduğunu tespit edip onun üzerine gitmek gerekiyor. 'Çalışmıyorlar, bankamatik sanatçılar, jakobenler' şeklinde önce halkın gözünde bu sanat kurumlarını sürekli olarak kötülediler ve itibarsızlaştırmalar. Halktan kopuk insanlar olarak nitelediler. Devlet Tiyatrosu sanatçıları bizzat halkın içinden gelen insanlardır. Anadolu'dan gelen insanlardır. Örneğin; ben bir Karadenizliyim, Giresunluyum. Benim babam fındıkçı. Sonradan göç ettiği için fabrikada çalışan yoksul bir işçi, annem ise ev hanımı idi. Çevremde birçok insan böyle idi. Biz zaten halkın içinden gelen insanlarız. Halkın içinden gelen insanlar, halkı dışlayabilir mi? Zaten tiyatro halk için yapılan bir sanat dalıdır. Bizi değişik şekilde suçladıktan sonra, en
son da kurum olarak kâr etmiyor diye söylendi. Sanat kurumlarına kâr ediyor, etmiyor diye bakılabilir mi? TÜBİTAK bir bilim araştırma kurumudur. TÜBİTAK'a ne kadar kâr ediyor, etmiyor diye bakabilir miyiz? Eğitim kurumlarına, sağlık kurumlarına, ya da inancın tesis edildiği Diyanet İşleri Başkanlığı'na ne kadar kâr ediyor diye bakabilir miyiz? Toplumun sosyal yaşamını düzenleyen, manevi yaşamını düzenleyen, onu yukarıya çeken eğitim, kültür, bilim, sanat alanlarını devletin desteklemesi gerekiyor. Devletin bizzat görevi budur. Onun için, bu kurumlara ne kadar kâr ediyor, etmiyor diye bakamayız.
 
DEVLET TİYATROLARININ BÜTÇESİ SON DERECE YETERSİZ
 
TK: Devlet Tiyatroları olarak son derece sınırlı bütçe ile yılda 100-150 tane oyun
sergilediğinizi söylediniz. Buna festivaller ve tüm çalışanların maaşları da dahil mi?
 
ŞE: Madem böyle bir soru yönelttiniz, o zaman size net bir bilgi vereyim. Bu yıl kî Devlet Tiyatroları’nın bütçesi yaklaşık 180 milyon Türk Lirası. Bunun 140 milyonu personel giderleri. Devletin bütün kurumlarında olan giderlerdir. Geriye kalan 40 milyonun 20 milyonu elektrik, su, doğalgaz, araçlar vs. binalarla ilgili carî giderlerdir. Geriye kalan 20 milyon lira ise, prodüksüyon giderlerdir. Yani biz yaklaşık her yıl 100-150 oyunu, 20 milyon Türk Lirası ile gerçekleştiriyoruz. TÜSAK diye bir yasa çıkartmaya çalışıyorlar. TÜSAK Yasası'nda diyor ki, 'Biz dışarıdan gelen projelere destek vereceğiz.' İstanbul'da bu denendi. İstanbul Şehir Tiyatrosu dışarıdan 3 oyuna geçen sene bizzat proje olarak ücret verdi. Prodüksüyon olarak ödeme yaptı. Ne kadar biliyor musunuz? 2.750 milyon Türk Lirası. 3 oyun için 3 milyon liraya yakın verildi. Bu 3 oyun kaç temsil yaptı biliyor musunuz? Belki de toplam 30-40 temsil yapmamıştır. Biz 20 milyon liraya yılda yaklaşık 100-150 oyun yapıyoruz. 5 - 6 bin kez de perde açıyoruz. Türkiye'nin bütün illeri dahil olmak üzere, ortalama 500 bölgesine tiyatro götürüyoruz. Siz dışarıdan proje yaptırdığınız zaman, o yaptırdığınız projeyi Çukurca'ya, Çankırı'ya, Şabanözü'ne, Çorlu'ya, Kars'a, Karadeniz'e götüremezsiniz. Çünkü bakarsınız zarar ediyorum. Biz sanata sadece ticaret olarak bakarsak eğer, çok büyük bir yanlış yapmış oluruz.
 
TÜSAK'LA SANAT KURUMLARI HEGEMONYA ALTINA ALINACAK
 
TK: Bu kadar önemli bir misyonu gerçekleştiren Devlet Tiyatroları bugün TÜSAK diye
isimlendirilen tehlike ile nasıl karşı karşıya kaldı?
 
