Bahçeli, Ülkü Ocaklarının yeni hizmet binasının tarihî bir gün olan 30 Ağustos’ta hizmete açtı "ÜLKÜ OCAKLARI ADAM GİBİ ADAM OLANLARIN YARIM ASIRLIK BOZKURT YUVASIDIR"

29 Ekim 2019 11:25 Arif ŞAHİN
Okunma
28
Bahçeli, Ülkü Ocaklarının yeni hizmet binasının tarihî bir gün olan 30 Ağustosta hizmete açtı  ÜLKÜ OCAKLARI ADAM GİBİ ADAM OLANLARIN YARIM ASIRLIK BOZKURT YUVASIDIR

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ülkü Ocaklarının yeni Genel Merkez binasını 30 Ağustos gibi tarihî bir günde yaptığı tarihî bir konuşmayla hizmete açtı.
Bahçeli, “Allah'a şükürler olsun ki, Ülkü Ocakları sözü sağlam, özü sağlam olan Türk gençliğinin yarım asırlık yadigârıdır. Ülkü Ocakları adam gibi adam olanların yarım asırlık bozkurt yuvasıdır." dedi.
Uzun yıllardın Türkocağı Caddesi üzerindeki binasında faaliyetlerini yürüten Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, 30 Ağustos 2019 Cuma günü düzenlenen görkemli bir törenle yeni hizmet binasına taşındı. Yeni Genel Merkez binası yapılan konuşmaların ardından okunan dualarla Genel Başkan Devlet Bahçeli tarafından kurdelası kesilerek hizmete açıldı ve daha sonra davetlilere çeşitli ikramlarda bulunuldu.
Eski Genel Merkez binasına yaklaşık 200 metrelik bir mesafede bulunan yeni hizmet binasının açılış törenine binlerce partili ve Ülkücü genç katıldı. MHP’nin tüm üst düzey yönetici ve milletvekillerinin de hazır bulunduğu törende önce Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Dr. Sinan Ateş kısa bir açış konuşması yaptı.
Ateş, şunları söyledi:
“Kıymetli dava arkadaşlarım, ülkemizin ve ülkemizin teminatı genç ülküdaşlarım, hepinizi en derin hürmet ve muhabbetlerimle selamlıyorum! Kutsal ocağımızın yeni Genel Merkez binasının açılışına hoş geldiniz, şeref verdiniz. Türk milletini yüceltme ve yaşatma davası ancak sizlerin omuzlarında yükselecek ve hedefine varacaktır. Bu merkez iman varsa imkân olduğunun göstermesi, imanla yapılanın ihanetle yıkılamayacağının en net ifadesidir. Ülkü Ocaklarının yeni Genel Merkez binamızı Ülkücü gençliğe armağan eden bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’ye huzurlarınızda Ülkücü gençlik adına şükranlarımız arz ediyorum. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Teşkilatımızın bu yeni merkezinin büyük Türk milletinin idealleri yolunda hayırlı ve önemli hizmetlere vesile olmasını diliyor hepinizi en derin saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. Sözün asıl sahibi buradayken sözü fazla uzatmak istemiyorum. Sözü sözün sahibine bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’ye arz ediyorum. Tanrı Türk’e Yar Olsun!”
Ateş’in bu sözlerinin ardından kürsüye gelen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye Ülkücüler büyük bir coşku ve tezahürat gösterisinde bulundu. Bahçeli, konuşmasına "Sevgili Bozkurtlar, Asenalar! Öncelikle hepinizi en halisane duygularımla selamlıyorum. Davasını şuurunun gönderinde bayraklaştırmış her dava arkadaşıma şükranlarımı sunuyorum. Ülkü Ocakları’nın yeni hizmet binasının nice diriliş hamlelerine kaynaklık teşkil etmesini temenni ediyor, hayırlı olmasını gönülden diliyorum.” sözleriyle başladı.
Kendisinin de Ülkü Ocaklarından yetişmiş bir Ülkücü olduğunu hatırlatan Bahçeli, “Her Ülkü Ocaklının her şeyin en güzeline layık olduğunu bilhassa vurgulamak istiyorum. Ülkü Ocaklı kardeşlerimle üstün başarı dileklerimi paylaşırken, bu yeni hizmet binasının mühim ve müessir çalışmalara kapı aralamasını ümit ediyorum." dedi.
