O SİLAHLARI KİME KARŞI KULLANACAKLAR?

06 Aralık 2022 12:36 Züleyha KARAMAN
Okunma
95
O SİLAHLARI KİME KARŞI KULLANACAKLAR?

OSİLAHLARI KİME KARŞI KULLANACAKLAR?

ZüleyhaKaraman

 

Atatürk,Kıbrıs Adası’nın Türkiye açısından taşıdığı askerî ve siyasi önemi açıklarken1937’de şöyle demişti: “Efendiler, Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bubölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim içinönemlidir.”

Sonyıllarda Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs Adası’nda olup bitenlere bakıyoruz;Türkiye’nin bölgedeki ikmal yollarını tıkamaya, Kıbrıs ile Türkiye’nin bağınıkoparmaya dönük her ne varsa yapılıyor.  Uzlaşmazlığıtescilli, Kıbrıs Türkleri ile eşit statü, refahı kısaca adayı paylaşmakistemeyen, ortak devleti işgal eden Kıbrıs Rum tarafı sürekli silahlanma maceralarında.Rumların silahlanma maceraları ve Kıbrıs Adası’nı silah deposuna çevirmeleriyeni bir durum değil. Kıbrıs’ta, Rumlardan kaynaklı sürüp giden sorunla beraberdönem dönem çılgınlık boyutuna çıkan Rumların silahlanma girişimleri Ada’yı kan,göz yaşı, göç, kaos ve savaşa sürüklemiş, Kıbrıs Türklerine zulme ve soykırımadönüşmüştür. Her silahlanma macerasında yaşanılan bedelden ders çıkarmayanRumlar, dünyada son iki yıldır yaşanan ağır pandemi koşulları ve ekonomikkrizlere rağmen silahlanmayı daha da artırmış durumda. Rum Savunma Bakanı HaralambosPetridis, Ekim 2022’de silah alımı için bu yıl ayırdıkları bütçenin, son 20yılın en yüksek rakamı olduğunu övünerek defa defa açıklıyor.

MAKARİOS’UNYEMİNİ VE SİLAHLANMA GİRİŞİMLERİ

Kıbrıs’ınyakın tarihine kısaca baktığımızda Rumların her silahlanma girişimininbaşlarına ağır iş aştığı, Ada’yı kan gölüne çevirdiği, bölgede bunalıma veistikrarsızlığa neden olduğu çok net görülür. Türk-Rum ortaklığında kurulan 1960Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Enosis’e (Enosis: Rumların, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamahedefi) ulaşma aracı olarak gören ve Kıbrıs Türk toplumunu millî ve dinî düşmanlarıaddeden Makarios’un, Enosis hedefi doğrultusunda Kıbrıs’a gizlice silah ithalettiği, kendine ayrı muhafız birliği kurduğu belgelerle mevcuttur.

RumlarınKıbrıs’ta Türklere karşı yaptığı soykırım eylemleri, Rum Ortodoks Kilisesiönderliğinde planlanıp uygulamaya geçirilir. Rum Ortodoks Kilisesi, İkinciDünya Savaşı’ndan 5 yıl sonra, 1950’de uyduruk bir plebisit yaparak, Rumlarınyüzde 98’inin Enosis istediğini ilan eder ve İngiltere’den adayı Yunanistan’avermesini ister. Kıbrıs Türkleri buna anında karşı çıkar. (*Şubat 2017’de Rum Meclisi, “1950 plebisitinin” yıldönümünün GüneyKıbrıs’taki okullarda kutlanması kararı almıştı. Rum Yüksek Mahkemesi de Şubat 2018’de, “Resmîanma günlerinin belirlenmesi yetkisini Rum Meclisten alınıp, Eğitim Bakanı’naverdi. Rum Meclisinin o kararı hala yürürlüktedir. Buda demek oluyor ki Enosis hedefi hâlâ uygulamada.)

