KÜRESEL FELAKET

24 Ağustos 2021 15:10 Mehmet DEMİRKAN
Okunma
41
KÜRESEL FELAKET

KÜRESEL FELAKET
Mehmet DEMİRKAN
Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre dünya genelinde sıcak hava dalgaları artık daha erken başlayıp daha geç sona eriyor. Bu durum insan hayatını tehlikeye sokuyor ve çevre üzerinde ciddi etkilere yol açan bir kriz hâlini alıyor. Dünya kovid pandemisi ile mücadele ederken, kuzey yarım kürede olağandışı iklim olayları yaşanmaya başladı. Kanada'nın batısında ulaşılan sıcaklık değerleri, dünyada dikkatleri bir anda bu ülkeye çevirdi. Pasifik Okyanusu kıyısındaki British Columbia eyaletindeki Lytton'da ulaşılan hava sıcaklığı ile 84 yılın rekorunun kırıldığı açıklandı. Sıcak hava sebebi ile yüzlerce insan yaşamını yitirdi, Lytton’da büyük bir yangın çıktı. Belediye Başkanı Jan Polderman, "İlk duman görülmesinden sonra aniden her yerde yangın çıkması tam 15 dakika sürdü." diyerek, nasıl bir felaket yaşandığını anlattı. Lytton kasabasında yaşayan yaklaşık 250 kişi tahliye edildi. Hava sıcaklığı bu sırada 49,6°’ye çıkmıştı. Ama Lytton tek sıcaklık rekoru kıran yer olmadı. Bölgenin üzerine çöken yüksek basınçla oluşan "ısı kubbesi" birçok başka bölgede de sıcaklıkların rekor düzeylere çıkmasına yol açtı. Ülkede görülen aşırı sıcak havayla ilgili bilgiler paylaşan Kanada hükûmetinin Çevre ve İklim Kurumu (ECCC), "Bu tarihî olayı anlatmaya kelimeler yetmiyor." mesajını paylaştı. British Columbia bölgesinde 40'ı aşkın yerde yeni sıcaklık rekorlarına erişildi. ECCC’den açıklamada, ülkenin batısındaki bazı yerlerin Dubai'den daha sıcak olduğuna ve sıcaklıkların uzun süre 47 dereceyi aşma ihtimaline dikkat çekildi. British Columbia'da yaz ayları genellikle ılıman geçtiği için birçok evde klima bulunmuyor. Bölgede yaşayanlar biraz olsun serinlemek için otellere, kütüphanelere ve alışveriş merkezlerine akın ediyor. ECCC uzmanları yüksek sıcaklıkların insanları biyolojik olarak etkilediğini de kaydetti. Yapılan açıklama bir felaket filmi senaryosu gibi…
Her sabah daha da sıcak bir havaya uyanıyoruz. İnsan bedenini susuz bırakan bu sıcaklıklar büyük tehlike oluşturuyor. Gece sıcaklık düşmesine rağmen, normalde gündüz görülen sıcaklık değerinin üstünde kalıyor. Oysa bedenimiz geceleri bir miktar serinleyip ertesi günkü sıcaklığa hazır hâle gelmeye ihtiyaç duyuyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) kuzeybatı kıyıları da daha önce yaşanmamış sıcak dalgası ile kavruluyor. ABD'nin Pasifik kıyılarında da özellikle de Washington ve Oregon eyaletlerinde sıcaklık rekorları kırılıyor. Kuzey Amerika kıtasında aşırı sıcaklar Kanada'nın kutup bölgelerinden güneyde ABD'nin California eyaletine kadar çok geniş bir bölgeyi etkiliyor. Bu dalganın, yüksek basıncın sıkıştırdığı sıcak hava tabakasından kaynaklandığı belirtiliyor. Sıcaklığın etkisindeki bölgelerde havalandırma aletleri ve vantilatör satışları artarken, insanların serinleyebileceği sığınaklar, serinleme merkezleri oluşturuluyor. ABD Meteoroloji Kurumu sıcak hava dalgasının “tarihî” boyutlarda olduğunu, bütün zamanların en yüksek sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini açıkladı. Bazı bölgelerde şu ana kadar görülmüş aşırı ve uzun süreli sıcak hava dalgasının etkili olacağı uyarısında bulunuldu. Olimpiyat seçmelerine sıcak nedeniyle ara verildi ve stadyumdaki seyircilerde güvenlikleri için dağıtıldı. Bazı kovid aşı merkezleri de sıcak yüzünden kapatıldı. Yetkililer halka sıcak hava dalgası geçene kadar bolca su içmeleri, aşırı hareketten ve açık havadan kaçınmalarını tavsiye ediyor.
