DEVLET BAHÇELİ: MHP'NİN TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALAN KUŞKULU OLAYLARLA İLGİLİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ BELLİDİR, BERRAKTIR VE TUTARLIDIR

27 Eylül 2022 14:26
Okunma
199
DEVLET BAHÇELİ: MHPNİN TÜRKİYEYİ HEDEF ALAN KUŞKULU OLAYLARLA İLGİLİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ BELLİDİR, BERRAKTIR VE TUTARLIDIR

DEVLET BAHÇELİ: MHP'NİN TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALAN KUŞKULU OLAYLARLA İLGİLİ GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ BELLİDİR, BERRAKTIR VE TUTARLIDIR
Ahmet Deniz AĞCA

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Cemevi saldırısıyla KPSS sınavındaki şaibeler" hakkında 4 Ağustos 2022 Perşembe günü yaptıkları yazılı açıklamada, "MHP'nin Türkiye’yi hedef alan kuşkulu olaylarla ilgili görüş ve önerileri bellidir, berraktır ve tutarlıdır." dedi.
Açıklamasında, "Millî başarılarımızı gölgelemek ve zillet ittifakının eline istismar malzemesi vermek için planlı ve programlı zehirli bir süreç tedavüldedir." hatırlatmasında bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Türkiye bölgesel liderlik pozisyonunu tahkim ve takviye ettikçe, küresel aktörlük mevkiinde sivrilip adından ve müessir adımlarından bahsettirdikçe karanlık odaklar, kaotik oluşumlar, kargaşaya bel bağlamış onursuzlar anında karşı harekete geçmektedir. Bu kapsamda karşımızda belirginleşen sebep-sonuç zincirinin halkaları berrak bir şekilde ortadadır. Her müstesna ilerleyiş gecikmeden menfur ve menhus bir tertiple baskı altına alınmaya, daha doğru bir ifadeyle üzeri karalanmaya çalışılmaktadır. Ne zaman ülkemiz atağa ve ayağa kalksa, bunu hazmedemeyen çevreler farklı bir alanda kriz üretip toplumsal hassasiyetleri kaşıyarak devlet-millet dayanışmasını zedelemenin arayışına girmektedir. Parlak gelişmeleri eş zamanlı takip eden müessif ve münasebetsiz olayların içyüzüne ışıklar salındığında ortaya dökülen hiçbir sorunun zamanlama açısından tesadüfi olmadığı anlaşılacaktır. Türkiye’nin önünü kesmek için kuyruğa girenlerin aynı zamanda barış, huzur ve istikrar vasatını çökertmek için fırsat kollayan, hava koklayan, zemin yoklayan iç ve dış mihraklardan teşekkül eden bir yıkım lobisi hâlinde devreye girdikleri son derece açıktır. Özellikle son aylarda bölgesel ve küresel sorun başlıklarına pozitif ve yapıcı şekilde müdahalede bulunan, daha önemlisi sözü dinlenen ve etkili sonuçlar alan Türkiye’nin birbirine eklemlenmiş, kurgusu ve kumandası kuyumcu titizliğiyle yapılmış sabotajlara maruz kalması dikkatli hiçbir gözden kaçmamıştır. NATO Madrid Zirvesi’yle başlayan, Astana formatında gerçekleşen Tahran Zirvesi’yle pekişen, ‘tahıl koridoru’ açılmasını temin eden anlaşmayla derinleşen sağlam, sağlıklı ve sağduyulu atılımlar ülkemize yönelik husumetin dalga boyunu da arttırmıştır. Dar gelirli insanlarımızı rahatlatacak ucuz konut inşa kararı ile gelir arttırıcı hamleler, enflasyona karşı etkili mücadeleler; yatırım, ihracat ve üretim seferberliğindeki göz dolduran gelişmeler, bunun yanında bölücü terör örgütüne isabet kaydeden zincirleme operasyonlar elbette iç ve dış işgal cephesinin uykularını kaçırmış, telaşa kapılmalarına neden olmuştur. Sırtını dayadığı muhteşem iradeyi, tarihsel haklarını, egemenlik vasfını inancıyla, cesaretiyle ve iddialarıyla sergileyen bir ülke gerçeği tıpkı dev gibi doğrulmuştur. 30 Temmuz 2022 tarihinde Ankara’da; Türkmen-Alevi Bektaşi Vakfına, Şah-ı Merdan Kültür Evleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği ile Ana Fatma Cemevine yapılan alçak saldırılar Türkiye’nin hayat damarlarına neşter vurma çabasından başka bir şey değildir. Cemevine ve Alevi İslam inancına sahip kardeşlerimize yapılan hain ve hasmane eylemler belli merkezlerden provoke edilen Türk, Türkiye ve İslam düşmanlığıdır. İçinden geçtiğimiz zaman diliminin tüm iyimser ve müspet ortamı dikkate alındığında Cemevi saldırganlığının bir meczubun, mendebur bir suçlunun gelişigüzel bir fiili olmayacağı bariz olarak görülecektir. Ajanlarının tasmasını çıkarıp üzerimize salanlarla çetin bir hesaplaşma millî ve manevi bir sorumluluk olarak omuzlarımızdadır. Bununla da kalmayıp geçtiğimiz hafta sonu yapılan KPSS sınavıyla ilgili şaibelerin somutlaşması ve bir yayınevinin hazırladığı test kitapçığında bulunan 20 sorunun aynısıyla sözü edilen KPSS sınavında sorulması da pek çok tartışmaya yol açmıştır. Adli ve idari tasarruflarla meselenin üzerine gidilmesi elbette yerindedir, ama yeterli değildir. Milliyetçi Hareket Partisinin Türkiye’yi hedef alan kuşkulu olaylarla ilgili görüş ve önerileri bellidir, berraktır ve tutarlıdır. İlk olarak, Cemevi saldırısıyla KPSS skandalının çok yönlü araştırılmasının yanında, Zeytinburnu Balıklı Rum Hastanesinde çıkan yangının kundaklama olup olmadığı mutlak surette açıklığa kavuşturulmalıdır. İkinci olarak, KPSS sınavında çıkan ve bir yayınevinin test kitapçığında sorulduğu anlaşılan 20 soruya kimlerin tam ve eksiksiz doğru cevap verdiği tespit edilmeli, bu şahıslarla ilgili inceleme de acilen yapılmalıdır. Şayet ilgili yayıneviyle bahse konu soruların hepsine doğru cevaplar verenler arasında makul bağ ve bağlantı bulunursa, bunların alayı birden isim isim afişe edilmeli, en ağır cezaya çarptırılmalıdır. Hiçbir evladımızın haklarının gaspına sessiz durmayacağımız, emeklerinin ve ümitlerinin heba edilmesine seyirci kalmayacağımız çok iyi bilinmelidir. Ukrayna’nın Odessa Limanı’ndan demir alan tahıl yüklü bir geminin Türkiye’ye intikalinin hitamında ülkemizden Lübnan’a doğru hareket ettiği bir zamanda dikkatlerin başka yöne çekilme gayreti ve ülkemizi karışıklığa sürükleme teşebbüsü iğrenç bir kumpastır. Millî başarılarımızı gölgelemek ve zillet ittifakının eline istismar malzemesi vermek için planlı ve programlı zehirli bir süreç tedavüldedir. Üçüncü olarak, bazı medya organlarında partimizi töhmet altında bırakmak, hatta itham ve iftirayla kendi tribünlerine sevimli görünmek için çırpınan artist bozuntularıyla ahlaksız yorumcuların haddini aştıkları da görülmektedir. Kimin taşeronu, kimlerin teşrifatçısı, kimlerin tandansı altında olduğu az çok belli olan 'Şimşek' soy isimli çakaralmaz ve ateşi sönmüş mahlukun aklını başına alması bilhassa ikazımdır. Böyle ucubeleri manidar bir dönemde ekranlara çıkarıp partimize ve Cumhur İttifakına laf ettirenler de ağır sorumluluktan kurtulamayacaktır. Türkiye operasyon çekilecek, zillete düşenlerin elinde un ufak olacak bir ülke değildir. KPSS sınavının iptali ve yeniden yapılması zorunlu bir tercih olarak ele alınmış olsa bile, bu tedbirin getireceği bazı açmazlarla muhatap kalınacağı da unutulmamalıdır. Türkiye kararlı ve kahramanca yürüyüşünden vazgeçmeyecektir. Cumhur İttifakını suçlama ve suçlu gösterme ayıbına ortak olanlar ahlaksızlığın köşe taşlarıdır ve bedelini ödeyeceklerdir. Aziz milletimizin huzuruyla ve umuduyla oynama cüretinde olanlar ise muhakkak surette pişman edilecektir."