Bahçeli, konuşmasında 30 Ağustos 1922'de büyük bir zafere imza atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, kurucu kahramanlarımızı, aziz ecdadımızı, muhterem şehitlerimizi, Başbuğ Alparslan Türkeş Bey'i ve ebediyete intikal etmiş olan tüm dava arkadaşları ve şehitlere rahmet dilemeyi de ihmal etmedi.
Merhum vatan şairimiz Mehmet Akif'in "İhtiyar amcanı dinler misin oğlum Nevrûz?/Ne çok söyle, ne büyük söyle; yiğit işte gerek./Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme!/Sözü sağlam, özü sağlam adam ol, ırkına çek!" dizesini okuyan Bahçeli, bir bilge lider olarak konuşması boyunca Ülkücülere önemli nasihatlerde bulundu.
Konuşması zaman zaman alkış ve sloganlarla kesilen Bahçeli, şunları söyledi:
"Merhum Ziya Paşa'nın vurguladığı gibi; 'Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.' Aklımızla, anılarımızla pek çok badireyi atlatarak, pek çok belayı savuşturarak bugünlere geldik. Diyebiliriz ki zahmetlerden zafer çıkardık, karanlığın kovuklarından aydınlığın kollarına akınlara katılan akıncılar gibi atıldık. Kuşatmayı yardık, pusuları dağıttık, varlığımızı güçlendirdik. Ülkücü ömürler çileyi âdeta azık yaptılar, çelikleşmiş iradeleriyle, çevikleşmiş ihlaslarıyla zamanın müşkülatlarına, zalimlerin zulmüne kıyasıya direndiler. Ülkücü olmanın zor Ülkücü kalmanın daha zor olduğu dönemlerde ülkü ve ülke mücadelesini şerefle yaptılar. Ülkü Ocakları; aklın, ahlakın, adanmışlığın, anıt gibi yükselen millet ve vatan sevdasının ufuk ötesini görebilen, zamanlar üstüne çıkabilen iman kaynağıdır. Bu kaynak ki, mukaddesatla buluşmanın, mukadderatla kucaklaşmanın adresi ve aidiyet kavlidir. Ülkü Ocakları hepimizin yetiştiği irfan mektebi, iffet ve irade menkıbesidir. Aynı zamanda Ülkü Ocakları şehitlerin emaneti, gazilerin göz nuru, vatan ve millet sevgisinin onur mihveridir. Ülkücü, kısaca bir ülküsü olan, bundan mülhem bir davası bulunan fazilet ve fikir sahibi mümtaz bir kişidir. Ülkü ise Türk-İslam değerlerinin Ülkücünün ruh kökünde tecelli edip kalp ve akıl ölçeğinde tezahür etmesiyle varlık bulmuştur. Ülkü ile Ülkücü arasındaki ilişki ve irtibat sürekli gelişen, sürekli zenginleşen, sürekli yenilenen çok boyutlu ve muazzam bir oluş ve olgunluk hâlidir. Ülkü varsa amaç vardır, arzu vardır, arayış vardır, asırları kavrayış vardır, hem geçmişe hem bugüne hem de geleceğe karşı ertelenemez sorumluluk bilinci var demektir. Ülküsüz beden, tıpkı ülkesiz insan, tıpkı yörüngesiz gezegen gibidir. Nefisle mücadele olmadan, hainle mücadele yapılmadan Ülkücünün ülküsüyle kaynaşması elbette mümkün değildir. Tarihte devletlerini arayan, hür ve müstakil günlerin özlemini çeken milletlerin acıklı durumu neyse, ülküsünü kaybetmiş, ülkülerini unutup mankurtlaşmış şahsiyetlerin durumu da aynıdır. Büyük hedefler büyük heyecanların, büyük heyecanlar ise büyük düşüncelerin eseridir. Tarih, henüz sığ ve sığıntı fikirlerden büyük heyecanların; cılız heyecanlardan ise büyük ülkülerin doğduğuna şahitlik etmemiş, edememiştir. Bu gerçeği hafıza kayıtlarınıza almanız, asla hatırınızdan çıkarmamanız samimi dileğimdir. Uzak hedefleri kucaklayan, hayal gibi görülen ülkülerin peşinde koşanlar ancak ve ancak gönlü, yüreği, vicdanı, ruhu, heyecanı ve şuuru büyük olan dava adamlardır."

