MİLLÎ BİRLİK VE HUZURLU YARINLAR İÇİN MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ

27 Eylül 2022 14:41 Nihat YAZAR
Okunma
179
MİLLÎ BİRLİK VE HUZURLU YARINLAR İÇİN MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ

MİLLÎ BİRLİK VE HUZURLU YARINLAR İÇİN MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ
Nihat YAZAR

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Bilge Lider Sayın Devlet Bahçeli’nin “Önce ülkem, önce milletim diyorsan çağrım sanadır.” sloganıyla başlattığı kutlu çağrı; hangi görüşten, hangi partiden, hangi yöreden, hangi inançtan ve hangi kimlikten olursa olsun toplumun her kesimini kapsayan ve kucaklayan yeni çağrılarla devam etti. Bilge Lider’in çağrısında vurguladığı her husus toplumun her kesiminin ortak paydası olduğu kadar aynı zamanda âdeta bir “millî birlik ve bütünlük” manifestosu mahiyetinde. Millî birlik ve huzurlu yarınlar için hayati önem taşıyan 2023 Seçimlerine giderken millî seferberlik çağrısı anlamına da gelen bu kutlu sesleniş, Türk milletinin buluşması gereken asgari müştereklerin çerçevesini de çiziyor. Milliyetçi Hareket Partisi hem varoluş sebebi hem de üstlendiği misyon itibarıyla Türk milletinin istiklalini, istikbalini ve de huzurlu geleceğini millî birlik ve bütünlükte görmüş; bütün görüş, duruş, tavır ve politikalarını bu temel üzerine oturtmuştur. Türk milletine sadakatle bağlı olan toplumun her ferdini vatan topraklarının neresinde yaşamış olursa olsun ve hangi inanca hangi görüşe sahip olursa olsun kutsal bir emanet olarak görmektedir. Türk milletine sadakatle bağlı olan her insanımızın vatanımıza, bayrağımıza ve devletimize sahip çıkmasını millî birlik ve bütünlüğün sarsılmaz koşulu olarak kabul etmektedir. Vatan topraklarını bölünmez bir bütün olarak gören Milliyetçi Hareket; doğudan batıya, güneyden kuzeye vatan topraklarının her karışını kutsal bilmiş, asgari müştereklerde buluşan her insanımızı aziz ve vazgeçilmez olarak kabul etmiştir.      Cumhuriyet’imizin kuruluşunun ikinci yüzyılına girerken, geride bıraktığımız yüzyılda Türk milletini zayıflatmak, devletimizi çözmek ve çökertmek isteyen emperyalist güçler ve başta terör örgütleri olmak üzere onların maşaları birçok kez millî birlik ve bütünlüğümüzü hedef almışlardır. Kimi kez etnik aidiyetleri, kimi zaman inançları, kimi zaman, görüş ve fikirleri, kimi zaman siyasi farklılıkları ve kimi zaman da bölgesel farklılıkları kullanmak suretiyle milletimizi ayrıştırmak, birbirine düşürmek ve bölüp parçalamak için her türlü oyunu sergilemişlerdir. Milletçe zaman zaman bu oyunlara düşerek ağır bedeller ödemiş olsak da aklıselim ve sağduyuyla bu tuzakları bozarak millî birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etmeyi başarmışızdır.  En son olarak 15 Temmuz kanlı işgal ve darbe girişimi milletçe birbirimize kenetlenmenin, kardeşliğin, dayanışmanın, bu asgari müşterekler etrafında toplanmanın kısacası milli birlik ve beraberliğin milletimizin varlığı ve geleceği, devletimizin bekası için ne derece hayati önem taşıdığının en canlı ve somut örneğidir. 15 Temmuz işgal girişimini püskürten, emperyalist tezgâhı bozan, onların maşalarını ve lejyonerlerini bozguna uğratan yegâne güç hiç kuşkusuz, işgale karşı gösterdiğimiz millî birlik, millî şuur ve millî direniş olmuştur.   