TÜRKMENLER ARASI HERHANGİ BİR MEZHEP VE BÖLGE AYRIMI KABUL EDİLEMEZ
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Türkmeneli Partisi Genel Başkanı Riyaz Sarıkâhya ile yaptığı görüşme sırasında, "Türkmenler, Türkmeneli’den göç etmemeli." dedi.
Sarıkâhya, Bahçeli’yi 6 Ağustos 2022 Cumartesi günü MHP Genel Merkezi'ndeki makamında ziyaret etti. Bahçeli'ye Irak’ta yaşanan son gelişmeler ve Türkmenlerin genel durumları hakkında detaylı bilgi veren Sarıkâhya, Irak’ın yeni bir sürece girdiğini, Amerika, İngiltere ve İran’ın Irak’taki rollerinin değişikliğe uğradığını bildirdi. Türkmeneli bölgesinde yaşanan göçlerin Türkmenleri millî güvenlikleri açısından olumsuz yönde etkilediğini belirterek, Bahçeli'den destek talep eden Sarıkâhya, özel olarak Türkmenlere, genel olarak da Türk dünyasına duyduğu özel ilgiden dolayı minnettar olduklarını Bahçeli'ye, misafirperverlikleri ve nezaketlerinden dolayı da teşekkür etti.
Ziyaret sırasında kısa bir konuşma yapan MHP Genel Başkanı Bahçeli de esas kimliğin Türklük olduğunu kaydederek, MHP’nin yapısı ve fikriyatı gereği bundan sonra da Türkmeneli Türklerinin dert ve problemleri ile ilgili olmaya devam edeceklerini, Türkmenler arası herhangi bir mezhep ve bölge ayrımının kabul edilemeyeceğini ifade etti. Bahçeli, Türkmenlerin Türklük davasına ciddi bir katkıları olmasının gerektiğini, Türkmenlerin Türkmeneli’den göç etmemeleri ve topraklarını muhafaza etmeleri gerekliliğini vurguladı.
MAALESEF ZİLLET İTTİFAKI PKK'NIN KANLI VE KAHREDİCİ İSTİKAMETİNDEDİR
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Uludere (Roboski) ziyaretini "Su katılmamış bir provokatörlük" olarak değerlendirdi.
Bahçeli, 8 Ağustos 2022 Pazartesi günü sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Uludere'ye ziyarette bulunan Kılıçdaroğlu'nu eleştirerek "Türkiye'de Roboski diye yer yoktur, Kılıçdaroğlu Kürt kökenli kardeşlerimizi istismar çemberine alarak hissiyatlarını kanatıyor." dedi.
Açıklamasında, "Görülen ve görücüye çıkarılan yakıcı gerçek şudur ki, FETÖ’yü siyasallaştırmak için zillet ittifakı aynı zamanda kuluçka aynı zamanda kundak işlevi görmektedir. Ve bütün amiller, bütün ameller buna işaret etmektedir.” ifadesine yer veren Bahçeli, şunları kaydetti:
"Zillet ittifakı bünyesinde tecessüm ve temerküz eden, âdeta iftira ve ihanet cephesine dönüşen irili ufaklı partilerin Türkiye aleyhine estirdikleri yalan rüzgârı kendilerini zora sokacak bir fırtına hâlini almıştır. Türk siyaset hayatının bu tip ve böylesi bir yozlaşma akımına kapılan partileri daha fazla taşıma imkânı, daha fazla hazmetme ihtimali eşyanın tabiatına aykırı olduğu gibi; akıl, ahlak ve millî irade ölçülerine de bütünüyle terstir. Türkiye’yle hesaplaşmak için sıraya girmiş iç ve dış mihrakların hem ümit kapısı olan hem de bunlarla derin bir ünsiyet bağı oluşturan zillet partilerinin demokrasi güvenliğimizi her mevziden tehdit ettiği kristalize bir gerçektir. CHP Genel Başkanı’nın aleni bir şekilde devlete saldırması, çürüdüğünü pervasızca iddia etmesi, bununla da yetinmeyip Erzurum ziyaretinden hemen sonra koşa koşa Şırnak Uludere’yi ziyaret edip kabuk bağlamış yaraları açmaya çalışması su katılmamış bir provokatörlüktür. Üstelik Türkiye Cumhuriyeti’nde 'Roboski' diye bir yerleşim yeri olmamasına rağmen, bölücü terör örgütünün bu kirli üslubunu seslendiren Kılıçdaroğlu bir kez daha yaş tahtaya basmıştır. Şırnak’ın Uludere ilçesinin Ortasu köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde yaşanan müessif hadisenin üzerinden geçen 11 yıl sonra helalleşme maskesi altında bölücü tezlere destek vermek, terör örgütünün değirmenine su taşımak aymazlık ve tabansızlıktır. Kılıçdaroğlu özellikle şunu bilmelidir ki, Türkiye’de 'Roboski' diye bir yer yoktur, olmamıştır, olmayacaktır. Roboski tanımlaması, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne kastetmek, taş koymak, pusu kurmak, ateş açmak, bölücülüğe hizmet etmektir. Kılıçdaroğlu Kürt kökenli kardeşlerimi istismar çemberine alarak hissiyatlarını kanatmayı siyaset zannedecek kadar art niyetli, heveslerini kaşımayı helalleşme adıyla tevil edecek kadar da izansız ve kalpsizdir. Uludere’den Roboski, Türkiye’den de Kürdistan çıkarmayı düşleyen kim olursa olsun akıbeti felakettir, bu çerçevede yanlış hesap yüklü bir maliyetle Türk milletinin kutlu iradesine çarpıp bölücü ittifakın tepesine binecektir. Türkiye’nin her başarısı, her millî kazancı, yüreklerimizi sevince boğan her atılımı CHP başta olmak üzere, zillet ittifakının diğer ortaklarında derin ve tedavisi imkânsız hayal kırıklıklarına neden olmaktadır. Çünkü söz konusu ittifak partileri kimliğini kaybetmenin yanında ülkemizin gerçeklerinden tamamıyla kopmuşlardır. Son tahlilde zillet ittifakı Türkiye’nin yabanı ve yabancısı bir çıkar ortaklığı hüviyetine bürünmüştür. Bu ittifakın kendine bile devası olmayan marjinal bir partisinin sözde Kürt sorununu gündeme getirip Cumhur İttifakına akıl