ŞE: Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) diye 11 kişilik bir kurul oluşturuluyor. Bu kurul bütün Türkiye'deki sanat kurumlarına bütçeyi dağıtacak. Mantık bu. Biraz İngiltere'deki Sanat Konseyi Arts Council’den esinlenilmiş. İngiltere’de devletin verdiği bir bütçe var. O bütçe oradaki sanat kurumlarına dağıtılır. Aars Council’de yapılan şey, 15 tane üye var. O 15 üyenin tamamı bağımsız. Yani ücret almazlar. O kurulun üyesi olmak başlı başına bir onur ve gurur vesilesidir. Onun için de o ödeneği eşit bir şekilde dağıtırlar. Bizde TÜSAK'da 11 kişilik bir kurul oluşturuluyor. 11 kişilik kurul, 657 Sayılı Yasa'ya bağlı devlet memuru. Yani tamamı siyasî iradenin emrinde olan kişiler. TÜSAK'ın 3. maddesinde diyor kî, 'Kurul görevini yerine getirirken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci ve kişi kurumun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez.' Ama 657 Sayılı Yasa'ya tabiî kişiler, siyasî iradenin emrindeki memurlar, nasıl bağımsız olacak? İstedikleri gibi kaynak aktaramayacak. Hangi siyasi irade varsa, o dönemde sanat kurulları o siyasi iradenin emrinde olacak. Şu anki siyasî iktidar, sanat kurumlarını kendi hegemonyası altına alacak. Yarın da başka bir siyasî iktidarın hegemonyası altında olacak. Özerk yapı tamamen ortadan kalkacak. Sanat kurumları özerk olmalı. Hiçbir siyasî yapıdan etkilenmeden, bütçesini yine devletten alıp, özgürce sanatı halka götürmek görevini yürütmelidirler.
 
TÜSAK İLE BİLGİ VE SANAT BİRİKİMİ ÇÖPE ATILACAK
 
TK: Devlet Tiyatroları, 1949 yılında çıkartılan 5441 Sayılı Yasa ile kuruldu. Bu yasanın
2014 yılında bugünün ihtiyaçlarına cevap vermediği ileri sürülüyor. Bu konudaki görüşünüzü öğrenebilir miyiz?
 
ŞE: Türkiye'de eğer kaliteli bir tiyatrodan söz edebiliyorsak, öncelikle Devlet Tiyatrosu’ndan çok ciddi şekilde söz etmek gerekiyor. İstanbul Şehir Tiyatrolarından ciddi şekilde söz etmek gerekiyor. Yani bu kurumlar, ülkemizdeki sanatı var eden lokomotiftir. Devlet Tiyatrosu, Türkiye'nin her tarafına ulaşarak bir sanat alışkanlığı yaratmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı kendisinin de varlık sebebi olan, kendinden önce de var olan kültür ve sanat kurumlarını TÜSAK'la kapatmayı hedefliyor. Çünkü; devlet tiyatrosu ve opera için, 'mülga' sözünü kullanıyor. Mülga, 'yürürlükten kalkmış' demektir. TÜSAK; Devlet Tiyatrosu’nu, Devlet Opera ve Balesini, Senfonileri, Türk dünyasındaki sanat topluluklarının tamamını ortadan kaldırıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, kendisinin varlık sebebi olan ve kendisinden önce de var olan kültür kurumlarını, onların büyük bilgi ve sanat birikimini, eğer bu yasa çıkarsa çöpe
atacaktır. Bir anlamda kendini yok ediyor. Ülkedeki kültürel anlamda beyni sıfırlamaya
çalışıyor. 'Devlet Tiyatrosuna çok para harcanıyor, çok para veriliyor' deniliyor. 180 milyon liralık bir rakamdan söz ettik. İngiltere'deki devletin desteklediği tiyatroların yaklaşık 5-6 sahnesi var. Bütçeleri bizim devlet tiyatrosunun bütçesinin iki-üç katından daha fazla. Devlet Tiyatrosu'nun 60 sahnesi var. Yılda ortalama 130 civarında oyun yapar. Bizim bütçemiz bu kadar. Bizim üç katı bütçe ile 5-6 sahne en fazla 20 oyun yapar İngiliz tiyatrosu. Fransa'da ve Almanya'da da böyledir. Biz şimdi bu tiyatroyu yok etmeye çalışıyoruz.
 
