TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN TÜRK MİLLETİNE EMANETİ: ÜLKÜ OCAKLARI EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI

11 Eylül 2019 19:49 Dr.Selim YILDIZ
Okunma
140

 

TÜRKMİLLİYETÇİLERİNİN TÜRK MİLLETİNE EMANETİ: ÜLKÜ OCAKLARI EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI

       Selim YILDIZ*


ÜlküOcakları Eğitim ve Kültür Vakfına yönelik “Haydut yetiştiriyor.” şeklindesöylenmiş, talihsiz, izandan yoksun açıklamanın Ülkü Ocakları Eğitim ve KültürVakfının yüzü en fazla geleceğe dönük ve kurumsal kimliğinin bu yönde inşasıdönemine denk gelmesi manidardır. Ülkü Ocaklarına yönelik bu ve benzerifadeler, iftira ve yalanlar yeni değildir. Sadece iç politikada değil dışpolitikada da Ülkü Ocakları yıllardır yer bulmakta, gündeme gelmektedir.Türkiye’de bazı kalemler Ülkü Ocaklarını Osmanlı Devleti’ndeki sipahiörgütlenmesine benzetmişler, özel ilişki ağları kurduklarını gündemegetirmişlerdi. Bir dönem de “komando kampları” yakıştırması üzerinden gündemoluşturulmaya çalışıldığını bilmekteyiz. Buna yönelik bir örneği 1970’te Devletdergisi gündeme taşımıştır. Hollandalı Van Ray, “Alparslan Türkeş’in komandoları1973 yılında iktidarı ele geçirmek için komando eğitimi görüyorlar.” demekte “…Kürtlerekarşı Baas ve Türkeş’in iş birliği edeceği muhakkaktır.” iddiasını öne sürüyordu.Devlet dergisi Van Ray’ı bu iddia ve iftirasından dolayı “Kürtçülük ticaretiyapmakla” eleştirmiştir. Alparslan Türkeş de zaman zaman Türk milliyetçiliğineve Ülkü Ocaklarına yönelik yapılan olumsuz kampanyalara, iftira ve yalanlarakarşı çeşitli konuşmalar yapmış, haddi ve sınırı aşan eleştirilere cevaplarvermiştir. 1996’da vakıf statüsüne kavuşan Ülkü Ocakları’na bugün kin, nefret,intikam yahut sadece siyasi bir veche ve hesaplaşma ile bakmak haksızlık, dahaileri taşıyıp haydut yaftasını vurmak ahlak zafiyeti, Türkiye’nin geçirdiğibadireleri ve Türk milliyetçilerinin verdiği mücadeleleri  yok saymaktır.

Vakıf,bugün kurumsal kimliğin yanında Türk milliyetçiliğinin kuramsal anlamdaaraştırılması ve incelenmesine yönelik faaliyetler yürütmekte, yürütülecekfaaliyetlere de temel hazırlamaktadır. 2014’te Devlet dergisinde “Tarihe Şerh Düşenler ve Şerh Olup Tarihe Düşenler: Türk Milliyetçileri ve FikirMücadeleleri” adıyla bir yazım yayımlanmıştı. Bu yazıda  MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin 19 Ocak 2013 tarihinde MHPSiyaset ve Liderlik Okulu’nun 7. Dönem Sertifika Töreninde milliyetçilikleilgili yaptığı “Milliyetçilik, çevrenin taleplerini merkeze taşımaiddiasıyla dışlanmış, hakkı yenmiş, mağdur edilmiş veya kenara itilmiş kimvarsa yanında olmalı ve onlarla bütünleşmelidir.” şeklindeki konuşmasınayer vermiştim. Bu ifade derginin kapağına da yansımıştı. O gün Türkmilliyetçiliğinin, Türk milletinin ümidi, aydınlığı yani yarınları olacağınainancım daha da pekişmişti. Bugün planlı, hesaplı surette yıpratılmayaçalışılan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, o yarınların bugün anlam bulanyerleridir. 