Makarios,1950’de Başpiskopos seçilir. Kilisede yemin ederek, ölünceye kadar Enosisyolunda ölünceye kadar mücadele edeceğini açıklar. Ölünceye kadar da Enosisiçin uğraşır. Terör örgütü EOKA 1955’te faaliyete geçer. Makarios, Kıbrıs’ısilah deposu hâline getirirken, bir yandan da garantörlüğün kaldırılması içinuğraşıyordu. Günümüzdeki Rum siyasetçiler de garantörlüğe karşı olduğunu herfırsatta dile getiriyorlar.  Hatta AvrupaBirliği (AB) üyeliğinin ardından ise garantörlüğün çağ dışı olduğu argümanınıdillendirir oldular. Ne yazık ki, Rumların “garantörlüğün çağ dışı olduğu”görüşüne KKTC’den de destek veren siyasiler var. Makarios, 10 Ağustos 1963tarihli Akın gazetesine göre, United Press Ajansına verdiği demeçte, GarantiAnlaşması’nın lağvedilmesi, Anayasa’nın da tadil edilmesi gerektiğiniiddiasında bulunarak, “Kıbrıs’ın herhangi bir garanti altına konulması içinhiçbir sebep görmüyorum.” der. Kıbrıs Türkeri’nden de azınlık olarak bahseder.

1960’taTürk-Rum Ortaklığında Kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti 3.5 Yılını Doldurmadı

 Makarios, Londra ve Zürih Anlaşmalarının adilolmadığı yönünde demeçler verir, Anayasa’nın işlemediğini iddia eder, TürklerleRumların birlikte yaşayabileceğini, “aslında Türklere fazla haklar verilmeseydisorun yaşanmayacağını”, Türkiye’nin Kıbrıs’ı “işgal” etmek istediğini Garanti Anlaşması’nınbağımsızlığa ters düştüğü iddialarını dillendirir. Yalan haber vedezonfarmasyonla dünyayı kandırıyordu.

Aslındatüm bunlar, Akritas Planı’nın uygulama safhalarıydı.

 

DöneminTürk Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş, 11 Ağustos 1963’de Makarios’a, “Ölümünkendisi bile bizi hakkımızdan geçiremez.” diye yanıt verir. Denktaş,Makarios’un anlaşmaları feshederek Kıbrıs Türklerini basit bir azınlık durumunagetirmek istediği planlarına dikkat çekerek, “En kötü durumu karşılamayahazırız.” der. O günlerde (Ağustos 1963) yayımlanan gazeteler, Grivas’ıngizlice Kıbrıs’a getirildiğini de duyurur. Aslında bu haberler, KıbrısTürklerini bekleyen acı dolu günlerin de habercisiydi.

 

BARIŞHAREKÂTI’NA KADAR KIBRIS TÜRKLERİNE SİSTEMLİ BİR ŞEKİLDE SOYKIRIM UYGULANIR

GeneralGrivas’ın Kıbrıs’a gizlice sokulmasının ardından, Rumların Kıbrıs Türklerinekarşı terör eylemleri artar, Kıbrıs Türklerini imha etme planı olan AkritasPlanı da yürürlüktedir.  (*21 Nisan 1966tarihli Paris gazetesinde ifşa edilen Akritas Planı’nın hedefi, KıbrısTürklerini toptan katletmek ve Ada’yı Yunanistan’a bağlayarak Enosis’igerçekleştirmek.) Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar olan sürede Kıbrıs Türkleri’nesistemli bir şekilde soykırım uygulanır. Rumlar, azınlık kabul ettiği,egemenliği ve Ada’yı paylaşmak istemediği, Enosis hedeflerinin önünde engel olarakgördüğü Kıbrıs Türklerine toplu katliama yapar, toplu mezarlara gömer. 21Aralık 1963’te, tarihe Kanlı Noel olarak geçen banyo katliamı yaşanır.

 

KıbrısTürk Kuvvetleri Alayı (KTKA) mensubu Tabip Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve üçevladı, Rum barbarlar tarafından, saldırıdan korunmak için saklandıkları banyoküvetinde hunharca katledilir.

Kıbrıs’tanardı ardına gelen kara haberler üzerine Türk milleti ayağa kalkar. Türkiye’nindört bir yanında “Ya Taksim Ya Ölüm” mitingleri yapılır. Türk gençliği, bugünolduğu gibi, 1963’de de “Kıbrıs Türk’tür Türk kalacak.” diye gür sesini bir kezdaha dünyaya duyurur ve Kıbrıs’tan vazgeçilmeyeceğinin kararlılığını gösterir. Türk gençliği, Kıbrıs’ta hürriyet mücadelesiiçin çarpışırken yaralanan Türk kardeşlerine gönderilmek üzere kan bağışıkampanyası da düzenler. Türk milleti, Kıbrıs’taki soydaşları zulümden kurtulsundiye kanını gönderir, yetmez canını da verir.

