KKTC Maliye Bakanı Alişan ŞAN “İKİ DEVLET BİR ÇÖZÜM”ÜN EN İSABETLİ BİR ÇÖZÜM OLABİLECEĞİ DÜŞÜNCESİNDEYİM

06 Aralık 2022 12:23
Okunma
144
KKTC Maliye Bakanı Alişan ŞAN “İKİ DEVLET BİR ÇÖZÜM”ÜN EN İSABETLİ BİR ÇÖZÜM OLABİLECEĞİ DÜŞÜNCESİNDEYİM

KKTCMaliye Bakanı Alişan ŞAN

“İKİDEVLET BİR ÇÖZÜM”ÜN EN İSABETLİ BİR ÇÖZÜM OLABİLECEĞİ DÜŞÜNCESİNDEYİM

 

 

-         Sayın Bakan’ım bizi kabul ettiğiniz vezaman ayırdığınız için öncelikle teşekkür ederim. Okuyucularımızın sizitanıması bakımından kendinizden kısaca bahsetmeniz mümkün mü?

-         SevgiliAhmet Deniz Ağca, sizleri bakanlığımda misafir etmekten gerçekten çok mutluoldum. Yeni Düşünce dergisini bugün sizin sayenizde tanıma fırsatı buldum vebundan sonra da derginizi yakından takip edeceğim. Ben 1978 doğumluyum. Yaşım44. Ulusal Birlik Partisinde 27 Ocak Seçimlerinde Lefkoşa Milletvekili olarakseçildim. İlk dönem milletvekilliğimdir. 27 Temmuz’da Başbakan’ımız tarafındanMaliye Bakanı olarak görevlendirildim. Yaklaşık iki buçuk aydır görevimi sürdürmekteyim.Devletimiz için, milletimiz için, ulusumuz için görev yapma fırsatı verildibize. Ben de bu görevi en iyi şekilde ifa etmek için mücadeleme devam ediyorum.

-         Dediğiniz gibi bu önemli süreçte ilkdöneminizde bakan oldunuz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti siyaseti içerisinde deönemli bir gelecek vadettiğinizi görüyoruz. İki egemen eşit devlet siyasetinenasıl bakıyorsunuz?

-         Yaklaşıkfederasyon görüşmeleri 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra Kurucu Cumhurbaşkanı’mızıno zaman müzakereci idi. 1977-1979 yıllarında federasyon görüşmeleri sürekliolarak devam etti. Ondan öncesinde de 1963’te Kanlı Noel ile başlayan ve 1974’ekadar süren Kıbrıs Türk’ünün esaret yılları vardı. Ta ki 1963’lerden burayakadar yaklaşık 60 yıldır süren müzakere süreci söz konusu. Müzakeresüreçlerinin birçoğunda da hep üniter devlet ve federasyon gördük hep bugünekadar. Ancak geldiğimiz bugünkü noktada artık şunu çok net olarakgörebiliyoruz: Federasyon görüşmelerinin Kıbrıs Türk’üne bir geleceksağlamayacağını, bu şekilde görüşmelerin ne kadar daha devam edeceğini, 60 yıldaha mı devam etmesi lazım? Dolayısıyla üniter devlet ve federasyon temelindekigörüşme sürecinin artık miyadını doldurduğunu bu noktada yeni bir müzakereşekli ihtiyacının hasıl olduğu çok net bir şekilde görülmektedir. Dünyasiyasetine ve dünyadaki buna benzer konjonktüre de de baktığımız zamanfederasyonlar ve üniter devletler yerlerini bağımsız devletlere bıraktılar.Örneğin Avusturya ve Macaristan ayrıldılar. Çekoslovakya vardı Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye ayrıldı.Yugoslavya vardı üçe dörde ayrıldı. Herkes bağımsızlığını aldı. Bugün bizefederasyonun iyi olduğunu söyleyenler onların dünlerine baktığımızda onlar dahep kendi bağımsızlıklarını ve bağımsız devletlerini kurma noktasında adımlaratmışlar. Az önce söyledim Çekoslovakya’yı. Bugün burada bakıyorum Slovakya büyükelçisifederasyonun ne kadar çok iyi olduğunu anlatmaya çalışıyor. Federal görüşmelerine kadar çok desteklediklerini söylüyorlar. O zaman kelin merhemi varsa eğerkendisine sürmez mi? Siz niçin ayrıldınız? Türkiye’yi bölmek isteyenler burayıbirleştirmek istiyorlar. Yani bu şekilde tezat olaylar var.  Batılı devletler olayları istedikleri gibiyorumluyorlar. Bugün Batı’nın Rusya ile olan büyük rekabetinden Arnavutluk’abağımsızlığını verdiler.  Ama KıbrısTürk’üne geldiği zaman federasyonun ve birleşmenin kalıcı çözüm olduğunusöylüyorlar. Dolayısıyla bütün bunların ışığında baktığımız zaman zaten 60yıldır süregelen bir süreç ve bu süreç içerisinde biliyorsunuz 2004 yılında birreferandum yapıldı. Rum tarafı federasyonu büyük bir ezici çoğunluklareddetti.  Dolayısıyla bu safhalarıgeçtikten sonra hâlen daha federal temelde bir müzakerenin konuşuluyorolmasının çok gereksiz olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda ve bu çerçevede de ikidevletli çözümün en isabetli bir çözüm olabileceği düşüncesindeyim. KıbrıslıTürkler bunu sonuna kadar tek ve gür bir sesle haykırması gerekir. Bunuhaykırdığınız zaman dünya sizi mutlaka fark edecektir. Bu noktada bizim enbüyük bizim sesimizi duyan ve bize bir nefes olan Anadolu insanı ve TürkiyeCumhuriyeti’ne de bu noktada ve bu uğurda bize her zaman sağladığı destekleri içinde müteşekkir olduğumuzu belirtmek istiyorum.

