BAŞBUĞ TÜRKEŞ'İN VE ÜLKÜCÜ HAREKET'İN TARİHİ GEREKTİĞİ GİBİ YAZILMALI

08 Nisan 2020 16:58 Murat Gedik
Okunma
1404
BAŞBUĞ TÜRKEŞİN VE ÜLKÜCÜ HAREKETİN TARİHİ GEREKTİĞİ GİBİ YAZILMALI

Murat Gedik

“Vatan ve millet yolunda ölümü göze alacak kadar cesur olmak yetmez; alçakça iftiralara,haysiyet ve şereflere karşı yapılan hücumlara da dayanıklı olmak gerekir.”

Bu sözler merhum Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’e aittir. Ömrünü bir kutlu davaya adayan ve 4 Nisan 1997 tarihinde ruhunu Yüce Yaradan’a teslim eden Başbuğ Alparslan Türkeş.Zannetmiyorum ki onun kadar iftira ve ihanete uğramış Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başka biri olsun. Fakat o, hiçbir zaman yılmamış, of dememiş ve kaldığı yerden her zaman tekrar ayağa kalkıp devam edebilme başarısına ulaşmıştır. Onu lider yapan en önemli vasıflardan biri de mutlaka sabırdır.Yılgınlık yok ve herkes her şey bitti derken ayağa kalkabilme azmini gösterebilmek herkesin harcı değildir. İnanç ve kararlılığı her daim gelecek nesillere öncü olmaya devam edecektir. Onunkisi sevda değil bir aşktı. Türklüğe, maneviyata ve insanlığa olan yaşatma aşkı.

 Ne güzel demiş Mustafa Kemal Atatürk: “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir!” Yani, herşey olduğu gibi kâğıda da dökülmeli, gelecek nesillere aktarılmalı. Tarihte ne yaşandıysa kâğıda dökülmeli ve böylece gerçeklere gerektiği zaman ulaşılabilmeli.

 Ülkücü Hareket ve Başbuğ’umuz hakkında çok yazıldı ve hâlen yayımlar neşredilmekte. Maalesef,gerektiği gibi henüz çok şey açık açık yazılmadı.

 Başbuğ’umuz yukarıda iftirayı dile getiriyor. Hem de alçakça yapılan iftiralar diyor,haysiyet ve şereflere karşı yapılanlardan bahsediyor. Ve zaman zaman da Başbuğ’umuz hain girişimlerden bahsediyor. Şimdi soruyorum, var mı bir eser ki Ülkücü Hareket ve Başbuğ Alparslan Türkeş’e yapılan iftiraları ve hainlikleri geniş kapsamlı ve aydınlatıcı bir biçimde ele alan? Kimler, ne zaman, nasıl ve hangi desteklerle Ülkücü Harekete ve Başbuğ’a bu iğrenç girişimlerde bulunmuştur,sorularına cevap veren bir eser. Yok, yok , yok! Sadece üstü kapalı ve kısa olarak yapılan iftira ve diğer hain girişimlerin bir kısmı bazı yayımlarda dile getiriliyor. Oysa bu ayrıntıları ele alan eserlere o kadar ihtiyacımız var ki!Çünkü tarih tekerrürden ibarettir. Ve bazı konuların açıkça bilinmediğinden dolayı her yerde ülkü devleri türemekte.

23 sene önce, 4 Nisan 1997 tarihinde Başbuğ’umuzu kaybettiğimizde herkes birden Türkeşçi olmuştu. Başka kapılarda gezenler, Başbuğ’umuzu yarı yolda bırakanlar, Başbuğ’umuzu arkadan hançerleyip “Türkeşsiz Türk milliyetçiliği” için mücadele edenler birden Türkeşçi oluvermişlerdi. Hatta bazıları utanmadan onun koltuğuna göz dikip 4 Nisan’ı bir fırsat bilip Milliyetçi – Ülkücü Hareketin liderliğine soyunmuşlardı. Hamdolsun ki, Yüce Yaradan bu hareketi her zaman koruduğu gibi onlara da fırsat vermemişti. Ama az baş ağrıtmadılar ve hâlen de devam etmektedirler. Niye? Çünkü geçmişte yaptıkları hiçbir yerde yazılı olmadığı için kısa zamanda her şey unutuluyor.

 Örneğin şu tür sorularacevap verebilen bir eser geleceğimiz için ne kadar önemlidir:

 1.      27 Mayıs 1960 İhtilaliöncesi ve sonrası Başbuğ Türkeş’e tavır alan kimlerdir ve sebepleri nelerdir?