danelik yaparak mesaj vermeye çalışması beyhude bir rezaletin, sipariş bir hıyanetin dile getirilmesinden başka bir şey değildir. Türkiye düşmanlarına acentelik yapan, millî birlik ve dayanışma ruhuna zehir saçan iflah olmaz münafıkların sözde Kürt sorununu ısıtıp ısıtıp ana gündem konusu yapma iştahları kiralık siyasetlerinin, sömürgeleşmiş zihniyetlerinin, mandacı şahsiyetlerinin ibretlik bir sonucudur. Bu teslimiyetçi ve tezvirat ehli ikiyüzlü devşirmelere milletimizin kulak vermesi, dikkate alması, ciddiyete müstahak görmesi muhal bir hayaldir. Maalesef zillet ittifakı PKK’nın kanlı ve kahredici istikametindedir. Bunun yanında FETÖ de ahtapot gibi bu ittifakı sarmış, uyuşturmuş, akıl ve siyasetine ambargo koymuştur. Artık hiçbir şey gizli saklı değildir. PKK’nın yıllardır siyasallaşma arayışlarına refakat eden HDP’nin hâlâ ve henüz siyaset ve demokrasi hayatından çıkarıl(a)maması büyük bir risk ve tehlike olarak karşımızda duruyorken, FETÖ’nün zillet ittifakında siyasal taban tutma çabaları da bir diğer vahim gelişme hâlinde belirginlik kazanmış durumdadır. Görülen ve görücüye çıkarılan yakıcı gerçek şudur ki, FETÖ’yü siyasallaştırmak için zillet ittifakı aynı zamanda kuluçka aynı zamanda kundak işlevi görmektedir. Ve bütün amiller, bütün ameller buna işaret etmektedir. Terör örgütü olan Gülen hareketi zillet ittifakını taşıyıcı beden olarak kullanırken, buna karşılık hiçbir itiraz veya aykırı ses bugüne kadar duyulmuş değildir. Herkes dürüst bir şekilde siyaset muhasebesini yapmak zorundadır.
2023 YILI BU DÜŞMANLIĞIN SÖKÜLÜP ATILACAĞI MUAZZAM BİR MİLAT OLACAKTIR
CHP ve diğer vagon partileri eğer FETÖ’yü siyasallaştırma hususunda gizil ve gizli bir hedefin takipçisi ise bunu milletimizin karşısına çıkıp anlatacak yürekli tavrı gösterebilmeli ve kararı da Türk milletine bırakmalıdırlar. Bizim nazarımızda PKK ile FETÖ arasında hiçbir fark yoktur. PKK’nın yörüngesine sabitlenen zillet partilerinin FETÖ’nün siyasette açık seçik temsil noktasına gönüllü olmaları malumun ilanı, bilinenin ibrası şeklinde okunacak, böyle de yorumlanacaktır. Hiç kimse minderden kaçmamalı, kaçak güreşmemelidir. Siyasi namus gereğince herkes tercihini yapmalı, nerede durduklarını, kimlerle yanak yanağa verdiklerini, nasıl bir emel ve hedef birlikteliği içinde yer aldıklarını açıklamalıdır. Türkiye’nin aleyhine konuşlanan Biden muhalefeti PKK’yla FETÖ’nün oksijen çadırıdır, soğuk hava deposudur, siyasi sığınağıdır. 2023 yılına yaklaştığımız şu günlerde kartlar açık oynanmalı, aziz milletimiz şeytani hesaplarla rahmani haysiyeti tefrik ve teşhis eden basiretiyle karanlık senaryoları yırtıp atmalıdır. Madem Biden’ın muhalefeti vızır vızır faaliyet hâlindedir, o hâlde FETÖ’nün siyasallaşmasına sözde demokrasi, insan hakları ve özgürlükler adına ABD’nin ortam açması, destek çıkması, fırsat sunması tutarlılık olarak değerlendirilecektir. ABD’nin siyasal sistemine tıpkı Demokratlar ve Cumhuriyetçiler gibi Gülen hareketinin de partileşerek girmesinde yarar vardır. Teröristbaşı Gülen’i Türkiye’ye iadeye yanaşmayan ABD yönetimi, Washington ile Pensilvanya arasında casusluk ve istihbarat köprüsü değil, siyasi bağlantı kuracak tavrı gösterebilmelidir. Şayet arzu ediliyorsa, Gülen hareketine kurdurulacak muhtemel parti ABD siyaseti ve zillet ittifakıyla eş zamanlı diyalog kanallarını da netleştirecek, 15 Temmuz’un planlayıcıları ve uygulayıcıları gecikmeyle de olsa aynı çatının sütunları hâlinde buluşacaklardır. Türk milleti zemzem diyerek zehir servisi yapanları tanımaktadır. Türkiye düşmanlığının ulaştığı mesafe de ortadadır. 2023 yılı bu düşmanlığın sökülüp atılacağı muazzam bir milat olacaktır. Cumhur İttifakı bu kutlu hedefe ulaşmaya hazırlıklıdır, kararlıdır, yeminlidir. FETÖ’yü ve PKK’yı artan dozlarla siyasal alana çekmek için kapalı devre iş tutanları, bu uğurda faaliyet içinde olanları Türk milleti asla affetmeyecek, bunları gelmeden tarihin çöplüğüne fırlatıp atacaktır."
DEVLET BAHÇELİ'DEN VEFAT EDEN MUSTAFA KARAHASANOĞLU İÇİN TAZİYE MESAJI
MHP Lideri Devlet Bahçeli, bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 74 yaşındaki Akit Medya İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu için Twitter hesabı üzerinden 13 Ağustos 2022 Cumartesi günü başsağlığı mesajı yayımladı. Bahçeli mesajında, "Akit Medya İcra Kurulu Başkanı Sayın Mustafa Karahasanoğlu’nun vefatından duyduğum üzüntüyü bilhassa paylaşıyor, merhuma Cenabıallah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Ayrıca muhterem ailesine, sevenlerine Akit Medya Grubuna, sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun." ifadesine yer verdi.
TÜRKİYE'NİN SURİYE KONUSUNDA ATTIĞI ADIMLAR DEĞERLİ VE İSABETLİDİR
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iktidarın Suriye ile ilişkiler konusunda son zamanlarda yürüttüğü politikayı desteklediğini belirterek, "Türkiye’nin Suriye konusunda attığı adımlar değerli ve isabetlidir." dedi.
