CUMHURİYET’İMİZ, İKİNCİ YÜZYILINI CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİYLE KARŞILAYACAK

18 Ekim 2021 11:35 Nihat YAZAR
Okunma
54
CUMHURİYETİMİZ, İKİNCİ YÜZYILINI CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİYLE KARŞILAYACAK

CUMHURİYET’İMİZ, İKİNCİ YÜZYILINI CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİYLE KARŞILAYACAK
Nihat YAZAR
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Cumhur İttifakı olarak ortaya koydukları siyasi iradeyle gündeme gelen, 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasıyla karara bağlanan ve 9 Temmuz 2018 itibarıyla da fiilen uygulamaya konulan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi üç yılını tamamladı. Birinci yüzyılını parlamenter yönetim sistemiyle tamamlayan Cumhuriyet’imiz, ikinci yüzyılını Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemiyle karşılayacak. Parlamenter sistemle yönetilen bu ilk yüzyılda toplam 65 kez hükûmet değişti. Kurulan hükûmetlerin ortalama ömrü bir buçuk yıl bile olmazken, sadece yirmi hükûmetin ömrü bir yılı geçebildi. Bu kurulan hükûmetlerin yirmisi koalisyon hükûmeti olarak gerçekleşti. Parlamenter sistemin uygulandığı dönemde iki kez darbe, bir kez postmodern darbe, bir kez darbe girişimi, iki kez muhtıra yaşandı. En son olarak da 15 Temmuz kanlı işgal ve darbe girişimiyle karşı karşıya gelindi. Bugün Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi karşıtlarının küresel emperyalizmin diliyle konuşarak öve öve bitiremedikleri ve tekrar geçmeyi vadettikleri parlamenter sistem dönemi sıkça darbe ve muhtıraların yaşandığı, siyasi çalkantıların ve gerginliklerin hiç bitmediği, milletvekili transferleri ve pazarlıkların siyaseti kirlettiği, siyasetteki istikrarsızlığın sistemi zaman zaman kilitlediği bir dönem olmuştu. Bu dönemde kimi zaman koalisyon pazarlıklarıyla zaman kaybedilmiş ve koalisyon şartlarına bağlı olarak ülkenin ufkunu açacak projelere yeterince eğilememiş, kimi zaman darbe yönetimleriyle yıllar heba edilmiş, kimi zaman da siyasi istikrarsızlıklar ve zayıf yönetimler ülkenin her anlamda kalkınmasını ve yükselişini olumsuz etkilemişti. Elbette ki parlamenter sistemin yürürlülükte olduğu bu dönem de artısıyla eksisiyle bizimdir, bize aittir ve muhakkak birçok olumlu yönleri de olmuştur. Bu anlamda geçmişin karalanmasının, kötülenmesinin kimseye bir fayda getirmeyeceği muhakkaktır.  Ancak, yaşadığımız coğrafyanın Jeopolitik önemi, Türk milleti olarak tarihten gelen medeniyet müktesebatımız ve üstlendiğimiz misyon, hiçbir milletin karşılaşmadığı kadar karşı karşıya kaldığımız dış tehditler ve de Türk milleti ve devleti olarak ortaya koyduğumuz “Lider Ülke Türkiye” ve 2053-2071 vizyonuyla birlikte “Cihan Devleti” iddiamız; daha güçlü, daha dinamik, temsil kabiliyeti daha yüksek, daha hızlı karar alabilen, daha üretken ve de hükûmetlere göre değişmeyen uzun vadeli politikalar ve hedefler planlanabilmesine imkân sağlayan bir yönetim sistemini zorunlu kılmıştır. İşte Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi de tam da bu ihtiyaçlardan doğmuştur. Yürütmenin başının yani Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçildiği bu yeni sistem, çift başlılığı ve koalisyon şartlarını ortadan kaldırdığı gibi çok güçlü bir yürütme ve hükûmet modeline imkân tanımıştır. “güçlü iktidar”;  yürütmenin ve temsil eden siyasi