TÜSAK, TÜRK DİL BİRLİĞİNİ DE YOK EDECEK
 
TK: Türkiye'de profesyonel sanatın, tiyatronun, operanın, balenin tarihi çok genç. Avrupa'ya baktığımızda bunun 600-700 sene, Yunanistan'a baktığımızda daha fazla bir birikimin olduğunu görüyoruz. Sanatın daha çok desteklenmesi, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi gerekirken, TÜSAK bizden bütün bu birikmişlikleri alacak. Peki onun yerine ne getirecek? Kısaca özetleyebilir misiniz?
 
ŞE: Onun yerine bir şey getirir gibi söyleniyor; ama hiçbir şey getirmiyor. TÜSAK'ı
hayata geçirmek isteyenler tamamen kendi anlayışı, kendi hegemonyası altında bir sanat
kurumları istiyor. Sanatın o özgürce sözünü söyleyemesin istiyor. Halkı estetik anlamda
yüceltmeyelim istiyor. Devlet Tiyatrosu’nun amaçlarından birisi de, Türk Dil Birliğini kurmak, şive birliğini sağlamak, Türk Dilini geliştirmek. TÜSAK'da Türk Dili diye bir şey tek satır bile yok. Biz de bir çok festival yapılıyor. O festivallerin en önemlilerinden biri, Türkçe Konuşan Ülkeler Festivali. Konya'daki Bir Ses Bin Nefes Festivali. Buradaki Türk dünyası ve topluluklardan gruplar Konya'da bir araya gelir. Türkçe konuşan ülkeler, bir şenlik ve festival yaparlar. Eğer TÜSAK hayata geçerse bu yok edilecek. Çünkü; derdi Türk dili olmayan, derdi sanatın o özgür bakışı olmayan anlayışlar. Tüm bunları yok edecek. TÜSAK, bir kere 11 kişilik devlet memuru olan bir sanat kurulu. Kurul yöneticileri tamamen siyasîlerin emrinde dedik. Bütçeyi eşit dağıtabilecek midir? Bağımsız hareket edebilecek midir? Eğer o sanat kurumlarından biri, o siyasi iradeyi eleştirirse onun bütçesi kesilecektir. İkincisi; yetkin olmayan insanlar tiyatro yapmak isteyeceklerdir. Bütçe onlara aktarılacaktır. Bir oyunu 1 milyon liraya ancak çıkartabiliyorsunuz.
 
TÜSAK, SANATI MİSYONUNDAN UZAKLAŞTIRACAK
 
TK: Yani sanatı ticarileştirilerek bir anlamda misyonundan uzaklaştıracaklar.
 
ŞE: Kesinlikle öğle. Tam bir rant alanı haline gelecek. Yine tehlikeli olan bir şey daha var. ‘Gerekirse yüzde 50'nin üzerinde bir bütçe de verebiliriz’ deniliyor. Yani kendi ideolojisi doğrultusunda onun sanat mı, değil mi bakılmadan istediği zaman tamamını destekleyebilecek.
 
TK: Bu kadar büyük birikime sahip olan Devlet Tiyatrolarının, operanın, balenin ve diğer sanat topluluklarının hayati anlamda ilgilendiren yasa taslağı oluşturulurken, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve sendikalardan, bu iş için zaman harcayarak kafa yoran ustalardan, hiç görüş ve bilgi alış verişinde bulunuldu mu?
 
ŞE: Bir yasa ihtiyaçtan doğar. Halkın genel ihtiyacından doğar. Artık o kurumlar işlevsiz hale gelmiştir. Gerçek anlamda mülga kılmak gerekir. Ama görüyoruz ki Devlet Tiyatrosu, Devlet Opera ve Balesi, Senfoniler son derece işlevsel kurumlardır. Şimdi bu yeni yasa TÜSAK yapılırken, o konudaki uzman kişilere danışılır. Eğer sağlık alanında bir yasa yapacaksak sağlık alanındaki uzman kişilerle beraber yaparsınız. Bir yasayı sadece hukukçular yapmaz. Yasayı sadece Maliye, parasal durumuna göre yapmaz. Personel daire ya da kanunlar dairesi yapmaz. O bir ihtiyaçtır. Burada madem böyle bir ihtiyaç var, o zaman sanat alanındaki insanlarla bir görüş alış verişinde bulunulur, yetkin insanlarla görüşülür.
 
TÜSAK'IN HAZIRLANDIĞINI BİZDEN SAKLADILAR
 
TK: TÜSAK hazırlanırken sivil toplum örgütlerinden görüş alındı mı?
 