-         Teşekkür ediyoruz.  Sayın Bakan’ım geçtiğimiz günlerde KKTC’ninTürk Devletleri Teşkilatına gözlemci üye olarak katılacağı açıklandı. KKTC’ninTürk dünyası ile ileride yapacağı ekonomik ilişkilerini nasıldeğerlendiriyorsunuz?

-         Artıkbayrağı en yukarı çeken ya da en büyük bayrağı açan milliyetçi değil artık. Herkim ki ülkesine bir para birimi olarak daha fazla yatırım getirir bunlardır enbüyük milliyetçiler. Her kim ki bizim ulusumuzun çünkü biz bir bütünüz.  Türk ulusunun bölünmez parçasıyız. Ulusumuzabir buluş yapar, bir fikir ortaya koyar, ülkesinin bir lirasını ithalat olarakyurt dışına gitmesini engeller anlar en büyük milliyetçilerdir. Dolayısıyla benTürk dünyasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de ekonomik ilişkilerininartmasını gerçekten bırakınız bir Maliye Bakanı olarak, ekonominin ve paranınkıymetini bilen birisi olarak, ulusun bir parçası olarak baktığımız zaman dabunun gerçekten bizim için çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Şunu da eklemekisterim. Eğer Kuzey Kıbrıs’ta yatırım ikliminin güçlenmesi, ekonomik altyapının sağlam olması, gelirlerinin yüksek olması, bununla birlikte halkınrefah düzeyinin yüksek olması hiçbir zaman federalist bir çözüme desteknoktasında olmaz.  Devletin kökleşmesine,güçlenmesine, ayağa kalkmasına güçlü ekonomik yapının muhakkak çok çok büyükfaydası olacağı inancındayım. Bunu da belirtmek isterim.

-         Teşekkür ederim Sayın Bakan’ım. KuzeyKıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin üretim ekonomisinin güçlenmesi konusundaki plan veprojelerinizi öğrenebilir miyiz?

