SEMİH YALÇIN: DEĞİŞİM ADI ALTINDAKİ TARTIŞMALARIN KAOSUNDA BOĞULAN CHP; TAHAVVÜLÜ, İSTİHALEYİ, TEBDİLİ, TEBEDDÜLÜ ISKALAMIŞTIR

11 Ekim 2023 11:34
Okunma
83
SEMİH YALÇIN: DEĞİŞİM ADI ALTINDAKİ TARTIŞMALARIN KAOSUNDA BOĞULAN CHP; TAHAVVÜLÜ, İSTİHALEYİ, TEBDİLİ, TEBEDDÜLÜ ISKALAMIŞTIR

SEMİH YALÇIN: DEĞİŞİM ADI ALTINDAKİ TARTIŞMALARINKAOSUNDA BOĞULAN CHP; TAHAVVÜLÜ, İSTİHALEYİ, TEBDİLİ, TEBEDDÜLÜ ISKALAMIŞTIR

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı veİstanbul Milletvekili Semih Yalçın, Değişim adı altındaki tartışmalarınkaosunda boğulan CHP; tahavvülü, istihaleyi, terakkiyi, tebdili, tebeddülüıskalamıştır. CHP, Atatürk'ün bu partiye bıraktığı Türk milliyetçiliği mirasınıterk etmenin öldürücü sancılarını yaşamaktadır.” dedi.

Yalçın, “CHP’deki ‘Değişim’ meselesi hakkında yaptığı yazılıaçıklamada çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Açıklamasında, CHP’nin Türkiye’nin yüzyılının habercisi olanyeni yönetim inkılabını atladığını belirten yalçın, şunları kaydetti:

