Terör Uzmanı Ercan ÇİTLİOĞLU: “PYD-YPG İLİŞKİSİ, TIPKI TÜRKİYE’DEKİ HDP-PKK İLİŞKİSİ GİBİ”

“ “Bir anlamda Sinn Fein-IRA ilişkisini bu coğrafyada hayata geçirmiş görünüyorlar. „

14 Mart 2016 16:40 Ahmet Deniz AĞCA
Okunma
1779
Terör Uzmanı Ercan ÇİTLİOĞLU: “PYD-YPG İLİŞKİSİ, TIPKI TÜRKİYEDEKİ HDP-PKK İLİŞKİSİ GİBİ”

 

 
Dünya, son yıllarda dozu ve etkisi giderek artan bir terör dalgasıyla karşı karşıya… Bunu neye bağlıyorsunuz? Bu arada Paris’teki Charlie Hebdo Olayı’ndan sonra yaşanan terör sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yakın geçmişi çabuk unuttuğumuz için yaşadığımız terör olayları artmış görünüyor. Oysa 70’li yıllarda El Fetih, Kara Eylül, Kızıl Tugaylar, ASALA, PKK, El Kaide’nin çok yaygın eylemlerini anımsarsak bugünkü dalganın geçmişte de var olduğunu görürüz. İletişim olanaklarının artmasına koşut olarak dünyanın en ücra köşesindeki bir eylem bile hemen duyulduğu için bir yanılsama içindeyiz. Bu algımızı körükleyen özellikle IŞİD’in sıra dışı eylemleri. Charlie Hebdo aslında bir yayın organına yöneltildiği için çok ses getirerek konuşuldu. Bence Paris’te girişilen ikinci eylem çok daha önemli…
 
Emperyalist ülkelerin terörizmi bir savaşı aracı olarak kullandıkları biliniyor. Buna ektiklerini biçiyorlar diyebilir miyiz?
Yalnızca emperyalist ülkeler değil. Terörizm güçlü ve büyük devletlerle konvansiyonel açıdan eşit olmayan zayıf ve küçük ülkelerin de vekâleten savaş unsuru olarak kullandıkları bir enstrümana dönüştü. Buna devletler dışı aktörleri de eklediğimizde, örneğin El Kaide ve IŞİD, terörizmin yeni bir savaş yöntemine dönüştüğünü söyleyebiliriz. 
 
Terörist örgütlerin istikrarsız İslam ülkelerinde yuvalanması hakkında ne düşünüyorsunuz? Bunu sadece emperyalist ülkelerin oyunu olarak görmek ne kadar doğru?
Otorite boşluğu ve zayıflığın yarattığı vakum etkisi, terörizm için aranılan en uygun iklimi oluşturur. Bu nedenle bu tür ülkelerin, terör örgütlerinin yuvalanarak bir tür güvenli üs bölgesine dönüşmeleri beklenmesi gereken bir sonuç olmalı. Bunu yalnızca emperyalizme bağlayarak değerlendirmek, büyük fotoğrafın gözden kaçmasına neden olur.
 
IŞİD hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu örgütün İslam ülkelerinde ve Türkiye’de taban bulmasının sebepleri neler?
IŞİD sadece İslam ülkelerinde değil, Müslüman bir nüfusun yaşadığı Avrupa ülkelerinde de taban bulabiliyor. Nedenselliklerinin çok derinine girmeden bunu öteki algısı; dışlanmışlık, eşitsizlik, aşağılanmışlığın beslediği bir mağduriyet olgusunun ideolojik temelde dışa vurumu olarak değerlendirebiliriz. 
 