-         Sorduğunuzbu soruyu çok önemsiyorum. Zaman zaman da ülkemde bu sorunun cevabınıveriyorum. Ama bu sorunuza daha bilimsel cevap verecek olursak eğer, önce bizkendi koşullarımızın farkında olmamız gerekir. Avantajlı ve dezavantajlıkoşullarımız var bizim. Şöyle söylemek isterim: Üretim çok önemli. Ama üretimihangi sektörlerde neye göre yapacağız? Bunu şöyle anlatmam gerekir: Burası birkere bir ada. Ada’da olmanın ekonomik anlamda dezavantajları var. Nedir budezavantajlar? Siz bir şey üretmek isterseniz önce bu ülkeye bir ham maddegetirmemiz lazım. Bu ham maddeyi getirmek için de sizin deniz veya hava ulaşımyollarını kullanmanız gerekir. Bu da ister istemez sizin üretimmaliyetlerinizde bir artışa sebep olacaktır. Bu da global dünya içerisindesizin rekabet gücünüzü aşağıya çekecektir. Çünkü sizin de malumunuz ticaretindini, dili ve ırkı yoktur. Ucuz, uygun ve kaliteli nerede ne varsa tercihedilecektir son tüketici tarafından. Aynı şekilde siz ham maddeyi Ada’ya getirdinizbir maliyetle ve bir son ürün ortaya koydunuz. O son ürünü de dünya piyasasınataşımak için de yine tersten başka bir maliyet ve masraf çıkacaktır. Bunlarbizim dezavantajlarımız. İkincisi küçük nüfusun yarattığı başka dezavantajlarvar. Az olan şeyin kıymeti yüksek olur. Nüfusun küçük olması iş gücünün de azolması demektir. Büyük nüfuslu ülkeler le rekabet ettiğiniz pazarlara baktığımızzaman bizim iş gücü noktasında da bir pahalılığımız var. Bugün Ada’yabaktığımızda enerjide de sıkıntımız var. Enerji konusunda illaki ana vatanTürkiye ile ortak sisteme dâhil olarak enerji maliyetlerimizi, elektriktekullandığımız maliyetleri mutlak surette çok kısa bir zamanda aşağılaraçekmemiz lazım. Bunun için adım atmamız lazım. Şunu da belirtmek isterim: Hükûmetimizde bu konuda çok ciddi adımlar atmaya başladı. İnşallah nasip ve kısmet olursada çok kısa bir zamanda Allah’ın izniyle belki bir yıl gibi kısa bir zamandaana vatan Türkiye ile su bağlantısından sonra enerji bağlantısını da inşallah nasipkısmet olursa sağlamış olacağız. Dolayısıyla üretmek için ihtiyaç duyulan temel girdilerin bor çoğuburada pahalı. Bir de ticaretin doğal birtakım kuralları vardır. Bir üretici yada bir ham madde satıcısı bir tarafta bir pazar var ve yılda bin konteynırtüketim yapar. O ham maddeyi bin konteynır çekiyor fabrikadan. Bir tarafta dabaşka bir küçük ülke var o da on konteynır çekiyor. Şimdi o ham maddeninbatışını yapan firma bin konteynır alan firma ile on konteynır alan firmaya oham maddeyi aynı paraya verir mi? Veremez. Önceliğini kıt kaynak olsa da kimekullanacak? Bin konteynır alan firma için kullanacak. Dolayısıyla birçok açıdanbüyük sanayi üretimleri için büyük sanayi tesisleri olmasının olanak dışıolduğunu görüyorum. O yüzden biz daha gerçekçi politikalar yapmamız gerekir.Nedir bu gerçekçi politikalar? Bizim burada bir kere turizm, yükseköğrenimbunlar bizim ana kaynaklarımızdır. İklim açısından da çok büyük avantajlarasahibiz. Bu Allah’ın bize bir lütfudur. Biliyorsunuz siz istediğiniz kadarsulayınız güneş görmediği sürece yeşil olmaz. İlla ki güneş ister. Bir keredeniz ve güneş var. Dolayısıyla biz ziraat yapabiliriz. Tarım yapabiliriz.Nedir tarım? Bu konuda birtakım avantajlarımız var. Mesela zeytin gibi, havuçgibi, tütün gibi. Bene ülke ekonomisine baktığım zaman burada bir sigarafabrikamız var. Son yıllarda incelediğimde tütün fabrikası yani sigarafabrikasıdır. Yaptıkları altyapı çalışmaları ve yatırımları ile AR-GEçalışmaları ile kaliteli sigara üretiyorlar. Şu anda bakıyorum iklimsel olaraktütün ekimi konusunda Karpaz bölgesi çok güzel. Oralarda bu fabrikanınteşvikleriyle birçok köylü ve çiftçimiz tütün ekmeye başladı. Bu ürettiklerinide ciddi rakamlara satmaya başladılar. Öte yandan baktığım zaman üzüm bağlarıkurulmaya başladı. Bunlar pekmezde işe yarayan sürünler. Bu şekilde birçok yatırımlarımızsöz konusu. Az önce de vurguladım ana vatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin enbüyük projelerinden birisi olan su Ada’mıza geldi biliyorsunuz. Bu su yine ana vatanımızındesteği ile suyun taşınması son safhaya geldi. 2023 yılında Allah nasip kısmetederse güzel yurdumuzun toprakları ile anavatanımızın bu suyu buluşacak.Dolayısıyla biz bu tarımı daha ileriye taşıyabiliriz. Yine DSİ ile bizimyürüttüğümüz ortaklaşa bir proje kapsamında Anadolu suyunun taşınması sözkonusudur. Bu suyu da kullanarak biz daha verimli bir tarımı hayatageçirebiliriz. Bu gibi yatırımlara yönelmemiz gerekir. Bunlardır gerçekçiyatırımlar. Konuşmamın en başında söylediğim büyük sanayileşmek, büyük sanayitesisleri kurmak sürdürülebilir bir ekonomin parçasıdır.  Biz burada turist sayısını artırırsak,yükseköğrenim öğrenci sayısını artırırsak bunları desteklemek için tarımı dabir yere koyarsak özellikle tarımsal ve hayvansal üretimi, işte o zaman dahasürdürülebilir ve yakları yere basan bir ekonomi yaratabileceğimizinancındayım.

