KKTC Cumhurbaşkanı Ersin TATAR: NE MUTLU Kİ TÜRK DEVLETLER TEŞKİLATINA GÖZLEMCİ ÜYE OLARAK KATILDIK, BU ÇOK BÜYÜK VE ÖNEMLİ BİR ADIMDIR

06 Aralık 2022 12:09
Okunma
166
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin TATAR: NE MUTLU Kİ TÜRK DEVLETLER TEŞKİLATINA GÖZLEMCİ ÜYE OLARAK KATILDIK, BU ÇOK BÜYÜK VE ÖNEMLİ BİR ADIMDIR

KKTCCumhurbaşkanı Ersin TATAR:

NE MUTLUKİ TÜRK DEVLETLER TEŞKİLATINA GÖZLEMCİ ÜYE OLARAK KATILDIK, BU ÇOK BÜYÜK VEÖNEMLİ BİR ADIMDIR

 

- SayınCumhurbaşkanı’m, daha önce Kuzey Kıbrıs Türk halkının yıllardır verdiğimücadeleyle davasında direndiğini ifade ettiniz. Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti'nin orta ve uzun vadedeki pozisyonunu ve takınacağı tavrı nasılyorumlarsınız? 

- Kıbrıs meselesiaslında detayları pek bilinmeyen Türk dünyası için hayati bir meseledir. KıbrısTürk halkının yüzyıllardır verdiği onurlu mücadelesi sadece bir var olmamücadelesi değildir. İçinde pek çok küresel ve yerel mücadeleyi de barındırır.Bu mücadele sadece bir Türk-Rum mücadelesi değil, aynı zamanda Ada’dakiTürklüğün varlığı mücadelesi, sayısal olarak azınlık olan mazlum bir halkınsaldırgan çoğunluğa karşı verdiği bir kahramanlık mücadelesi, kültürümüzü,dinimizi, kimliğimizi koruma mücadelesi ve aynı zamanda bir medeniyet çatışmasımücadelesidir. Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti'nin (KKTC) orta ve uzun vadedeki pozisyonlarına gelince, benseçildiğim günden itibaren öncelikli hedefinin Kıbrıs meselesini sürdürülebilirbir çözüme kavuşturmak olduğunu pek çok kez samimiyetle ifade ettim. Rumtarafının 1963'te “Kıbrıs Cumhuriyeti'ni” işgaliyle yaratılan haksız vesürdürülemez statüko ile bugün Kıbrıs’ta eşitliğe dayalı bir çözüme ulaşılmasımümkün değildir. Bunun en açık göstergesi 1968'den bu yana sürdürülenmüzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasıdır. Müzakere sürecinin çökmesinin enbüyük nedeni Rum tarafının Ada’yı bir Helen Adası olarak görmesi ve KıbrıslıTürklere hiçbir şekilde yönetim ve zenginliği paylaşmak istememesidir. 2017Crans-Montana görüşmelerinde Türk tarafının verdiği tüm tavizlere rağmen Rumtarafının uzlaşmaz tutumunun devam ettirmesi Kıbrıs’ta iki Bölgeli ve İkiKesimli Federal bir çözümün artık tüketilmiş olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm ancak ve ancak taraflarınegemen eşitlik haklarına saygılı iki devlet arasındaki iş birliği ilesağlanabilir. Bu noktada devletimizden hiçbir şekilde ödün veremden uzlaşı ve işbirliğine açık bir şekilde yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz. Ayrıca birkez daha vurgulamak isterim ki bu dönemde KKTC’nin içte ve dıştakuvvetlendirilmesi hayati önem taşımaktadır. Bildiğiniz üzere KıbrısTürk halkına karşı hiçbir dayanağı bulunmayan ve yaşamın tüm alanlarınıkapsayan insanlık dışı izolasyonlar uygulanmaktadır. Kıbrıs Türk halkının entemel insan haklarını ihlal eden bu adaletsizliğin ortadan kaldırılması için uluslararası camianın sorumluluklarınasahip çıkarak adımlar atmasını bekliyoruz.Bu noktada ana vatanımız Türkiye’nin her daim devam eden desteğine ek olaraközellikle Türk dünyası ve diğer dost ve müttefik ülkelerden de destekbekliyoruz. 