“Ülkü”yüruhi bir kuvvet olarak ele alan Atsız’a göre, “Ölümden korkmayan, ızdıraptankaçmayan, kuvvetli ile savaşı göze alan yaratık, ancak Ülkücü insandır.”Atsız’a göre, bir millete yön veren, onu hareketli tutan, hayatını anlamlıkılan yüce duyguya ve itici kuvvete ülkü denir. Ülkü, ilk önce insanlarıngönlünde, gönüllerinin derinliğinde, şuuraltında,hayallerinde doğar ve kendini önce destanlarda gösterir. Sonra şuura geçer, büyükkılavuzlar tarafından açıklanır. Daha sonra da büyük kahramanlar, onugerçekleştirmek için büyük hamleler yapar. Bu hamle sırasında da ülkülü millet,kahramanlar ardından gönül isteği ile koşar. Bütün bu uğraşmalar arasında damillet yürür; önce manen, sonra maddeten ilerler, olgunlaşır, erginleşir. Türkdestanlarından çıkan anlama göre, Türklerin ülküsü, fetihler sonunda büyük veüstün bir devlet kurarak bu devletin içinde bolluğa ve mutluluğa kavuşmaktır.

Türk destanlarında enyoğun şekilde gördüğümüz ülküler arasında kötülüğü temsil eden güçlerlemücadele, düşmanlar tarafından kaçırılan anne babayı kurtarma, bir eşe sahipolma, soyu devam ettirme, yok edilmek istenen milleti kurtarma, devlet vetoplum düzenini sağlama başı çekmektedir. Bütün bunları gerçekleştirme yolundaçoğu kez ülküyü başına taç etmiş bilge kişilikler karşımıza çıkmaktadır. Bubilge kişilikler bir tarafta Oğuz Kağan Destanı’nda Uluğ Türk olup karşımızaçıkarken diğer tarafta Oğuzların batıya yürüyüşü içindeki hayatlarını, boy düzenlerini,töresini, ailesini, ad almalarını, tabiatla iç içe duyuş ve düşünüşlerini,kavga etmelerini, barışmalarını, su olup çağlamalarını, dağ olup yürümelerini,yağmur olup yağmalarını ve fâni dünyadan Gökçe Tanrı’ya ulaşmalarını anlatandestanlarda Dede Korkut olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ülkü yolunda zamanzaman Deli Dumrul olup Azrail’e kafa tutma da söz konusu olmuştur. Ancakumumiyetle Türk’ün var olması nasıl Tanrı’nın bir lütfu ve isteği ise o ölçüdeTürk’ün ülküsü de Tanrı’nın dileğidir. Bu yüzden Tanrı dileği olan ülkü dekutlu olmuştur.

Bu kutlu ülkünün boyverdiği en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri bugün yarım asrı geridebırakmış, başında Dr. Sinan Ateş’in bulunduğu Ülkü Ocakları Eğitim ve KültürVakfıdır. Kuruluş döneminden bugüne kadar Ülkü Ocakları en hassas zamanlardaçeşitli iftira ve yaftalara maruz kalmıştır. Dün, Türkiye’de aidiyet duygusunuyok eden, her türlü ayrışmanın ve bölücülüğün taşeronluğunu yapanlara,yabancılaşmaya, Marksist teröre karşı reaksiyon göstermiş olan Ülkü Ocakları,bugün tüm enerjisini daha modern ve güçlü Türkiye yolunda kullanmak üzere çabasarf etmektedir.