-         Teşekkür ediyorum Sayın Bakan’ım.Söylenenler üzerine Azerbaycan, Rusya ve çeşitli ülkeler tarafından KuzeyKıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınacağı söyleniyor. Bu konuda Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti’nin dünyanın güçlü ülkeleri tarafından yavaş yavaş tanınmasınınKKTC ekonomisini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

-         Ben siyasete girmeden önce özel sektörmensubu bir iş insanıydım. Bu söyleyeceğimi bir siyasetçi olarak değil. Birvatandaş, bir iş insanı gözüyle söylemek isterim. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiparlayan bir yıldız gibidir. Burası yakın bir zamanda bunun üzerine basaraksöylüyorum, Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteği ve katkısı ile bu sadeceekonomik olarak değil, siyasi olarak da. Niçin siyasi olarak bunun altınıözellikle çizmek istiyorum. Son yapılan BM Genel Kurulu’nda Türkiye CumhuriyetiCumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan Bey’in, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nintanınması ile ilgili söylemiş olduğu sözleri bir vatandaş olarak Türk ulusununbir vatandaşı olarak hem çok önemsiyorum hem de bunun ileriki zamanlarda bu tipaçılımların yapılması ve yaşanmasıyla birlikte ülkemin yatırım açısından çokciddi şekilde pozitif yönde etkileneceğinin bilincinde olduğumu belirtmekisterim. Bu açıdan gerek Azerbaycan gerek Rusya ile Türk Dışişlerinin güçlüilişkileri, yöne özellikle altını çizmek isterim bugün iktidarın bir parçasıolan Milliyetçi Hareket Partisinin görüşleri, Sayın Devlet Bahçeli’nin ortayakoyduğu fikir ve görüşler doğrultusunda bütün bunları birleştirdiğimiz zaman bubedbaht kaderimizin bir yerde değişeceğini bilinci ile bu tanınma hareketleriveya açılımların belki ilk etapta tam olmayabilir ama gerek ticarifaaliyetlerdin başlaması ve artırılması gerekse diğer faaliyetlerin eş zamanlıolarak daha yukarılara doğru bir ivme kazanması ülkemizin yatırımları açısındanmutlaka pozitif geri dönüşlerinin olacağına ve müspet neticeler getireceğineinanıyorum. Bundan hiçbir şüphemin olmadığını da belirtmek isterim.

-         Çok teşekkür ediyoruz Sayın Bakan’ım. Bizezaman ayırıp sorularımızı cevaplandığınız için.