Cumhurbaşkanlığı Seçimi ve Genel Seçimlerin yapılmasından buyana kamuoyunda CHP merkezli bir değişim tartışması deveran etmektedir. “Galipsayılır bu yolda mağlup.” mantığıyla, devamlı ve ısrarlı surette dönüp dönüpaynı bina okunmaktadır. Peşin hükümlü algılarla bilgi eksikliğinden beslendiğiiçin daha başından beri yanlış istikamette seyreden bu kısır tartışmaların,Türkiye’de kendi dinamikleri içinde neşvünema bulan asıl değişimin mimar veaktörleriyle neticeleri hakkındaki gerçeklerin göz ardı edilmesine yol açtığıgörülmektedir. Türkçemizde bugün yaygın olarak kullanılan; muhtelif mefhum,maksat ve olgunun yerini alan değişim kavramı da, geveze bir papağan gibi,yitirdiğimiz birçok kıymetin yerine konmuş ve tek başına millî hafızamızdakibütün fikir ve bilgi kuşlarını kovmuştur. Değişim sözcüğü; hançeremiziokşamakla birlikte boğazımıza duran susuz, tatsız ve başkalaşmış bir sunimeyvedir. Birbirine yol göstermekle kalmayıp nüansları da yıldızlar misaliaydınlatan bunca kelime ve tabirin sadece “değişim sözcüğüne” sığdırılmaya,hapsedilmeye çalışılması; âlimi mahkûm edip cahili iş başına getirmektenfarksızdır. Bugünkü CHP merkezli değişim tartışmalarının da kısır, sığ vemuğlak olmasının arka planında; müstemleke tipi aydınların kelime iklimimizdekanat çırpan çok değerli gönül, bilgi ve dimağ kuşlarına reva gördüğü sürekavının derin izleri vardır. Dilimizin 1930’larda içinden geçtiği muhataralısüreçte Niyagara Şelalesi’nin adının “Ne yaygara!”dan geldiğini ispata çalışan,“hayat” gibi bin yılda dilimizin şifrelerine yerleşmiş kelimelerden kurtulmayaçabalayan dünün şakşakçı ve yandaş aydın takım gibi, bugünkü CHP’nin etrafınıkuşatan tufeyliler ve yönetimi ele geçiren başkalaşmışlar da partiyi değişiminbütün sığlığında boğma gayretindedir. Şimdi soruyoruz! CHP’de değişimdenmaksat, bir farklılaşma mı bir hâlden başka hâle geçişi ifade eden istihalemidir, yoksa inkılap kelimesinin akrabası olan kalbetmek, yani partiyi yeni birduruma getirmek midir? Veyahut tebdil-i kıyafet cinsinden bir dış görünüş vevitrin değişikliği midir? Hakikat şudur ki CHP, kurucu refleks ve şifreleriniçoktan kaybetmiştir. CHP’nin kendisi zaten bir siyasi tağyire(başkalaştırma,bozma) uğramış, resmen tagayyür etmiş yani başkalaşıp bozulmuştur. CHP’dekideğişim yavelerinin gerisinde, bu partiyi siyaseten tebdil ve taklip etmekgayesiyle yıllardır operasyon üzerine operasyon yapan FETÖ’cülerin ufuneti,siyasi çürümüşlüğü yatmaktadır. Bütün bu hakikatler karşısında CHP’de değişim,mevcut genel başkanın değiştirilmesinden başka manaya gelmemektedir. Zatenpartide ve kamuoyunda, sürekli mağlup bir genel başkan profilinindeğiştirilerek yerine alternatif ve muhtemel adayların gündeme getirilmesi debunun delilidir. Bunun dışında CHP’ye dair değişim tartışmalarına hakikatte varolmayan anlamlar yüklemek, bu partiye tebeddül, inkılap veya istihale nev’indensiyasi, hukuki ve sosyolojik işlevler atfetmek, zavallı bir vehimden öteyegeçmemektedir. Hiçbir etkinlik ve yetkinlikleri olmadıkları hâlde bir süredirCHP hakkında medyada ve bilhassa TV’lerde tefsir-i şerifte bulunan kifayetsizlerinCHP’deki tükenişi başka bir vaziyete tağyir veya tebdil etmeleri de mümkündeğildir. Zira bu mevhum ve muhayyel elbise, özünü yitiren bir partiye beşnumara bol gelmektedir. CHP yanlısı medya ve aydınlar kamuoyunu cambazabaktırmaya çalışırken onları desteklemeyen çevrelerde bile gereğinden fazla biralakayla CHP’nin mukadderatı tartışılmaktadır. Değişim tabirinin boyunduruğundamahpus kalmış çok zengin ve muhtelif anlamları ifade edebilmek için biteviyeaynı kelimenin ortak olarak kullanılması, münakaşa ve mütalaaların kısır veverimsiz olmasına sebebiyet vermekle kalmayıp Türkiye’de son yıllarda yaşananmuazzam bir sürecin göz ardı edilmesine de zemin hazırlamaktadır. Asılkonuşulup tartışılması gereken en önemli husus; gerek siyasette, gerek hukukta,gerekse sosyal dokuda tabii yoldan meydana gelen bir istihalenin, bir büyükinkılap ve tebeddülün, yani dönüşüm ve köklü değişimin 21. yüzyılı nasıl ilmekilmek dokumaya başladığıdır. Her alandaki değişim, dönüşüm ve gelişim sürecidiğerinden farklıdır ama birbiriyle de bağlantılı ve ilişkilidir. Demokraside,siyasette ve yönetim sisteminde vuku bulacak değişimin gerçekleşmesi için,belirli dinamiklerin harekete geçmesi muayyen bir sürecin kendiliğindengelişmeye başlaması, bu süreci destekleyen ve doğal ilerleyişle uyumluadımların atılmış olması gereklidir. Ayrıca mahdut bir zümrenin, bir azınlığınveya muhalefetteki bir siyasi partinin değişim çabaları ve dönüşüm istekleriakim kalmaya mahkûmdur. Mesela yönetimde veya hukuki alanda değişim içinöncelikle halk çoğunluğunun desteğinden güç ve ilham alan bir siyasi iradeşarttır. Demokrasilerde, arkasında millet ekseriyetinin bulunmadığı değişimhamlelerinin tahavvül imkânı ve gücü yoktur. Son dönemde politika, hukuk veyönetim anlayışı başta olmak üzere Türkiye'de birçok alanda köklü değişim vedönüşüm hamlesinin mimarı ve aktörü MHP ile Cumhur ittifakı olmuştur. Cumhurİttifakı tarafından Türkiye’de siyasi süreçlerin Cumhuriyet’imizin yüzüncüyılının dinamiklerine ve yirmi birinci yüzyılın şartlarına uygun devasahamleler gerçekleştirilmiştir. Türkiye; değişen toplumsal yapı ve küreselanlayışa, gelişen dünyaya bigâne kalmamıştır. Gerek Türkiye’nin iç dengeleri,gerekse bölgesel ve uluslararası konjonktür, ülkemizi küresel bir güç olmarolüne adım adım götürmektedir. Bu süreçte, Türkiye’nin de siyaset anlayışındanyönetim modeline, parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminegeçiş bir zaruret olmuştur. Türkiye’nin geçen yüz yıl zarfında değişen içdengeleriyle bölgesindeki ve küresel ölçekteki konumu, çevik ve hızlı kararalan bir yönetim modelinin bir an evvel inşasını zorunlu kılmıştır.Meşruiyetini ve gücünü millî iradeye dayandıran yeni bir yönetim tarzınınhendesesi ve hayata geçirilmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu bağlamdaCumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin anayasal bir yönetim şekli olarak hayatageçirilmesi, Türk siyasi tarihinde atılmış büyük bir adım ve önemli bir dönümnoktasıdır. Meşruiyetini Anayasa’dan ve tabiatıyla millet iradesinden alanCumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye'de 16 Nisan 2017 Referandumu'ylakabul edilmiş ve 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Buyeni idare tarzı, kuvvetler ayrılığına dayalı başkanlık tipi bir hükûmetsistemidir. Yeni yönetim modeli, 2023 Mayıs’ında da yeniden halkın desteğiyleperçinlenerek ölümsüzleştirilmiştir. Türkiye’nin devlet telakkisinde olgunlukdöneminin işareti olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli; milletimizin siyasi,hukuki, kültürel ve sosyal hayatına şekil veren büyük bir yönetim inkılabıdır.Yeni idare tarzının iki fikir babası mevkiindeki isimlerden biri olan MHPLideri Devlet Bahçeli, 2018 yılının Haziran’ında, “Yeni sistemle Cumhuriyet’in3. evresine geçiyoruz.” tespitinde bulunarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminegeçişteki maksada dair şu önemli değerlendirmeleri yapmıştır:

“FETÖ ve kalıntılarıyla sürdürülen mücadeleve çevremizdeki ateş çemberi dikkate alındığı vakit, güçlü bir iktidarın vegüçlü bir Meclisin oluşması ve bazı kararların daha etkin ve verimli şekildealınmasının yolunun açılması gerekiyordu.” 2016 Temmuz’unda, kendisinin başagetirdiği meşru iktidarın arkasında duran halk, FETÖ’cü darbecilere direnerekbu uğurda şehitler vermeyi göze almıştır. Bu sayede demokrasiye müdahale vevesayet tesis etme gayretleri son bulmuştur. Geriye ise siyaset kurumunundevreye girerek halk iradesini sağlam ve günün şartlarına uygun bir nizamabağlama hamlesi kalmıştır. İşte MHP Lideri devlet Bahçeli’nin teklifi veiktidardaki Ak Partinin kabulüyle hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı HükümetSistemi böyle bir hayati hamlenin muhassalasıdır. Cumhurbaşkanlığı HükümetSistemi otoriter bir yönetim şekli değil; bilakis idarede ehil, kararlı, çözümodaklı, hızlı, güçlü ve kapsayıcı bütünüyle sivil bir modeldir. O bakımdanTürkiye'nin 21. yüzyıl hedeflerine en uygun idare tarzı olarak halktan kabulgörmüştür.

 

CHP ise bütün bu tehlikeli dönemeç ve muhataralı süreçlerdetankların karşısında değil, içinde yer almayı tercih etmiş; millet iradesiyleiktidara gelen siyasetçilere “Sizi ben bile kurtaramam!” üslubuyla yaklaşmıştır.CHP; politikalarını halkçılıktan vesayetçiliğe, müdahaleciliğe dönüştürmüştür.CHP halkın değil, tankın yanında yer almıştır. CHP; tahavvülü, istihaleyi,terakkiyi, tebdili, tebeddülü ıskalamıştır. CHP; Türk milletine mensubiyetşuurunu toplumsal barış ve kaynaşmanın çimentosu olarak gören ve Türkmilliyetçiliğini yönetim anlayışına yerleştirerek fikrî, hukuki ve siyasiinkılapları aynı bakış açısıyla sürdüren Atatürk’ün bıraktığı bayrak yerineonun ölümünden sonra siyasi kodlarından sıyrılarak millî değerlerimizi inkârıyeğlemiştir. CHP; siyasette sıkça rastlanan, Türkiye gerçekleri karşısında üçmaymunu oynama, rakiplerinin siyasi başarılarını yok sayma ve küçümsemeanlayışıyla alildir. CHP, Türkiye’nin yüzyılının habercisi olan yeni yönetiminkılabını atlamıştır. CHP, Türk milliyetçiliğinin siyaset, devlet ve toplumhayatındaki dönüştürücü ve bükücü mevkiini görmezden gelmiştir. Hâlbuki Türkmilliyetçiliği; Cumhuriyet’imizin vasıl olduğu siyasi, hukuki, kültürel,toplumsal dönüşüm, değişim ve intibahın en etkin unsuru olmuştur. Değişim adıaltındaki tartışmaların kaosunda boğulan CHP, Atatürk'ün bu partiye bıraktığıTürk milliyetçiliği mirasını terk etmenin öldürücü sancılarını yaşamaktadır.2023 Mayıs’ındaki sandık aritmetiği göstermiştir ki seçimlerin sosyolojisinitayin eden en müessir unsur, Türk milliyetçiliğidir. Bu unsurun başat vedominant aktörü de Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Türk milliyetçiliği denincemekânın ve davanın asıl sahibi olarak MHP akla gelmektedir. MHP; azizmilletimiz için bir beka teminatı, varlık güvencesidir. MHP; kurulduğu tarihtenbu yana, Atatürk’ten tevarüs ettiği Türk milliyetçiliğiyle liderliközelliklerini kurumsal kimliğinde mezcederek Türkiye’nin dönüşüm, değişim vegelişime hamlelerinde aktif surette yer almayı başaran modern bir partiolmuştur. MHP; bugünlere şehitlerin verdiği büyük bir mücadeleyle, kanla, canlabaşla, alın teriyle gelmiştir. Bilim adamlarını, sanatçılarımızı, siyaseterbabını ve bütün aydınları yapay değişim tartışmalarının ve “Muhalefet nasıl kurtulur?”cinsinden lüzumsuz sorularla vakit kaybetmek yerine, Türkiye’nin son yıllardabüyük bir dönüşüm ve değişim geçirerek geldiği bu yüksek seviyeyi, eriştiğisiyasi yetkinlik ve toplumsal olgunluğu tartışıp üzerinde kafa yormaya davetediyoruz. Türkiye’nin mevcut sorunlarının çözümüne ve Türkiye yüzyılınıninşasına katkıda bulunacak asıl gündem konusu budur.