 BİLİM İNSANLARI; “SEBEP, KARBON SALIMI”
Bilim insanları aşırı iklim olaylarının küresel ısınma ile ilişkilendiriyor. Araştırmalar aşırı sıcakların, karbon salımları yüzünden artık yüz misli daha olası olduğunu ortaya koydu. Asıl endişe verenin ise yaşanan aşırı sıcaklıkların küresel ölçekteki ısınmanın sadece 1,1° yükselmesi ile meydana gelmesi olduğu kaydediliyor. Bilimsel çalışmalar yakın bir zamanda küresel ısı artışının 1,5° bulacağını ortaya koyuyor. Karbon salımları kontrol altına alınmazsa bu yükselişin 2° ya da fazlası olması da ihtimal dâhilinde. Küresel ısınmanın 1,5° yerine 2° düzeyine yükselmesi, 420 milyon kişinin daha sıcak hava dalgalarının etkisinde kalması anlamına gelecek. Dünya Meteoroloji Örgütünün (WMO) raporuna göre 2025'e kadar, dünyanın 1,5° üzerinde ısınması ihtimali %40 oranında. İklim değişikliği; sağlık sorunları, yaşam alanlarının ile gıda güvenliğinin yok olması, su kaynaklarının yitirilmesi, ekonomik ve sosyal sorunlar anlamına geliyor. Bütün yaşananlara karşın Çin ve Hindistan kömürle çalışan santraller inşa etmeyi sürdürüyor. G7 ülkeleri; Kanada, Fransa, Almanya, Japonya, İngiltere ve ABD de fosil yakıtla çalışan santrallerini devreden çıkarmıyor. Başta İngiliz şirketler hâlâ daha fazla doğal gaz ve petrol çıkartabilmek için var güçleriyle arayışlarına devam ediyor. WMO, "Sera gazı yoğunluğunun küresel sıcaklıkları artırmasıyla, sıcak hava dalgaları daha sık ve yoğun şekilde görülüyor." yorumunu yaptı. WMO'ya göre, sıcak hava dalgaları artık daha erken başlayıp daha geç sona eriyor. Bu durum insan hayatını tehlikeye sokuyor ve çevre üzerinde ciddi etkilere yol açan bir kriz hâlini alıyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NEDİR?
Dünyada ortalama sıcaklık yaklaşık 15°. Eldeki veriler ortalama sıcaklığın bunun çok üzerine çıktığı ya da çok altında kaldığı dönemler olduğunu gösteriyor. Ancak bilim insanları sıcaklıkların artık önceki dönemlere kıyasla çok daha hızlı bir şekilde arttığını kaydediyor. Bunun sebebinin de atmosferin güneşten gelen enerjinin bir bölümünü hapsettiği sera gazı etkisi. Dünyanın yüzeyinden uzaya yansıyan güneş enerjisi, sera gazı nedeniyle uzaya ulaşamadan emiliyor ve buradan da tüm yönlere yayılıyor. Bu da hem atmosferin alt katmanlarının hem de dünya yüzeyinin ısınmasına neden oluyor. Sorunların kaynağı gibi görünse de sera gazı etkisi olmasaydı, dünya yaklaşık 30° daha soğuk bir yer yani yaşam için elverişli bir ortam olamayacaktı. Bilim insanları, sanayi ve tarım faaliyetleri nedeniyle ortaya çıkan gazların daha fazla enerjiyi dünyada tutarak sıcaklıkların yükselmesine ve doğal sera gazı etkisinin daha fazla hissedilmesine neden olduğunu söylüyor. Bu durum iklim değişikliği ya da küresel ısınma olarak tanımlanıyor. Isınmayı en fazla etkileyen sera gazı yani su buharı. Su buharının atmosferde kalma süresi yalnızca birkaç gün. Ancak karbondioksit (CO2) çok daha kalıcı niteliğe sahip. İnsan kaynaklı CO2 emisyonlarının büyük bir bölümü fosil yakıtların kullanımı ile ortaya çıkıyor. Karbon emen ormanların kesilmesi ya da yanmasıyla birlikte tuttukları karbon da açığa çıkıyor ve bu da küresel ısınmanın artmasına yol açıyor. Yapılan araştırmalar Sanayi Devrimi'nin yaşandığı 1750'li yıllardan bu yana, CO2 düzeylerin de %30'dan fazla artış kaydedildiğini ortaya koyuyor. Atmosferdeki CO2 birikiminin en az 800 bin yıldır ulaştığı en yüksek düzeyde olduğu hesaplanıyor.