15 Temmuz’da ve devam eden süreçte Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin engin feraseti, öngörüsü, “Önce ülkem, önce milletim” anlayışı ve “devlet adamı” sorumluluğuyla ortaya koyduğu duruş, tavır ve politikalar,  Sayın Cumhurbaşkanı’mızla birlikte millî birlik ve bütünlüğün azami ölçüde tesisini sağlamış ve bu millî birlik, Cumhur İttifakıyla ete kemiğe bürünmüştür. Millî birlik ve bütünlük temelinde; millî bilinç/millî şuur ve millî heyecanla oluşan Cumhur İttifakıyla başlayan bu yeni süreç; Türk milletinin ve devletinin nelere muktedir olabileceğini, neleri başarabileceğini sayısız örnekleriyle ortaya koymuştur. Türkiye; terörle mücadeleden sınır ötesi operasyonlara, Libya’dan Mavi Vatan’a, Karabağ’dan Maraş’a, Afrika diplomasisinden, Balkanlar’a, Orta Doğu ve Kafkaslar’a, millî sanayi hamlelerinden enerji hamlelerine ve de Türk Devletleri Teşkilatına kadar birçok alanda Cumhuriyet tarihimizin en önemli politikalarını ortaya koymuş ve en büyük başarıların altına imza atmıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ve tahıl krizinde de görüldüğü gibi artık Türkiye, bütün dünya devletlerinin hesaba katmak zorunda olduğu ve küresel aktör olma yolunda hızla ilerleyen bölgesel bir aktör hâline gelmiştir. Hiç kuşkusuz başarıdan başarıya koştuğumuz bu yeni sürecin en önemli temel taşlarından biri Cumhur İttifakıyla birlikte ete kemiğe bürünen millî birlik ve bütünlük, millî bilinç ve şuurdur.  Hiç kuşkusuz Türk milletinin bu kenetlenmesinden, millî şuurla başarıdan başarıya koştuğu bu millî politikalardan ve bölgesel bir güç hâline gelmesinden başta emperyalist ülkeler olmak üzere bütün Türk ve Türkiye düşmanı şer odakları büyük bir endişe duymakta ve hazımsızlıklarını her fırsatta dile getirmektedirler. Yüzlerce örneğini verebileceğimiz kurdukları oyun-tuzak ve tezgâhlarıyla Cumhur İttifakını tasfiye etmek, oluşan millî süreci baltalamak, millî birlik ve bütünlüğümüzü sabote etmek için yoğun bir çaba sarf etmektedirler. 15 Temmuz’da başaramadıklarını 2023 Seçimlerinde sözde demokratik yollarla Cumhur İttifakını tasfiye edip yerine iplerini ellerinde tuttukları zillet korosunu işbaşına getirmek istedikleri dost düşman herkes tarafından bilinmektedir.  Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılını da kucaklayacak olan 2023 Seçimleri bütün boyutlarıyla bakıldığında kuşku yok ki, sadece ülkeyi kimlerin yöneteceğini belirleyecek siyasi bir seçim olmayacak aynı zaman da etkileri belki asırlarca sürecek Türk milletinin ve devletinin kader seçimi olacaktır. Bu seçimde; ya ülkemizin üstüne zillet çökecek ya da Türk milleti huzurlu yarınlara koşacaktır. Ya karanlık hâkim olacak ya da aydınlık yarınlar bizim olacaktır. Ya namahrem eli ar’ımıza dokunacak ya da Türk milleti onurluca ve başı dik olarak zaferden zafere yürüyecektir. Ya emperyalist Batı’nın yörüngesine rıza gösterecek ya da 2053-2071 vizyonuyla cihan devleti ülküsüne emin adımlarla ilerleyecektir.  Bilge Lider Sayın Devlet Bahçeli’nin bu çağrıları, milletçe yarınlarımızın güvenli ve huzurlu olabilmesi için Türk milletine sadakatle bağlı olan her Türk evladının, her vatan sevdalısının kulak vermesi gereken kutlu bir çağrıdır ve adres de liman da bellidir. Atatürk’ün önderliğinde, Türk milliyetçiliği felsefesiyle ve Türk milletinin iradesiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ikinci yüzyılını yine Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin önderliğinde Milliyetçi Hareket ve temsil edildiği Cumhur İttifakıyla kucaklanacaktır.
Hiç kimsenin şüphesi olmasın! Bilge Lider’imiz; çağrınız emanetimiz, yolunuz yolumuz, iziniz izimiz, işaretiniz hedefimizdir. Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez…