MİLLÎ SİYASETTEN GAYRİMİLLÎ SİYASETE: CHP

29 Ekim 2019 11:17 Dr.Selim YILDIZ
Okunma
53

MİLLÎ SİYASETTEN GAYRİMİLLÎ SİYASETE: CHP

 

Ali Fuat Paşa ile de kısa bir görüşme yapıldı. Fuat Paşa,bana şöyle bir soru sordu: Senin şimdi havarilerin kimlerdir? Bunu anlayabilirmiyiz?

Ben bu sorudan bir şey anlayamadığımı söyledim. Paşa, nedemek istediğini açıkladı. O zaman ben de şunları söyledim:

“Benim havarilerim yoktur. Memleket ve millete kimler hizmeteder, bu hizmete lâyık ve muktedir olduğunu gösterirse, havari onlardır.” Mustafa Kemal ATATÜRK 

      Selim YILDIZ*  

 

Demokrasi,çağdaş yaşam ve sivil toplumun vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partiler,iktidar ve muhalefetiyle önemli ve bir bütün olan kurumlardır. Atatürk’ünarzuladığı demokratik yaşamda iktidar ve muhalefet birbirini tamamlayan ikiunsur olarak tasavvur edilmişti. Ancak bütün demokrasi yaşamımız içinde butasavvur kendini göstermemiştir. Atatürk’ten sonra Türk siyasi tarihinde neyazık ki din, laiklik, sağcılık, solculuk, Kürtçülük, Atatürkçülük birer siyasisermaye hâline gelmiş, iktidar ve muhalefetin bir kısır döngü içinde hepgündeminde olmuştur. Bu kısır döngü içerisinde CHP’de, Atatürk döneminin millîpolitikaları ve milliyetçi yürüyüşü yerini 1960’tan sonra “Ortanın Solu”nabırakmış ve 60 yıldır, Atatürk’ün partisi söylemini kullanan CHP, Atatürk’ünaçtığı yol ve gösterdiği hedeften uzaklaşmıştır. Türkiye’nin en köklü partisinereye sürüklenmiştir? 1960 sonrasında TİP’in ve aşırı sol ve sosyalistkesimlerin önünü açan CHP, Turhan Feyzioğlu öncülüğünde tarihinin en büyükkopuşuna şahit olmuş, İsmet İnönü’nün de ifadesiyle daha sonra Marksist kanadıneline geçmiştir.

Siyaset,vatandaşı esir alma, türlü şekillerde kandırma, devleti ele geçirme,tartaklama, bölücülük yahut ihtilal tetikçiliği, küfür, hakaret, cehalet alanıdeğil, bugünün tüm sorunlarını, çağın gereklerine uygun şekilde çözümlemenin,çözmenin adresi olmalıdır. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti’nde varlık gösterensiyasi partileri tahlil etmek Türk milletinin geleceği ve demokrasi yaşamıaçısından önem teşkil etmektedir. Nitekim bu noktada Mehmet Âkif Ersoy da vaazlarındabizde fırkacılığın yani particiliğin tefrikacılıkta karar kıldığını oysaAvrupa’da böyle olmadığından bahsetmektedir. Bu yönüyle de bizde demokrasi vetoplumdan uzaklaşmış, menfaatlerin üzerinde yükselen partiler ve particilikihlale, ihanete ve izmihlale sebep olabilmektedir.  Diğer yandan 1960’lı yılların sonundaCumhuriyetçi Köylü Millet Partili (CKMP) Mehmet Altınsoy’un Adalet Partisininmenfaatçilerin eline geçtiğini vurgulaması ve Süleyman Demirel’i de “Cenabıhaksözünü ikbaline merdiven, iktidarına destek yapıyor.” şeklinde eleştirmesisiyasette istismarın boyutlarını göstermesi bakımından mühimdir. Yine DündarTaşer’in de yazılarında sol ve sosyalist kesimlerin Atatürkçülük maskesitakmasına dikkat çekmesi aynı önemdedir. Bu çerçevede Türk milliyetçiliğinin21. yy.Türkiye’sinde maskeli ve makyajlı siyasetin çok uzağında ve üzerinde birdünya görüşü olduğunu ifade etmeliyiz.