ŞE: TÜSAK yapılırken hiçbir sivil toplum örgütüne sorulmamış ve bilgi verilmemiş. Ben o zaman Devlet Tiyatroları Derneği Genel Başkanı idim. Biz bakanlığa yazılı olarak başvuruda bulunduk. Dedik ki, 'Böyle bir şey duyuyoruz. Bize bu konuda bilgi verir misiniz?' 'Hayır, böyle bir şey yok.' dediler. Her seferinde sorduk ve her seferinde böyle bir taslağın olmadığı belirtildi. Bir toplantıda da Müsteşar Yardımcısı dedi ki, 'Burada TÜSAK'ı konuşmak isterdik.' O toplantıya katılanlar haklı olarak dediler ki, 'Biz TÜSAK'ı resmi olarak görmedik ki, bize vermediniz ki nasıl görüş bildirelim.' Tamamen gizli kapalı kapılar ardında yapılan bir taslaktır bu. Hiçbir sanat kuruluşunun ve sanat alanındaki kişinin destek vermediği bir taslak... Devlet Opera ve Balesi bir bildiri hazırladı. Bu taslak Türkiye'deki sanat kurumlarına son derece zarar verecek ve operayı bitirecek bir taslak. Senfoni orkestraları, yaklaşık 200 yıllık bir müzik geçmişi olan Türkiye'deki müzik alanını bitirmeye yönelik bir taslaktır. Devlet Tiyatroları bütün müdürleri, yönetim kurulları, sanatçılar imzalayarak dediler ki, '70 yıllık Devlet Tiyatrosunu yok etmeye yönelik bir taslaktır. Bu taslak bizlerin görüşü alınmadan yapılıyor. Onun için biz bu taslağa destek vermiyoruz.'
 
BİR AN ÖNCE TÜSAK TASLAĞI GERİ ÇEKİLMELİ
 
TK: Sizce TÜSAK Taslağı’nın geri çekilme ihtimali var mı?
 
ŞE: Eğer TÜSAK konusunda samimi iseler o zaman bu TÜSAK taslağı geri çekilmeli. Bir
çalıştay yapılmalı. Bu çalıştaya üniversitelerden, sanat kurumlarından, sivil toplum örgütlerinden insanlar katılmalı. Bu kurumlar tartışılmalı ve eksik yönleri neyse onlar giderilmeli. Ya da o çalıştayın sonunda yeni bir yasa ihtiyaç olarak doğarsa, o zaman sanatçılarla beraber, sivil toplum örgütleri ile akademisyenlerle beraber bu yasa yapılmalı. Yoksa üç beş kişinin tamamen siyasi, tamamen ideolojik anlayışı doğrultusunda yapılan yasa ile Türkiye'deki sanat kurumları yok olur ve ülke çölleşme tehlikesine girer.
 
TK: Bu yasa tasarısı hazırlanırken mutlaka sivil toplum kuruluşlarına, meslek örgütlerine, sendikalara, akademisyenlere danışılması gerektiğini söylüyorsunuz. Öyle mi?
 
ŞE: Kesinlikle evet. Türkiye'deki sanat alanındaki seyircinin neredeyse dörtte üçünü karşılıyor. Devlet Opera Balesi, Senfoni ve Devlet Tiyatrosu bu kuruluş kanunlarını
korumak koşuluyla bir çalıştay yapılır. Onun üzerine bir değişim yapılacaksa; ancak o
zaman yapılabilir. Yoksa bu haliyle son derece zararladır.
 
TÜSAK YASASI ÜLKEYİ ÇÖLLEŞMEYE GÖTÜRÜR
 
TK: Son temennilerinizi alabilir miyiz? Sanat camiasına buradan bir çağrıda bulunacak
mısınız? Topluma bir çağrınız ve temennileriniz ne olacak?
 
