COVİD-19 VE TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ

08 Haziran 2020 17:06 İlbars Gökşen
Okunma
665
COVİD-19 VE TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ


COVİD-19 VE TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ

İlbars GÖKŞEN

Dünyanın her anlamda zor bir dönemden geçtiği hepimizin malumudur. Ülkemizin bu sürecin dışında kalması veya etkilenmemesi tabii ki söz konusu değildir. Nitekim Dünya Sağlık Örgütü’nün küresel pandemi ilan etmesi de bu gerçeği ortaya koymaktadır.
Son dönemlerde bölgesel çatışmalar, vekâlet savaşları, enerji kaynakları ile ilgili mücadeleler derken, Kovid-19 bomba gibi  dünya gündemine düşmüştür.
Kovid-19  ismiyle anılan küresel virüs salgını, insan sağlığında meydana getirdiği tahribatın yanında ekonomik anlamda da neredeyse dünyayı durdurmuş durumdadır. Henüz boyutları bilinmemekle beraber, salgının devam ediyor olması nedeniyle tahribatın tahminlerin ötesinde seviyelere ulaştığı düşünülmektedir.
Salgın neticesinde uluslararası düzeyde faaliyet gösteren Dünya Sağlık Örgütü gibi teşekküllerin; ekonomik, siyasi ve askerî birliklerin dengelerinin alt üst olması da  altı çizilmesi gereken hususlardır. En çarpıcı örnekler ise Avrupa Birliği ve NATO’nun sorgulanır hâle gelmesidir.
Süreç dünya ölçeğinde bu şekilde devam ederken, ülkemizin erken aldığı tedbirler sayesinde salgınla geç karşılaşılmış olması, ekonomik anlamda olumlu yansımıştır.
Ekonomik verilere göre ABD ve Çin gibi büyük ekonomiler küçülmeye giderken, ülkemiz 2020 yılı ilk çeyreğinde %4,5 büyüme gerçekleştirerek birçok ülkeden pozitif anlamda ayrışmıştır. Sonrasında atılan bazı stratejik adımlarla da sürecin en az hasarla atlatılması ve küresel krizden en az zararla çıkılması amaçlanmıştır.
Sektör bazında değerlendirdiğimizde, THY önemli bir aktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Salgın nedeniyle birçok ülkenin uçuşları durdurduğu, hava alanlarını kapatıp uçaklarını parka çektiği bir ortamda  THY, stratejik bir kararla kargo taşımacılığına yönelmiştir. THY, uçak filosunu aktif ve çalışır vaziyette tutmuştur. Bu anlamda dünyada bir boşluğu doldurarak ekonomik açıdan kazançlı çıkmış, aynı zamanda kurumsal kimliğinin ve Türkiye’nin öne çıkmasına katkı sağlamıştır.
Bunun gibi tekstil sektörü de benzer ataklarla ekonomimize artı değer yaratırken; tıbbı ekipman, maske ve tulum gibi ürünlerle  hem ülkemizin hem de bir çok ülkenin ihtiyaçlarını karşılamıştır.
Sanayi kuruluşlarımızın yerli ve millî solunum cihazları üretmeye başlaması ve bu konuda ihracat gerçekleştirmiş olması, diğer önemli bir husustur.
Türkiye’de bunlar başarılırken; dünyada ise her fırsatta müttefik olduğunu açıklayan kimi ülkeler, yardımlaşmak şöyle dursun, gümrüklerde başka ülkelere ait maske ve tıbbi ekipmanın bulunduğu kargolara   hukuksuz bir şekilde el koymuşlardır.
      Bu yaşananlar göstermiştir ki Kovid-19 ve benzeri küresel ölçekteki krizler esnasında kendine yetecek gıda ve tıbbi ekipman ile yetişmiş, uzman insan kaynağına  ve üretim kapasitesine sahip olmak, ülkenin güvenliği ve savunması kadar hayati önem taşımaktadır. Bu anlamda gıda ve tarımsal üretim kapasitesi, iklim çeşitliliği, sanayide yeni durum ve ihtiyaçlara kısa sürede cevap verebilme adına dönüşüm kabiliyeti, turizm açısından sahip olduğumuz potansiyel yine ülkemizi öne çıkarmaktadır.
Bütün bu saydığımız unsurların varlığı Ülkemize ekonomik fırsatlar ve yeni kapılar aralayacaktır.
Türkiye’nin kısa vadede yüz yüze olduğu riskler ise öncelikle 2020 yılı içerisinde ödenmesi ve çevrilmesi gereken özel sektör ve kamu borçlarının varlığı, dış ödemeler dengesindeki cari açık, kriz sürecinde ihracatın ithalattan daha yüksek oranda düşüş göstermesi ve ihracatın ithalatı karşılama oranının düşmesidir. Yine önemli hususlardan biri de henüz sınırlı da olsa ülkemizden sıcak para çıkışının gerçekleşiyor olmasıdır.
Ülke olarak yeterli potansiyele sahip olmamız yanında, ekonomik ve siyasal istikrar, hukukun üstünlüğü ve en önemlisi de müdahaleci bir ekonomik yönetim çağrıştıracak uygulamalardan uzak durulması önem arz etmektedir. Çünkü ekonominin kurallarının işlediği bir yönetim sergilemek,  yabancı müteşebbislerin ülkemize yatırım yapma kararlarını etkileyecektir.
Bölgesinde ve dünyada liderlik potansiyeline sahip ülkemizin, ekonomik anlamda da hak ettiği yerlere ulaşacağına inancımız tamdır.