DEVLET BAHÇELİ: "EN AZ 5 BİN ÜLKÜCÜ HAZIR BEKLİYOR"

10 Haziran 2018 16:35 Ahmet Deniz AĞCA
Okunma
1166
DEVLET BAHÇELİ: EN AZ 5 BİN ÜLKÜCÜ HAZIR BEKLİYOR

DEVLET BAHÇELİ: "ENAZ 5 BİN ÜLKÜCÜ HAZIR BEKLİYOR"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Irak'ın kuzeyinde yapılan korsan referanduma çok sert vekararlı tepki verdi:

AHMET DENİZ AĞCA

YENİ DÜŞÜNCE -Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, en başından itibaren Kuzey Irak konusunda hem genel olarak hem de meşru olmayan korsan referandumla ilgili en sağlıklı ve doğru teşhisler yapan, Türkiye'nin bekası ve millî çıkarlarımız açısından akılcı politikalar izleyen bir lider olduğunu bir kezdaha orya koydu.

Bölücü terör örgütü PKK ile mücadeleyi doğru bir temele oturtarak hiç taviz vermeyen Bahçeli, Irak’ın kuzeyinde yapılan kanun dışı referandumla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Bahçeli, açıklamasında korsan referandumla ilgili çok sert ve kararlı tepkiler vererek, “Can, mal ve vatan güvenliklerine destek vermek boynumuzun borcudur. Bu kapsamda  en az 5 bin gönüllü Ülkücünün başta Kerkük olmak üzere, Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerindeki varlık, birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir. Türkmenler sahipsiz ve yalnız değildir, acı verici etnik soykırıma, vatansızlığa da asla terk edilmeyeceklerdir. Kararımız kesin,duruşumuz net, sözümüz senettir." dedi.

Türkiye'nin askerî, ekonomik, siyasi ve diplomatik caydırıcılık vasıflarını kullanma ihtimali ve ilanının dikkate alınmamasının ağır sorun olduğunu belirten Bahçeli, "Devlet yönetiminden yapılan kafa karıştırıcı ve çelişkili açıklamalar Barzani'nin değirmenine âdeta su taşımış,elini güçlendirmiş, manevra alanını genişletmiştir. Ekonomik yaptırımlardan askerî müdahale seçeneklerine kadar her ihtimalin masada olduğunun söylenmesi şu ana kadar somut bir mücadele şuuruna maalesef dönüşmemiştir." ifadesine yer verdi.

Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:

"Türkiye'nin ve komşu coğrafyalarda yer alan bölge ülkelerinin istikrar ve geleceğini yakından tehdit eden zincirleme rezalet ve hezimetler birbirine eklemlenerek içinden çıkılmaz bir hâle gelmiştir. Irak'ın kuzeyinde, tüm tepki ve itirazlara rağmen 25 Eylül'de yapılan gayrimeşru korsanreferandum bölgesel dinamiklerin seyrini kaosa sabitlemiştir. Üzerinde hassasiyet ve samimiyetle titrediğimiz Irak'ın toprak bütünlüğü, Türkmeneli'nin tarihsel hak ve hayati çıkarları daha da zedelenmiş, iyice zayıflamıştır.Barzani ve çetesinin referandum kanalıyla bağımsızlık yolunda attıkları kirli ve karanlık adım felaket ve sıcak çatışma ihtimalini fazlasıyla gün yüzüne çıkarmıştır. Bundan sonra hiçbir şey 25 Eylül öncesi gibi olamayacaktır.Tartışmalı alanlar da dâhil olmak üzere, Irak topraklarının %34'ünü ambargo altına alan ve dört ayaklı Kürdistan için bahane ve basamak görülen 25 Eylül komplosu Türkiye'nin millî güvenliğine de büyük bir tehdit, hatta darbedir.Barzani ısrarla ateşle oynamış, elbette yanmayı da göze almıştır. Tek taraflı,hukuksuz, gayrimeşru ve yok hükmünde olan 25 Eylül korsan referandumunun vahim sonuçları pek yakında görülecektir. Bu değerlendirme bir vehmin ürünü değildir.Irak'ın kuzeyinde ilan edilecek bağımsız terör devlet yapılanması ülkemiz ve bölgemizin dengelerini tamamen bozma riski taşımaktadır. İsrail dışında hemen hemen tüm ülkelerin karşı çıktığı referandumun düşük katılım ve şaibeli bir şekilde gerçekleşmiş olması vahşi bir kurguya, Vandal bir emele işaret etmektedir. Irak'ın kuzeyinde küresel güçler tavşana kaç, tazıya tut politikası izlemiştir. Göstermelik, sanal ve sahte diklenmeler doğal olarak bir işe yaramamış, Barzani'yi durduramamıştır."