Bahçeli, 15 Ağustos 2022 Pazartesi günü iç ve dış siyasi gündeme ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Açıklamasında, "Dışişleri Bakanı’mızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi arasında barışın tesis edilmesi hususundaki yapıcı ve gerçekçi sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir nefestir." değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları belirtti:
"Türkiye’mizin istikrarlı ve iddialı ilerleyiş ve yükseliş süreci hem ülke içinde hem de ülke dışında emeli ve hedefi makûs olan siyasi zihniyetler ve bunun haricindeki menfur mihraklar tarafından kaygıyla izlenmektedir. Özellikle zillet ittifakı korkuya düşmüş, telaşa kapılmıştır. Siyasi rant ve çıkar devşirmek uğruna toplumsal huzur ve güveni baltalayan, bu suretle fitne seferine çıkartılan muhalefet partileri Türkiye’nin millî ve tarihsel haklarına kesif bir cephe açmışlardır. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve diğer zillet ortakları zıvanadan çıkmakla kalmamışlar, artık bayağılıklarını ve bağnazlıklarını her saha ve zeminde deşifre etmişlerdir. Türk siyaset hayatı ruhunu ve gururunu emperyalizme satan, kullanım ömrünü zalimlerin insafına bırakan malum ve mahut partiler eliyle karalanmış, sistematik olarak kundaklanmıştır. Karşımızdaki mide bulandırıcı tablo ülkemiz aleyhine olduğu kadar demokrasi adına da vahim bir tehdit olarak belirginlik kazanmıştır. Bir masa etrafında toplanıp PKK ve FETÖ’nün senaryolarına gönüllüce boyun eğen altı partinin Türkiye karşıtlığı, millî değerlerimizle kutuplaşması izahı ve ifadesi olmayan bir çarpıklık noktasına ulaşmıştır. Emperyalizme taşeronluk yapan bu partilerin tezvirat ve tefrikaları da tahammül sınırlarını tehlikeli şekilde aşmıştır. Henüz Cumhurbaşkanı adayını dahi belirlemekten âciz bir siyasi güruhun hiç kuşkusuz aziz milletimize ve ülkemize sağlayacağı bir şey olmadığı gibi, bu kapsamda ümit var olması dahi boş bir hayal, boşuna bir beklentidir. Müstakbel başbakanlık pozu veren bir şahsın hâlipürmelali mizah konusu olmasının yanı sıra, 'Kadından imam olmaz.' çıkışı ve bu doğrultuda Cumhurbaşkanı adaylığı için yanıp tutuşan Kılıçdaroğlu’nun buna ne diyeceği, nasıl bir yorum getireceği hâlâ belirsizliğini koruyan bir muammadır. Sokak sokak gezip konuştuğu esnaflarımızdan istediği cevapları alamayınca kabalaşan ve kaskatı kesilen zihniyetlerin ne iyiliğinden ne iradesinden ne de demokratik nezaketinden bahsetmek mümkündür. Bir kısım tetikçi gazeteciyi ve bazı tasmalı anket şirketini maaşa bağlayan, belirli aralıklarla algı operasyonu yaptıran partilerin foyası nihayetinde ortaya çıkmıştır. Demokrasi kalpazanları, hukuk katliamcıları, millî irade dolandırıcıları zillet ittifakı çatısı altında birleşmiş ve buluşmuştur. Aziz milletimizin iradesini gasp ve rehin almak amacıyla sipariş anketleri yayımlatanların düzenbaz siyaset taktikleri ayaklarına dolanmıştır. Bilhassa Milliyetçi Hareket Partisini ve Cumhur İttifakını oy oranı bazında aşağı çekip zillet ittifakını yüksek gösteren laçkalaşmış kamuoyu araştırma şirketleri esasen dış bağlantılı hain bir kurgunun içimize kadar sızmış lejyonlarıdır. Bu köksüz anketçilerden elbette hukuk nezdinde ve maşerî vicdan eşliğinde hesap sorulacaktır. Vaki hesaptan hiçbir demokrasi infazcısı kaçamayacaktır. Türkiye’nin varoluş mücadelesini, 2023’ün muazzez hedeflerini, gücüne güç katan istikbal ve istiklal müdafaasını engelleme hevesinde olan ciğeri beş para etmez odaklar mutlaka kaybedeceklerdir. Cumhur İttifakının haklı ve haysiyetli yürüyüşü parlak bir başarının kapılarını aralayacak, bunun sonucunda Cumhuriyet’imizin yüzüncü yıl dönümü Türk milletinin muhteşem bir uyanışına vesile olacaktır. Kaldı ki sömürgeleşmiş partilerin ülkemizin önünü kesme çabası tutmayacak, zillet terazisi aziz milletimizin tarihî vakarını asla çekemeyecektir. Gerçekleri çarpıtmanın hiç kimseye bir yararı dokunmayacaktır. Türkiye bugün sağlam, sağduyulu ve millî bir iradenin marifetiyle zincirlerinden kurtulmaktadır. Son günlerde ardı arkasına sahnelenen provokasyonlar, millî birliğimizi ve dayanışma ruhumuzu hedef alan sabotajlar bizi yolumuzdan çeviremeyecektir. Bu provokasyonlardan birisi de Sümela Manastırı’nda 9’uncu kez ayin yapmak için Trabzon’a gelen Fener Rum Patriği Bartholomeos’a ekümenik yazılı Trabzonspor formasının hediye edilmesidir. Bu yürek yaralayıcı tertip skandal olmasının ötesinde tahrik, tahrip ve taciz tonu çok yüksek bir meydan okumadır.
TÜRKİYE'DE EKÜMENİK DİYE BİR KURUM VE GÖREV TANIMI YOKTUR
Trabzonsporumuza ve bu kulübümüze gönül veren muhterem vatandaşlarımıza hakaret niteliğindeki bu kepazeliğin hiçbir vicdan tarafından kabul edilmeyeceği ortadadır. Türkiye’de ekümenik diye bir kurum ve görev tanımı yoktur. Lozan Antlaşması gereğince, Fener Rum Patriği’nin siyasi ve idari işlerle uğraşmaması, ülkemizdeki Rum-Ortodoks vatandaşlarımıza ruhani hizmet vermesi hüküm altına alınırken, Fatih Kaymakamlığına bağlı bir din görevlisi olmasının dışında hiçbir statüsü de olamayacaktır. Türkiye’nin dört bir koldan tuzağa çekilerek millî ve manevi hassasiyetlerinin tahriş edilmesi etap etap ilerletilen bir kumpasın içyüzünü açığa vurmaktadır. Amaç kaos çıkarmak, kriz ortamı yaratmaktır. Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimiz üzerinde oynanan şirret oyunlar, KPSS şaibesi, etnik kimlikleri kaşıyan sinsilikler, Moody’s isimli derecelendirme şirketinin Türkiye ekonomisi hakkında kuşku uyandırma densizliği ve Azez’de Türk bayrağını yakma şerefsizliği bir kaos planlamasının birbiriyle bağlantılı olaylarından yalnızca bir kısmıdır. Türkiye’nin ufkunu perdelemek, enerjisini tüketmek, manevi direncini kırmak gayesiyle emre amade bekleyen iç ve dış odaklar eş zamanlı faaliyet hâlindedir. Fırsatçılar devrede, fesat yuvaları tetiktedir. Buna rağmen Azez’de al bayrağımızı yakma girişiminde bulunan soysuzların yaka paça yakalanmaları ve ihanetlerinin bedelini ödeyecek olmaları çok sevindirici bir gelişmedir. Bağımsızlığımızın sembolü al bayrağımıza el uzatan, egemenlik haklarımıza dil uzatan, millî varlığımıza göz koyan kim ya da kimler varsa bunun acıklı sonuçlarına en ağır biçimde katlanacaklardır. Ayrıca