Türkmilliyetçiliğinin XX. yüzyıldaki efsaneleşmiş ismi Bozkurt Mustafa KemalAtatürk, Türk milletinden aldığı güç ve inanmışlıkla Türk milletini yok etmekisteyen emperyalistlere karşı 1919-1922 arasında kurtuluş mücadelesini vermiş,Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve kendi benzetmesiyle Türk’ün Ergenekon’dan çıkışınısağlamıştır. Böylece Türk milleti, felaha ve refaha yol bularak tarihte yenidenbir yürüyüşe geçmiştir. 

Mustafa KemalAtatürk, bu süreçten sonra 6 Aralık’ta “halkçılık” esasına dayanan bir HalkFırkasının kurulması fikrinden ilk defa bahsetmişti. 1 Nisan 1923’te TBMM Seçimlerininyenilmesine karar verilmiş, 8 Nisan’da ise kurulacak olan Halk Fırkasının dailk programı olacak olan 9 ilke yayımlanmıştır. 7 Ağustos’ta Müdafaa-i HukukGrubundan 113 milletvekili toplanmış, grubun Halk Fırkasına dönüşeceği ve buyolda hukuki çalışmaların başlatılması gerektiği ise Mustafa Kemal tarafındanifade edilmişti. 23 Ağustos’ta Lozan Barış Antlaşması’nın onaylanmasından sonra9 Eylül’de Halk Fırkası kurulmuş, 11 Eylül’de ise başına Mustafa Kemalgetirilmiş, Genel Sekreterliğini ise Recep Peker üstlenmiştir. Fırkanın başınaCumhuriyet kelimesinin eklenmesi bir yıl sonra olmuştur.

Kurucuları:Erzincan Mebusu Sabit (Sağıroğlu), İstanbul Mebusu Dr. Refik (Saydam), İzmir MebusuCelal (Bayar), Erzurum Mebusu Münir Hüsrev (Görele), Tekirdağ Mebusu Cemil(Ubaydın), Konya Mebusu Kâzım (Hüsnü), İzmit Mebusu Saffet (Arıkan), DiyarbakırMebusu Zülfü Bey, Kütahya Mebusu Recep (Peker) ve Mustafa Kemal.[i]

Kemal Karpat’agöre,  temeli olarak Anadolu ve RumeliMüdafaa-i Hukuk Cemiyetini, ilk kongresi olarak da Sivas Kongresi’ni gören CHPve denetim altında tuttuğu TBMM, 1927’ye kadar hükümetin uygulamalarının ulusadına meşrulaştırıldığı ve resmîleştirildiği bir örgüt olarak kullanılmıştır.[ii]

Atatürk Dönemi’ndemillî politika ve uygulamalarla varlığını hissettirmiş olan CHP sonrakiyıllarda mesela İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde Türkmilliyetçilerine yönelik farklı tutumu (1944 Olayları), 1960 sonrasında iseMarksizme kapı aralaması yönüyle olumsuz anıla gelmiş, kuruluş felsefesindenuzaklaşmıştır.

Türkmilliyetçileri CHP’yi tarihsel gerçeklik üzerinde kendi düşünce dünyası vesiyasi mücadelesi doğrultusunda değerlendirmiştir. Temel kaygı her zaman Türkmilliyetçiliği olmuştur. Bu çerçevede CHF’nın 1931 Programı’nda sekizincibölümdeki “Devletin yüksek bünyesininsarsılmaz temeli olan ve millî mefkûreyi, millî varlığı ve inkılabı kollayan vekoruyan Cumhuriyet ordusunun ve onun fedakâr ve kıymetli mensuplarının daimahürmet ve şeref mevkiinde tutulmasına suret-i mahsusada itina ederiz.” ifadeleribu değerlendirmelerde Türk milliyetçiliği için referans kaynağı olmuştur.

Vatanı “hiçbirkayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez bir kül” olarak gören CHF, milleti de“dil, kültür ve mefkûre birliği ile birbirine bağlı vatandaşların teşkil ettiğibir siyasi ve içtimai heyet” olarak tanımlamıştı. Milliyetçilik ise CHF 1931 Programı’nda“Fırka, terakki ve inkişaf yolunda ve beynelmilel temas ve münasebetlerde bütünmuasır milletlere muvazi ve onlarla bir ahenkte yürümekle beraber Türk içtimaiheyetinin hususi seciyelerini ve başlı başına müstakil hüviyetini mahfuztutmayı esas sayar.”[iii]şeklinde ifadesinde kendini bulmuştur.

