YENİ DÜŞÜNCE’DEN

11 Haziran 2018 11:59 Dr. Ali Güler
Okunma
12

YENİDÜŞÜNCE’DEN

 

            Değerli YeniDüşünce Okurları,

            Geçtiğimiz KasımAyının son günleri Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in 100. Doğum yılı anmaetkinliklerine sahne oldu. Ülkü Ocaklarımız “İlk Ülkücü” Türkeş’i; MilliyetçiHareket Parti’si de “Kurucu Genel Başkanları” Türkeş’i onun tarihi kişiliğineyaraşır etkinliklerle andı, onun hatıralarını yaşattılar. 140 bin Ülkücü selolup Başkent Ankara’ya aktı… Ankara’ya gelen gençlerin yüzde sekseni hayatındaBaşbuğ Türkeş’i hiç görmemişti… Onun vefatından sonraki Türkiye’ye doğmuşlardı…Bu durum şüphesiz sosyologlarca incelenmesi gereken bir durumdur. Onu hiçgörmeyen Türk çocukları niçin onun yolundan yürüyor, onun ülkülerini hayatageçirmek için mücadele ediyorlardı? Gerçekten incelenmesi gereken bir durumdubu…

            Ülkücüler, önce “GençlikÇalıştayı”nda bir araya geldiler. Ertesi gün büyük gündü. Ankara’da yeryerinden oynadı. Önce Merhum Başbuğ’un mezarında birleşti ülküyle atan, hüzünlüyürekler. Sonra İlk Başbuğun huzurunda, Atatürk’ün anıt mezarında sessiz ve vakurbir vazifedeydi gençler.

            Anıttepe’den Ankara(Arena) Kapalı Spor Salonu’na yürüdü yüz binler. 3. Türk Gençlik Kurultayı’nakatılacaklardı. Heyecanlıydılar, gururluydular, umutluydular… Dünya denilen şuküreyi, feleğe inat, elleriyle göğe kaldıracak dirilikteydiler…

            Lider BahçeliBaşbuğ’u anlattı Türk gençlerine, Ülkücülere:

Vefatının üzerinden 20 yıl, doğumunun üzerinden de bir asırgeçmesine rağmen, Türkeş Bey'e sevgimiz, bağlılığımız hiç azalmadı. Gelişmeleronu hep haklı çıkardı. Vizyonu her zaman hayranlık uyandırdı. Onda geniş birufuk vardı. İleriyi görme kabiliyeti şahsında temerküz etmişti. Türkiye'ninumutsuzluğa kapıldığı bir dönemde, 9 Işık Doktrini’yle karanlığı yardı,karamsarlığı aştı, siyasî ve fikrî düzeydeki karaborsa mantığını, karamboldenbeslenen kirli emelleri yıkıp geçti. Dedi ki: 'Milliyetçisiyiz, Türkçüsüyüz.Neden Türkçüyüz? Çünkü milletimiz Türk milletidir.'

Herkes duysun ve şahit olsun ki: Türk'üz, Türkçüyüz, Türkmilliyetçisiyiz. Ülkücüyüz, son nefesimize kadar da Turancıyız…

Tarih yaşanırken yazıldı, o gün Başkent Ankara’da, bir kez daha. 

            1936 yılındaTemmuz ayının 18’ini 19’una bağlayan geceydi. Tarihi bir gündü. Çünkü MontröBoğazlar Sözleşmesi’nin taraflarca imzalandığı haberi Atatürk’e henüzulaştırılmıştı. Atatürk Yaveri Cevat Abbas Gürer’in oğlu Küçük Mustafa Kemal’e şunlarıyazdırdı:

Türkçocuklarının payı her başarılı hamlede hep sevinç veren sonuçlar almaktır. Türkçocukları; yürüdünüz, yürüyorsunuz, yürüyünüz.

            Attığınız adımlarsizi yüksek ülküye ulaştırmak üzeredir. Durmayın, yürüyün. Saadet, refah,sevinç ve hepsinden sonra dünyaya karşı yüksek bir gurur seni bekliyor. Türkçocukları son sözümün son kelimesine dikkat!

            Gurur, büyüklüksende zaten vardır. Bunu gösterme. Onu kendi yüksek enerjinin gizliliğindesakla… Lazım geldikçe büyük alçak gönüllülük göster. Fakat yine gerektikçegöster ezici yumruğunu.

            İşte buözelliklerinle ispat edebilirsin ne olduğunu. Benim bugünkü ve yarınki Türkgençliğinden beklediğim yaratılıştaki huyu bu suretle belirmelidir.

            Aziz Atatürk, Türkçocukları dediğin gibi “yürüdü, yürüyor ve yürüyecek”, Atalarının veTürkeş Bey’in yolundan, kutlu bir geleceğe doğru. Emanetiniz emin ellerdedir. Rahatuyuyunuz… 

Ali GÜLER