Türk Asrı ve Türkiye Yüzyılı’nın Temel Taşı: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi

11 Mart 2024 13:32 İsmail Burak TATLI
Okunma
133
Türk Asrı ve Türkiye Yüzyılının Temel Taşı: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi

Türk Asrıve Türkiye Yüzyılı’nın Temel Taşı: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi

İSMAİL BURAK TATLI

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 2023yılıyla beraber yönetim şekli olarak değişiminin 100. yılını kutlamaktadır.Bazı mecralarda ve konuşmalarda yer verildiği gibi devletimiz 100 yıllık birdevlet değildir. Merhum Prof. Dr. Fuad Köprülü hocamıza göre, tarihte kurulanTürk devleti sayısı 120’dir. Lakin Mete Han’dan günümüze gelen Türk DevletTeşekkülü bir ve bütün halde bugün Ankara’da vücut bulmaktadır. Başkentlerin,isimlerin değişmesinin bir önemi yoktur. Devlet iki bin yıllık Türk devleti,milletimiz ise kökü engin Bengülere uzanan yüce Türk Milletidir. Yönetimsistemleri, Hanedan isimleri çok değişmiştir. Bu değişimleri Devlet değişimiolarak yorumlamak hem idari hem de bilgi birikimini yok saymak manasına gelirki bu Türk milletinin çıkarına kesinlikle değildir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti de 1923yılında bir yönetim değişikliği yaparak Hanedan ile idare edilen devleti 1920yılında kurulan TBMM’nin idaresine ve Saltanatın kaldırılmasıyla birlikteseçilmiş vekillerin oluşturduğu mecliste seçilen Cumhurbaşkanı ile tammanasıyla yönetimi Türk milletinin iradesine teslim etmiştir. Türk siyasalhayatı bu yeni sistemle birlikte 1929 ekonomik buhranını, ikinci dünya savaşıgibi büyük sorunları başarıyla idare etmiş. Çok partili siyasal hayata geçerekdemokrasi yolunda ivmelenerek yükselişini sürdürmüştür.

İkinci Dünya savaşı sonrasıoluşturulan yeni dünya düzenine bağımsız bir devlet olarak giren TürkiyeCumhuriyeti Devleti, Sovyet Diktatör Stalin’in Türk Boğazlarına ve Türktopraklarına alenen göz dikmesiyle birlikte yaklaşan Sovyet tehdidine karşıBatı ile ilişkilerini geliştirmiş ve NATO’ya girerek batı dünyası ile birşekilde bu tehditi önleme noktasında işbirliği gerçekleştirmiştir. Dış tehditile yakınlaştığımız bu ittifakın altını çizmemdeki amaç yazının ilerleyendönemlerinde iç siyasal konjonktüre etkileri ile daha açık hale gelecektir.

Türkiye’ye Stalin ile başlayanSovyet tehditi Türkiye’nin NATO hamlesiyle ön almasıyla bastırılırken,Sovyetler bu sefer 1968 yılından itibaren 5.kol faaliyetleri ile Türk siyasalhayatına içten müdahaleye kalkıştı. KGB ajanlarının güdümünde olan sol örgütlervasıtasıyla Türk Akademik hayatı sol görüşlü öğrenciler tarafından saboteedilmeye başlandı. Ailelerin okumaları için büyükşehirlere gönderdiği Türkmilletinin en akıllı çocuklarını okul boykotları ile eğitim hakları ellerindenalınmaya kalkıldı. Bu sırada Türk milletinin içinden doğmuş Milliyetçi-Ülkücühareket, Türk Akademik hayatını durdurmaya çalışan sol görüşlü öğrencilerekarşı büyük bir mücadele vererek üniversiteleri tekellerine almaya çalışan buzihniyete dur dedi. Üniversite işgallerini ve sol örgütlerin alan hâkimiyetivasıtasıyla yürüttüğü 5.kol faaliyetlerini büyük bir özveri ile Türk siyasalhayatına damga vurarak engelledi.

1970’ler boyunca 1960 Anayasasındaoturtulan parlamenter sistemin getirdiği kurallar sebebiyle sistem defalarcatıkandı. 115 turda seçilemeyen Cumhurbaşkanlığı seçimi halkta umutsuzluk yaratmıştı.12 Eylül Askeri darbesinin zeminlerini ayarlayanlar için bulunmaz bir kaftanolan bu süreçler Türk milletinin lehine değil aleyhine olan bu durumu gözlerönüne sermekteydi. Stalin ve Sovyet baskısı ile ön alan ve kendini savunmakamacıyla batıya yaklaşan Türkiye bu sefer “Bizim Çocuklar başardı” cümlesiylebu yaklaşmanın sonuçlarını iç işlere müdahale olarak yansımalarını görmeyebaşlamıştı.