iradenin her konuda çabuk karar alabilmesi, hızlı hareket edebilmesi, daha çok üretebilmesi anlamına gelmektedir. Parlamenter sistem bazen halkın üçte birinin oylarıyla tek başına iktidar olanağı tanırken, bu yeni sistemde halkın yarısından fazlasının iradesiyle seçilen yürütmenin başı yani Cumhurbaşkanlığı daha geniş ve daha güçlü bir temsil kabiliyetine sahiptir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi Cumhurbaşkanı’nın %50’den fazla oyla seçilmesini zorunlu kılması özellikle ülkenin temel meselelerinde birbirine yakın düşünen partilerin birlikte hareket etme sonucunu doğurmuştur. Bu da adı konulmamakla birlikte partilerin birbirini denetlemesi anlamına geldiği gibi, partilerin kendi kendini kontrol etmesini de sağlamaktadır. Toplumun yarıdan fazlasının desteğini alma zorunluluğu çatışmacı ve sığ bir siyaset dili yerine daha geniş toplum kesimlerine hitap edebilen, uzlaşmacı, kapsayıcı bir siyaset dili ve modelini de beraberinde getirmiştir. İlerleyen yıllarda sistem oturdukça bu durum daha belirgin olarak görülecektir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin parlamenter sisteme göre en önemli özelliklerinden biri de dış müdahalelere, darbelere ve vesayete daha kapalı oluşudur. Daha geniş bir temsil kabiliyetine sahip olması, halkın iradesini daha fazla temsil etmesi, daha güçlü ve muktedir bir yönetim modeline sahip olması gibi birçok etken vesayete ve müdahalelere fırsat vermeyecektir. En önemli hususlardan birisi de “güçlü devlet”; gelen hükûmetlere göre değişmeyen kendi esaslarına göre şekillenmiş sağlıklı, oturmuş, güçlü ve dinamik bir sisteme ve hükûmetlere göre değişmeyen orta ve uzun vadeli plan, hedef ve politikalara sahip olmasıyla mümkündür.  Maalesef neredeyse bir asır devam eden parlamenter sistem bunu yeterince sağlayamamıştır. Değişen hükûmetlerle birlikte hükûmetlerin kendi politik çıkarlarına göre devlet sisteminin bütün unsurlarına müdahale edilmiş, devlet siyasi çıkarlara göre şekillendirilmeye çalışılmıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, hem sağladığı siyasi istikrar ve güçlü iktidar yapısıyla hem siyasi ve politik dengelerin yerine önce devleti esas alan işlevsel yapısıyla hükûmetlere göre değişmeyen güçlü devlet sisteminin inşasını sağlayacaktır.
Öte yandan büyük Türk milletinin binlerce yıllık imparatorluk, cihan devleti ve medeniyet tecrübesi hatta kültür ve karakteri Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine çok daha uygun olduğu da açıktır. Elbette henüz üç yıl gibi çok kısa bir süre içerisinde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin bütün unsurlarıyla mükemmel işlemesini beklemek çok büyük haksızlık olduğu gibi, samimiyetten ve gerçeklerden çok uzak bir yaklaşımdır. Hele de parlamenter sistemin aksaklıkları, eksiklikleri, ürettiği olumsuzluklar 100 yılda giderilememişken Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin üç yılda mükemmel olmasını beklemek, hâlâ güçlendirilmiş parlamenter sistemden bahsetmek iyi niyetten uzaktır. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi zaman içerisinde hem de çok hızlı bir şekilde bütün unsurlarıyla birlikte daha güçlü daha etkin, daha kurumsal bir yapıya muhakkak kavuşacaktır. Hiç kuşkusuz bu hükûmet sistemi, “Lider Ülke Türkiye” hedefiyle birlikte 2053-2071 “Cihan Devleti” ülküsünün en önemli taşıyıcı gücü olacaktır.