Art arda kaybolan ve birçoğunun cansız cesedi bulunan çocuklar tüm Türkiye'yi yasa boğdu BAHÇELİ: ÇOCUKLARI GÜVENDE OLMAYAN BİR MİLLETİN İSTİKBALİ GÜVENCEDE BULUNAMAZ

31 Ağustos 2018 16:49 Yeni Düşünce
Okunma
83
Art arda kaybolan ve birçoğunun cansız cesedi bulunan çocuklar tüm Türkiyeyi yasa boğdu BAHÇELİ: ÇOCUKLARI GÜVENDE OLMAYAN BİR MİLLETİN İSTİKBALİ GÜVENCEDE BULUNAMAZ

Art arda kaybolan ve birçoğunun cansız cesedi bulunan çocuklar tüm Türkiye'yi yasa boğdu
BAHÇELİ: ÇOCUKLARI GÜVENDE OLMAYAN BİR MİLLETİN İSTİKBALİ GÜVENCEDE BULUNAMAZ

Ülkemizin aydınlık geleceği olan çocuklarımıza karşı her geçen gün artan istismar, taciz, tecavüz ve ölüm olayları, Türk milletini dehşete düşürmekte ve onulmaz yaralar açmakta. Hemen hemen her gün çocuklarımızla ilgili kötü haberler duyar olduk. Toplum olarak küçük bir kız çocuğunun öldürüldüğünü duyunca, "İnşallah tecavüz etmemişlerdir." denilen bir ülke konumuna geldik.
Türk milletini yasa boğan bu çocuklar özellikle yaz aylarında niçin kayboluyor? Son zamanlarda birbiri ardına yaşanan trajik olaylar sebebiyle Türkiye, adeta "kayıp çocuklar ülkesi" haline geldi. Eylül... Leyla... Evrim... Derya... Ufuk... Yusuf... Ercin... Salih... Yılmaz... Her birinin ayrı bir trafik hikâyesi olan bu çocuklar, Türkiye'deki "kayıp çocuk sorunu"nu gündemin ilk sırasına taşıdı. Ankara’da ve Ağrı’da cansız bedenlerine ulaşılan 8 yaşındaki Leyla, 3 yaşındaki Eylül, hâlâ aranan 8 yaşındaki Ufuk Tatar, Diyarbakır’da kaybolan Yılmaz, Van’da kaybolan Derya ve diğerleri.
Art arda yaşanan kayıp çocuk olaylarına toplumdaki tepki de giderek çığ gibi büyüyor.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkana Devlet Bahçeli de, sessiz kalmayarak, yaşanan bu trajik olaylar sebebiyle duygularını ve tepkisini dile getirdi. Bahçeli, kaybolan çocukları hunharca katledilen ailelere başsağlığı ve sabır dilerken, "Katil ya da katilleri lanetliyorum. Çocuk ve kadına yönelik artan şiddetin önlenmesi konusunda her sorumluluğu üstleneceğiz." dedi.