2.      Rahmetli Dündar Taşer’in Başbuğ Türkeş’in liderliğini tasdikleyen sözleri dile getirmesinin gerekçelerinelerdir? Ne diyor rahmetli Taşer: “Bir duvarın yıkılması gerekiyorsa ben balyoz ararım. Bulamazsam iki tekme atar, gövdem ile yoklarım.
Olmazsa vazgeçerim. Ama Türkeş farklı. O sonuna kadar mücadele eder.
Vücuduyla yüklenir, kafası ile vurur. Düşer bayılır, sonra tekrar devam eder.
Türkeş o duvarı yıkar.

Dündar Taşer ile Başbuğ Türkeş arasına nifak sokmak isteyenler kimlerdir?

3.      12 Eylül Darbesi ile birlikte Başbuğ’u suçlayanlar ve onu bırakıp kaçanlar kimlerdir?

4.      12 Eylül sonrası başka oluşumlarda olup, MHP’yi ve Başbuğ Türkeş’i her daim hedef alanlar kimlerdir?

5.      1992 yılında BaşbuğTürkeş Türkiye Büyük Millet Meclisinde tam grup kuracakken ayrılanların arkasında kimler vardır? Ayrılanlar kimlerdir? Ayrılan milletvekillerini destekleyen sermaye, yazarlar, siyasiler kimlerdir? Ayrılma neden grup kurmak için bir milletvekilinin eksik olduğu döneminde olmuştur? Başbuğ Türkeş’e oportünist,militarist gibi iftiralar atıldı mı? MHP İslam dışı gösterilmeye çalışıldı mı?

6.      Özellikle 90’lı yıllardaTürkeş yaşlandı, bunadı bırakmalı diyen fitneciler kimlerdir? Türkeş hasta heran ölebilir, hatta öldü deyip fitne yayanlar kimlerdir?

7.      12 Eylül siyasi yasaklarının kalkmasıyla MHP’yi ele geçirmek isteyenler ve Başbuğ Türkeş’i 1993 MHP Kongresine almak istemeyenler kimlerdir ve neden MÇP -MHP birleşmesine karşı mücadele vermişlerdir?

 Bu sorular daha uzar gider. Bunlara ciddi manada cevap veren bir eserle hem gelecek nesiller aydınlatılmış olur hem de tekrar oynanmak istenen oyunların önüne geçebilme imkânları var olur.

 Merhum Başbuğ’umuz Türkeş, 4 Nisan 1997’de ebedî hayata intikal ettikten sonra oynanan oyunlara bir bakmak bile her şeyi anlamak için yeterlidir. Türkeşsiz Türk milliyetçiliği diye Ülkücü Hareketi pazarlamak isteyenler birden Türkeşçi oluverdiler ve liderlik için yarışa bile girebildiler. 1997 – 2020 yılları arasında Milliyetçi Hareket Partisi ve onun Genel Başkanı Bilge Lider Devlet Bahçeli üzerine kurgulanan iftira kampanyalarına bir bakalım. Biraz Ülkücü Hareketin tarihini bilenlerin, Türkeşsiz Türk milliyetçiliği için her oyunu deneyenlerin yine figüran olarak iftira kampanyalarının içinde olduklarını görebiliyorlar. Fakat özellikle genç nesil 1980 – 1997 yıllarıarasında iftira ve hainlik işlerine girenleri bilemiyor. Bilmedikleri için de sahte ülkü devlerinin işleri kolaylaşıyor. Son yapılan tarla kurultayına bir bakalım hele. Bu tarla kurultayını destekleyip, Ülkücü Hareketin önünü kesmek isteyenleri destekleyen özellikle yaşını başını almış kişiler Başbuğ Türkeş hayatta iken nerelerdeydiler ve ona karşı hangi komplolarda yer almıştılar?Yine tarla kurultayını destekleyen yazar çizerlerin büyük çoğunluğu acaba Başbuğ Türkeş hayatta iken nerelerdeydiler? İşte bu konular gibi nice konuların aydınlatılması ve ileriye ışık olması için Ülkücü Hareketin tarihi şeffaf birbiçimde yazılmalıdır. Bu yazılmadığı müddetçe, fitne virüsünü taşıyanlar her dönem fitne yapmaya devam edebileceklerdir ve ülkü devi (?) olarak pazarlanacaklardır. İnşallah bu temennim gerçek olur, gerçek olur da artık kiminne olduğu da ebedî olarak raflarda yerini alır.

 Unutmayalım ki, Başbuğ Türkeş’in söylediği gibi “Ülkücü Hareketin üzerinde şeytanın dahi aklına gelmeyecek oyunlar oynandı ve hâlen de oynanmaktadır!” Bu oyunlara gelmemek için de tarih bilgisi belki de en önemli konulardan biridir.

 Başbuğ Alparslan Türkeş’e rahmet olsun!..