Devlet BAHÇELİ: “DEMOKRASİ DIŞI ARAYIŞLAR MİLLETİMİZDEN HİÇBİR ZAMAN CEVAP VE CEVAZ BULAMAYACAKTIR”

27 Eylül 2016 17:35 Ahmet Deniz AĞCA
Okunma
1649
Devlet BAHÇELİ: “DEMOKRASİ DIŞI ARAYIŞLAR  MİLLETİMİZDEN HİÇBİR ZAMAN CEVAP VE CEVAZ BULAMAYACAKTIR”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile TSK’nin ana gövdesinde yapılan düzenlemelerin aceleye getirildiğini belirtti.
Bahçeli, MHP grubunda yaptığı konuşmada, TSK'deki yeniden yapılanmanın geniş mutabakatla olması gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:
“Öncelikle şunu söylemek lazımdır ki, TSK’nin ana gövdesinde yapılan düzenlemeler aceleye getirilmiş, enine boyuna hesap edilmeden, istişare mekanizmaları işletilmeden düğmeye basılmıştır. TSK’nin yeniden yapılanması önemlidir, elbette ihtiyaçtır. 
Ancak kuvvet komutanlarını Millî Savunma Bakanına bağlamanın yeni sorunlar getireceğini, emir komuta birliğini bozacağını görmek durumundayız. Bize kalırsa öncelik, kurum açıp kapatmak değil, darbecilerin, hainlerin ürediği sistemi revize etmek, kısaca zihniyet değişimini aşama aşama hayata geçirmek olmalıdır. Üçüncü Selim Nizam-ı Cedit demişti, Kabakçı Mustafa isimli bir asi ve peşinden koşan gözü dönmüşler 1807’de reformları püskürttü, kurulu düzeni temelinden sarstı. 
Sonunda padişah tahtından indirildi. İkinci Mahmut Yeniçeri Ocağını kaldırarak yapmak istediği değişikliklerin önünü açtı, yeni bir ordu kurdu, Prusya’dan yüksek rütbeli subaylar getirerek onlardan yardım istedi. 
Ordudaki iyileştirme ve yeni arayışlar ne kadar yoğun ve çok boyutlu olsa da 1859 Kuleli Vakası’nın önüne geçilemedi, 1876 Darbesi engellenemedi. Konu askerle hesaplaşma, askerin elini kolunu bağlama değil, darbe üreten, darbecileri ve hainleri heveslendiren kaynakları kurutmak olmalıdır. Bin yıldır üzerinde yaşadığımız vatan coğrafyasında düzenli, güçlü, disiplinli ve moral seviyesi yüksek bir orduya beka düzeyinde ihtiyacımız olduğu tartışmasızdır. Türk ordusu millîdir, meşrudur, yasaldır ve topyekûn darbeci gösterilemeyecektir. Çok değil, bundan 7 yıl evvel başlayan ve adına Ergenekon, Balyoz gibi isimler verilen darbe davaları neticesinde, mahkûm olan askerlerimizin masum oldukları, kumpasa kurban gittikleri şimdi net olarak anlaşılmıştır. Geçmişte, FETÖ’cü şerefsizler tarafından darbeci olarak karalananlar, bugün YAŞ kararlarında terfi etmekte, emekli olanlar göreve çağrılmaktadır. TSK’nin içindeki darbeciler ayıklansın, ancak Türkiye’nin bu kadar millî güvenlikle ilgili sorunu varken, askerin itibar ve haysiyeti ezilmesin, linç edilmesin. Vatan nöbeti bekleyenlere parmak sallanmasın, sürekli suçlanmasın. Parti Programı’mızda; iki bin yıllık köklü maziye sahip Türk ordusunun Türk milletinin vicdanında mukim saygınlığının gelişigüzel günlük polemik konusu yapılarak iç ve dış kamuoyunda yıpratılmasına fırsat vermeyeceğimizi söylemiştik. Şüphesiz aynı görüşte aynı kanaatteyiz. TSK’nin yapısal sorunlarını çözeyim derken, asırlar boyunca oluşmuş ve olgunlaşmış gelenek ve ilkeleri çiğnenirse geriye Saddam veya Kaddafi ordusuna benzer bir kalabalık kalacaktır ki, bu da vatan ve istiklal kaybıdır. Merhum Mareşal Fevzi Çakmak; Batı Rumeli’yi Nasıl Kaybettik isimli eserinde çarpıcı ve ibretlik görüşlere yer verir ve bizlere şöyle seslenir: “1912 yılı Nisan sonlarına doğru Arnavutluk’ta isyan çıkmış, Mayıs ve Haziran aylarında İpek, Yakova ve Piriştine’de karışıklıklar sürerken, isyanı bastırmak için İstanbul’dan gelen 1’inci Tümen de isyancılarla birleşmişti. Millet Meclisinde İtilafçılık, orduda Halaskârlık, Arnavutluk’ta Başkımcılık el ele yürüyordu. Bu düzenli tümen, iç siyasetle uğraşan birkaç subayın kışkırtmasıyla çürüdü, inancı bozuldu. O düzenli birlik rezil oldu, itibarını kaybetti.”