BUNDAN BÖYLE NAMLUNUN UCUNDA TÜRKİYE VARDIR

Karşımızdaki tablonun her yönüyle düşündürücü ve kaygı verici olduğuna dikkat çeken Bahçeli, şu hususların altını çizdi:

"Türkiye'nin askerî, ekonomik, siyasi ve diplomatik caydırıcılık vasıflarını kullanma ihtimal ve ilanının dikkate alınmaması bir diğer ağır sorundur. Devlet yönetiminden yapılan kafa karıştırıcı ve çelişkili açıklamalar Barzani'nin değirmenine âdeta su taşımış, elini güçlendirmiş,manevra alanını genişletmiştir. Ekonomik yaptırımlardan askerî müdahale seçeneklerine kadar her ihtimalin masada olduğunun söylenmesi şu ana kadar somut bir mücadele şuuruna maalesef dönüşmemiştir. Hâlbuki komşumuz Irak'ın bölünüp parçalanmasına yol açacak 25 Eylül hıyaneti Türkiye'nin bekasını, binyıllık kardeşlik hukukunu olumsuz yönde etkileyecektir. Üstelik jeopolitik riskler önü alınamaz seviyelere ulaşmıştır. Nitekim Barzani referandumuna ençok sevinen, emsal ve umut olarak kabullenen PKK'lı ve bölücü hainler olmuştur.Evet, kampanyası yürütülürken Türkiye'yi bölünmüş haritalar eşliğinde gösteren,şer ve şirret propagandayı bu şekilde ilerleten peşmerge çürümüşlüğünün ve yanında saf tutanların önümüzdeki hedefi çok açıktır. Kısaca ifade etmek gerekirse, bundan böyle namlunun ucunda Türkiye vardır. Asırları aşıp gelen Türksüz millet, Türksüz vatan, Türksüz devlet fitnesi ve fesadı çok önemli bir mevzi elde etmiştir. Meselenin bir başka hazin ve tarihî önemdeki yanı iseTürkmen kardeşlerimizin sesini ve çığlıklarını duyan hiç kimsenin olmamasıdır.Kerkük oldu bittiye getirilmiş, peşmergenin hâkimiyetine silah zoruyla, ölüm ve yıkım tehditleriyle alınmak istenmiştir. Hiç kuşku yoktur ki, Türkmenler yok sayılarak, Kerkük'ün statüsü ve gerçek sahipleri  göz ardı edilerek hiçbir amaca ulaşılamayacaktır. Kaldı ki Erbil'deki Türkmen kardeşlerimizin de gelişmeler karşısında söyleyecek sözleri vardır ve bu yakın bir zamanda herkesçe duyulacaktır.Irak Türkmen Cephesinin ve başkanı Sayın Erşat Salihi'nin muazzam direniş ve haklı çağrılarını kimse duymasa da Türk milleti karşılıksız bırakmayacak,Milliyetçi Hareket Partisi tepkisiz ve hareketsiz kalmayacaktır."

