ABD ve BATI İÇİN MESELE ‘SOYKIRIM’ MI?

04 Ağustos 2021 13:27 Nihat YAZAR
Okunma
112
ABD ve BATI İÇİN MESELE ‘SOYKIRIM MI?

ABD ve BATI İÇİN MESELE ‘SOYKIRIM’ MI?

Nihat YAZAR

Neredeyse tam bir asırdır her 24 Nisan günü kulaklarımızı ABD Başkanı’nın dudaklarından dökülecek sözlere dikeriz. Acaba ‘’soykırım’ ifadesini kullanacak mı, kullanmayacak mı’’ diye. Demokles’in kılıcı misali “soykırım” giyotinini başımızda salladılar hiç ara vermeden. Kimi zaman başka meselelerle ilgili pazarlık konusu yaptılar kimi zaman bize karşı şantaj olarak kullandılar.
Nihayet bu 24 Nisan’da ABD Başkanı Jeo Biden “soykırım” ifadesini kullanarak Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını iddia etmiş oldu.
Önce şunun altını çizelim ki, bu iddianın bizim kendimizi savunmamızı gerektirmeyecek kadar tarihî hakikatlerden uzak olduğunu biliyoruz.
Biz Türkiye olarak defalarca bu iddiayı araştırmak için uluslararası bir heyet kurulmasını teklif etmişiz. Karşılıklı olarak arşivlerin açılmasını, kimin elinde ne belge varsa ortaya konulmasını istemişiz. Ama ne Ermenistan ne Batı ne de ABD bir türlü yanaşmadılar buna!
Niye yanaşsınlar ki? Arşivler açılırsa soykırım iddiasının bir iftiradan ibaret olduğu ortaya çıkacak ve Batı’nın siyasi koz olarak kullandığı oyuncakları ellerinden alınmış olacak. Üstelik belgeler ortaya konulursa Ermenilerin bin yıldır ekmeğini yedikleri Türkleri ihtiyar-çocuk, kadın-kız demeden toplu olarak nasıl katlettikleri resmî olarak da uluslararası literatüre geçmiş olacak.  Dahası, 1800’lü yıllardan itibaren ABD, Rusya ve Emperyalist Batı’nın Ermenileri Osmanlı’ya karşı nasıl kışkırttıkları, nasıl organize edip silahlandırdıkları bir bir kanıtlanarak Batı’nın lekeli siciline bir yenisi daha eklenmiş olacak. Bu konuda arşivlerimizde binlerce somut belge olduğunu biliyoruz. Onun için tarihî gerçeklerle yüzleşmek işlerine gelmez, asla bu iddiaları bağımsız kurulların araştırmasına yanaşmazlar. Aslında bütün dünya bunun böyle olduğunu en az bizim kadar biliyorlar. Aksi hâlde ellerinde soykırım iddiasını doğrulayacak en ufak belge olmuş olsaydı bunu çoktan uluslararası mahkemeye taşımazlar mıydı?
Yani bu iftiranın Türkiye’yi ve Türk milletini köşeye sıkıştırmak için tertiplenmiş siyasi bir oyundan ibaret olduğunun cümle âlem farkında!
Emperyalist ülkelerin gayelerinin gerçekten varsa bir “soykırım”ı araştırmak veya insani ve vicdani olarak tarihte zuhur eden bir insanlık suçunu ortaya koymak olmadığını biliyoruz.
Her şeyden önce bu iddiaları ortaya atanların; bırakın geçmişteki sicilini, bugün bile yaptıklarına bakınca, soykırım gibi bir tasalarının olamayacak kadar insanlıktan, vicdandan, merhametten uzak olduklarını görüyoruz.
Burada mesele başka, bizim Türk milleti olarak bu suçlamalardan ders çıkarmamız, ibret almamız gereken ve odaklanmamız gereken esas konu başka!
Binlerce kilometre uzaktan gelerek milyonlarca Kızılderili ve yerli halkı katleden, soykırıma tabi tutan bir zihniyetin soykırım umurunda olabilir mi?
Atom bombası kullanarak milyonlarca insanın katline, sakat kalmasına yol açan gözü dönmüş bir toplum vicdandan bahsedebilir mi?
Afrika’yı karış karış kana bulayan, bütün zenginliklerini sömürüp yerli halkı açlığa ve sefalete mahkûm eden kandan beslenen bir zihniyetin temsilcileri insanlıktan dem vurabilir mi?
Daha dün Ermeniler Karabağ’da, Hocalı’da Azerbaycan Türklerini katledip, kendilerine ait olmayan toprakları istila ederken bütün dünya kör ve sağır olmadı mı?
Batı başkentlerinde diplomatlarımız Ermeni terör örgütü tarafından katledilmesine seyirci kalan hatta yol veren bunlar değil mi?
Bosna’da, Makedonya’da, Balkanlarda Kazıklı Voyvoda’nın çocukları Batı’nın sözde Barış Gücü askerlerinin gözünün içine baka baka Müslümanları katlederken, kadına-kıza tecavüz ederken insanlığı diri diri toprağa gömenler hangi erdemi hangi insani değeri savunabilecek?
Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Lübnan’da, Mısır’da ve bütün Orta Doğu’da olup biten ne?
Milyonlarca insan ya katledilip, ya sakat bırakılıp ya da evinden-yurdundan edilmedi mi?
Hâlâ akmakta olan kan ve gözyaşlarının sorumlularının huzur ve barış adına insanlığa sunabileceği bir katkı olabilir mi?
Ya Filistin? Bütün dünyanın gözü önünde İsrail açıkça terör estirirken, insanları çoluk-çocuk demeden katlederken,  Filistin topraklarını güç ve şiddet kullanarak istila ederken sessiz kalanların, bu vahşete destek verenlerin insanlık namına söyleyebilecekleri bir söz olabilir mi? Daha hangisini sayalım?
Bunlar mı Türk milletine insanlık dersi verecek, bunlar mı Türk milletini soykırım yapmakla suçlayacak?
Türk milletinin tertemiz şanlı tarihini lekelemeye kimsenin gücü yetmez.
Ancak;  dedik ya mesele başka, ders çıkarmamız gereken konu başka diye!
Rahmetli Başbuğ’umuz sıkça uyarırdı; derdi ki, ‘’Dünyada bir haydut kanunu hüküm sürüyor, ‘hak haklının değil, hak güçlünündür kanunu.’
İşte bizim Türk milleti olarak esas odaklanmamız gereken ve emperyalist devletlerin suçlamalarından ve saldırılarından çıkartmamız gereken yegâne ders bu!
Biz Türk milleti olarak güçlü olmak zorundayız, hatta mahkûmuz buna!
Hem Jeopolitiğimiz hem tarihî müktesebatımız bunu emrediyor bize!