KEMAL FEDAİ COŞKUNER

30 Aralık 2019 15:02 Murat Gedik
Okunma
491
KEMAL FEDAİ COŞKUNER

KEMAL FEDAİ COŞKUNER

Murat GEDİK

 “İlham membaım milletimin vefalı sinesidir. Istırabın sahneye çıkardığı bir insan olduğumu zannediyorum. Bu ıstırap ecdat mirasına layık olamamanın üzüntüsünden, Anadolu insanının çilesinden gelmektedir. Kısaca ben sanatı bu topraklar için, millet için bir vasıta kabul ediyorum... Uğruna baş koyduğum her şeyim vatanım ve Türklüğümdür. Allah’a ve hürriyete açılan yol bu sevgiden geçer.” 
Bu sözleri kitabında yazan Kemal Fedai Coşkuner, gerçekten de dünya görüşü için şiirleri, yazıları ve eylemleri ile baş koydu ve bu uğurda şehadet şerbetini içti. 1927 yılında Antalya’nın Akseki ilçesine bağlı Mahmutlu köyünde dünyaya gözlerini açar Kemal Fedai Coşkuner. 1945’te Antalya Aksu Öğretmen Okulundan mezun olur. Yazar, Şair ve Öğretmen Kemal Fedai Coşkuner, eski soyadı olan Yoldaşı, Coşkuner olarak değiştirmiş ve Kemal adına Fedai’yi eklemiştir. Antalya, İzmir ve Muğla’nın çeşitli okullarında öğretmenlik görevini yerine getiren Coşkuner’in gazeteciliği ve şairliği hep öne çıkmıştır. Çeşitli dernek ve kuruluşlarda görevler yerine getirerek, milleti için her türlü fedakârlığa katlanmıştır. Türkiye Milliyetçileri Derneği İzmir Tire Şubesi kuruculuğu, İzmir Türk Ocağı Başkanlığı, Türkiye Siyonizmle Mücadele Derneği Genel Başkanlığı, İzmir Türk Ocağı yöneticiliği, İzmir Ülkü-Bir Derneği kuruculuğu ve İzmir Ülkü Ocakları Derneği Yöneticiliği, yürütmüş olduğu bazı görevlerdir. 1965 yılında Adalet Partisinden Manisa Milletvekili Adayı olan Kemal Fedai Coşkuner, 1973’te Milliyetçi Hareket Partisinden Aydın ve 1977 yılında Antalya’dan milletvekili adayı olmuş ve bir dönem Milliyetçi Hareket Partisi Antalya Bölgesi Müfettişliği görevini yürütmüştür.
O memleketin durumunu göz önüne sererek mücadeleye giriştiğini şu sözlerle dile getirir: “Ne hazindir ki memleketimizin içine düştüğü vahim durum bizi bir mücadeleye itti. Bir savaşa giriştik. Maalesef bu yüzden oldukça sanatı da ihmal etmek zorunda kaldık. Hayatımızı baştan başa bir mücadele ve çile doldurdu.”  Bu doğrultuda da şiirleri ve yazıları ile Türk milletine seslenmiş ve çağrılarda bulunmuştur. ‘Ülküye Çağırı’ adlı şiirinde, bir mısraında şöyle der: “Dinmiyor neyleyim ezeli ağrı / Köz köz olmuş eyvah Türklüğün bağrı / Herşeyim varlığım, ülküme doğru / Huduttan hududu soranlar gelsin.” Fedai dergisinin sahibi olan Kemal Fedai Coşkuner, gazeteci, öğretmen, şair ve yazardır. Derginin sloganı ‘Allah’a, Vatana, Hürriyete Fedai’ olarak belirlenmişti ve 1963 yılında yayın hayatına başlamıştı. Fedai, Toprak, Serdengeçti, İleri, Anadolu, Türk Yolu, Bizim Anadolu, Hergün, Komünizmle Savaş, Orkun, Sonsöz gibi gazete ve dergilerde yazarın yazıları yayımlandı. ‘Vatan'da Gurbet (1970, şiir)’, ’Kara Sevda (şiir)’, ’Kader Çizgileri’, ’Bu da Benim Köyüm’, ’Mektuplar’ adlı kitapları da neşretti. Öğretmenlik döneminde sürgünler ve uzaklaştırmalar yaşamış, fakat asla davasından taviz vermemiştir. 3 Aralık 1979 tarihinde akşamüstü pazar alışverişinden dönerken İzmir’in Agora semtinde teröristler tarafından şehit edilmiştir. “Milliyet Düşmanlarına” adlı şiirini Mart 1950’de Antalya Muhalimler Park Gazinosu’nda okuyan Coşkuner, büyük bir ses getirmiş, şiir bomba misali bir patlama hayata geçirmişti. “Tanyeri sökül artık gelmeyecek mi eşin? / Kalbimde kor kesilen hasreti o güneşin. / Gel gel yetsin ben sana kasideler yazayım, / Kızıl başlı mel’unun mezarını kazayım.” dizeleriyle başlıyordu bu şiir. Henüz 23 yaşında olan şair gelecek için Türklüğe ışık oluyordu. Türk dünyasına ayrı bir ilgi duyan Kemal Fedai Coşkuner, “Türkistan Ağıtları” adlı şiiri ile âdeta bu Türk elleri için var olan aşkını ve hüznünü haykırır. Uzun bir şiir olan Türkistan Ağıtları’nın bir mısraında şöyle seslenir: “Semerkant, Buhara, Kırım, Kazanlar / Yıkılmış camiler dinmiş ezanlar / İnsan hakkı diye masal yazanlar / Bilmeyen ne anlar seni Türkistan! / Öldürecek aşkın beni Türkistan!”
Gazeteci ve Şair Coşkuner, Türk dünyası aşkını kızına hediye ettiği “Aşkımın Kaderi” adlı şiirinin girişinde şöyle der: “İçli ve duygulu kızım Ferdane! Bu şiiri sana hediye ediyorum yavrum. Eğer Allah günün birinde anne olmanı alnına yazmışsa, yavrularını Turan ninnileriyle büyüt kızım. Başka aşk istemez, bu aşk bize yeter.” Şiir şu mısra ile başlar: “Gülmeyen bir yurt var, yanar kalbimiz / Türklüğün orada esası kalmış / Sarmış etrafını bir kızıl deniz / Geçmeye Musa’nın asası kalmış.”  Kızı Şenay’a hediye ettiği ‘Bir Yolcuya’ adlı şiirinde ise şöyle der: “Yolcum! / O topraklar, derler şimdi elem bağıdır / Irmaklar içli içli çağlarmış / Bir hisar yükselir göklere doğru / Bilirsin adı Tanrı Dağı’dır / Asırlar var erenleri ağlarmış.. / Sönmeyen aşk, dinmeyen acı / Gurbetten gurbete giden yabancı! / Söyle kuzum / O ellere vardın mı?”  Köşe yazılarında esir Türkistan ile ilgili yazılar yazmış ve Türk kahramanlarını anlatmaya çalışmıştır.