KARARIMIZ KESİN,DURUŞUMUZ NET, SÖZÜMÜZ SENETTİR

"Şunu herkes çok açık bilmelidir ki, hiçbir kişi, kurum ve kuruluş Irak Türkmenlerinin varlık mücadelesini samimiyetle desteklemese de,Milliyetçi-Ülkücü Hareket tarihî sorumluluğunun, millî misyonunun gereğini yapacak ve yanlarında olacaktır. Türkiye'deki Barzani severler, ihanet ve melanete hizmet eden bölünme hizmetkârları boşuna heveslenmemeli, boşunaçırpınmamalıdır. Soydaşlarımız namusumuza emanettir. Kararımız kesin, duruşumuz net, sözümüz senettir. Türklüğün yaşaması, bekasının güvenceye alınması,Türkmen yurtlarının üzerindeki kâbus bulutunun dağıtılması hususunda her mihneti, her meşakkati, her çileyi göze aldığımız bilinmeli, herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Kerkük; haydut inlerinden çıkan, terör kovuğundan fırlayan, zalim ve hain yuvalarında beslenip silahlanan insan müsveddelerine bırakılmayacaktır. Kerkük Türk kalacak, Türkmeneli huzura kavuşacaktır. Başka çıkar yol kalmamıştır. Tarihin uyanışıyla, coğrafyanın uyarısıyla, uluslararası antlaşmalardan doğan haklarımız doğrultusunda gerçek hayat alanımız olan Misakımillî derin uykusundan kalkacak, zincirlerden kurtulacak, kadim emanet Türk milletine inşallah geçecektir."

BARZANİ, TÜRKMENLERİN YAŞADIKLARI TOPRAKLARA GÖZ DİKMİŞTİR

Barzani ve peşmergelerinin Türkmenlerin tarih boyunca yaşadıkları topraklara göz diktiğini hatırlatan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Geldiğimiz bugünkü noktada; durum çok ciddidir, tehdit çokaçıktır, tehlike çok yakındır. Bu konu Türkiye için hafife alınamayacak bir millî güvenlik sorunu. Barzani, çok ağır bir bedel ödeyeceği ve sonu hüsranla bitecek bir macera yolculuğunu başlatmıştır. Çocukluk hayalinin nasıl kâbusa dönüşeceğini yaşayarak görecektir. Barzani ve peşmergelerinin 25 Eylül 2017’da yaptıkları, hukuki ve siyasi meşruiyeti olmayan ‘korsan referandum’ yok hükmündedir, kâğıt üzerinde kalmaya mahkûmdur. Bölgede hüküm süren çatışma ve kargaşa ortamından yararlanarak fiilî durum yaratma hevesinde olan ve uluslararası camiaya meydan okuma cüretini gösteren Barzani ateşle oynamaktadır. Irak merkezî hükûmetinin, bölge ülkelerinin ve uluslararası toplumun tüm uyarılarına kulak tıkayan Barzani’nin bağımsızlığa giden ilk adım olarak gördüğü sözde referandum, bölge için çok karanlık bir dönemin habercisidir. Barzani, çok ağır bir bedel ödeyeceği ve sonu hüsranla bitecek bir macera yolculuğunu başlatmıştır. Çocukluk hayalinin nasıl kâbusa dönüşeceğini yaşayarak görecektir. Irak anayasasında ‘tartışmalı bölge’ olarak kabul edilen yerlerin de referanduma dâhil edilmesi ve Türkmenlerin tarihi topraklarının zorla ilhak edilmeye çalışılması, her yönüyle bir cinnet belirtisi olmuştur. Türkiye; başta Kerkük olmak üzere tarihî Türkmen illerine zorla el konulması girişimlerini ve Kuzey Irak’ta suni bir bağımsız Kürt devleti kurulmasını hiçbir şart altında kabul etmeyecektir. Bugün Irak’ta Türkmen kardeşlerimizin millî benlikleri ve varlıkları çok ciddi biçimde tehlike altındadır. Barzani ve peşmergeleri Türkmenlerin tarih boyunca yaşadıkları topraklara göz dikmiştir. Türkiye’nin buna izin vermeyeceğini,Türkmenlere karşı girişilecek baskı, tehdit, zulüm ve saldırıların karşılıksız kalmayacağını herkes çok iyi bilmelidir. Barzani ve peşmergelerinin bu yöndeki niyetleri, Türkiye tarafından askerî güç kullanmak dâhil gereken her tedbirialma hakkını doğuracak bir husumet ilanı olarak görülecektir. Bunun gereği de hiç şüphe olmasın mutlaka yerine getirilecektir.”