- SayınCumhurbaşkanı’m, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in KıbrısRaporu ile Maraş açılımı konusunda yapmış olduğu açıklamayı değerlendirebilirmisiniz?

- Geçen yılCenevre’de katıldığımız 5+BM gayrıresmî Kıbrıs toplantısı sonuç bildirgesindeBirleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres bizim açımızdan çokönemli bir açıklamada bulunmuş ve İki Bölgeli ve İki Kesimli Federal birçözümün artık bir Rum tezi hâline geldiğini ve Türk tarafının çözüm önerisininegemen eşitlik ve eşit uluslararası statüye dayanan bir çözümden geçtiğinikayıtlara geçirmişti. Öte yandan ne yazık ki Genel Sekreter, 9 Temmuz 2021tarihli İyi Niyet Misyonu raporunda yer alan, Kıbrıs'taki barış sürecinin nevişahsına münhasır olduğu ve Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların eşit doğalhaklara sahip oldukları gerçeğini son iki raporuna dâhil etmemiştir. Yine aynıaçıklamada Kapalı Maraş konusunda Genel Sekreter'in Güvenlik Konseyinin 550 (1984)ve 789 (1992) sayılı Kararlarını hatırlatarak, BM'nin bu kararlara bağlıolduğunun altının çizilmesi talihsiz bir geri adımdır ve sürdürülebilir biruzlaşı için gerekli olan denkliğin sağlanmasına hizmet etmemektedir. KıbrısTürk tarafının Kapalı Maraş açılımı bu kararlara ters düşmemiş tam tersine KKTC'ninbu kararlarda öngörülen esas amaca uygun olarak 1974'te Kapalı Maraş'ın meşruhak sahipleri olan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet haklarına KKTC TaşınmazMal Komisyonu (TMK) aracılığıyla çare bulunmasına olanak sağlanmıştır. Birbaşka ifadeyle 50 yıla yakın bir süredir “hayalet şehir” olan Maraş tüminsanlığa geri kazandırılmıştır. Bu geri adımın esas sebebinin Rum tarafının BirleşmişMilletler Güvenlik Konseyini (BMGS) iki tarafa karşı eşit mesafeyi koruduğundandevamlı şikâyet etmesine ve bunun neticesi olarak BMGS’nin 5 daimî üyesindenGenel Sekreter’e gelen baskı olduğunu düşünüyorum.

- SayınCumhurbaşkanı’m Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dışişleri Bakanı Sayın MevlütÇavuşoğlu yaptığı açıklamada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk DevletleriTeşkilatına gözlemci üyelik statüsünün hak kazanılması konusunda sürecinbaşladığını söyledi ve geçtiğimiz günlerde sizlerde KKTC’nin Türk DevletTeşkilatı’na gözlemci üye olarak katılmak istediğini söylediniz. Sürecin nasılilerleyeceği konusunda bilgi verebilir misiniz?