Anthony Smith “Kemaleermiş bir milliyetçilik entelektüellerin eseri olmalıdır.” demektedir. Bumanada Türk milliyetçiliğinin harcında Meşrutiyet Dönemi’nden bugüne kadar birçokmilliyetçi aydın ve fikir adamının katkısı büyük olmuştur.  Bu uğurda yorulmuş ve yoğrulmuşlardır. BugünTürk milliyetçiliği yolunda Ülkü Ocakları aynı ruh ve heyecanla çalışmalarınadevam etmektedir. Milliyetçilik Kütüphanesi, Milliyetçilik AraştırmalarıEnstitüsü, Yusuf Has Hacip Akademisinin kurulmasına dönük çalışmalar,sempozyumlar, yarışmalar ve sertifika programları düzenlenmesi, Ülkü Ocaklarıdergisi dışında Türk Eli Bülteni, Bilge Türk dergisi, Dönence dergisi, Sesli Yayınlar,başta Çocuklar İçin Nutuk ve Çocuklar İçin Kutadgu Bilig kitapları olmak üzerekitap yayınları, okuyan gençlik tasavvuru geleceğin Türkiyesi bakımından çokönemli adımlardır. Bunlara Türk milliyetçiliğinin fikrî anlamda mücadelesinivermiş fikir adamlarının biyografilerini içeren kitap serileri eklenebilir.Devletimizin eğitim ve kültür ile ilgili kurumları ve birimleri ileçocuklarımızı, gençlerimizi, milletimizi, geleceğe hazırlayan projelere, protokollara imzalar atılabilir. Toplumsalsorunların tespit ve çözümüne yönelik anket çalışmaları yapılabilir. Türkdünyasına yönelik ortak programlar hazırlanabilir.

Bugün Ülkü OcaklarıEğitim ve Kültür Vakfında yüksek bilgi ve beceriye yönelik çalışmalarınyapılması milletimizin geleceği açısından ve modern dünya bakımından ciddi biryenilenme olarak görülmelidir. Ümidimiz tüm şubeleri ve üyeleriyle bu yeniliğin, ışığın takip edilmesidir.

Gelecekte Ülkü OcaklarıEğitim ve Kültür Vakfının okul öncesinden üniversiteye kadar niçin vakıf okullarıolmasın? Vakfın niçin uluslararası bir üniversitesi olmasın? 

Bu okullara ZiyaGökalp, Yusuf Akçura, Hamdullah Suphi, Nihal Atsız, Necmettin Hacıeminoğlu,İbrahim Kafesoğlu, Erol Güngör, Nevzat Kösoğlu, Arif Nihat Asya, MuharremErgin, İlhan Darendelioğlu vb. gibi isimler niçin verilmesin?

Aşağıda Ülkü Ocaklarınınkuruluş yıllarında Türk milliyetçiliği yolunda verdiği mücadeleyi, amaçlarını,faaliyetlerini, sloganlarını, kurucularını merhum İlhan Darendelioğlu’nun[1]kaleminden okuyacaksınız.

ÜLKÜ OCAKLARI[2]

1967'den sonra Türkiye'de Türk işçisinin sol faaliyetlere veMarksist kişilere iltifat etmemesi yüzünden çok kere maskeli zaman zaman iseaçık faaliyet gösteren komünistler üniversitelerde öğretim üyeleri veöğrenciler arasında sızmaya başladılar .Türk işçisi, Marksist kafalara iltifatetmediğini Türkiye İşçi Partisi adı ile organize olan aşırı solcu birteşekkülün mensuplarını iki büyük seçimde işçilerin yoğun olduğu bölgelerdesükûtuhayale hatta hezimete uğratmakla göstermişti. İşte işçi kesiminden ümidini kesenler faaliyetmerkezlerini üniversiteler içine kaydırma yollarını aradılar.