İsmail Hami Danişmend (Ali Suavi'nin Türkçülüğü) ile ilgili görsel sonucu

CHP GenelSekreterliği Neşriyatından “Ali Süavi’nin Türkçülüğü” adlı kitap (1942)

Belli bir dönemTürklük konusunda Atatürk’ün çizdiği prensipler üzerinde varlık gösteren CHPiçinde Emlak ve Eytam Bankası ve Ankara Hukuk Mektebinin kurulması, baştaMedeni Kanun olmak üzere çeşitli kanunların çıkarılması, İktisat Vekilliği,Adliye Vekilliği vb. görevlerde bulunmuş, Türk milliyetçilerinin önemligörevlere getirilmesi konusunda hassasiyet göstermiş olan Mahmut EsatBozkurt;  5 Ağustos 1942 tarihinde Mecliskürsüsünden okuduğu hükûmet programının sonunda: “Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türklükbir kan meselesi olduğu kadar o kadar da bir vicdan ve kültür meselesidir. Bizazalan ve azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz ve her vakit buistikamette çalışacağız.” diyen Şükrü Saraçoğlu;  yedi dönem CHP milletvekilliği BayındırlıkBakanlığı ve Başbakanlık yapmış olan aynı zamanda üniversitede uzun yıllar Türkinkılabı dersini okutmuş, “sosyalizmin komünizme geçit olduğu” kanısında olanRecep Peker[iv], Teoman Gül’ünanlatımlarına göre “Anarşist, Marksist, faşist,hilafetçilik ve Beynelmilelcilik gibi akımların Türkiye üzerinden geçeceğinibunlara ancak, milliyetçilik akımına sıkı sıkıya sarılmakla karşıkonulabileceğini” savunmuştur.[v]

27 Mayıs Darbesi’ndensonra yeni Anayasa ile birlikte başlayan yeni düzene “İkinci Cumhuriyet” adınıveren CHP’nin genç teorisyenleri, “Yön” adıyla yayınladıkları sosyalist birderginin ilk sayısında sosyalizm adına bir de bildiri yayımlamışlardı (20Aralık 1961). Dergiyi ve bildiriyi hazırlayanların başında CHP Danışma Kurulu ÜyesiDoğan Avcıoğlu da vardı. Bildiri Bülent Ecevit tarafından da tasvip ve iltifatgörmüştü. İlhan Darendelioğlu’na göre, bu dergi ve bildiri Marksist düşünceninyıllardan sonra Türkiye’de yeni döneminin ilk tezahürü idi. Çalışma BakanıBülent Ecevit, Türkiye’ye yeni bir yön vermek isteyen “Yön”cülere yazdığımektupta “Yön”ü çıkaranlar, yeni bir arayış döneminde bulunan Türk toplumunataze bir düşünce gücü katabilecek değerli aydınlardır. Bildirilerinde toplumunbu dönemde karşılaştığı başlıca sorunlara hür kafalı insanların cesurluğu ileeğilmişlerdir.” diyordu.[vi] Orhan Türkdoğan’a göre deYön dergisi, 6 yıl süreyle Türk siyasi düşüncesinde solcu ideolojik akımlarıngelişmesinde önemli ölçüde etkili olmuş, sol kanat altında bir grup hâlinegetirmiştir.[vii]

Diğer yandanyine Darendelioğlu’na göre, Bülent Ecevit “Yeni Devlet Kapitalizmi” adı verilenSosyalist bir düzen istiyor, hızla Türkiye’yi “sol”a kaydırmaya çalışıyordu.Hatta Türkiye İşçi Partisi (TİP)[viii] üniversitelere sızmayabaşlamış, CHP eğilimli öğretim üyeleri ile bütünleşmeye başlamıştı ki bundaCHP’nin etkisi büyüktü. TİP 1965 Seçimlerine katılmış CHP’nin çıkardığı “millîbakiye” adıyla kamufle edilen bir kanunla Mehmet Ali Aybar ve Çetin Altan baştaolmak üzere 15 aşırı solcunun Millet Meclisine girmelerini sağlamışlardı.Bununla birlikte Sosyalist Kültür Derneğine ve Fikir Kulüpleri’ne zemin hazırlanmasındada CHP’nin müsamahası rol oynamıştı.[ix]