 

Makarios’un,ısrarla, garantörlük anlaşmasının neden iptal edilmesini istediğini daha iyianlaşıldı mı!? Garanti ve İttifak Anlaşmaları uyarınca Ada’da bulunan KıbrısTürk Kuvvetleri Alayı (KTKA) varken Kıbrıs Türklerine katliam yapan, süreklisilahlanan Rumlar, Türk askeri yokken Türklere neler yapacağını varın sizdüşünün…

MAKARİOSDURDURULAMIYOR

Makarios’unsilahlanma ve Enosis macerası birlikte ilerler. Makarios, 1970’lerde, DoğuBloku ülkelerinden (Rus-Çek) ithal ettiği silahları gizlice Ada’ya getirir ve Kıbrıs’tayeni gerilim dolu yıllar başlar. Makarios, Rum Bakanlar Kuruluna da habervermeden Ada’ya gizlice silah ithal etmiştir.

Silahlaryetmemiş, Grivas’ı gizlice Ada’ya sokmuştur.  Kıbrıs Türkleri, Ortak Kıbrıs Cumhuriyeti’ndendışlanmış, Rumların terör eylemleri nedeniyle 33 köyden göç etmek zorundakalmıştır. Ada her an patlayacak barut fıçısı hâline gelmişken Makarios, Enosisyolunda yeni silahlanma macerasına girişir. Rumlar silahlanırken, bir yandan daKıbrıs Türk tarafı ile barış görüşmelerinde bulunuyormuş gibi yapar. Türkiye,BM, Yunanistan, İngiltere ve ABD’yi Makarios’un silahlanma macerası konusundauyarır. Rauf Denktaş, 7 Şubat 1972 tarihli gazeteye yansıyan açıklamasında “Oynamaktaolan oyuna göre bizim de tedbirimiz vardır.” diyerek, “Türkiye’nin garantisinibertaraf eden herhangi bir formülü müzakere etmeye dahi yaklaşmayacağız.” şeklindebir açıklama yapar.

 

 

 

Makarios,Kıbrıs’a silah yığınağı yapmıştır. Garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere,silahların BM Barış Gücüne teslim edilmesi çağrısı yapar. Makarios,Yunanistan’ı dahi dinlemez. Enosis hedefi doğrultusunda planlarını uygulamaya devameder. Türk Cemaat yetkilileri, Rumların silahlanmasını “Her an patlamaya hazırsaatli bomba.” diye niteleyerek, dünyaya “Saatli bomba durdurulsun.” çağrısıyapar. Ama duyan olmaz. Üstelik Kıbrıs’ta Mart 1964’ten itibaren BM Barış Gücüde vardır. Enosis yemini eden Makairos’a, muhalifleri tarafından, 1963olaylarından hemen sonra Enosis’i ilan etmediği için millî davaya ihanet ettiğisuçlamaları yapılır; çünkü silahlanmışlardır, ellerindeki silahlarla bir gecedeKıbrıs Türklerini yok etmeyi planlamışlardır. Bu hedefleri geciktikçe,muhalifleri Makarios’a saldırır. Enosis’i geciktirdiği gerekçesiyle, Yunanistan’dakiAlbaylar Cuntasının desteği ile Nikos Sampson 15 Temmuz 1974’de Makarios’adarbe yapar. Bu, ilk başta Rumların kendi içlerindeki çatışma gibi görünse deKıbrıs Türklerin can ve mal güvenliği tehlikeye düşer. Türkiye, 15 Temmuz YunanDarbesi’nin ardından, Enosis’i ve Kıbrıs Türkleri’nin katliamını önlemek için, Makarios’unkaldırılması için çaba harcadığı Garanti ve İttifak Anlaşmalarının verdiği hakve yetkiye dayanarak, Rum darbesinden 5 gün sonra 20 Temmuz 1974’de KıbrısBarış Harekâtı’nı gerçekleştirir. Türkiye, gece gündüz “Bekledim de gelmedin”şarkısını çalarak Türklerin moralini bozmaya çalışan Rumlara, “Bir Gece AnsızınGelebilirim.” diye yanıt vermiştir ve bir şafak vakti Kıbrıs’a barış ve huzurgetirmiştir. Gerektiğin de her zaman, bir gece ansızın geleceğini dosta düşmanagöstermiştir. Yaşanan görüşme süreçlerinin ardından Kıbrıs Türk halkı kendikaderini kendin tayin hakkını kullanarak, 15 Kasım 1983’de Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti’ni ilan eder.

Rumlar,silahlanmaya hiç ara vermez. Rumların satın aldığı silahlar savunma amacınındışında saldırı nitelikli silahlardır. Rum Yönetimi ve Yunanistan, 1993 yılındaOrtak Savunma Doktrini imzalar. Türkiye’nin Kıbrıs’a yönelik herhangi birsaldırgan hareketinin Yunanistan tarafından “casus belli”, yani savaş nedeni sayılacağıaçıklanır. Gerilim ve buhran dolu yıllar yine başlar. Doktrin kapsamında,Yunanistan’ın kullanımı için Baf’ta askerî hava üssü, Zigi de (Terazi) denizüssü inşasına başlanır.

OBAYRAK İNMEZ, O SINIR GEÇİLMEZ!

Rumtarafı silahlanmaya tam gaz devam eder. Aşırı silahlanmanın verdiği sarhoşluklayeni bir maceraya girişirler. Rum Kilisesi ve Rum Lider Glafkos Klerides’in dedesteklediği Rum motosikletliler, 11 Ağustos 1996’da “Sınırlarımız Girne’de”eylemine kalkışırlar. Rum motosikletliler eylemlerine Almanya’dan başlarlar.Klerides, motosiklet üzerine binip görüntü vererek, eyleme açık desteğinigösterir. Gazi Mağusa tarafında bulunan Derinya’da sınırı geçerek Girne’yegidip, Girne Kalesi’ne bayrak dikmek isterler. Rumlara, Türk sınırınıngeçilemeyeceği gösterilir. Rumlar, yaşanan olaydan üç gün sonra aynı bölgede tekrarsınır delme eylemi yapar. Sınırda bulunan gönderdeki Türk bayrağını daindirmeye yeltenirler. Canları pahasına vatan toprağını koruyan kahraman Türkgüvenlik güçleri, Türk bayrağına uzanan hain elleri orada anında kırar ve Türkyurduna destursuz girilemeyeceğini bir kere daha gösterir. 1995-1996’da KıbrısTürk Barış Kuvvetleri Komutanı olan Korgeneral Hasan Kundakçı Paşa, Rumlarınsaldırı amaçlı aşırı silahlanmalarıyla ilgili olarak, “Bu silahlanma KıbrısTürklerine karşı ise fazla, Türkiye’ye karşı ise az.” demişti. Yani, Rumlara “Paranızıboşuna silahlanmaya harcıyorsunuz.” demek istemişti.

S-300BUNALIMI

AkritasPlanı’nın Kurmay Başkanı “Hiperides” kod adlı Glafkos Klerides liderliğindekiRum yönetimi silahlanmayı hızlandırır. S-300 füze savunma sistemi alacağınıseçim vaadi olarak açıklayan Rum Lider Klerides, göreve geldikten sonra, butaahhüdünü yerine getirmek ister. Rum yönetimi, Ocak 1997’de Rusya’ya 2 adet S-300hava savunma sistemi siparişi verir ve 1998 sonuna kadar Kıbrıs’ta S-300bunalımı yaşanır. Türkiye, başından itibaren füze konusunda kararlı veilkeli bir tavır sergileyerek, bu konuda pazarlık yapmayacağını, S-300projesinin iptal edilmesi gerektiğini vurgular. Türkiye, bu tür yüksekteknolojili silahların Güney Kıbrıs’ta konuşlandırılmasının Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti ve Türkiye için tehdit oluşturacağına ve Doğu Akdeniz bölgesindegerilimi tırmandıracağına dikkat çeker. 

KARARLILIK GÖSTERİLİR

TürkSilahlı Kuvvetleri hava, kara ve deniz unsurları ile KKTC Güvenlik KuvvetleriKomutanlığından unsurların da katılımı ile Kasım 1997’de KKTC’de Mevlevibölgesinde geniş kapsamlı muhteşem bir askeri tatbikat icra eder. Tatbikatta, S-300füze maketi de imha edilerek, gerçek füzeleri yok etme operasyonu kararlılığıgösterilir. Rumlara, ABD, NATO ve diğer uluslararası çevrelerden de S-300 uyarıve tepkiler gelir. Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides, 27 Kasım 1998 yılındaAtina’da Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile S-300’leri ne yapacaklarınıgörüşür ve Simitis’ten beklediği desteği göremez. Rum basınına yansıyanhaberlere göre, Simitis, füzeler Güney Kıbrıs’a götürülür ve Türkiyesaldırırsa, Yunanistan’ın Rumlara destek vermeyeceğini söyler. Klerides,Atina’dan Güney Kıbrıs’a döndükten sonra 29 Aralık 1998’de Rum Ulusal Konseyinitoplar. Gergin geçen toplantıda görüş birliğine varılamaz. GlafkosKlerides, toplantının ardından yazılı açıklama yaparak, Rus yapımı S-300karadan havaya füzelerin, tüm sorumluluğu üzerine alarak, Güney Kıbrıs’takonuşlandırılmaması kararını aldığını açıklar. Karara tepki gösteren RumSavunma Bakanı Yannakis Omiru görevinden istifa eder. Şubat1999’da da Yunanistan ile Kıbrıs Rum Yönetimi arasında S-300 füzelerinin Girit Adası’nakonuşlandırılmasına ilişkin bir anlaşma imzalanır. Yunanistan, S-300 füzelerinekarşılık Rumlara yine Rus yapımı TORM1 füzesi ile başka silah sitemleri verdi.