Dünya’da 1980’lerde neoliberalekonominin dalgalandığı günlerde Türkiye’de bu akımdan etkilenmiş 1990’lara kadarda bu etki devam etmişti. Sovyetler birliğinin de dağılmasından sonra dünyasoğuk savaşın bitmesiyle birlikte yeni bir düzleme girmişti. Tek kutuplu olarakyansıtılan bu dönemde Türkiye açısından çalkantılı bir süreç yaşanmıştı.Koalisyonların yapısı gereği kırılgan bir Türk siyasal yapısı oluşmuştu.Ekonomik kalkınmanın ve yatırımın en temel şartlarından biri olan istikrar1990’lar boyunca bir türlü sağlanamamıştı. Türk Siyasal hayatındakoalisyonların birçok uzman tarafından da değinildiği gibi en başarılısı 57. TürkiyeCumhuriyeti hükümetidir. 1999-2002 yılları arasında gerçekleşen bu koalisyonunen büyük başarısı istikrar ve güven ortamı noktasındaki adımlardır. Türkiye busüreçte 1999 Helsinki zirvesi ile Avrupa Birliği üyelik başvurusu kabuledilmiş, 1983’ten beri bekletilen süreç işletilmiştir. 1994’ten beri çalkantıdaolan ekonomi durulmuş, köklü reform hamleleri bu süreçte yapılmıştır. Lakin2000 yılında Cumhurbaşkanlığı görev süresi dolan Süleyman Demirel’in yerinemecliste seçilen Anayasa Mahkemesi eski başkanı Ahmet Necdet Sezer’in Şubat2001 yılında MGK’da yaşanan “Anayasa krizi” sistemi tekrar sorgulatan birgörüntü vermiştir. Seçilmiş Başbakan’ın önüne fırlatılan Anayasa kitapçığı ilebirlikte yaşanan siyasal çalkanma ekonomi ’de de olumsuz etkiler yaratmıştır.1999 depreminin açtığı hasar ile uğraşan Hükümet bir de bu tarz bir yönetimkrizi ile mücadele etmiştir. Ekonomik kriz ile birlikte köklü reformlara giden57.Hükümet yeni programlar ile süreci götürürken AB uyum süreci ile birlikteuyum paketleri adı altında Türk milletine prangalar takmaya çalışılmasısebebiyle MHP itiraz etmiş lakin ekonomi bahaneleri ile bu itirazlar görmezdengelinmeye çalışılmıştır. 57.Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti en uzun süren ve bunoktada 1990’ların o kaotik yapısından sıyrılmasına vesile olan bir hükümetti. Buistikrarın en temel faktörü de “Önce Ülkem ve Milletim Sonra Partim ve Ben”diyen MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin vizyonu ve devletin bekasını önceleyenhakim ve adını özveriyle Türk siyasal hayatına yazdıran bir devlet adamıolmasından kaynaklanmaktadır.

2002 yılıyla birlikte Ak Parti tekbaşına hükümet seçilmesiyle birlikte 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimine kadarülkeyi idare etti. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi 367 krizi adı verilen birdurumla tıkandı. Anayasa Mahkemesi’nin cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turundaGenel Kurul'da 367 milletvekilinin bulunması gerektiği yönündeki kararı sonrasıyaşanan kriz ile birlikte Türkiye seçime gitti. Bu krizi MHP Lideri DevletBahçeli’nin "Eğer konu Anayasa Mahkemesi'nin son kararına göre 367 sayısıaçısından değerlendiriliyorsa MHP cumhurbaşkanlığı seçiminde oradaolacaktır" demesiyle aşıldı. Abdullah Gül böylece 28 Ağustos 2007’de mecliste11.Cumhurbaşkanı seçildi. 2007 yılının ekim ayında yapılan referandum ileCumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kabul edildi. Böylece seçilmişcumhurbaşkanı ve seçilmiş başbakan tartışmaları gün yüzüne çıktı. Ak Partidöneminde iki erkin de aynı partiden olması sebebiyle pek sorun görülmeyen bumesele 2015’te Başbakan olan Davutoğlu’nun istifasıyla gün yüzüne yönetimselolarak gözükmeye başlamıştı.