ÜLKÜCÜ SIRADAN BİR HAYATIN TAKİPÇİSİ OLAMAZ

"Büyük dava adamları aynı zamanda akıl kutupları, ahlak kahramanlarıdır." ifadesine yer veren Bahçeli, şunları kaydetti:
"Ülkü Ocakları davası büyük olanların, bunun yanında gerek düşüncesiyle gerekse de duruş ve duyuşuyla hâlden hâle girip davasıyla büyüyenlerin iftiharı, itibarı, tarihi ifadesidir. Ülkücü sıradan bir hayatın takipçisi olamaz. Ülkücü gelip geçici heveslerin taliplisi de olmayacaktır. Kendini aşma iradesi taşımadan, bedel ödemeyi göze almadan, fikrinin ardında durma becerisi göstermeden, inançlarını savunma kararlığına sahip olmadan dava adamlığı mertebesine ulaşmak, bugüne kadar ki tecrübelerimizle söylersek, ham bir hayaldir. Niyetlerini temiz tutmayıp nefislerini gemleyemeyenlerin dava mücadelesinde nefesleri yetmez, adımları önden gidenlere yetişemez. Ülkü Ocakları, her günü sanki bir asra bedel olan yaşanmış yarım asrın müşahidi, coşkun bir ırmak gibi akıp giden yıllar içinde Türk milletinin mutena sevdalısıdır. Her Ülkü Ocaklı için şanlı mazisi gurur tablosudur.
İddiayla ve inançla söylemek isterim ki; Ülkü Ocaklarından haydut çıkmaz, hain çıkmaz, haysiyetsiz çıkmaz, habis, harabi, hantal ve haşarı emeller çıkmaz, çıkmamış, çıkmayacaktır. Yanılıp yenilip aksi yönde açıklamada bulunanlar Ülkü Ocaklarında Atsız kolu arayan cehlin faili, Ülkücüyü tanımayan, tanısa bile itiraf edemeyen köhnemişliğin figüranıdır. Ülkü Ocakları’ndan çıksa çıksa dava adamı çıkar, imanlı nesiller çıkar, şehitler çıkar, vatan için canını seve seve vermeye hazır kahramanlar çıkar, cesur yürekler, akılla bezenmiş gönüller çıkar. Ülkü Ocakları zoru görünce saklananların harcı değildir. Ülkü Ocakları, dünyevi çıkarlara boyun eğmiş kifayetsiz muhterislerin, makam ve para tutkusuna yenik düşerek kök ve kimlik mutasyonuna uğramış kibir mumyalarının hamaset sığınağı da değildir. Ülkücülük bir insan hayatının bütününü kesintisiz şekilde kapsaması gereken, ömür çizgisinin farklı dönemlerinde herhangi bir kopuş ve sapmaya bütünüyle kapalı olan bir inanç ve irfan hâlidir. Bu hâl ki, Türk ve İslam emanetlerinin bir fikir kalıbına emek emek dökülüp zaman içinde serpilip büyümesiyle kökleşir, dahası kuvveden fiile geçer. Ülkü Ocakları fikir ve düşünce yapımızda hayat boyunca taşıyacağımız bir mensubiyet kıvancıdır. Bu kıvançtan nasibini alamayanlar için Ülkü Ocaklarının bir gençlik macerası görülmesi, bir zaman aralığında tesadüfen bulunulmuş bir yer gibi takdimi gafillik olduğu kadar gerzekliktir. Ülkü Ocaklarında Türk zaferlerinin ümidi, müsterih vicdanı vardır. Ülkü Ocaklarında Türk gençliğinin umutları, imanla çarpan yürekleri hâkimdir."