devası derdine yetmeyen, küçücük ve ipotekli aklıyla partimizi şiddetle bir gösteren selamsız sevimsiz Babacan’ın asıl şiddet ve dehşet faili bölücü terör örgütüne tek kelam edememesi, hatta teröristlere şirinlik taslaması düştüğü çukurun derinliğini göstermesi bakımından ibret verici bir hüsrandır. Bu şahsın muadili ve mukallit benzeri Serok Ahmet’in Suriye’de yaşayan Kürt kökenli kardeşlerimizi istismar eden ayıplı sözleri şahsıyla müsemma olan bozgunculuğa yeni bir misaldir. Türkiye’nin Suriye konusunda attığı adımlar değerli ve isabetlidir. Bu ülkede yaşayan hiç kimse, kökeni ve mezhebi ne olursa olsun ülkemizin ötekisi veya hasmı değildir. Hepsi kardeşimizdir, aramızda tarihe, kültüre ve inanca dayanan kuvvetli bağlar vardır. Dışişleri Bakanı’mızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi arasında barışın tesis edilmesi hususundaki yapıcı ve gerçekçi sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir nefestir. Bundan hiç kimsenin rahatsız olmasına gerek yoktur. Türkiye’nin Suriye ile görüşme düzeyini siyasi diyalog mertebesine çıkarması, bu çerçevede terör örgütlerinin yuvalandıkları her coğrafi alandan iş birliğiyle sökülüp atılması önümüzdeki siyasi gündem konularından birisi olmaya namzettir ve hatta ciddiyetle ele alınmaya değerdir. 2023’e kadar her alanda ve her komşumuzla normalleşme atmosferinin hâkim olması samimi arzumuz ve umudumuzdur. Üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyanın bize söylediği; çatışarak değil kucaklaşarak yaşamanın tek seçenek olduğudur. Bunu başaracak tek siyasi irade de Cumhur İttifakıdır. Gerisi sadece fasa fisodur, fuzuli ezberdir, gürültü kirliliğidir. Türkiye tarihî müktesebatının yol haritasında mesafe aldıkça, komşularıyla tutarlı, seviyeli, saygılı ve dengeli diyaloglar kurdukça, ne zillete gün doğacak ne küresel emperyalizm fırsat bulacak ne de mücavir bölgelerde terör örgütleri tutunacaktır. 2023 yılı büyük Türk-İslam asrının miladı ve misakı olacaktır. Bizimle milliyetçilik yarışına girip kutlu ceddimiz ve rahmetle yâd ettiğimiz Süleyman Şah’ın türbesiyle ilgili dedikodu yapan Kılıçdaroğlu’na asıl cevabı Türk milleti verecek, Dersim ayarlı bu şahsın gerçek yüzünü muhakkak ifşa edecektir. Bu ise yalnızca bir sabır ve zaman meselesidir."
BAHÇELİ'DEN, TERÖRLE MÜCADELEDE EDEN ASKER VE SİVİLLERE DEVLET ŞEREF MADALYASI VERİLMESİ ÖNERİSİ
MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Malazgirt Zaferi’mizin 951'inci yıl dönümünün yaklaştığı şu günlerde, terörle mücadelede eşsiz feragat ve fedakârlığı bulunan bazı isimlerin taltif ve takdir edilmesi kanaatimce çok yararlı ve yerinde bir karar olacaktır. Bu konuda makul, mantıklı ve akla yatkın en yakın yol ve yöntem de asıl sorumluluğu uhdesinde taşıyan Sayın Cumhurbaşkanı’mızın alicenap bir tasarrufta bulunmasıdır." dedi. Bahçeli, 17 Ağustos 2022 Çarşamba günü yaptığı yazılı açıklamada, şunları kaydetti:
"Terör sadece ülkemizin değil, tüm insanlığın ortak düşmanı, ortak sorunudur. Nitekim Türkiye terörden çok çekmiş, bu ağır külfet ve ihanetin çok boyutlu sonuçlarına her alanda maruz kalmıştır. Terörle huzur, terörle güvenlik, terörle gelecek arasında üçüncü bir seçenek, bir başka çıkış ve çözüm yolu aransa dahi bulunamayacaktır. Türkiye terörle imrenilecek bir şuurun refakati eşliğinde mücadele etmektedir. Teröristler tutundukları ve yuvalandıkları her sahadan sökülüp atılmaktadır. Geldiğimiz bu aşamada terörün beli kırılmış, caniler yurt içinde ve yurt dışında köşeye sıkışmıştır. Vatan ve millet bekası için şehit olup kara toprağa düşen kahramanlarımız yüreklerimizi kavursa da haklı ve meşru mücadelede en küçük taviz veya tavsama görülmemektedir. Gazilerimiz ve şehitlerimiz manevi övüncümüz olarak millî gönüllerde bayraklaşmaktadır. Hepsine şükran borçlu olduğumuz tartışmasızdır. Terörle mücadelede en önemli güç kaynağı inanç ve moral düzeyinin yüksekliğidir. Çok şükür kahraman askerlerimiz, polislerimiz ve korucularımız bu inanç ve moral gücüne ziyadesiyle sahip olmakla birlikte, muazzam bir cesaret ve dirayetle hainlerin üzerine yürümektedir. Sayın Cumhurbaşkanı'mız ve hükûmeti terörle mücadele sürecini milletimizin haysiyet, hissiyat ve hedeflerine müzahir şekilde sevk ve icra etmektedir. Son dört yıllık zaman diliminde, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin resmen uygulamaya geçmesiyle terörle mücadelede çok etkili sonuçlar alınmıştır. Bu hunhar musibet ve melanetten kurtulma zamanı gelip çatmıştır. 2023 yılı bu çerçevede tarihî bir eşik olacaktır. Devletimizin her kademesinde görev yapan asker ve sivil şahsiyetler tam bir uyum ve eş güdüm hâlinde mücadelenin akıl, azim ve ahlakıyla bilenmiş hâldedir. Cumhurbaşkanı'mızdan en alt rütbe veya mevkide görev yapan kahramanlarımıza varıncaya kadar millî birlik ve dayanışma ruhu devleşerek iç ve dış işgal cephesine darbe üstüne darbe vurulmaktadır. Malazgirt Zaferi’mizin 951’inci yıl dönümünün yaklaştığı şu günlerde, terörle mücadelede eşsiz feragat ve fedakârlığı bulunan bazı isimlerin taltif ve takdir edilmesi kanaatimce çok yararlı ve yerinde bir karar olacaktır. Bu konuda makul, mantıklı ve akla yatkın en yakın yol ve yöntem de asıl sorumluluğu uhdesinde taşıyan Sayın Cumhurbaşkanı'mızın alicenap bir tasarrufta bulunmasıdır. Nihayetinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesinde devir teslimlerin yaşanacağı ve zaferlerimizin yıl dönümlerinin ardı ardına kutlanacağı günlerde '2933 Sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu'nun 2'inci maddesinin a) fıkrasında bahsedilen 'Devlet Şeref Madalyası'nın belirlenecek siyasi ve asker şahsiyetlere Sayın Cumhurbaşkanı'mızın takdir ve tensibiyle verilmesi düşünülebilecektir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın kararı ve tevcihi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü, toplumun huzuru, birlik ve beraberliği için yurt içinde veya yurt dışında üstün feragat, fedakârlık, başarı ve yararlık gösteren muhterem isimlere 'Devlet Şeref Madalyası'nın layık görülmesi terörle mücadelenin şevk ve iradesini hem destekleyecek hem de mükâfatlandıracaktır. Elbette takdir ve yetki Sayın Cumhurbaşkanı'mızındır."