“TÜRKİYEVURACAKTI”

GlafkosKlerides, 24 Kasım 2003’te Rum RİK kanalına yaptığı açıklamada ise, Rusya’dansipariş ettikleri S-300 füzelerinin Ada’ya getirilmesi hâlinde, “Türkiye’ninhava kuvvetleriyle bunları vuracağı ve bunun sonucunda savaş çıkacağı yönündeyabancı büyükelçilikler tarafından kendilerine baskı ve uyarılar yapıldığını.”açıklar. Klerides, 30 Ağustos 2010’da da, Rum Antena TV’ye verdiği demeçte, “Başkanlığısırasında yapması gereken ama yapamadığı bir şey varsa o da S-300 füzelerinin GüneyKıbrıs’a konuşlandırılması olduğunu.” söyler. Klerides, Rus füzelerinin Ada’yagelişlerinin ertelenmesinin; Atina’nın ve o dönemin Yunanistan Başbakanı KostasSimitis’in bir kriz ortaya çıkması durumunda Güney Kıbrıs’ı müdafaa etmekonusundaki itirazları sonucu olduğunu açıklar.

*PAPAZLARSİLAH KULLANMA EĞİTİMİ ALIYOR

Kilisebaşkanlığında 1931’de Enosis için isyan eden ve İngiliz Vali Konağı’nı yakan,1974’te ABD Büyükelçisini öldüren Rumlar, yıl 2022 olmuş yine silahlanıyor.Papazlar yine sahnede. Yine papazlar ve Rum milletvekillerine Rum ordusutarafından silah eğitimi veriliyor. Rumlar, son birkaç yılda, Fransa ilesaldırı helikopteri alımı anlaşması imzalıyor. Birçok ülke ile silah sistemialım anlaşması yapıyor. Saldırı nitelikli silah temin ediyor.

 

ADB,SİLAH AMBARGOSUNU KALDIRIYOR, RUM ORDUSUNU EĞİTİM KAPSAMINA ALIYOR

ABD, 1987 yılından bu yana Kıbrıs’ın “YenidenBirleştirilmesi” hedefine yardımcı olacağı savıyla “Tüm Kıbrıs Adası’na” koymuşolduğu silah ambargosunu 2023 yılı için tamamen kaldırdığını açıkladı. ABDSavunma Bakanlığı, 30 Eylül 2022 tarihinde de Rum tarafının ABD SavunmaBakanlığı tarafından yürütülen “Ulusal Muhafızlar Bürosu Eyalet OrtaklığıProgramı” kapsamına dâhil edilmesi amacıyla, Rum Millî Muhafız OrdusununNew Jersey Eyaleti Millî Muhafızıyla eşleştirildiğini duyurdu. Yani, ABD Rumordusunu eğitim programına dâhil etti. ABD önce silah ambargosunu kaldırdı,sonra savunma alanında iş birliği anlaşmasını duyurdu. Tüm bunlar, Rumuzlaşmazlığını daha cesaretlendirirken, Kıbrıs ve bölgedeki gerginliği tırmandırıyor.Kıbrıs Türklerini yok sayarak Rumlara silah ambargosunu kaldırmak, Rumları dahagüçlü hâle getirmek, daha önce olduğu gibi bir gün kullanacakları aşikâr olantehlikeli oyuncakları Rumların eline vermek demektir. Amerikalılar, Rumgöstericilerin 19 Ağustos 1974’te Lefkoşa’daki ABD Büyükelçiliğine saldırarakBüyükelçi Rover Davies’i katlettiklerini herhalde unutmamışlardır.