Celal Bozkurt,CHP ile TİP arasında bağlantı ve farklılaşmayı da şu şekilde ortayakoymaktadır: Efkârıumumiye tarafından komünist düzenin savunucusu olarak kabuledilen TİP, bir noktada CHP ile birleşirken, bir noktada da CHP’den uzaklaşmışgörünmektedir. CHP’nin devletçilik anlayışı tarifler içinde TİP kadar katıtedbirlere bağlı görünmemekte, bir yerden sonra özel teşebbüsün kabul edildiğive planlı karma ekonominin savunulduğu görülmektedir. Devletçilik noktasındabirbirinden uzaklaşmış görünen bu iki sol parti, düzenin değişmesi konusundahemen hemen aynı şeyleri savunarak birleşmiş görünmektedirler. Bilhassa gerekEcevit’in bu değiştirmeyi sağlamak üzere ileri sürdüğü, ‘Barış Gönüllülerinebenzeyen bir kurtuluş içindeki “CHP’nin Halk Gönüllüleri Örgütü” ile TİP’in1965 seçimlerinde kurmuş olduğu örgüt arasında büyük benzerlik dikkatçekmektedir… TİP, CHP’nin savunduğu laik anlayışı aynen benimserken dilde deaşırı milliyetçi görünmekte ve Atatürk’ü kendi ideolojilerinin kalkanı yapmaktada CHP’den pek geri kalmamaktadır. Dilde aşırı milliyetçi görünmelerine rağmenCHP ile TİP’in ortaya koydukları en mühim beraberlikse hiç şüphesiz her ikipartinin de açıkça milliyetçiliğe ve sağa karşı göstermiş oldukları davranışlardır.[x]

 “Ortanın Solu”[xi], “düzen değişikliği”, “toprakişleyenin su kullananın”, “halk iktidarı’’ Bülent Ecevit’in ortaya atıp damüdafaasını yapamadığı sloganların başında gelmektedir diyen ve CHP’ninşöhretli kişilerinden Kasım Gülek’in dahi Ecevit solculuğuna tahammüledemediğini belirten Darendelioğlu, Ferit Melen, Emin Paksüt, Turhan Feyzioğlugibi CHP hükûmetlerinde vazife almış birçok kişinin de bu sloganlar yüzündenCHP’yi terk ettiği tespitini ortaya koymuştur.[xii] CHP’li Prof. Dr. TurhanFeyzioğlu ile Orhan Öztrak, Ferit Melen ve Emin Paksüt gibi yakınarkadaşlarınca, 12 Mayıs 1967’de kurulan ilk partinin adı Güven Partisidir.Komünizme karşı savaşacaklarını açıklayan GP’liler, CHP’deki ortanın soluekibini, Türkiye’yi bir komünizm macerasına sürüklemek isteyen kimseler diyetanımlamışlardır. 1-2 Mart 1968 günlerinde “Huzur Hürriyet Refah” sloganı iletoplanan kongrede Komünizmle mücadele için ant içtiler. Daha sonra BülentEcevit’in Genel Başkan seçilmesinden sonra yine CHP’den kopan CumhuriyetçiParti ile birleşen Güven Partisi, Cumhuriyetçi Güven Parti adını almıştır.Hikmet Özdemir, CGP’yi 12 Mart askerî yönetiminin TBMM Grubu şeklinde kabuletmektedir.[xiii]Turhan Feyzioğlu’nun kendisine bağlı 32 milletvekili ve 15 senatörle birlikte30 Nisan 1967’de ayrılıp Güven Partisi’ni kurması İnönü tarafından kuruluşundansonraki en büyük kopma olarak değerlendirilmiştir.[xiv]

NE AŞIRI SAĞ NE AŞIRI SOL CGP ile ilgili görsel sonucuC:\Users\pc1\Desktop\Cgp.jpg