1967 yılının sonlarında ve 1968 yılının başlarındaüniversitelerde ilk kıpırdanmalar, üniversitelerde reform istekleri ilebaşlamış, kısa bir süre sonra ise bu istekler fiilî hareketler yani onlarındili ile eylemler şeklinde dönüşmüştü. Fakülteleriişgal eden derslere girmeme yani boykot kararı alan öğrenciler masum talebiadına hareket ettikleri yalanını da unutup zaman zaman beynelmilel komünizmsloganları ile gerçek maksatlarına açığa vuruyorlardı.
Talebe dertlerini bir kenara itip “BağımsızTürkiye,  Sosyalist Türkiye, İşçi KöylüEl Ele, Patronlar Devrile,  Katilİktidar, Altıncı Filo Defol” ve buna benzer çeşitli sloganlarla sokağadökülenler talebe diye vatandaşlarımızın bir reaksiyon ile dekarşılaşmıyorlardı.
Fakatüniversitelerimizde okuyan namuslu, milliyetçi-Ülkücü vatansever ve solfaaliyetlerin nasıl başlayıp nasıl geliştiğini bilen uyanık öğrencilerialdatmak kendi kirli ve isli tasavvurlarına alet etmek elbette mümkünolmamıştı.

İşte bu gençler üniversitelere sızmış olan satılmış kafalarlakürsüleri işgale hazırlanan Marksist öğretim üyeleri ile mücadele etmek vemasum öğrencilerin millî duygularla yetişmelerine yardımcı olmak maksadı ileher fakültede Ülkü Ocakları Derneği veya Ülkü Ocakları Birliği adıylateşkilatlanmaya başladılar. Başlangıçta üniversitelere bağlıfakültelerde müstakil olarak kurulan Ülkü Ocakları bilahare bir merkeze yaniAnkara Ülkü Ocaklarına bağlandılar.

Ülkü Ocaklarının Amacı

Ülkü Ocaklarının amacını tüzüklerinin ikinci maddesinden şuşekilde özetlemek mümkündür:

1.     Öğrenciler arasında Türk milliyetçiliği şuurunu işleyip güçlendirmekonları memlekete yararlı birer Türk milliyetçisi yapmak

2.     Öğrenciler arasında hak, adalet, ahlak, hürriyet, dayanışma ve disiplin duygularının gelişmesini sağlamak

3.     Öğrencilerin Tanrı’ya, Türklüğe, vatana bağlı Türk'ün tarihini, dilini,dinini, kültürünü, soyunu, milli mukaddestaını bilerek seven milletine karşıgörevlerini eksiksiz yapan örnek insanlar hâline getirilmesine çalışmak

4.     Millî birliğimizi ve beraberliğimizi parçalayıcı ve yukarıdahedeflerimizi tehdit ve tahrip edici cereyanlar ile mücadele ederek gençliğiniuyarılması için her türlü faaliyette bulunmak

Ülkü Ocakları bu vatansever duygularla organize olmayabaşladığı sırada yukarıda da ifade ettiğimiz gibi üniversitelerimiz arasındateşkilatlanmış, üstelik bir kısım büyük gazetelerin, gafil zenginlerin, hain öğretimüyelerinin desteklediği Dev-Genç isimli Marksist teşekkülün terörist hareketleriile karşı karşıya gelmişti. Dev-Genç bütün ihanet ve cinayetleri Ülkü Ocaklıgençlerin üstüne yıkmaya çalışıyordu. RuhiKılıçkıran, Bahattin Dedesan, Mustafa Kahraman, Kenan Ertürk, Mustafa Bilgi,Mehmet Büyük, Sevinç Süleyman Özmen, Necdet Güçlü, Yusuf İmamoğlu, DursunÖnkuzu, İbrahim Ok adındaki Ülkücü gençler ve güvenlik kuvvetlerine mensup birçoker ve polis Dev-Genç adındaki Marksist teşekkülün mensupları tarafından şehitedilmiştir. Anarşiyi körüklemek,  masum vatandaşı tahrik etmek için Ülkücügençleri öldürmek fırsatı bulamadıkları zaman kendi arkadaşlarını kurşunluyor,suçu da Ülkücü gençlerin üzerine yıkmaya çalışıyorlardı. Kuseyri’nin Marksist katili kısa bir zaman sonrayakalanıp her şeyi itiraf edince Dev-Genç için o güne kadar kafalardaistifhamlar halinde kalan cinayetleri günışığına çıkmıştı.

Niçin Komando Diyorlar?