DEVLET BAHÇELİ'DEN 21'İNCİ YAŞINI KUTLAYAN AK PARTİ İÇİN ÖZEL ÇİÇEK
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 15 Ağustos 2022 Pazartesi günü Ankara’daki ATO Congresium’da düzenlenen AK Partinin 21. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen etkinlikteki törene özel çiçek aranjmanı gönderdi. Çiçeğin üzerinde AK Partinin 21’inci yaşına özel 21 adet turuncu gül yer aldı. Kırmızı zemin üstüne beyaz çiçeklerden oluşan işlemelerle yapılan çiçek sepetinin üzerine arkalı önlü 2023 adet çiçek işlemesi yerleştirildi.
DEVLET BAHÇELİ, BAŞDANIŞMANI YURDAKUL'UN KIZININ NİKÂH ŞAHİTLİĞİNİ YAPTI
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Başdanışmanı Ahmet Selim Yurdakul'un kızı İklim ve damat Taylan çiftinin nikâh şahitliğini yaptı. Yurdakul, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda; şunları kaydetti: "Kızımız İklim ve oğlumuz Taylan’ın nikâh merasimini şereflendiren Lider’imiz ve Genel Başkan'ımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi ve değerli misafirlerimize şükranlarımızı sunuyorum. Rabb'im sağlıkla mutlulukla huzurla hayırlı bir ömür nasip etsin inşallah."
ARKA ARKAYA MEYDANA GELEN TRAFİK KAZALARINDAKİ ESRAR PERDESİ ARALANMALI
MHP Genel Başkanı Bahçeli'den Gaziantep ve Mardin’de arka arkaya meydana gelen trafik kazalarıyla ilgili 21 Ağustos 2022 Pazar günü yaptığı açıklamada, "Kuşku uyandıran, akılları bulandıran, şaibeleri tırmandıran hangi açmaz tespit edilmişse mutlak surette üzerine gidilmeli, eğer varsa kazaların esrar perdesi aralanmalıdır." dedi.
Bahçeli, açıklamasında farklı il ve ilçelerde dün yaşanan kazaların milleti kedere boğduğunu ve derinden sarstığını belirtti. Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu'nun Nizip ilçesi yakınlarında meydana gelen "katliam gibi kazada", aralarında 3 itfaiye eri, 2 İHA çalışanı, 4 sağlık personelinin de bulunduğu 15 kişinin hayatını kaybettiğini, 31 kişinin yaralandığını hatırlatan Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:
"Mardin'in Derik ilçesinde freni boşalan bir tırın neden olduğu katliam gibi kazada, 20 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 26 vatandaşımız yaralanmıştır. Yine aynı günde Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde kontrolden çıkarak devrilen bir otobüste 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 38 vatandaşımız yaralanmıştır. Bir başka üzücü kaza haberi de Rize'nin Güneysu ilçesinden alınmıştır. Bir tur minibüsünün kaza yapması sonucunda 24 kişi yaralanmıştır. Bir güne sığan mezkûr elim kazalar yüreklere ateş düşürmüştür. Gerçekten de üzüntümüz çok büyüktür. Vahşet niteliğindeki kazaların çok yönlü araştırma ve incelemesinin yapılarak her ihtimalin değerlendirileceğine yönelik inancım tamdır. Kuşku uyandıran, akılları bulandıran, şaibeleri tırmandıran hangi açmaz tespit edilmişse mutlak surette üzerine gidilmeli, eğer varsa kazaların esrar perdesi aralanmalıdır."
MHP Lideri Bahçeli, insan hayatının ucuz olmadığını ve trafik terörüyle tavizsiz bir mücadelenin icra edilmesi gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Türkiye'mize hâkim olan huzur ve sükûnet ortamının ihlaline, hatta imhasına heves edenler elbette ve kesinlikle hayal kırıklığı yaşayacaklardır. 2023 yılına yaklaştıkça artan ve yaygınlaşan sisli iklim, Türk milletinin emsalsiz iradesiyle berhava edilecektir. Felaketlere karşı gösterilecek dirayet ve direniş, Allah'ın izniyle kahırdan lütuf doğuracak, kötü ve kahredici günlerin üstesinden gelinmesini sağlayacaktır. Elim kazalarda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Cenabıallah'tan rahmet ve merhamet niyaz ediyorum. Yaralılara şifalar diliyorum. Ebediyete irtihal edenlerin ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı temennilerimi hassaten iletiyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü musibetten korusun diyorum."
DEVLET BEY’İN EĞİTİM MASRAFLARINI ÜSTLENDİĞİ AYŞE SABANCALI ÜNİVERSİTEYİ KAZANDI
Osmaniye’de Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na gireceği sırada kimliğini unuttuğu için gözyaşlarına boğulan ve ailesine ulaşmaya çalışan görevli polislere “Annem de babam da vefat etti.” şeklinde verdiği cevapla Türkiye’yi ağlatan Ayşe Sabancalı, Nevşehir Kapadokya Üniversitesi Kapadokya Meslek Yüksek Okulu Çocuk Bölümüne yerleşti. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin kurucusu olduğu Osmaniye Vakfının eğitim masraflarını üstlendiği Ayşe Sabancalı, artık üniversiteli genç bir kız oldu.  Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafında yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavının ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi (TYT), sınavına Osmaniye Anadolu Lisesinde giren Ayşe Sabancalı, giriş kapısında polis ekiplerince yapılan belge kontrolünde kimliğini unuttuğunu fark etti. Gözyaşlarına boğulan Sabancalı’yı giriş kapısında görevli polis ekipleri güçlükle sakinleştirdi. Yaşadığı şokun ardından polis ekiplerine verdiği numaradan aile yakınlarıyla görüşen genç kız, kimliğinin geleceğini anlamasıyla biraz da olsa sakinleşmişti. Gözyaşları içerisinde beklerken gelen telefonla koşmaya başlayan genç kızın kimliğine kavuşma anı kameralara anbean yansımıştı. Yaşanılan olayın ardından Ayşe Sabancalı, evinin kapısını gazetecilere açtı. Teyzesinin kızı Gülhan Gürsoy ile eniştesi Erol Gürsoy ve kuzeni Zehra Gürsoy ile birlikte merkeze bağlı Dereobası köyünde yaşayan Ayşe Sabancalı’ya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli sahip çıktı. Osmaniye Vakfı tarafından eğitim masraflarının karşılanacağı Sabancalı, Devlet Bahçeli’nin burs vermesinin çok güzel bir duygu olduğunu söyledi.
BAHÇELİ’DEN VEFAT EDEN PROF. DR. ABDÜLKADİR DONUK HOCA’MIZ İÇİN TAZİYE MESAJI
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 25 Ağustos 2022 Perşembe günü vefat eden ünlü Tarihçi Prof. Dr. Abdülkadir Donuk Hoca’mız için taziye mesajı yayımladı. Bahçeli, mesajında şunları kaydetti:
“Genel Türk Tarihi alanında müstesna eserlere imza atan, akademik çalışmalarını vatan ve millet sevgisiyle perçinleyen Prof. Dr. Abdülkadir Donuk Hoca’mızın vefatından ziyadesiyle üzüntü duydum. Merhum Hoca’mız, tarihimize şuurla ışık tutmuş, pek çok gencimizi yetiştirmiştir. Ebediyete irtihal eden Prof. Dr. Abdülkadir Donuk Hoca’mıza Cenabıallah’tan rahmetler niyaz ediyor, mekânı cennet olsun diyorum. Ailesine, sevenlerine, öğrencilerine ve üniversite camiasına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.”