CumhuriyetçiParti ile birleşen Güven Partisi. CGP Sloganları

Turhan Feyzioğlu,“Ortanın Solu”nu CHP’nin altı okundan inhirafı şeklinde açıklamış ve partiyiAtatürkçülüğe ihanet etmekle suçlamıştır. Çok partili parlamenter sistemde,siyasi partiler yelpazesinde izafi bir yön tayini için başvurulan ve mutlaksurette ideolojik bir değer yargısı olarak ileri sürülen “Ortanın Solu”başlangıçta sınırlı ve somut bir anlamda kullanılmışken sonradan tamamenamacından sapmıştır.[xv]

Ä°lgili resim

CHP’nin 1977 Seçimlerindekullandığı sloganlardan biri. (1977 Seçimlerinde CHP’nin oy oranı %41’dir)

Milliyetçialgıya ve milliyetçi kesimlere göre Bülent Ecevit, CHP’nin yıllardırmüdafaasını yaptığı başta devrimcilik olmak üzere milliyetçilik ve halkçılıkumdelerine ters bir anlam vermiş, bu ilkeleri eski ve köklü CHP’lilerininançlarına göre değil sol ve Marksist kafaların düşüncelerine göreyorumlamıştı. Mesela 1 Mayıs 1978’de yani CHP’nin iktidarda olduğu dönemde DİSK’in düzenlediği 1 Mayıs İşçiBayramı mitinginde Taksim meydanı kızıl bayraklarla süslenmiş, meydanı TKP’yeözgürlük naraları çınlatmış; “Gestapo Ajanı Türkeş Tutuklansın, YaşasınTürk-Kürt Halkının Mücadelesi, Halklara Eşitlik, Liderimiz Çayan-Savaşa Devam,Yaşasın Millî Demokratik Devrim.vb”. pankartlar açılmış; Nazım Hikmet, MustafaSuphi, Hikmet Kıvılcımlı, Marks, Engels, Stalin, Castro, Guevara, İbrahimKaypakkaya, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı vb. portreleritaşınmış  böylece bölücülük ve Komünizmpropagandası büyük bir cesaret içinde yapılmıştı. Türkiye Sosyalist İşçiPartisi (TSİP), Birlik Partisi (BP), Vatan Partisi gibi partilerle TİP GenelBaşkanı Behice Boran’ın da desteklediği mitinge 24 CHP’li parlamenter de destekvermişti. Yabancı birçok temsilcinin de katılımıyla gerçekleşen bu kutlama ileyasalar CHP iktidarının müsamahasıyla çiğnenmiştir.[xvi]

https://www.medyakesan.com.tr/images/upload/k%C3%B6%C5%9Fe%20foto(7).jpg

CHP 1973 SeçimBildirgesi “Ak Günlere” Sloganı ile

1944 TürkçülükDavası ve sonuçları bahsinde İnönü Dönemi’ni ağır bir şekilde eleştirmiş olanDarendelioğlu, 1970 sonrası süreçte Ecevit politikalarına karşı İnönü’ye dahaılımlı bakmış ve kitabında İnönü’nün 21 Ağustos 1973 tarihinde Türk HaberlerAjansı vasıtasıyla küçük büyük bütün Türk basınında yer alan “CHP’nin Marksist kanadın eline geçtiği, buyüzden 1973 Genel Seçimlerinde CHP’ye oy vereceklerin bir daha düşünmeleri vedikkatli olmaları gerektiği” yönündeki açıklamalarına yer vermiştir. İlhan Darendelioğlu’nagöre, Ecevit’in kullandığı “güvercin” figürünü, aydın ve entelektüel denilenkomünistlerin birbirini tanımaları için ortaya atanlar Fransız KomünistPartisinin iki şöhretli kişisidir. Bunlar Picasso ve Aragon isminde Leninmükâfatı almış Yahudi asıllı kişilerdir.[xvii]

