ZÜLFİKÂR BİRLİK VE DİRLİK İÇİN KALKTI

16 Eylül 2014 16:17 Murat Kurşunoğlu
Okunma
1862
ZÜLFİKÂR BİRLİK VE DİRLİK İÇİN KALKTI


Çatı adayı meselesi, Türk siyasetinde iktidar partilerinin gündemi sürükleme geleneğine sıkı bir demokrasi darbesi indirdi. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin alternatifsiz Tayyip Erdoğan’a reddiye mahiyetindeki çatı adayı formülü, beklenenden daha çok ilgi ve destek buldu. Bu konudaki girişimlerin blöf olduğunu sananlar, cumhurbaşkanı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu adının kamuoyuna deklare edilmesiyle hayal kırıklığına uğradı. Böylece milletin, iktidar partilerinin aday dayatmalarına ve tek aday seçeneğine mahkûm edilmediği bir süreç başlatılmış oldu.
Ekmeleddin İhsanoğlu ismi bilhassa iktidar çevrelerinde büyük bir şaşkınlığı yol açtı. AKP lideri Tayyip Erdoğan, daha önce çatı adayı girişimleriyle dalga geçerek tuttuğu yolun yanlışlığını bir anda gördü. Öyle ki bu beklenmedik aday karşısında yorum yapmaktan kaçındı.
Türkiye’nin bu sancılı dönemde ihtiyaç duyduğu soğukkanlı, olgun ve uzlaştırıcı cumhurbaşkanı tipine uygun düşen İhsanoğlu, Erdoğan lehine kurulmuş olan dengeleri bozabilecek biri… Ekmeleddin İhsanoğlu; adının da tevafuk ettiği üzere kemali, Recep Tayyip Erdoğan ise celali temsil ediyor.
İhsanoğlu; İslam’ı ve Müslüman coğrafyasını çok iyi tanımasına rağmen Arap Baharı’na hissî yaklaşmamış, Mısır’daki gelişmeleri ihtiyatla karşılamıştı. Bu, bazılarının iddia ettiği gibi Batı’ya entegre olmaktan değil, İslamcı yönetim ve örgütlerin Mısır’da olduğu gibi İslam’ın adaletinden ve barış ve kardeşlikten çok kendi yandaşlarını kayıran ayrımcı politika takip ettiklerini görmesindendi. İhsanoğlu, İslam Konferansı Teşkilatı(İKT)nın başında iken gerçekleştirdiği temasları ve gezileri sırasında İslam ülkelerindeki yönetim zafiyetinin yakın şahidi oldu. O elbette Batı’yı da iyi tanıyor, diplomasi oyununun kurallarını iyi biliyordu. Teşkilatın Genel Sekreterlik görevini ifa ederken göz doldurdu. Uluslararası kuruluşlar ve öteki muhataplarıyla sağlıklı ilişkiler kurdu.
Ekmeleddin İhsanoğlu; cumhurbaşkanı seçildiği takdirde pozitif kişiliğiyle devletin saygınlığının korunmasına katkıda bulunabilir. AKP iktidarı tarafından mecrasından çıkarılan geleneksel Türk dış politikasını yatağına döndürebilir.
Muhafazakâr kitleler nezdinde kabul görmekle birlikte uyguladığı gerginlik politikaları yüzünden büyük bir siyasi riski sırtlanmış bulunan Erdoğan ise diken üstünde. Güçlü bir aday olarak resim vermesine rağmen Sayın Başbakan öyle bir yerde duruyor ki ibre her an tersine dönebilir.