Ekim ayında Ankara’da meydana gelen ve 103 kişinin ölümüyle sonuçlanan kanlı saldırı, Cumhuriyet tarihinin en büyük terör saldırısıydı. Buna son olarak Ankara’da 28 kişinin ölümüne, İstanbul’da IŞİD’in yaptığı öne sürülen ve 10 kişinin ölümüne yol açan saldırılarla Reyhanlı ve Suruç saldırıları da eklenirse Türkiye ciddi bir güvenlik zafiyeti içinde denilebilir mi?
Gerçekleşen ve can kaybıyla sonuçlanan her eylem sonrasında akla ilk gelen ve tartışılan güvenlik zafiyeti olup olmadığıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde terörist eylemleri bütünüyle engellemek mümkün değildir. Güvenlik zafiyeti olup olmadığının en geçerli ölçütü, kaç eylem girişiminin engellendiği ve gerçekleşen eylem sayısı arasındaki bağlantıdır. Eğer yüz eylem gerçekleşmeden engelleniyor ancak iki veya üç tanesi ağdan sıyrılarak gerçekleşiyorsa –ki Türkiye’deki durum budur- o takdirde bir zafiyetten söz edilmesi haksızlık olur.
 
Türkiye’ye yönelik son terör saldırılarının arkasında yabancı istihbarat örgütlerinin parmağı olabilir mi?
Olabilir de olmayabilir de. Bu konuda doğruluğu kanıtlanmayan verilere dayalı her açıklama ancak spekülatiftir. Ayrıca adı üzerinde, istihbarat örgütü... Eğer gerçekten varsa zaten iz bulup onu gerçek adresine kadar takip edemezsiniz.
 
Son günlerde güneydoğuyu hendek yerine çeviren PKK terörünün bir türlü bitirilememesini neye bağlıyorsunuz?
PKK terörünün tümden biteceğini ve örgütün yok edileceğini beklemek aşırı iyimser bir görüş. Eylemsellik güç, imkân ve kabiliyetini azaltabilirsiniz ama yığınsal kimlik kazanmış, etnik temelde geniş bir kitlenin destek ve sempatisini arkasına almış deneyimli ve kendisini değişen koşul ve konjonktüre uyarlama becerisine sahip bir örgütü salt polisiye önlemlerle yok edemezsiniz.
 
Türkiye’deki terör olgusunun Türkiye’nin Suriye ve Irak politikalarıyla ne kadar ilgisi var?
Irak ve Suriye’de yaşanan belirsizlik, devlet ve devlet dışı aktörlerin bu ülkelerdeki güç ve çıkar savaşımının PKK’ya olumlu bir iklim sunduğunu, ilişki ağını çeşitlendirerek bir takım angajmanlara girdiğini söyleyebiliriz.
 
Terörle mücadele konusunda Türkiye Amerikan yönetimine ve AB ülkelerine karşı neden kartlarını iyi kullanamıyor?
Terörle mücadelede ABD ve AB ülkelerine karşı kartlarınızı kullanabilmeniz için bölgenizde güçlü bir aktör, etken bir güç olmanız gerekir. Eğer edilgen bir konuma evrilmiş, yönlendirme güç ve yeteneklerinizi kaybederek yönlendirilen bir ülke konumuna indirgenmişseniz o takdirde varsa elinizdeki kartları etkin bir şekilde kullanma olanağından mahrum kalırsınız. Türkiye’nin güncel durumu budur.
 
Rusya’nın Suriye konusunda etkin şekilde rol almaya başlaması; bu ülkedeki çıkarlarını korumak için mi, yoksa coğrafyamızı yeniden dizayn etmeye dönük emperyalist bir projeyi hayata geçirmek üzere devreye girme zamanı geldiği için mi?
Rusya yeniden küresel bir güç ve aktör olduğunu Suriye üzerinden tüm dünya ve bölge ülkelerine kanıtlamak istiyor. Bölge haritasını değiştirecek gücünün ise olduğunu sanmıyorum. Oyun alanını Kuzey Kafkasya ve Orta Asya’dan Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya genişletmeyi ve yeniden eski günlerine dönmeyi amaçladığını söyleyebiliriz.
 
PYD sizce bir terör örgütü olarak mı görülmeli, bölgesel bir aktör olarak mı?
PYD Türkiye’ye göre –ki ben de aynı görüşteyim- bir terör örgütü. Ne var ki ABD, Rusya ve AB ülkelerinin algısı bu yönde değil. PYD-YPG ilişkisi, tıpkı Türkiye’de HDP-PKK ilişkisi gibi. Bu anlamda Sinn Fein-IRA ilişkisini bu coğrafyada hayata geçirmiş görünüyorlar ki bu Türkiye açısından yakın gelecekte çok sorunlu olmaya aday bir görüntü.