- KKTC, Türk dünyasının Akdeniz’deki serhat bekçisidir. Eğer ana vatanımızTürkiye Cumhuriyeti önderliğinde bir Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) kurulmuşsadoğal olarak KKTC de Türk dünyasında bağımsızlığını kazanan ikinci Türk devletiolarak bu teşkilat içerisinde hak ettiği yeri almalıdır. Ben bu konudaki istekve arzumuzu devamlı olarak dile getirdim. Ne mutlu ki başta Türkiye CumhuriyetiSayın Recep Tayip Erdoğan ve Türk diplomasinin büyük bir zaferiyle TürkDevletleri Teşkilatında Gözlemci Üye olarak katıldık. Bu çok büyük ve önemlibir adımdır. Gözlemci Üyelik statüsü ile başlayan bu dâhiliyetin tam üyeliklenihayete ereceğine tüm kalbimle inanıyorum. Böyle bir adım KKTC’nin tanınmasıve görünürlüğünün artmasının yanı sıra Kıbrıs’ta savunduğumuz İki Devletli Çözümönerimiz için de büyük bir aşama olacaktır. KKTC’nin statü arayışındaki buhaklı mücadelesine her zaman en büyük desteği veren ana vatan Türkiye’nin yanısıra diğer Türk devletlerinden de büyük destek bekliyoruz.

- SayınCumhurbaşkanı’m, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Victoria Nuland’ın nisanayında yapmış olduğu ziyaret sonrasında “İki toplumlu ve iki bölgeli federasyondestekliyoruz.” açıklamasını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Amerika BirleşikDevletleri ilişkileri açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu açıklamaya karşıbir cevabınız olacak mıdır?

- KKTCCumhurbaşkanı olarak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüye dayanan tezimizibu yüce makama seçildiğim ilk günden itibaren kararlılıkla ortaya koydum. Seçimkampanyam da bu öneri üzerine kurulmuştu. Geçen yıl Cenevre’de katıldığımız5+BM gayriresmî Kıbrıs toplantısında bu tezimizi Birleşmiş Milletlerkayıtlarına da geçirdik ve artık bu noktadan dönmemiz söz konusu değildir. Budoğrultuda Victoria Nuland’ın açıklamasına da gereken cevap verilmiştir.

- SayınCumhurbaşkanı’m, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Türkiye ve diğer kardeş Türkdevletleri ile olan ilişkilerini nasıl görüyorsunuz? Bu ilişkiler tanınmanızdaönayak olur mu? Özellikle Türk Devletleri Teşkilatı konusunda yorumlarınızıalabilir miyiz?

- Ben Türk dünyasınınbüyük bir güç olduğunu düşünüyorum. Bu gücün küresel bir aktör olarakyönlendirici roller üstlenmesi ve buna dönük olarak hem devletler arasında hemde sivil toplum kuruluşları arasında önemli ve etkili stratejik plan veprojelerin yapılması gerekmektedir. Geçmiş dönemlerde yapılan yüzeysel işbirlikleri yerine, artık bugün Türk dünyasında vizyonu olan ve destekleyiciçalışmaların yapılması gerekmektedir. Bir başka ifade ile Türk dünyasının ortakbir gelecek oluşturması için Türk devletleri arasındaki gönül birliklerini dahada öteye taşımamız ve İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, işte, fikirde birlik”düsturu ile hareket etmemiz gerekmektedir. Bu mücadeleyi dünyanın dört birtarafında olsak da omuz omuza ve dayanışma içinde birbirimizi her daimkollayarak devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Bu noktada 21. yüzyılı Türk asrıyapmak, kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmek, Türk dünyasını ortak tehlikelerdenkorumak için Doğu Akdeniz’den Orta Asya’ya kuracağımız köprünün ana parçası hiçkuşkusuz Türk Devletleri Teşkilatı olabilir. Bu teşkilat, 21. yüzyıldakitüm siyasal dengeleri derinden etkileyecektir.  