Ülkü Ocaklarının faaliyetlerini de temas etmeden önce Ülkücügençlerin için komando adını verdiklerini de kısaca izaha çalışalım. Bilindiğigibi Ülkü Ocakları başlangıçtan beri yüksek tahsil öğrencileri arasındaorganize olmaktaydı. Lise ve muadili okullarda okuyan öğrenciler ise GençÜlkücüler Teşkilatı adı ile yurdun her tarafında şubeler kuruyorlardı.Okulların tatil olduğu aylarda ise gençlerin hem disiplinli bir hayataalışmaları hem de seminer çalışmaları ile fikrî yönden gelişmeleri için kamplarkurulmuş bu kamplarda fikrî ve bedeni faaliyetlere başlanmıştı.

Çok sayıda Ülkücü gencin alaka gösterdiği bu kamplardan ilkiİstanbul, Ankara, İzmir ve Adana gibi büyük şehirlerimizde kurulmuştur. Bu 4vilayetimiz de toplam olarak 170 çadır kurulmuş ve 1000'den fazla genç bukamplarda eğitime tabi tutulmuştu. Solkafaları fazlası ile tedirgin eden bu faaliyetler sanki gizli yapılıyormuş gibikomünist And dergisi ve solcu Cumhuriyet gazetesi tarafından savcılıklara şikâyetedilmeye başlamıştı.

Milliyetçi teşekküllerin özellikle Milliyetçi HareketPartisinin (O günkü adı CKMP idi) Millî Türk Talebe Birliği ve Türkiye MillîTalebe Federasyonunun yardım ve teşvik ettiği bu kamplar solcu ve Marksistkafaları tedirgin etmesine rağmen milletin büyük çoğunluğu içinde güven kaynağıoluyordu.

Ülkücü gençlerin gizli değil açık olarak fikrî ve bedenieğitim gördüğü bu kamplar sol basın tarafından oldukça adi iftiralara maruzkalmıştı. Bu iftiralara karşı gazetelereve Türk halkı efkârına bir açıklamada bulunan Alparslan Türkeş şunlarısöylemişti:

“Komando kampları adı verilen mahallelerde Gençlik Kollarıçeşitli sportif ve kültürel faaliyetlerde bulunuyorlar. Bu arada kendilerinejudo da öğretiliyor komünistler memleketi sahipsiz sanıp da sokak hâkimiyetikuramazlar. Onların anlayacağı dilden konuşacak memleketçi, milliyetçiçocuklarımız vardır.  Bunun içingençlerimizi mücadeleci olarak yetiştiriyoruz gençlerimiz memleket vazifelerinihazırlıklı bulunuyorlar bulunacaklardır."

Bilahare yurdun birçok yerlerinde kurulan bu kamplardamilliyetçi fikir adamları konferanslar vermişler, emekli subaylar yurtbütünlüğünü tehlikeye girdiği zaman gençlerin nasıl hareket etmeleri lazımgeldiği hususunu izaha çalışmışlardır. Bircümle ile bu kamplar iç ve dış düşmanlarınıza karşı Türk gençlerinin dahaşuurlu, daha uyanık daha tedbirli ve daha mücadeleci yetişmeleri maksadıylakurulmuştu. Burada eğitim gören gençlere komando dendi.

Ülkü Ocaklarının Faaliyetleri

Ülkü Ocakları, yurt vemilletimizin millî menfaatlerine karşı olan her hareketi protesto etmiştir.Çoğu Ülkü Ocaklarına mensup 5.000’nin üstündeki genç Malazgirt Zaferi'nin 900.yıl dönümünü kutlamak için Malazgirt'e gitmiş orada çadırlar kurmuş, tuğlardikmiş, meşaleler yakmıştır. Her yıl Çanakkale’de Çanakkale Zaferi’mizi,  Söğüt'te Anadolu Türk devletinin kuruluş yıl dönümlerinikutlamışlardır.  Her yıl Kerkükkatliamını nefretle yâd etmiş, yayınladıkları bildirilerle bu hunharca cinayetikınamışlardır. Komünizmin İhtilal Provası adı ile yayımladıkları broşürü çoksayıda basıp dağıtmışlar, Türkiye'de işçi istismarcılığı yapan sahtekârlarıniçyüzünü açıklamışlardır. Yayımladıkları on binlerce bildiri ile Türkmilletinin yıkıcı bölücü faaliyetlere karşı dikkatini çekmişlerdir. Bir örnekolmak üzere yayımlanan bu bildirilerden birinin bazı bölümlerinin naklediyoruz:

"Milletimizin asırlardanberi sürüp gelen iktisadi siyasi ve sosyal sorunlarını Türk milletinin tarihîgerçeklerine, dinine,  ırk ve âdetlerinekısacası Türkiye'nin millî gerçeklerine uygun millî bir doktrinle halletmek enyüce ülkümüzdür. İşte bu ülkünün çıkış merkezi hâline gelecek olan Ülkü Ocağıaynı ülküyü taşıyan mücadeleci milliyetçi-toplumcu genç Ülkücülerin ocağıdır.

Ülkü Ocağı milletine karşı derinsevgi ve saygı izlerini taşıyan kendisini Türklüğe adayan genç Ülküdaşlarınocağıdır. Ülkü Ocağı Batıcılığı bir taklitçilik müessesesi hâline getiren vebugünkü her türlü mesuliyet duygusundan yoksun ve gayesiz neslin yetişmesinesebep olanlara karşı mücadelede azimli genç Ülküdaşların ocağıdır.

Ülkü Ocağı bu milletin karagünlerinde bizim Türklere verecek paramız yoktur dedikleri hâlde bugünTürkiye'yi soyup soğana çeviren Salamonlara ve bunlara müsaade edenlere karşımücadele bayrağını açan genç korkusuzların ocağıdır.

Ülkücüyüz! Ülkücülüğümüz azizmilletimize en kısa yoldan, en kısa zamanda, modern uygarlığın en üst katınaçıkarmak ve Türk milletine tarih sahnesindeki layık olduğu mevkiini tekrar iadeetmekten ibarettir.

Milliyetçiyiz! Çünkü dünyakurulduğundan beri devam eden milletler arasındaki amansız mücadelede Türkmilletinin galip çıkmasını, muzaffer olmasını istemek ve bunun için çalışmak entabii hakkımız ve vazifemizdir.  Yabancı milletlerinaziz vatanımız üzerinde gerek iktisadi, siyasi ve gerekse kültürel sahadasinsice yürüttükleri emperyalist politikalarına karşı çıkmak ve milletimizintarih sahnesinden silinmesine engel olmak en kutsal vazifemizdir.   

Ey Türk Gençliği artık uyan!

Titre ve kendine dön!

           Tanrı Türk'ü korusun!

Ülkü Ocaklarının Sloganları

Ülkü Ocaklı gençlerin bir toplantıda bir mitingde, biryürüyüşte veya bir protesto gösterisinde sık sık tekrarladıkları sloganlardanbazıları şunlardır:

Milliyetçi Türkiye, Millî Devlet-Güçlü İktidar, HerşeyTürk İçin Türk'e Göre Türk Tarafından, Bütün Türkler Bir Ordu, Yaşasın BüyükTürk Milleti ve Onun Ölümsüz Devleti, Türk Milletini Böldürmeyeceğiz, TürkDevletini Parçalatmayacağız, Anarşiyi Biz Yeneceğiz, Tanrı Türk'ü Korusun.”

Ülkü Ocakları Kurucuları

Şu anda büyük vilayetlerimizden en küçük kazalarımıza kadarbüyük bir hızla gelişen ve teşkilatlanan Ülkü Ocaklarına kayıtlı 90 bininüstünde genç vardır. Bütün kurucuları buradabelirtebilmek elbette mümkün değildir. Biz sadece büyük şehirlerimizde ÜlküOcaklarının kurulmasına öncülük eden gençlerimizden bir kısmının adını vermekleyetineceğiz.