15 Temmuz 2016 Hain darbegirişiminin ardından “Bizim Çocuklar” meselesi yeniden gündeme gelmişti.Yazının başında değindiğimiz Sovyet tehditi ile batı ittifakıyla ön alanTürkiye Cumhuriyeti devleti bunun ceremesini içimizden devşirdikleri hain fetöyapılanması gibi yapılarla içten, pkk terör örgütü ile güney sınırlarımızıtehdit ederek dışardan çevrelemeye çalışmış. Türkiye’yi bu kıskaçtan ancakMilli Devlet, Güçlü İktidar sloganı ile kurtulacağını bilen Milliyetçi-ÜlkücüHareket ve onun Lideri Sayın Devlet Bahçeli görmüştü. 2016 yılında seçilmişcumhurbaşkanı ve seçilmiş başbakan sarmalları ile bürokratik yavaşlamaların biryararı olmayacağını yani “fiili duruma hukuki bir boyut kazandırmak gerek”diyerek “Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini” gündeme getirmiş. Referandum ilebu sistem Türk Milleti tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemininetkinliği ile bugün 33 ülkede Türk Silahlı Kuvvetleri görev yapmaktadır. Türksınırları içinde terör örgütü ile etkin mücadele ile terör yurt içinde bitmenoktasına gelmiş, yurt dışından terör örgütü pkk vasıtasıyla güneyden ülkemiziçevrelemek isteyen Batı’nın sözde müttefiklerine karşı Türk Ordusu Suriye ve Irak’tabu çemberi yapılan harekatlar ile başlarına yıkmış tüm planlarını bozmuştur.Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1911 yılında yaptığımücadele azmiyle Cumhur İttifakı’nın gücüyle Libya’da bulunmuş 100 yıllık kankardeşliği unutulmamıştır. Merhum Cumhurbaşkanımız Elçibey’in Türkiye’den 2helikopter talep ettik gönderemedi dediği durumdan bugün geliştirdiğimizSihalar ile Azerbaycanlı kardeşlerimize verdiğimiz destek ile Karabağ Türktopraklarına tekrardan katıldı. Türk Devletler Teşkilatı kurularakrüyalarımızın vücut bulmuş halini televizyonlardan izler hale geldik.Rusya-Ukrayna savaşında dünya krizini önceleyecek kadar bölgesel güç olduğumuzutüm otoriteler dile getirdi. Daha önce etki ajanları ve yerli işbirlikçileritarafından engellenen birçok Milli Savunma projemiz hayata geçirildi.1960’larda ürettiğimiz Devrim aracına benzin koydurmayanlara karşı milli birduruşla geliştirdiğimiz TOGG aracımız bugün sokaklarımızda gezmektedir. Millisavaş gemilerimiz, Kaan savaş uçağımız, silahlı insansız hava araçlarımız,helikopterlerimiz ve Altay tankımız ve zırhlı araçlarımız ile bugün Türkiye’yimuasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma ülkümüzün temel yapıtaşlarıolmuşlardır. Ayrıca Büyük Pandemi zamanında etkin ve hızlı karar alma ileAvrupa’da “gelişmişlikten” huzurevlerinde toplu ölümler olurken Türkiye’debaşarılı bir yönetim ile süreç en hafif şekilde geçmiş, devlet-milletdayanışmasıyla dünyaya örnek olmuştur. Yüzlerce ülkeye Türkiye’den uçaklar ileyardımlar ulaşmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiylebirlikte mecliste temsiliyet oranı da artmıştır. İttifaklar sayesinde barajıgeçemeyen partiler de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin en temel yapıtaşı50+1 oranı ile birlikte önem kazanmış ve çoğulcu demokrasi diyerek yıllardırTürkiye’nin gündemini meşgul eden güruhlara en büyük cevap olmuştur. Parlamentersistemde bırakın televizyonlarda ana akım medyaya çıkmayı yerel kanallara bilepara verip çıkabilecek durumda olanlar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemisayesinde bugün o konumlarda oturmaktadırlar. Cumhurbaşkanlığı HükümetSistemini en çok eleştiren de bu buçuklu partilerdir. Halbuki bu sisteminyararlarından en çok da onlar faydalanmaktadır.

Demokratik yönetimin olmazsa olmazıolan Check&Balance yani denge ve denetim sistemi 50+1 sistemiyle halkınoylarının her birinin önemi artmıştır. Yapısal olarak Türk Devletini sırtlayanbu büyük sistem ile birlikte MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Türk Siyasalhayatını olumlu manada yön vermesi, Mayıs 2023 seçimleri ile birlikte Cumhurİttifakının mutlak galibiyeti ile Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ınyönetimiyle Türk Asrı ve Türkiye Yüzyılına doğru Türk Devleti ve Türk Milletiemin adımlarla yürümektedir.