BAHÇELİ’DEN, ÖLÜMÜNÜN VEFATININ 78. YIL DÖNÜMÜNDE ATATÜRK’E BÜYÜK ÖVGÜ

“ MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, “Atatürk’ü tanımak ve tanıtmak ‘Ne mutlu Türk’üm diyene!’ seslenişine candan, kandan, ta derinlerden bağlı kal „

24 Şubat 2017 09:30
Okunma
604
BAHÇELİDEN, ÖLÜMÜNÜN VEFATININ 78. YIL DÖNÜMÜNDE  ATATÜRKE BÜYÜK ÖVGÜ

Bahçeli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 78. yıl dönümü münasebetiyle anma mesajı yayımladı.

Mesajında, Atatürk’ün Türk milletinin karanlık bir döneminden,umutsuzluğun kopkoyu sisi altından ışık huzmesi gibi parladığını, durgunluğu yaran, duraklamayı bitiren millî akıl olarak çağladığını, çağa yön verdiğini belirten Bahçeli, “Elbette her fâni gibi hak vaki olduğunda ruhunu teslim etse de geride kalan muhterem emanetleri Türkiye’nin geleceğini tayin etmiştir.”görüşüne yer verdi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, mesajında şunları kaydetti:

“Gazi Mustafa Kemal bir fikir ve aksiyon mihveri, milletine gönülden bağlı ve inanmış bir dava şuurudur. Aynı zamanda askerî bir deha,taktik ve strateji ustasıdır. Bu özellikleri sayesinde 1919’lu yıllardan 1922 İzmir’ine kadar kurtuluşumuzun ana çatısını ilmek ilmek dokumuş,bağımsızlığımızın hisarlarını aşama aşama inşa ve ihya etmiştir. Gazi MustafaKemal tutsak ve bağımlı yaşamaya tamamen karşı, işgal ve ihanetin amansız düşmanıdır.

Gücünü milletten almış, heyecanını tarih ve ecdadımızın hatıralarında bulmuş, sabır ve tahammülünü muzaffer Türklüğün ruhundan çıkarmış bir liderlik vasfıyla hem milletimizin hem de mazlum milletlerin kalbinde taht kurmuştur.

Şurası açıktır ki, 10 Kasım bölgesel ve küresel gelişmelerin akışına yön vermiş dünya çapında bir liderin idrak ve ifadesi için eşsiz bir fırsattır. Günümüzde liderlik anlayış ve kavrayışındaki derin bulanıklık ve karmaşaya Gazi Mustafa Kemal’i özümseyerek çareler üretmek; onun söz, mesaj ve mücadeleci hayatını örnek alarak yeni kapılar açmak mümkün olduğu kadar da gereklidir. Şiddet ve savaş ortamında demokrasinin erdemlerine sadık kalması, millî iradenin çağrı ve taleplerine riayet etmesi Gazi Mustafa Kemal’i çağdaşlarından ayırdığı gibi günümüzdeki pek çok muadillerinin de önüne çıkarmaktadır.

O, bir milletin yüksek hedeflere ikna edilmesiyle nelerin, hangi kıvam ve derecede başarılacağını göstermiştir. Ve o, meşruiyet içinde kalarak,herhangi bir baskı ve zulme sapmadan, millî haslet ve haysiyetle Türk milletinin doğruluşuna kılavuzluk yapmıştır. Bu şekilde çökmüş ve çürümüş bir imparatorluğun temellerinden güçlü, kendine güvenen, milletiyle aynı istikamete odaklanmış bir Cumhuriyet yönetimi ortaya çıkarmıştır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti bölgesel hesapları boşa çıkartan, küresel oyunları bozguna uğratan muhteşem bir dirilişin Millî Mücadele kahramanları eliyle billurlaşan destanıdır.

Bu dirilişin manevi liderleri öncelikle ihlas pınarı büyüklerimiz,ecdadımızın hayır duaları, şehit ve şühedanın eşsiz hatıralarıdır. Gazi Mustafa Kemal öngörü sahibi, uzak görüşlü, büyük bir vizyon ve misyon insanıdır. Bağımsız yaşama azim ve irademizi kırmaya çalışan kirli emellere asla boyun eğmediği gibi onların dümen suyuna da girmemiş, zulme sessiz ve tepkisiz kalmamıştır. Bu itibarla esaret altında inleyen milletlere kurtuluş feyzi ve fikri vermiştir.

Gazi Mustafa Kemal, Türk milletine kastetmek için sıraya giren muhasım odaklara karşı milletini uyarmış, millî uyanışa liderlik yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti onun sayesinde gıpta ve hayranlıkla izlenen bir ülke hâline gelerek ateşle çevrili bir vatan coğrafyasında varlık ve birliğine sahip çıkmıştır. Şüphesiz ki, bundan ödün verilmesi, tarihin geriye sarılması, geçmişteki ağır ve vahim günlerin tekrarı imkânsız ve ihtimal dışıdır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milletimizin ortak ve tarihî bir değeri olmakla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’nin ana direğidir. Cumhuriyet’imiz kuruluş ilke ve iradesiyle yaşadığı müddetçe bu gerçek değişmeyecek,değiştirmeye de kimsenin nefesi yetmeyecektir. Gazi Mustafa Kemal’in on yıllar öncesinden bizzat öngördüğü şekliyle, ‘Şahsi menfaatlerini düşmanların siyasi emelleriyle birleştirebilecek gafillerin ihanetleriyle’ her zaman karşılaşılması mümkündür. Buna karşı hazırlıklı olmak, millî birlik ve beraberliği güçlendirmek hepimizin ve herkesin en temel millî görev ve vecibesi olmalıdır.