AKP iktidarının barış ve çözüm süreci adı altında getirdiği projeler; bölücü terör örgütünce halkın belli bir kesiminin ana gövdeden ayrıştırılmasına, koparılmasına zemin hazırladı. Böylece PKK ve siyasi kanadı özerklik meselesini cüretkârca gündeme taşımaya, Türkiye topraklarının bir parçasından farklı bir milletin coğrafyasıymış gibi söz etmeye başladı. PKK’ya sempati duymayanlar için Türkiye’nin güneydoğusu güvenlik ve esenliğin olmadığı yer hâline geldi. Neticede bin yıldır bir arada yaşayan, aynı türküleri söyleyen, kız alıp veren ve aralarında kan bağı oluşan insanların birbirine yabancılaştığını, ayrışmanın hızlandığını acı bir şekilde gördük. Kentlerimizde, kasabalarımızda ve kırsalda güvenlik güçlerimizin sağladığı huzur, sükûn ve emniyet yerini korku atmosferine bıraktı. İktidar partisi tarafından Türkiye’nin içine düşürüldüğü sorunlar ve bozulan sosyal barış sebebiyle millet tedirgin. Güya analar ağlamıyor ama geleceğimiz ve bütünlüğümüz sinsi bir ipotek altında…  
Tayyip Erdoğan’ın siyaset anlayışını sevenlere nazaran sevmeyenler çoğunlukta… Halk; huzuru, gerçek barış ve kardeşliği, gurbette sılaya dönüşü bekleyenler gibi bekliyor. Bölücü örgütün tasallut ve baskısı altındaki kalabalıklar; devletin güç, tasarruf ve caydırıcılığına sığınabildikleri, PKK’nın devlet içinde paralel bir yapı oluşturacak gücünün olmadığı günleri özlüyor. O bakımdan Türk milleti, kendisine umduğu güveni hissettirecek sakin bir siyasi liman bulduğunda rotayı oraya maharetle çevirir.
Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı konusunda bir mağduriyet edebiyatı çıkarması da mümkün değil.
İşte bu yüzden Başbakan Erdoğan’ın uykuları kaçacaktır. Gözlerinin altı daha çok torbalanacak, bundan böyle daha gergin ve sinirli olacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi Başbakan Erdoğan’a sırat köprüsünü dünyada geçirtecek bir atmosferi teneffüs ettirecektir. Ağustos ayında itidal, kemal ve olgunlukla celal, hiddet ve huşunetin oylamasına şahit olacağız.
Bir önceki sayımızda da gündeme getirdiğimiz üzere Tayyip Erdoğan riskin yüksek olduğunu gördüğü takdirde cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmaktan vazgeçip partisi için Abdullah Gül’de karar kılabilir. Çünkü cumhurbaşkanlığı seçiminde kaybetmesi durumunda bu hem onun siyasi hayatının hem de AKP’nin sonu olur. Ancak Erdoğan’ın aday olmaktan vazgeçmesi zayıf ihtimal görünüyor.
Devlet Bahçeli’nin çatı adayı formülüyle yola çıkarak siyasette uzlaşma kültürüne yaptığı katkı önemlidir. Bahçeli, hem cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan açısından alternatifsizliği ortadan kaldırdı hem de Türkiye’yi iktidar partisinin dayatmalarına mahkûm olmaktan kurtardı. İktidarın hesaplarını bozmakla kalmadı, siyasetin parti çıkarlarına ve ikbal planlarına hapsedilmesini önleyerek demokrasi zaferi kazandı.
İçeride ve dışarıda bir yığın sorunla uğraşan Türkiye’de birlik ve beraberliğe duyulan ihtiyacın karşılığını millet MHP’de buldu. Buna karşılık havuz medyası ilk şaşkınlığı üzerinden atarak MHP hakkında ipe sapa gelmez yakıştırmalar ve karalama kampanyalarına başladı. Yandaş medya “MHP dönüşüyor. Devlet Bahçeli partiyi nereye götürüyor? Taban çatı adayından çok rahatsız…” gibi şuuraltındaki ümit ve beklentileri yansıtan yorumlarla meseleyi sulandırmaya çalışsa da MHP liderinin yakaladığı rüzgârı dağıtamayacağını görerek telaşa düştü. “Ya Erdoğan kaybederse?” sorusunun cevabı hepsinin benliğini kemiriyor. Tayyip Erdoğansız gelecek onlar için kâbus gibi! Zira o zaman tıkır tıkır işleyen dünyalık çarkının sonu gelecek.