Bahçeli, Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
"İsimleri Eylül olur, Leyla olur, hiç fark etmez. Onlar çocuk, onlar savunmasız, onlar masumiyetin zirvesi. İnanınız, bu gidişle başımıza taş yağmazsa yatıp kalkıp şükretmemiz gerekir. Çocukları güvende olmayan bir milletin istikbali güvencede bulunamaz. Meşhur bir düşünür, asırlar önce demişti ki: 'Korku, gelecek bir kötülüğü beklemenin adıdır.' Hiç şüphe yok ki, korkuya teslim olmak gelecekten ve gelecek haklarından vazgeçmektir. Korkuyu yenemezsek kahramanlığı yüceltemeyiz. Ya korkarak dağılacağız, ya da kahramanca duracağız. Korkular umutlarımızı kıramaz, kötülükler hayata tutunma ve mücadele azmimizi köstekleyemez. İftiralar irademizi kundaklayamaz, ihanetler iddia ve ideallerimizi kapatamaz. Korkaklığın ruhunda kalleşlik, korkakların duruşunda karmaşa vardır. Hainler korkaktır. Her cani, her katil sinsice, sinerek, sürünerek yaşar. Kaldı ki insanlığın devasa tecrübe ve birikimi bu gerçeğe açıkça işaret eder. Yaşarmayan gözleriyle, kızarmayan yüzleriyle, sızlamayan kalpleriyle aramızda dolaşanlar zulmün çıbanbaşlarıdır. Ve bunlar korkaktır. Ankara Polatlı’da 22 Haziran günü 8 yaşında Eylül isimli bir kız çocuğumuz kaybolmuştu. Günlerce arandı, ama bulunamadı. Meğer Eylül’e acımadan kıymışlar. Üstelik toprağa gömmüşler. Ne istediniz bu sabiden? Ne alıp veremediğiniz vardı bu küçük yavruyla? Hiç mi yüreğiniz titremedi? Eylül hunharca katledildi, bununla birlikte vicdan katledildi, insanlık katledildi, hayaller katledildi! Korkak katiller bir kez daha milli gönülleri heder etti, kedere boğdu. Olacak iş mi bu? Ey canavarlar, küçücük bir bedene, küçücük bir ana kuzusuna nasıl kast ettiniz? Eylül topraktan çıktı, tekrar toprağa girecek! Peki, üstümüze düşen feryat çığlığından, fecaat çığından nasıl kurtulacağız? Eylül’ün hesabını nasıl vereceğiz? Eylül’lere musallat olan şerefsizlere nereye kadar tahammül göstereceğiz? Hakikaten çok üzgünüm. Bir yanda minik bir köpeğin dört bacağıyla birlikte kuyruğu kesilir ve ölüme bırakılır, diğer yanda küçük çocuklar hedef hâline gelir! Nasıl bu duruma düştük? Böyle gidemeyiz, bu şekilde daha fazla mesafe alamayız. Ağrı’da ailesiyle birlikte dedesinin köyüne bayramlaşmaya giden 3.5 yaşındaki Leyla da tam 16 gündür kayıp ve halen aramalar sonuç vermedi. Kaybolan yalnızca Leyla değil, hepimiziz. Acaba masum bedeni nerede? Mazlum gözleri nasıl bakıyor? İsimleri Eylül olur, Leyla olur, hiç fark etmez. Onlar çocuk, onlar savunmasız, onlar masumiyetin zirvesi. İnanınız, bu gidişle başımıza taş yağmazsa yatıp kalkıp şükretmemiz gerekir. Çocukları güvende olmayan bir milletin istikbali güvencede bulunamaz. Çocuklar sürekli katlediliyorsa, sürekli istismara uğruyorsa her şey anlamını kaybetmiş, sözün geçerliliği bitmiş demektir. Durup düşünelim, çocuğa gücü yeten, çocuğa vahşet uygulayan, çocuğun ve körpe hayvanların kanını döken barbarların barbarların yaşama hakkı var mıdır? Dedim ya, her cani sürünerek yaşar. Her hain de korkaktır. İdam bile katiller için kurtuluştur! Bu rezillere öyle bir bedel ödetmeliyiz ki, yankısı yedi cetlerinden hissedilmelidir. Çocuk katilleriyle mücadele değil, savaşmak lazımdır. Ve bu savaş kazanılmalıdır, kazanılacaktır. İdamsa idam, cezaysa en ağır ceza, tecritse tecrit; gereği her neyse alçak barbarlara revadır, layık oldukları akıbet de bellidir. Bundan kaçamayacaklar, korkaklıklarının, hıyanetlerinin her türlü sonuçlarına katlanacaklardır. Eylül’e Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine başsağlığı temennilerimi iletiyorum. Katil ya da katilleri lanetliyorum. Çocuk ve kadına yönelik artan şiddetin önlenmesi konusunda her sorumluluğu üstleneceğiz. Dilerim ki, Leyla da acilen ve sağ salim bulunur, ailesine kavuşur."