- SayınCumhurbaşkanı’m, geçtiğimiz günlerde Antalya’da yapılan diplomasi formundazatıaliniz de yer aldı. Forumda ana gündem özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı’ydı.Bu konudaki gözlemleriniz ve bu savaşın Türkiye ve Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti’ne yansımaları konusundaki görüşlerinizi bizimle paylaşabilir

- Biz çok acılar yaşamış ve savaşın ne kadar kötü sonuçlar doğuracağınıbilen bir halkız. Umarın Rusya-UkraynaSavaşı bir an önce biter ve sivil halkın trajedisi son bulur. Öte yandan Türkiye’nin ateşkes konusunda ara buluculuğu vetahıl koridoru konusunda göstermiş olduğu liderlik son yıllarda dünya diplomasisahnesinde somut olarak atılmış en net adımlardır. Bu sayededir ki savaş hâlindeolan iki taraf bir araya gelmiş ve daha da önemlisi ama ondan daha da önemlisiaçlıkla sınanan masum insanlarda Türkiye’nin aldığı inisiyatif ve CumhurbaşkanıSayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği sayesinde bunun üstesinden gelinmiştir. Bu koridor etkili bir şekildeçalışmakta ve ateşkes çabaları da devam etmektedir. Biz, ana vatanımız TürkiyeCumhuriyeti’ne bu çabalarından dolayı hem takdir ediyor hem de tam destekveriyoruz. Hem bölgesel hem de küresel iş birliği konusunda tavır koyan bukonuda sürekli hamleler yapan bir ülke olarak gerginliklerin, çatışmaların vesavaşların diyalog ve diplomasi yoluyla sona ermesine tarafız be taraf olmayadevam edeceğiz.

- SayınCumhurbaşkanı’m Türkiye Cumhuriyeti Devleti “Mavi Vatan” konusunda yapılançeşitli anlaşmalarla ekonomik ve stratejik adımlar atıldı. Bu adımları iki ülkeaçısından değerlendirebilir misiniz?

- Biz engüneydeki Türk devleti olarak Ana vatanımız Türkiye’nin de her daim desteğiylemücadelemizi Doğu Akdeniz’de sürdürüyoruz. Bu mücadelenin tam kalbinde ise MaviVatan yatmaktadır. Vatan topraklarımız göz önünde bulundurulduğunda, Mavi Vatanbu toprakların yarısından fazla bir alana tekabül eder. Mavi Vatan Türkiye’yi veKKTC’yi denizlerden soyutlamaya çalışan politikalara bir meydan okumadır.Türkiye’ninve KKTC’nin herhangi bir kara parçasında hak iddia etmekle Mavi Vatan’ıüzerinde hak iddia etmek arasında bir fark yoktur. Mavi Vatan millî birmeseledir. Buna karşın Yunan ve Rum tarafı Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi’ndekabul edilemez siyaset izlemekteler. Bu tek yanlı ve maksimalist politikalara karşı Türkiye’nin DoğuAkdeniz’de Deniz Yetki Alanları ile ilgili ortaya koyduğu tez ve argümanlar heranlamda uluslararası hukuka uygundur. Türkiye, uluslararası hukuka göre yarıkapalı deniz statüsünde olan Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanısınırlandırmalarının ancak bütün ilgili ülkeler arasında ve bütün taraflarınhak ve çıkarlarını gözetecek şekilde, hakkaniyet ilkesine dayalı anlaşmalarlabelirlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Türkiye’nin şu anda yaptığı şey hakkınıaramaktır ve Türkiye'yi durdurabilecek herhangi bir güç yoktur. Bizde buhaklımızda sonuna kadar ana vatanımız destekçisi olmaya devam edeceğiz.

- SayınCumhurbaşkanı’m, Rumlar ve Yunanlılar dünya kamuoyuna Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti konusunda haksız talepler sunmakta ve çeşitli iftiralar atmaktadır.Annan görüşmeleri sonrasında Rum tarafından sonuç alınamamış ve Kuzey KıbrısTürk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığını kazandıktan sonra siz Kıbrıs Rum kesimi ileiki ayrı devlet olarak devam edeceğinizi söylemektesiniz. Bu konudakikararlığınız dünyada büyük yankı uyandırmaktadır. İleride bu düşüncelerinizinyansımalarını nasıl beklemektesiniz?