Bu arada Ekmeleddin İhsanoğlu için kampanya hazırlığı da başladı. İhsanoğlu’na destek veren partilerden birer genel başkan yardımcısının görev aldığı komisyon kampanyayı yürütecek. Bu komisyon, partilerinden aldığı yetki doğrultusunda seçim kampanyasına şekil verecek. İhsanoğlu’nun kampanya sürecinde bazı illerde miting yapması ve sürecin Ramazan ayına tesadüf etmesi dolayısıyla iftar programlarına katılması hedefleniyor. Ayrıca Ekmeleddin İhsanoğlu’nun görüşlerini kamuoyuna aktarması için televizyon ve gazetelere mülakatlar vermesi öngörülüyor.
MHP; İhsanoğlu ile yakın mesai içinde bulunmak üzere Genel Başkan Yardımcısı ve Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’i, CHP de Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ı görevlendirdi.
Çatı adayının belli olmasından sonra yoğun mesaisini kesintisiz sürdüren Devlet Bahçeli, MHP Siyaset ve Liderlik Okulunun 10. dönem sertifika törenine katıldı. Bahçeli, burada kendisine hediye edilen Zülfikâr’ı havaya kaldırarak kamuoyuna birlik ve dirlik mesajı verdi.
Bu mesaj; aynı zamanda Musul Kerkük ve Telafer başta olmak üzere Türkmeneli’nde katliam yapan, yeni Kerbela’lar tezgâhlayan IŞİD ile bu kanlı terör örgütüne yardım ve yataklıkta bulunanlara gitti.
MHP lideri, bütün parti teşkilatlarıyla Ülkü Ocaklarını seferber ederek zulüm altındaki Türkmenler için bir de yardım kampanyası başlattı. Böylece törende verdiği anlamlı fotoğrafın arkasını doldurmuş oldu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kampanya duyurusunda şöyle dedi:
“Musul, Kerkük ve Telafer başta olmak üzere Türkmeneli silahların gölgesinde, insanlıktan çıkmış vahşilerin hedefindedir. Soydaşlarımızın yüreği kan ağlamakta, mağduriyetleri her geçen gün artış göstermektedir. Şu an Türkmen illeri istilacılar tarafından acıya ve zulme mahkûm edilmektedir. Mazlum soydaşlarımız göçe zorlanmakta, yerinden yurdundan edilmektedir. Türkmenlerin birebir muhatap kaldığı bu acıklı ve yürek burkucu manzaraya tahammül etmek, sineye çekmek, görmezden gelmek hiçbir vicdan sahibinin harcı olmayacaktır. Büyük Türk milleti soydaşlarının dramına, bir dilim ekmeğe hasret çeken muhtaçlıklarına sessiz kalmayacak, kalamayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi Türkmenlerin çığlığına, sızısına, yardım ve destek isteyen nidasına duyarsızlık göstermeyecektir.”
Tarihçi Yazar Talha Uğurluel, geçenlerde çıktığı bir televizyon programında Yavuz'un Alevileri katlettiği iddialarına değindi. Uğurluel, "Osmanlıda asla bir din savaşı yaşanmamıştır." dedi ve iki Türk devleti olan Osmanlılarla Safeviler arasında yaşanan savaşın siyasi olduğunu vurguladı.
Uğurluel, Yavuz Sultan Selim'in sancağında bulunan Zülfikâr motifini ve Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen Kerbela topraklarını seyircilere gösterdi.
Talha Uğurluel, Yavuz'un ve Osmanlıların Alevilere düşmanlık etmediğini, 40 bin dolayında Alevinin öldürüldüğüne dair iddianın da yalandan ibaret olduğunu anlattı.
Yavuz Sultan Selim’in Anadolu’da birliğin sembolü olarak Zülfikâr’ı kullanması zaten her şeyi anlatıyor. Devlet Bahçeli’nin Zülfikâr’ı havaya kaldırması aynı kucaklayıcı maksadı ifade ediyor. Geleneksel ve dinî ön yargıların kırılması, yaşadığımız coğrafyanın bir barış adası hâline gelmesi için MHP lideri Devlet Bahçeli’nin attığı bu adım, verdiği fotoğraf çok önemli.
AKP’nin toplu tüfekli ve bol finansman destekli saldırılarına, geçimini Devlet Bahçeli’ye muhalefetten sağlayanlarla birtakım iflah olmaz peşin hükümlülerin iftiralarına rağmen MHP’nin yükselişi süreceğe benzer.