Ankara'da Selahattin Çenet, Ramazan Ceylan, Zeki Göncü. Gazi Eğitim Enstitüsü'nden Nail Kocabey, Rasim Mercan,Hasan Vehbi Yeter, Ahmet Cebeci, Recep Ali Küçük, Necdet Boran, HüsamettinTaştekin, Mehmet Kılıç. İlahiyatFakültesinden Kerim Kulakçı Ahmet Açdoyuran, Ziya Dağ, Dilaver Cebeci, Hasan Tasaltin. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden İlhan Kesici, Dilaver Zeki Daloğlu,İsmail Günay, Akın Malkoç, Nevzat Şahin, Yılmaz Kuşkay Mustafa Kılıç, ErolAndiç, Fahri Özsoy

İstanbul'da Osman Nuri Bahadır, Sakin Öner, Nihat Çetinkaya,Mehmet Tülüce, Erol Kılıç, Mustafa Lütfi Demirhan,  İlhan Kuşçu, Vehbi Biçer, Mebrure Taşkın,Ayten Akgün, Mehmet Subaşı, Sabahattin Kalaycıoğlu, Mehmet Kılıç, Tevhid Çelik,Ahmet Nabi Kıymaz,
Işık Mühendislik Okulundan Ömer Lütfi Arslan,Muzaffer Şişmanoğlu, İlyas Masatlı, İbrahim Yalçın, Sinan Gürçay, Ali TurgayErdemli
. Hukuk Fakültesinden TuranTürkdoğru, Ömer Pulatoğlu, Orhan Gündem, Cahit Gözütok, Mehmet Tucuk. Orman Fakültesinden Mehmet Şandır, Atıf Çetin,Selahattin Baysal, Ali Elbistan, Ökkeş Bahadır, Rıfat Kural, İrfan Arslan, Abdurrahman Akkaya.

İzmir'de Ege Üniversitesinden MahirKorbeyli, Selahattin Özkan, Yaşar Naci Us,
İzmir İktisadi ve Ticari İlimler AkademisindenHüseyin Genç, Ömer Işık, Yener Yavuz Yılma, Feridun Yavuz Yılma, HasanKalaycıoğlu.

 



*ÖğretimGörevlisi, Ardahan Üniversitesi, Nihat Delibalta Göle MYO.

[1] 1921 ve 1979yılları arasında yaşamış olan İlhan (Egemen) Darendelioğlu Türkmilliyetçiliğinin kurumsallaşmasında ve fikrî yönden olgunlaşmasında kurduğumatbaa ve çıkardığı Toprak aylık ülkü dergisi yanında Türkiye’de Türk KültürÇalışmaları Derneği ve İstanbul Milliyetçiler Derneğinde faaliyet yürütmüştür.Dış Türklerle irtibat hâlinde olmuş, Türkiye Komünizmle Mücadele Derneği GenelBaşkanlığı yapmış ve yaşadığı dönemin havasını bugüne aktarmış kıymetli eserlerve yazılar kaleme almıştır. Darendelioğlu; Adalet Partisi, Demokratik Parti veMilliyetçi Hareket Partisi içinde bulunmuş ve çeşitli faaliyetler yürütmüştür.Ortadoğu gazetesi yazarı iken 19 Kasım 1979’da kendi kurduğu Toprakmatbaasından çıkarken suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. bk. Selim Yıldız, GüneyliYiğit: İlhan E. Darendelioğlu ve Siyasi Mücadelesi, Ankara 2013, BerikanYay.; Selim Yıldız, Tarihten Fikre Fkirden Siyasete Makaleler I, Ankara2018, Berikan Yay., s. 37-66 

[2] İlhan Darendelioğlu, Türkiye’deMilliyetçilik Hareketleri, İstanbul 1975, Anda Yay., s. 394-403