TÜİK'E GÖRE 9 YILDA 104 BİN 531 ÇOCUK KAYBOLDU
TÜİK tarafından hazırlanan Adli İstatistik verilerine göre 2008-2016 yıllarını kapsayan 9 yılda hakkında resmî olarak kayıp müracaatı yapılan ve güvenlik birimleri ya da vatandaşlar tarafından bulunarak güvenlik birimlerine getirilen kayıp çocuk sayısı 104 bin 531 olarak kayıtlara geçti.
Hakkında kayıp ihbarı yapıldığı halde henüz bulunamayan çocuklar hakkında ise İçişleri Bakanlığı'nın bilgi paylaşmadığı belirtildi.
KIZ ÇOCUKLARI DAHA FAZLA
TÜİK verilerine göre, 9 yıllık veriler incelendiğinde, hakkında kayıp başvurusu yapılan ve bulunarak güvenlik birimlerine getirilen 104 bin 531 çocuğun, 59 bin 435’ini ise kız çocukları oluşturuyor. Verilere göre 2008-2016 yılları arasında kız çocukları en fazla Antalya’da kayboldu. Antalya’da 9 yıl içerisinde emniyet birimleri veya vatandaşlar tarafından bulunarak, güvenlik birimlerine getirilen kayıp kız çocuğu sayısı 4 bin 559 oldu. Antalya’yı; İzmir, İstanbul, Ankara ve Adana takip etti.
Türkiye genelinde 2008-2016 yılları arasında kaybolan 11 yaşından küçük kız çocuklarının sayısı ise 2 bin 429’a ulaştı. 11 yaşından küçük kız çocukları en fazla Ankara’da kayboldu. 9 yılda; Ankara, Kayseri, Antalya, İzmir ve İstanbul’da kaybolan 11 yaşından küçük çocuklar, Türkiye genelinde kaybolan 11 yaşından küçük kız çocuklarının yüzde 30’unu oluşturdu.
Verilere göre, 2008-2016 yılları arasında Türkiye’de 45 bin 96 erkek çocuğun kaybolduğu bildirildi. En fazla kayıp bildirimi, 15-17 yaş grubunda yaşandı.
Türkiye genelinde kayıt altına alınan erkek çocuğu kayıp vakalarının yüzde 55’i, Antalya, Diyarbakır, Antep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Adana, Ankara, Bursa, Denizli ve Urfa illerinde meydana geldi. Emniyet birimleri kayıtlarına göre 11 büyükşehirde toplam 25 bin 6 erkek çocuğu kayboldu.
Türkiye genelinde 11 yaşından küçük erkek çocukları da en fazla Ankara’da kayboldu. 319 çocuğun kaybolduğu Ankara’yı, 264 çocuk ile İzmir, 259 çocuk ile Kayseri, 258 çocuk ile Antep, 255 çocuk ile Antalya, 228 çocuk ile İstanbul, 216 çocuk ile Adana ve 210 çocuk ile Diyarbakır takip etti.
TÜİK verilerine göre 2008-2016 yılları arasında hakkında resmi kayıp ihbarı olmadığı halde, güvenlik kuvvetlerince veya vatandaşlar tarafından bulunarak, güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısı 12 bin 951 oldu.
Yine verilere göre, 2008-20016 yıllarını kapsayan 9 yılda “evden kaçan çocuk” sayısı ise 26 bin 168’e ulaştı.
2008 yılında bulunduğu kurumlardan kaçan çocuk sayısı 428 iken, 2016 yılına gelindiğinde kaçan çocuk sayısının bin 102, terk edilen yani kanuni mümessili tarafından korumasız ve yardıma muhtaç bir şekilde bırakılan çocuk sayısının da 790 olduğu görüldü.