- Kıbrıs Türk halkı kendini masaya hapseden ve izolasyon zulmüne tabi kılansüreçlerle bundan böyle zaman kaybetmeyecektir. Silah zoruyla kadın, çoluk çocukdemden 11 yıl soykırım girişimi de dâhil olmak üzere katliam, zulüm vebaskılara boyun eğmeyen mücahit Kıbrıs Türk halkı, kahraman Türk SilahlıKuvvetlerimizin Ada’ya barışı getiren müdahalesiyle 1983 yılında devletinekavuşmuştur. Bu gerçek, bu vatan, masada müzakere edilecek bir şey değildir. Devletimiziileriye götürecek şekilde Rum tarafı ile görüşmeye hazır olduğumuzu ancakdevletimizin ve halkamızın eşit egemenliği ve eşit uluslararası statüsününtescil edilmesini sağlayacak şekilde bir uzlaşının herekse fayda sağlayacağını söylemekteyiz.Kıbrıs Rum tarafı silahlanmasıyla, haddini aşan, cüretkâr eylemlere girerse aynı1974’te olduğu gibi karşılığını misli ile alacaktır. KKTC Türk varlığının simgesiolarak iş birliği ve uzlaşıdan yana olacaktır ancak hiçbir hâl ve şarta da hakçıkar ve kimliğinden ödün vermeyecektir. Ada’daki gerçeklere dayalı budüşüncelerimizin er ya da geç uluslararası camia tarafından da kabul edileceğinidüşünüyorum.

- SayınCumhurbaşkanı’m, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dünya devletlerincetanınması için sizce neler yapılmalıdır?

- KKTC’ningeleceğinin nasıl şekillenmesi gerektiği konusu, artık Türk dünyasının çözmesi gerekenortak meselelerinin başında gelmektedir. Türkiye’nin bu dönemde Türk dünyasınayönelik geliştirdiği daha yakın, iş birlikçi ve yoğun ilişkilerin, baştasiyasal ve ekonomik alanlar olmak üzere, her alanda önemli dinamikleritetiklediğine inanmaktayız. KKTC ile aynı değerleri paylaşan Türk dünyası ileTürkiye’nin liderliğinde yoğun bir iş birliğine giderek güçlü bir koalisyonoluşturulması ve KKTC’nin tanınmasına yönelik siyaset anlayışının aktif olarakuygulamaya sokulması büyük önem arz etmektedir. Öncelikle, Türkiye Cumhuriyetiöncülüğünde oluşturulan Türk Devletleri Teşkilatında KKTC gözlemci üye olmasıbu noktada tarihî bir dönüm noktasıydı. Yine başlangıç olarak Kıbrıslı Türk gençlerinTürk dünyası içinde yapılacak sportif, kültürel etkinliklerde yer alması vegörünürlüğünün artırılması, el birliğiyle bu insanlık aybının ortadankaldırılmasında öncü görevi görecektir. KKTC’nin Türk dünyası nezdindetanınmasına yönelik girişimlere ağırlık verilmesi, taraflar arasında kalıcı veadil bir barış anlaşmasının tesisini kolaylaştıracaktır. Tanınma vegörünürlüğün artması KKTC ve Türkiye üzerindeki baskıların hafiflemesini sağlayacak,görüşmelerin ve müzakerelerin zeminini değiştirecek ve Güney Kıbrıs RumYönetiminin daha yapıcı ve uzlaşmacı bir tutum sergilemesine neden olacaktır.

- SayınCumhurbaşkanı’m, Türkiye’de yaşanan 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişimindensonra milletimiz tarafından kurulan Cumhur İttifakı ile beraber oluşanCumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi sonrasında Türkiye her konuda ivme kazanmış,bölgesinde lider ülke olma yolunda emin adımlar atmıştır. Bu durumun KuzeyKıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yansımalarını değerlendirebilir misiniz?