SON 20 YILIN ENYÜKSEK SİLAHLANMA RAKAMI”

Rum Savunma BakanıHaralambos Petridis de Ekim 2022’de, silah alımı için bu yıl ayırdıklarıbütçenin, son 20 yılın en yüksek rakamı olduğunu defa defa açıkladı. Rum bakan,“ikinci el veya ihtiyaç fazlası Amerikansilah sistemleri edinmek istediklerini” de belirtti.

*ABD, 2023 yılı için silah ambargosunu tamamen kaldırıyor. ABD, Rum ordusunueğitim programına dâhil ediyor. İsrail’den hava savunma sistemi (Demir Kubbe)alınacağı Rum basınında yayınlanıyor. Tümbunlar, Kıbrıs Türk halkının güvenlik endişelerini haklı çıkaran gelişmelerdir.* KKTC ve Türkiye, ABD’nin Rumlara silah ambargosunu tamamenkaldırmasına ve Rum silahlanmasına olması gerektiği gibi tepki gösterdi. TürkiyeCumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan,”Bu durumun Ada’dasilahlanma yarışına yol açacağını.” söyledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğluda “Kıbrıs Türkü’nün korunması için daha fazla güç gönderileceğini.” belirtti.

“KIBRIS TÜRK HALKININ GÜVENLİĞİ İÇİN HERTÜRLÜ TEDBİRİN ALINACAĞINI HERKESİN BİLMESİ GEREKİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan 28. Eylül 2022 tarihliaçıklamasında, “Amerika’nın Güney Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunukaldırmasının da ne içerik bakımından ne de zamanlama bakımından izahı yoktur.Rum-Yunan ikilisinin Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarı tehdit eden adımlarınıgörmezden gelen, hatta teşvik eden Amerika, bu adımıyla Ada’da bir desilahlanma yarışına yol açacaktır. Biz duracak mıyız? Duramayız. Biz de neyapıyoruz? Tabii ki Kuzey Kıbrıs’ta ne gerekiyorsa bu konuda bu adımları attık,atıyoruz ve atacağız.” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu son adımın da cevapsız kalmayacağını, Kıbrıs Türk halkının güvenliğiiçin her türlü tedbirin alınacağını herkesin bilmesi gerekir.” diye konuştu.

·Enosishayallerinden vazgeçmeyen Rumlar, Türkiye’yi ve Kıbrıs Türklerini “En birincidüşman” olarak görmekte bu duygularını da “En iyi Türk ölü Türk’tür” şeklindeifade etmektedirler. Rum Meclisinde Şubat 2017’de alınan “1950 plebisitinin anılması” kararıhâlâ yürürlüktedir. Rumların Akritas Planı’ndaöngördüğü siyasi hedefler bugün de geçerlidir ve uygulanmaktadır. Rumlar nedensilahlanıyor olabilir!? * Enosis hayallerinden vazgeçmeyenler ve onlara aletolanlar bilmeli ki, Türkiye, Kıbrıs Türk’ününyanında olmaya devam edecek, huzur ve güvenliğine desteğini hep sürdürecek. 20Temmuz 1974’te garantörlük hakkını kullanarak yaptığı müdahale ile Enosis’i veKıbrıs Türklerinin katliamını önleyen, yaşanan acıları dindiren, Ada’nıntamamına barış ve huzur getiren Türkiye’den garantörlüğünden vazgeçmesinibeklemek saflık olur. Türkiye her zaman Kıbrıs Türk halkının yanında olacaktır,garantörlüğünü sürdürecektir ve Kıbrıs Türkünün güvenliğini de sağlayacaktır. Adaetrafındaki gelişmelere bakıldığında güvenliğe ve garantörlüğe ne kadar ihtiyaçolduğu açıkça görülür, üstelik tehditlerin boyutu değişti ve sayısı arttı. Geçmiştenders çıkarmadığı görülen Rumlar, yeni silahlanma girişimlerinden aldıklarıcesaretle Doğu Akdeniz’de yine birtakım maceralara girişmeye heveslenecektir. Rumlarınyakın tarihteki S-300 macerası hafızlarda tazeliğini korumaktadır. Tüm bu gerçekler,Kıbrıs’ta Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğünün ne kadar vazgeçilmez vehayati olduğunu bir kez daha göstermektedir ve Türk askerî varlığının devametmesi zorunludur. Üstelik de Türkiye’nin garantörlüğünün devamını ve Türkaskerini Kıbrıs Türkleri isterken. Ve Atatürk’ün “Tarihini bilmeyenmilletler, yok olmaya mahkûmdur.” sözünü hatırlayarak, yazının girişindeki Atatürk’ünsözünü de yeniden okuyalım.