SİYASET PRATİĞİNDE KÜLTÜREL KODLARA DÖNÜŞ: CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİ

11 Mart 2024 13:40 Taner TEBER
Okunma
130
 SİYASET PRATİĞİNDE KÜLTÜREL KODLARA DÖNÜŞ: CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİ

 

 SİYASET PRATİĞİNDE KÜLTÜREL KODLARA DÖNÜŞ:CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÛMET SİSTEMİ

TANERTEBER

16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu Anayasa değişikliğine gidilerek, akabinde yapılan seçimlefiilen yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, her ne kadar Türk devletininyönetim sisteminden kaynaklanan birtakım aksaklık ve krizlerin ortaya çıkmasınıengellemek için rasyonelleştirilmiş bir hükûmet sistemi olsa da, Türk milletininsosyolojik yapısı, kültürel kaynakları ve tarihî tecrübesi toplumsal hiyerarşininyeniden düzenlenmesi gerekliliğini gündeme getirmiştir. Sosyoloji sadece birbilim değildir; aynı zamanda daha adil ve demokratik bir yaşam için bir siyasiangajman biçimi ya da Pierre Bourdieu’nın deyimiyle “müdâhil bir bilim”dir.Nasıl ki Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi ömrünü tamamlamasıyla, TürkiyeCumhuriyeti Devleti’nin kuruluş aşamasında kültürel kodlara dönülerekdemokratik ve anayasal bir rejim tasavvur edilmiş ise, Cumhuriyet’imiz yüzüncüyaşına girerken yine kültürel kodlarımıza dönülerek sosyolojik yapımıza uygunbir siyaset pratiği ile hem yüzü Türk milletine daha dönük bir yönetim sistemibenimsenmiş hem de Türk devletinin güvenliği sağlanmıştır.

İlk Türk yazılı kaynaklarında (Yenisey MezarTaşları, Göktürk Abideleri, Dîvânü Lügâti’t-Türk, Kutadgu Bilig vb.) kağan(yöneten), il (ülke), töre (kanun) ve kut ile ilgili birçok bilgibulunmaktadır. Bu kaynaklar incelendiğinde töre, toplumun yaşam tarzındandoğmuş kurallar ve yasaklar bütünüdür. Töre toplumsal düzeni sağlayan, görev vesorumlulukları bildiren, ortak bir ülkü etrafında birleştiren kanunlarbütünüdür. Kağanın soy bağı, kişisel yetenekleri, liyakati, yeterliliği veTanrı’dan kut almış olması gerekmektedir. Kağan ayrıca törenin uygulayıcısı vekoruyucusudur. Oğuz Kağan Destanı’nda “Türk Tanrı’sı sevdiği ve himaye ettiğimilletinin hanları, beyleri ve halkı doğru yoldan, millî örf ve nizamdan(töreden) ayrıldığı zaman onları cezalandırır.” (Turan, 2000: I/94)denilmektedir. Bu sınırlı bilgi ile bugüne baktığımızda Türk Tipi BaşkanlıkSiteminde, Cumhurbaşkanı tabiri caiz ise kut’u (otoriteyi) seçim yolu ile Türk milletindenalmakta, kanunlar bürokrasinin hantallığından kurtularak milletin yaşam tarzıve evrensel kurallar çerçevesinde yapılabilirlik kazanmakta, çok başlılıkönlenmekte ve yöneticilerin kanunlar ve halka karşı sorumluluğu artmaktadır.Yasamanın ve yürütmenin millî ihtiyaçlara cevap verebilen ve hızlauygulanabilirliği sağlanmaktadır. Bu da Türk milletinin sosyolojik, tarihsel vekültürel kodlarını siyaset pratiğine müdahil kılmaktadır.   

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatındansonra başlayan ve çok partili döneme geçişin ardından kurulan koalisyon hükûmetlerinin,devleti yönetilebilirlikten uzaklaştırması, krizlere sebep olması, içeriden vedışarıdan gelebilecek saldırılara açık hâle getirmesi bir yana dursun, ZiyaGökalp’ın tabiri ile “İktidarın millete geçmesi millî devleti doğurur.” diyerekaslında özetlediği kurucu felsefe, teoride bırakılmış ve iktidarın milletteolduğu bir rejimde devlet ile milletin rabıtası koparılarak millî devlet olmaülküsünden uzaklaştırmıştır. Dinî vecibelerin tahribinden, geleneğin, kültürelkodların yok sayılmasından tutun da sanatsal alanda bile devlet eliti (!) ilemillet birbirine yabancılaşmış, yabancılaştırılmış, tarihin hiçbir dönemindesınıfsal tabakaların olmadığı bir toplumda, Türk milletinin siyasal söylemler,ideolojiler, hatta giyim ve kuşam yönünden bile toplumsal tabakalaraayrıştırılmasına sebep olunmuştur. Taşra hor görülmüş, cahil sayılmış,medeniyet tasavvuru için ithal çöplerden medet umulmuş, Anadolu irfanıgörmezden gelinmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumlarının yapısınınve hukuki altyapısının zaman karşısında köhneleşmesi ile birlikte yüzyıllık birsüreç içinde Türk milletini sadece seçim zamanlarında hatırlayan, içeride vedışarıda hainlik şebekeleriyle iş tutan veya kendi ikbali için bu şebekeleregöz yuman yapıların oluşması zannımca Türk milletiden yüzünü çevirmiş, milleterağmen var olan, milletin aidiyetlerini kabullenmeyen, taleplerini hor gören,umursamayan ezcümle devleti yaşat ki millet yaşasın doktrinini unutmuşaktörlerin parlamenter sistemi tahribi ile mümkün hâle gelmiştir. Sırtı milletinedönük, vatandaşını ötekileştiren ve bu anlayışı parlamenter sistemin çift başlıyapısını kullanarak, değil ecdadın mevcudiyetimizin sebebi olarak gösterdiği “Nizâmıâlem İlâyikelimetullah ülküsü”neulaşmamız, Türk devletinin mevcut sınırlarını bile muhafaza etmemiz artıkmümkün değildir. Kaldı ki her geçen gün kapitalizmin çarkları arasında daha daezilen dünyada, millî mutabakatı sağlamak için devletin sesinin tek, gür vemilletinin lisanıyla çıkması elzemdir. Bu bağlamda yüce Türk milletininferaseti ve desteğiyle Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçilerek hem Türkiyehem de tarihsel bağlarımızın bulunduğu dost ve akraba milletlerin de sesi olma yolundagüç tazelemiştir. Sosyolojik yapımız ve kültürel kodlarımız Türk Tipi BaşkanlıkSistemi ile temsil edilme gücünü artırmış ve arttırmaktadır. Türk milleti uzunbir süredir pozitivizmin ağır ve yıpratıcı etkisinden kurtulma yolunda özneolma bilincini, öz güvenini ve iradesini tekrar kazanmaya başlamıştır. Siyasetpratiğinde kültürel kodlara dönüş ile dünyanın beşten büyük olduğunu tekrarhatırlatarak âleme nizam verme ülkümüz şahlanmış ve Türk devleti tarihindenaldığı güç ile güçlenmiş ve güçlenmeye devam etmektedir. Saygılarımla arzederim.