- Her zamangururla ifade ettiği gibi bölgenin en güçlü ve lider ülkesi olan ana vatanTürkiye ile hareket ettik ve etmeye devam edeceğiz. Böylesine güçlü birdevletin, kendi güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki haklarını koruma mücadelesinihep birlikte omuz omuza vermeye devam edeceğiz. Et ve tırnak gibi olan iki ülkeolarak bizim geçmişimiz, geleceğimiz ve kaderimiz birdir. Güçlü bir Türkiyegüçlü bir KKTC, güçlü bir KKTC güçlü bir Türkiye demektir. Türkiye’nin liderülke olma yolundaki emin adımları haklı davamızın da tüm dünyada kabul görmesiiçin bizi daha da umutlandırmaktadır.

- SayınCumhurbaşkanı’m, Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MilliyetçiHareket Partisi Genel Başkanı’mız Sayın Devlet Bahçeli’nin Kıbrıs Türklüğü ve KuzeyKıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği konusundaki açıklamalarını nasıldeğerlendiriyorsunuz?

- CumhurbaşkanıSayın Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı SayınDevlet Bahçeli’nin Kıbrıs Türklüğü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ningeleceği konusundaki her daim verdikleri destek bizim için çok önemlidir.Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 77. GenelKurulunda yaptığı tarihî konuşmada tüm ülkelere Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyeti’ni resmî olarak tanıma çağrısı yapması sadece Kıbrıs Türk halkınave haklı mücadelesine sahip çıkmakla kalmamış aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının,temsil ettirilmediği Bileşmiş Milletler platformunda sesi, soluğu ve nefesiolmuştur. Aynı şekilde Sayın Bahçeli’nin de devamlı olarak Kıbrıs Türklerinin haklı davasına sahip çıkması, Türkiyeile Kıbrıs’ın kaderinin bir olduğunu vurgulaması ve bu gerçeğin hiçbir baskı vetahakküm karşısında değişmeyeceğini her daim vurgulaması bizim için çok anlamıve değerlidir.

- Sayın Cumhurbaşkanı’mbilindiği üzere Başbuğ Alparslan Türkeş Kıbrıs doğumlu ve çocukluk yıllarını veeğitim hayatının bir kısmını Kıbrıs’ta geçirmiş bir Kıbrıs Türk’üdür. BirKıbrıs Türk’ü olarak bu konudaki duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

- Sizin debelirttiğiniz üzere Alparslan Türkeş bir Kıbrıs Türk’üdür. Lefkoşa SurlariçiHaydarpaşa Mahallesi’ndeki evde 1917’de dünyaya gelmiş ve 1933'te ailesiylebirlikte İstanbul'a gelmiştir. Türkeş’in 16 yaşına kadar yaşadığı ev, 2019 yılındagerçekleştirilen bir törenle müzeye dönüştürülmüş ve Türkeş'in hatırasınınburada yaşatılması sağlanmıştır. Ne mutlu ki bu müzenin açılışını CumhurbaşkanıYardımcısı Fuat Oktay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan ve diğerprotokol üyeleri ile o dönemki Başbakan olarak gerçekleştirme onurunu yaşadım.Bu evin müze hâline getirilmesi Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ıntalimatıyla gerçekleşmiştir. Bu açıdan kendisine bir kez daha teşekkürediyorum. Türkeş bağrımızdan çıkmış, destan yazmış, kendi tabanına kendiTürklüğünü haykırmış ve Kıbrıs Türk'ünün temsilcisi olmuştur. Merhum Türkeşsadece KKTC ve Türkiye için değil tüm Türk dünyası için çok önemli birşahsiyettir. Türk siyasi hayatında Türk milliyetçiliğinin ve Türk dünyasınınher daim önemli bir aktörü olmuştur. Doğu Türkistan’dan Batı Trakya Türklerine,Kırım’dan Kıbrıs’a kadar uzanan geniş coğrafyalarda haksızlığa, mağduriyeteuğrayan Türklerin sesi olmuştur.