Darendelioğlu’nagöre, yurdumuzda 1960 yılına kadar her çeşit sol faaliyetlere karşı kapalı olankapılar, CHP’nin ortaya attığı Ortanın Solu sloganı ile aralanmış, solcu, sosyalist,Marksist, Maocu ve Moskovacı komünistler bu kapıdan sızmaya başlamışlardı. Öyleki Bülent Ecevit’in de bu durumu demokratik rejimin tabii sonucu olarak görmesikapıların ardına kadar açılmasına sebep olmuştur. Darendelioğlu, BülentEcevit’in Devrimci teröristlere fırsat vermesini maddeler hâlinde şu şekildesıralamıştır:  1- TCK’daki komünistpropagandayı yasaklayan 141-142. maddelerin kaldırılmasını, dolayısıylakomünist parti ve teşekküllerin de kurulmasını istemişti. 2- Bir zamanlarKomünizm propagandası, daha sonra komünist anarşistlere para ve silah yardımı,şimdi de cinayet suçundan yatmakta olan Yılmaz Güney’i CHP milletvekili AnkaraCezaevinde ziyaret ederken, âdeta tasvip eder görünmüştü. 3- Almanya’daki Türkişçileri arasında açıkça komünizm propagandası yapan bu yüzden de Türkvatandaşlığından ıskat edilmiş Hakkı Keskin gibi kişilerin davetine katılmış,Türkiye’ye dönüşünde ise bu kızıl militanların affını istemişti. 4- Mao’nun1948’de Çan Kay Şek’e karşı yaptığı mücadele sırasında, yoksul ve aç Çinköylüsünü aldatabilmek için ortaya attığı toprak işleyenin sloganına bir de sukullananın ibaresini ilave etmek suretiyle bir kısım köylünün oyunu alabilmekiçin büyük bir yalan başvurmuştu. 5- Partisine mensup Ankara Belediye BaşkanıVedat Dolakay Moskova’ya giderken, Türk milletinin vatan haini olarak ilanettiği Nazım Hikmet’in mezarına toprak götürmesine ve önünde saygı duruşuna sesçıkarmamıştı. Darendelioğlu, Nazım Hikmet ile ilgili eserinde[xviii] bu toprağın, DenizGezmiş’in mezarından alındığını yazmaktadır. 6- Taksim Alanı’na “1 Mayıs Alanı”adı veren sözde devrimci kuruluşların kızıl bayrakları ve kızıl liderlerinresimleriyle kutladığı 1 Mayıs gösterilerine iştirak eden 25’ten fazla CHP’limilletvekili ve senatörlerini tasviple karşılamıştı. 7- Yaşasın TKP diye çığlıkatanları kınamadığını itiraf etmişti. 8- Fikir suçu diye bir suç tanımıyoruzdemiş ne kadar rejim düşmanı komünist varsa affını sağlamıştı. 9- Partisininson büyük kurultayında bütün komünist ülkelerin üye olmasını teklif etmiş vekabul ettirmişti. 10- Gezdiği komünist ülkelerden yurda dönünce basına verdiğibeyanatta oralarda gerçek manada bir bağımsızlık ve özgürlük bulunduğunusöylemek suretiyle masum ve uyanık vicdanları şaşırtmış, Marksist kafalarısevindirmişti.[xix]

Sonuç olarak kuruluşyıllarında millî siyasetin ve Türk milliyetçiliğinin adresi olan CHP, 27 MayısHareketi’nden sonra komünist ve Marksist taktiklerle ele geçirilmiş, kuruluşilkelerinden sapmıştır dememiz mümkündür. Türkiye’de 1960 askerî müdahalesisonrasında 1961 Anayasa’sının getirdiği özgürlükçü ortamda sosyalist veMarksist fikirler de kendine bir siyasi zemin bulmuşlardı. İşte böyle birortamda Mihri Belli, Doğu Perinçek, Doğan Avcıoğlu, Behice Boran gibi kişilerön plana çıkmaya başlamış, Türkiye’de siyaset acziyet içinde bölücü, ayrılıkçı,kökü dışarıda ideoloji ve dış mihraklara daha kolay maruz kalacak şekildekonumlandırılmıştır. Mihri Belli sözde demokratik devrimi askeri darbeye göreayarlamanın hesabını yaparken, Doğu Perinçek Fikir Kulüpleri Federasyonu vedevrimci örgütler vasıtasıyla bir gençlik örgütlenmesine ağırlık vermiş, zamanzaman bunları harekete geçirmiştir. Behice Boran ise bir sosyolog olarak,  toplumsal temelde Türkiye’nin daha çok doğuve güneydoğu topraklarındaki sosyal ve ekonomik sorunlar üzerinden bir çıkışyolu aramıştır. Bu yazıda ele almamış olsak da aynı yıllarda anahtar logoluolup ahlak ve maneviyat söylemli kendini gösteren siyasi partiler demuhafazakâr siyaset adına başka sorunların kapılarını aralamış, demokrasimizdetarifi mümkün olmayan yaralar açmışlardır. Ümidimiz geleceğin Türkiye’sindeTürkiye’de siyasetin, Tük insanının bugün ve yarın ki sorunlarının çözümünedönük hareket etmesi, devletimizin ve demokrasimizin siyasi kurumları olaraksağlıklı yapılanmalarıdır.