“MALAZGİRT ZAFERİ'NDEN BÜYÜK TAARRUZ'A KADAR GEÇEN ASIRLAR İÇİNDE BÜYÜK TÜRK MİLLETİ VÜCUT BULMUŞTUR”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 26 Ağustos 2022 Cuma günü Malazgirt Millî Parkı'nda düzenlenen Malazgirt Zaferi'nin 951'inci Yıl Dönümü Programı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un da katıldığı programla i ilgili yazılı bir açıklama yapan Bahçeli, "Malazgirt Zaferi’nden Büyük Taarruz’a kadar geçen asırlar içinde adımız, anımız ve acımız bir olmuş, birlikte gülüp birlikte ağlamanın asalet ve hissiyatı büyük Türk milletiyle vücut bulmuştur." dedi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklaması şöyle:
"Türk tarihi, birbiriyle eklemlenmiş kutlu zaferlerin ihtişamıyla süslenmiş, muazzam ve muzaffer bir millet ruhunun itibarıyla güçlenmiş ve yükselmiştir. Başka bir ifadeyle, mazi kayıtlarımıza geçen her zafer istiklal haysiyetimizin zırhı, istikbal hedeflerimizin ziyneti olmuştur. Ağustos ayı Türk milletinin zafer dualarının kabul olduğu, meydanlarda kabaran iman ve iradesinin zulüm ve zilleti yendiği bir aydır. Malazgirt’ten Otlukbeli’ne, Mercidabık’tan Mohaç’a, Büyük Taarruz’dan Dumlupınar’a kadar Türk milleti muhteşem atılımların, muazzez zaferlerin övüncüyle yoğrulmuştur. Bunlardan her birisi tarihe mühür vurmuş, hepsi de birbirini tamamlamıştır. Bilhassa 951 yıl önce fazilet ve fedakârlığın refakatiyle kazanılan Malazgirt Zaferi Anadolu’yu vatan yapan, zalimlerin hesabını bozan diriliş ve doğruluş şahikasıdır. Malazgirt Ovası’nda yalnızca iki ayrı ordu yalnızca iki ayrı devlet karşılıklı olarak mevzilenmemiş; bunlardan çok daha önemlisi hak ile batıl, iman ile ihanet karşı karşıya gelmiştir. Nitekim Malazgirt Meydan Savaşı analitik bir akılla ve derinlemesine bir bakışla incelendiğinde; siyasi, askerî, kültürel, toplumsal ve dinî boyutları açısından tamamen birbiriyle ters düşmüş iki medeniyetin nasıl bir mücadele hâlinde olduğu, nasıl bir cepheleşme içinde yer aldığı bariz şekilde görülebilecektir. Malazgirt Zaferi haklı davalarına inanmış tertemiz yüreklerin, şehadeti peşinen kabullenmiş yüce gönüllerin, mazluma dost zalime düşman kesilmiş kahraman neferlerin unutulmayacak, unutturulmayacak destanıdır. Büyük Hakan’ımız Sultan Alparslan’ın ‘Ben kendimi Allah’a adadım, benim için şehitlik de muzaffer olmak da bahtiyarlıktır.’ sözü esasen paslı kilitleri söküp atan, köhne engelleri yıkıp aşan inanmışlığın tezahür ve temin kuvvetidir. Bizans’ın asker sayısı ve silah teknolojisi konusundaki üstünlüğü kutlu ecdadımızın aklı, ahlakı, azmi ve anıtlaşmış cesareti karşısında elbette tutunamamış, nihayetinde bozgun kaçınılmaz hâle gelmiştir. 26 Ağustos 1071’de Anadolu coğrafyası asıl ve ebedî sahiplerine kucağını açmış, işgal ve ilkellik son bulmuştur. Hâlâ kıyıda köşede karanlık senaryolarla meşgul olan Bizans’ın vârisleri ne yaparsa yapsın, vatan tektir, adı Türk’tür, 951 yıldır namusumuza ve mukaddesat onurumuza emanettir, dahası asla terk edilmeyecektir. Hiçbir makûs oyun hiçbir menfur tuzak Malazgirt’in şanına leke düşüremeyecektir. Zaferlerimiz geride kalmış, tarihin bir anında donmuş ve durmuş değildir. Sultan Alparslan’ın ve kahraman ecdadımızın Anadolu topraklarına diktiği var oluş ve bağımsızlık fideleri çınarlaşmış, milletimizin ve mazlum toplumların tamamını gölgesine almıştır. Bizans’ın ve kirli emellerinin dirilmesi için faal hâlde olanlara hatırlatırım ki, Malazgirt Zaferi’nden 851 yıl sonra düşmanı önüne kattığı gibi vatan topraklarından sürüp çıkaran taarruz şuuru hâlâ milletimizin vicdanında kor gibi durmaktadır. Bu nedenle kötü ve kötürüm niyet sahipleri ayaklarını denk almalıdır. 951 yıl önce üzerinde yaşadığımız topraklara kardeşliğin ve kader ortaklığının tohumları saçılmış, asırlar içinde de kökleşmiştir. Çok şükür kökümüz sağlam, önümüz aydınlıktır. Malazgirt Zaferi’nden Büyük Taarruz’a kadar geçen asırlar içinde adımız, anımız ve acımız bir olmuş, birlikte gülüp birlikte ağlamanın asalet ve hissiyatı büyük Türk milletiyle vücut bulmuştur. Bilinmelidir ki, vatanın bedeli şehadet ve gazilikle ödenmiştir. Bu duygu ve düşüncelerle Türk tarihinin her bir döneminde, millî bekanın muhafazası için emsalsiz sorumluluklar üstlenmiş, en çetin imtihanları sabır ve vatanperverlikle geçmiş kahramanlık nişanesi aziz ecdadımızı hürmet ve rahmetle yâd ediyorum. Malazgirt Zaferi’nin 951’inci yıl dönümünde Büyük Hakan’ımız Sultan Alparslan’a, kahraman neferlerimize, Büyük Taarruz’un 100’üncü yıl dönümünde de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, ülkü arkadaşlarına ve muhterem şehitlerimize Cenabıallah’tan rahmetler niyaz ediyorum. Zafer günümüz mübarek olsun. Vatanımız sonsuza kadar var olsun."
“30 AĞUSTOS 1922 ÇARŞAMBA GÜNÜ CUMHURUN SÖNMEYECEK MEŞALESİ YAKILMIŞTIR”
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "30 Ağustos 1922 Çarşamba günü dönemin müstevlileri silindir gibi ezilmekle kalmamış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kapıları da ardına kadar açılmış, cumhurun sönmeyecek meşalesi yakılmıştır." dedi.
26 Temmuz 1922'de başlayan ve 30 Ağustos'ta zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin 100. yılında 81 ilde anma törenleri gerçekleştirildi. Vatandaşlar bayramı büyük bir coşku ve sevinç içinde kutladı.