SICAKLIK ARTIYOR, YAŞAM ALANLARI DARALIYOR
WMO, 2019 yılında ortalama sıcaklığına sanayi öncesi döneme göre 1,1 derece daha yüksek olduğunu açıkladı. Kayıtlara geçen en sıcak 20 yılın tamamı son 22 yıl içerisinde yaşandı. Dünya genelinde, ortalama deniz suyu yüksekliği 2005 ile 2015 yılları arasında yılda 3,6 milimetre arttı. Bu artışın sebebi ısınmayla birlikte kutuplardaki eriyen buzullar. Elde edilen veriler, Kuzey Kutup bölgesindeki deniz buzunun 1979 yılından bu yana önemli ölçüde azaldığına işaret ediyor. Son yıllarda, Grönland Buz Tabakası'ndaki erime rekor düzeylere ulaştı. Uydu verilerine göre, Batı Antarktika Buz Tabakası da küçülüyor. Mevcut ısınma eğiliminin sürmesi halinde, bu yüzyılın sonunda sıcaklıkların 3° ile 5° arasında artmış olacağı kaydediliyor. Bilim insanları sıcaklıklardaki artışın 1,5° düzeyinde tutulmasının tehlikeyi azaltacağını savunuyor. Sera gazı emisyonlarının belli bir düzeyde tutulmasına ilişkin siyasi çabaların liderliğini Birleşmiş Milletler yapıyor. Çin, dünyada en fazla CO2 salınımı yapan ülke. Çin'in ardından ABD ve Avrupa Birliği (AB) üyeleri geliyor. Ancak AB'de kişi başı sera gazı salınımı diğer ülkeler kıyasla çok daha yüksek. Bununla birlikte, bilim insanları, sera gazı emisyonlarında çok ciddi kesintiler yapılsa bile etkilerinin devam edeceğini söylüyor. İklimdeki değişiklikler, bitki örtüsünü de etkilemeye başladı. Bitkilerin olması gerekenden daha erken çiçek açtığı, bitkilerin meyve verme zamanlarının değiştiği görülüyor. Tatlı su kaynakları azalırken, yiyecek maddelerinin yetiştirilmesinde sıkıntılar yaşanıyor. Sel, fırtına ve sıcak hava dalgaları nedeniyle can kayıpları da artıyor. Dünya ısındıkça daha fazla su buharlaşıyor ve bu da havadaki nem miktarının artmasına yol açıyor. Bu da bazı bölgelerin daha yoğun yağmur alacağı, bazı yerlerde ise daha fazla kar yağışının görüleceği anlamına geliyor. Sıcak geçen yaz aylarında özellikle denizden uzak kesimlerde kuraklık riski artıyor. Fırtına ve yükselen deniz seviyesi nedeniyle daha fazla sel ve su baskını vakalarında artış bekleniyor. Yaşanan hızlı değişimlerle mücadele etme konusunda kısıtlı kaynaklara sahip olan yoksul ülkelerin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini daha fazla hissedeceği düşünülüyor. Doğal yaşam alanlarının canlı türlerinin uyum sağlamasından daha hızlı bir şekilde değişmesiyle birlikte bazı bitki ve hayvan türlerinin yok olacağı tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü, sıtma, suyun kirlenmesinden kaynaklı rahatsızlıklar ve yetersiz beslenme gibi etkenlerin milyonlarca kişinin sağlığını tehdit edebileceği uyarısını yapıyor. Atmosfere salınan CO2 miktarı arttıkça okyanusların emdiği gaz miktarı da artıyor ve bu da suların daha asitli hâle gelmesine neden oluyor. İklim değişikliğiyle mücadele, bu yüzyılda insanlığın önündeki en büyük zorluklardan birisini oluşturuyor.