ŞE: Çağdaş toplumlarda sanatçılar düşünmemizi, şaşırmamamız, dünyaya farklı biçimde
bakmamızı sağlayan insanlardır. Sanat özgürdür, sanat verip veriştirir, sanatın doğasıdır bu. yok edilmeye çalışılan sanat kurumları bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de soran, sorgulayan, aydınlık düşünceli insanların yetiştirilmesine katkı sağlamalı. Sivil toplum örgütleri ile sanatçılarla kamuoyu önünde sağlıklı bir şekilde tartışılmadan, sağlam bir gerekçeye oturtulmadan, başka bir ülkenin modeli kopya çekilip ülkemize uyarlamaya çalışarak var olan sanat kurularının teker teker yok edilerek yıkıma götürülmesi bu ülkeyi kültürel alamda çölleştirir. Eğer biz bu TÜSAK'la bir kuyuya taş atarsak, bundan sonra kırk akıllı da gelse o taşı çıkartamaz. Çok tehlikeli bir sürece gidiyoruz. Bunun için öncelikle bütün seyircilerimizin, tiyatroya, operaya, senfonilerine sahip çıkmaları gerekiyor.
Meclis'teki bütün vekillerin bu sanat kurumlarına sahip çıkmaları gerekiyor. Yazarların,
çizerlerin, sanatçıların bu kurumlara sahip çıkmaları gerekiyor. Çünkü bu kurumlar tam
da halkın öz kurumlarıdır. Yok edilmek istenen halkın kendi öz kurumlarıdır. Bu TÜSAK'la
bir kuyuya taş atarsak, bundan sonra kırk akıllı da gelse o taşı çıkartamaz" uyarısında bulunan Ergüney, "Çok tehlikeli bir sürece doğru gidiyoruz. Bunun için öncelikle bütün seyircilerimizin, tiyatroya, operaya, senfonilerine sahip çıkmaları gerekiyor. Meclis'teki bütün vekillerin bu sanat kurumlarına sahip çıkmaları gerekiyor. Yazarların, çizerlerin, sanatçıların bu kurumlara sahip çıkmaları gerekiyor."
 
KUTU HABER-1
............................
 
TÜSAK TASLAĞI’NDA NELER VAR?
 
TÜSAK Tasarı Taslağı’nın rol model olarak örnek alındığı Avrupa ülkelerindeki yapılarla kesinlikle örtüşmediği ifade ediliyor.
Taslak, başlıca şu hususları içeriyor:
“- Söz konusu taslak, Kültür Bakanlığı bünyesindeki üç genel müdürlüğü (Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve orkestraların bağlı olduğu Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü) lağvediyor. Paralel olarak, Devlet Tiyatrosu Kanunu ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kuruluş Kanunu’nu yürürlükten kaldırıyor.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Türkiye Sanat Kurumu (TÜSAK) kuruluyor. Kurumun idari ve mali özerkliğe sahip olduğu belirtiliyor. Kurumun karar organı Türkiye Sanat Kurulu’dur. Üyelerin atamasını Bakanlar Kurulu yapar.
- Kurumun temel hizmet birimleri olan beş adet destekleme grup başkanlığının görevi kuruma verilen projeleri incelemektir.
- Destek miktarı: Proje giderlerinin yüzde 50’sini aşmaz.
- Kurumun gelirleri esas olarak şunlardan oluşur:
- Hazine yardımı,
- Başbakan tarafından ihtiyaca binaen yapılacak transferler,
- Milli Piyango İdaresi bilet satışlarından ayrılan tutarlar.



KUTU HABER – 2
...............................

ŞAHİN ERGÜNEY KİMDİR?

 
Şahin Ergüne, kendisini şöyle tanıttı:
"Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısıyım. 1982'de Ankara Devlet Konservatuvarı'na girdim. 1986'da mezun oldum. 1986'dan bugüne Devlet Tiyatrosunda oyuncu olarak çalışıyorum. Bir çok sevil toplum örgütünün içinde yer aldım. Kültür Sanat Sen'in Yönetim Kurulu Üyeliği ve Devlet Tiyatroları Derneği'nin Genel Başkanlığını yaptım. Halen Devlet Tiyatrosu Sanat Yönetim Kurulu Üyesiyim. Sanatçıların oyları ile sanatçı temsilcisi olarak yönetim kuruluna seçildim. Aynı zamanda Büyük Tiyatro'da sahnelenen Teneke adlı oyunda oyuncu olarak oynuyorum. Şimdiye kadar herhalde 40-50 civarında oyunda oynamışımdır. İlk aklıma gelenler Turgut Özakman'ın Töre, Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler, yine Yaşar Kemal'in Yer Demir Gök Bakır, Orhan Asena'nın Simavlı Şeyh Bedrettin diye oyunlar geliyor aklıma. Ayrıca bir çok dizide ve filmde rol aldım. İlk dizim Kurtuluş dizisidir. Onun dışında en son oynadığım dizi de Yer Gök Aşk. Yaklaşık bir on küsur dizide de oyuncu olarak görev aldım. Melih Cevdet Anday'ın Aylaklar romanından uyarlanan Aylaklar filminde oynadım. Geçtiğimiz yıllarda da Beni Kimse Sevmiyor ATV yapımı bir filmde ve Oğul diye bir sinema filminde oynadım. Kısaca böyle."