EDİTÖRDEN

08 Şubat 2021 13:02 Ahmet Deniz AĞCA
Okunma
271

Değerli Yeni Düşünce okurları,
Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesini imzalayarak kayıtsız şartsız teslim olmuştu. Galip devletler 200 yıldır Avrupa’nın ortasından çekilmeye başlayan Türk devletinin-milletinin-kültür ve medeniyetinin Anadolu’dan da atılması veya burada yok edilmesi amacıyla mütarekeyi acımasızca uygulamışlardır. Galiplerin bu düşüncesi, onları hür ve bağımsız kalmak isteyen Türk milletinin mücadele azmi ile karşı karşıya getirmiştir. Yedi Düvele karşı kazanan Türk milleti olmuştur. Milletimiz tarihin hiçbir döneminde yenilgiyi kabul etmemiş, topraklarını terk etmemiş ve gerekirse vatanı uğruna canlarını seve seve teslim etmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın ifadesiyle “ Türk istibdat ve esaret zincirlerini parçalayabilmek için dahili ve harici düşmanlar karşısında hayatını ortaya atmış, çok kanlı ve tehlikeli mücadelelere girmiş; sayısız fedakârlıklara katlanmış; ancak ondan sonra hürriyetine sahip olmuştur.”
Milletimizin bu zaferlerinin arkasında yatan en büyük güç iman, inanç, azim ve en önemlisi liderleridir. Topraklarımız liderler yetiştiren ve tarihe damgasını vuran çok sayıda kahramana sahip olmuştur. Ünlü ilim ve fikir adamı Nihal Atsız, milli kahraman hususunda şunları söylüyor: “Milli kahraman, tesirini daha büyük çapta gösteren, gelecek yüzyıllarada kumanda eden, unutulmaz izler bırakan kimselerdir. Milli kahramanlar, milletin hayatına yön verir.” Milli kahramanın devletin ve milletin hayatında müspet rol oynamış olması gerekir. Bundan yola çıkarak söylemek gerekir ki, tarih bir nev’i kahramanların hayat hikâyesidir. Bu rol onları unutulmaz yapar ve bu unutulmaz ve büyük insanlar çok sık dünyaya gelmez. Onları millet ve tarih var eder. İşte o yüzden yıllar geçecek, asırlar dönecek ama Atatürk, Enver Paşa, Antepli Şahin Bey, Necdet Koçak, Sadık Ahmet, Atsız, Elçibey, Alparslan Türkeş ve Denktaş gibi insanlar asla unutulmayacaklar.
En son milletimiz ve devletimiz tarafından yazılan 15 Temmuz Destanı içimize sızmış olan Fetullahçı terör örgütü’nün ve onları kontrol edenlerin bütün oyunlarını bozmuş, milletimizin oluşturmuş olduğu Cumhur İttifakı ile devletimizin temelleri Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’nin üzerine oturtulmuştur. Bu durum da tarihi bir yön verme, istikamet çizme kahramanlığından başka bir şey değildir. Liderimiz Devlet Bahçeli 15 Temmuz hain Fetö saldırısı için “Biliniz ki, 15 Temmuz yeni bir istila denemesi, yeni bir kıyım ve yıkım hamlesiydi. Mondros’ta çerçevesi çizilip Sevr’de dayatılan imha planları 15 Temmuzda yeniden gün yüzüne çıkarıldı.” Demiştir. Tarih tekerrürden ibarettir.  İleri görüşlülüğü sayesinde Fetö konusunda hükümeti defalarca uyarmış, Devletin bekâsını herşeyden üstün tutmak için insanüstü çaba sarf etmiştir ve Cumhur İttifakı ile bakâ koruyuculuğu özelliğini devam ettirmektedir. Fıtrat aynı fıtrat, kan aynı kandır.
Esen kalınız efendim.