 

 

 

 

 



* Öğretim Görevlisi, ArdahanÜniversitesi, Nihat Delibalta Göle MYO.

DİPNOTLAR

[i]Halk Fırkasının kuruluş süreci içinbk. Faruk Alpkaya, TürkiyeCumhuriyeti’nin Kuruluşu (1923-1924), İstanbul 1998, s.  21-45.

[ii]Kemal Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, İstanbul 2010, s.  52

[iii]CHF Programı 1931, s.  3-5.

[iv]İlhan Darendelioğlu, Ecevit Marksist mi?, İstanbul 1979, s.  22-25.

[v]Teoman Gül, Türk Siyasal Hayatında Recep Peker, Ankara 1998, s.  38.

[vi]İlhan Darendelioğlu, age. s.  32-39.

[vii]Orhan Türkdoğan, Sosyal Şiddet ve Türkiye Gerçeği, İstanbul1996, s.  180.

[viii] TİP’in ilk genel başkanı Mehmet AliAybar’a göre, TİP’in kuruluşu (13 Şubat 1961) tarihimizde benzeri olmayan birolaydır. O güne kadar partiler hep bey takımınca kurulmuştur. Halk çocuklarıilk kez parti kuruyorlardı. Böylece TİP tabandan kurulan ilk partiydi. Ali FuatBaşgil’in öğrencisi, Devletler Hukuku Doçenti Mehmet Ali Aybar, 1908’deİstanbul’da doğmuştur. Nazım Hikmet’in anneannesiyle, Aybar’ın babaannesikardeştir. Dedesi yani babasının babası 31 Mart Vakasını bastıran HareketOrdusu’nun kumandanlarından Hüseyin Hüsnü Paşadır. Aybar’ın babası Tahsin Bey,Kurtuluş savaşına da katılmıştı. Annesi Aliye Hanımın babası Dr. HüsamattinPaşa, anne tarafından dedesi ise matematikçi Gelenbevi İsmail Efendi’dir. OğluÇerkez Ethem tarafından kaçırılan İttihatçıların ünlü valisi Rahmi Bey deAybar’ın halasının kocasıydı. Aybar’ın ayrıca Ali Fuat Cebesoy’la da akrabalığıvardır. Bkz. Uğur Mumcu, Aybarla Söyleşi,İstanbul 1994, s.  32-35.

[ix]Bkz. İlhan Darendelioğlu, age. s.  39-50.

[x]Celal Bozkurt, Siyasi Tarihimizde Cumhuriyet Halk Partisi, Ankara 1968, s.  187-188.

[xi] Server Tanilli “Ortanın Solu” söylemini,sol potansiyeli dengelemek, sosyalist hareketi sindirmek ve sosyalistlerarasında bölünmeler sağlamak amacına yönelik olduğunu belirtmektedir. ServerTanilli, Nasıl Bir Demokrasi İstiyoruz,İstanbul 1989, s.  61.

[xii] İlhan Darendelioğlu, age. s.  62-63.

[xiii] Hikmet Özdemir, Devlet Krizi-Cumhurbaşkanlığı Seçimleri, İstanbul 1989, s.  216.

[xiv] TürkiyeCumhuriyeti Tarihi II, Ankara 2010, (Atatürk Araştırma Merkezi Yay.) s.  591.

[xv] Celal Bozkurt, age. s.  182-184.

[xvi]Bkz. İlhan Darendelioğlu ,age. s.  62-82.

[xvii] Bkz. İlhan Darendelioğlu ,age. s.  104-121.

[xviii] İlhan Darendelioğlu, Nazım Hikmet Vatan Haini mi? Vatan Şairimi?, İstanbul 1978, s.  10

[xix] İlhan Darendelioğlu, Devrim Nedir? Devrimci Kimdir?,İstanbul 1979, s.  6-9