Ankara'daki resmî kutlamaların ilk adresi Anıtkabir oldu. Erdoğan ve devlet erkânı Anıtkabir'i ziyaret etti. Anıtkabir'deki törende Erdoğan'ın yanı sıra TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile bakanlar ve kuvvet komutanları katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, Aslanlı Yol'dan yürüyerek, Atatürk'ün mozolesine geldi. Erdoğan'ın mozoleye çelenk bırakmasının ardından heyet, saygı duruşunda bulunarak İstiklal Marşı'nı okudu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, ardından Misak-ı Millî Kulesi'ne geçti. Erdoğan, burada Anıt Özel Defteri'ne şunları yazdı:
"Aziz Atatürk, şanlı tarihimizin en önemli dönüm noktalarından Büyük Zaferin 100'üncü seneidevriyesinde zatıalinizi, silah arkadaşlarınızı, Büyük Millet Meclisi'nin mümtaz üyelerini ve aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyoruz. Kahraman şehitlerimizden aldığımız ilhamla Türkiye Cumhuriyeti'ni, bizlere çizdiğiniz hedefler istikametinde ilerletmeye, başta ekonomi, savunma ve diplomasi olmak üzere her alanda güçlendirmeye devam ediyoruz. Küresel salgın krizini alnının akıyla atlatan ülkemiz, bölgesinde yaşanan çatışmaları da başarıyla yönetmekte, barış ve istikrarın yeniden tesisi için tüm dünyanın takdirini toplayan diplomatik hamlelere imza atmaktadır. Büyüyen, güçlenen, öz güveni yüksek vatandaşlarıyla birlikte mazlumların da umudu olan bir Türkiye'nin inşasını ne müstevlilerin oyunları ne de eli kanlı terör örgütlerinin saldırıları engelleyemeyecektir. Ruhun şad olsun."
Erdoğan ve kuvvet komutanları, Anıtkabir’deki törenin ardından "Türk Silahlı Kuvvetleri Günü" dolayısıyla Devlet Mezarlığı'nı ziyaret etti.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, "30 Ağustos Zafer Bayramı" dolayısıyla yaptıkları yazılı basın açıklamasında şunları kaydetti:
"Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın hak edilmiş mükâfatı olan büyük zaferin üzerinden yüz yıl geçmesine rağmen, sonuçları ve sonrasında cereyan eden siyasi ve stratejik gelişmeler mucibince ortaya çıkan mühim tesirleri sıcaklığını hala korumaktadır. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü dönemin müstevlileri silindir gibi ezilmekle kalmamış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kapıları da ardına kadar açılmış, cumhurun sönmeyecek meşalesi yakılmıştır. Sabahtan akşama kadar düşman bütün unsurlarıyla yerle bir edilmiş, tahkimat kanalları kesilmiş, meydanda kesin bir üstünlük kurulmuştur. Yunan Başkomutanı Trikupis dâhil işgalcilerin üçyüz subayı ve beşbin askeri esir alınmıştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa işte bu savaşta çamur içinde gördüğü Yunan bayrağını yerden kaldırtmış, 'Bayrak her milletin istiklal alametidir, saygı lazımdır.' demek suretiyle aslında Türk düşmanlarına unutamayacakları ahlak ve asalet dersi vermiştir. 30 Ağustos 1922 tarihinde kuşatma yarılmış, makus talih yenilmiş, felaket yılları büyük bir zaferle düğümlenmiştir. 1912’den itibaren tam on yıl boyunca biteviye devam eden zincirleme savaş ve mücadeleler dönemi Türk milletinin kahramanlıklarıyla, iman kuvvetiyle, irade kudretiyle son bulmuştur. Malazgirt Zaferi’yle Anadolu topraklarına gelen ve vatan yapan aziz millet varlığı, 30 Ağustos Zaferi’yle de hiçbir yere gitmeyeceğini, zulmete ve zillete hiçbir şekilde boyun eğmeyeceğini tarihin kayıtlarına tescillemiştir. Elbette yıllar içinde su uyusa da düşman uyumamış, boş durmamıştır. Büyük zaferimizi hazmedemeyen, taarruz gücümüzü çekemeyen, vatanımızdan süpürülmeyi kabullenemeyen, denize dökülmeyi nefislerine yediremeyen alçaklar sürüsü tahrik ve tahrip kampanyalarına bazen ara, bazen de hız vermişlerdir. Yunanistan’ın Akdeniz ve Ege’de milletimizin sabrını zorlaması, havada ve karada tacizlerini sıklaştırması esasen yüz yıllık kuyruk acısının, yüz yıldır yaşadıkları kâbusun asimetrik bir yansımasıdır. Bunun yanında, Doğu Akdeniz’de görev uçuşu yapan Türk jetlerine Girit Adası’nda konuşlu S-300 Hava Savunma Sistemi aracılığıyla radar kilidi atılması düşmanca bir muamele, ileri düzeyde bir provokasyondur. Türkiye’nin S-400 Hava Savunma Sistemi’ne tepki gösterip yaptırım kararlarını uygulamaya geçen ABD’nin Yunanistan’ın S-300 Hava Savunma Sistemi’ne sessiz kalması tam ve tek anlamıyla çifte standarttır. Küresel güç iddiasında olanlara kurşun askerlik yapan bu ülke yönetiminin Mavi Vatan haritamızla ilgili beyhude sızlanmaları da korkakçadır, aynı zamanda çelişkide bocaladıklarından dolayı yanlışı savunacak kadar bilinç kaybına uğradıklarının açık kanıtıdır. Yunanistan hükûmeti karakol devlet seviyesine indiklerini göremeyecek kadar basiretlerini kaybetmiştir. Bu kapsamda Türk ve İslam düşmanlığı Atina yönetiminin gözünü kör etmiş, terör örgütlerine verdikleri destekle de hem insanlık vicdanını hem de uluslararası hukuku hiçe saymışlardır. Dileğim Yunan halkına musallat olan mevcut hükümetin aklına başına alması, çılgınlık peşinde koşmaktan acilen ve derhâl vazgeçmesidir. Aksi hâlde ödeyecekleri bedelin 1922’nin 30 Ağustos’undan çok daha ağır olması kaçınılmaz bir hayat ve tarih gerçeği olarak tezahür edebilecektir. Mavi Vatan Türk milletinin çalınmış ve üstüne oturulmuş coğrafyasıdır. Bu dünyada hiçbir haksızlık yapanın yanına kalmayacaktır. Hak yerini elbette günün sonunda bulacaktır. Bu ise sadece bir zaman ve müsait ortam meselesidir. Biliyor ve inanıyoruz ki, umutsuzluk şeytandan, ümit etmek ise Allah’tandır. Ümitlerimiz diri, hesap defterimiz açıktır. CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın küstahça hazırlatıp billboardlarda paylaştığı 'Barışın İkinci Yüzyılı' afişleri de 30 Ağustos’un mirasını yağmalayan, İzmir’in kurtuluşunu tartışmaya açan işbirlikçilik, iradesizlik ve gayri milliktir. Söz konusu afişlerin öznesi barış değil zafer olmalıdır. Tarihe ve millî tecrübelere bakarak diyebiliriz ki, zafersiz bir barış teslimiyetçilik, barışsız bir zafer ise tedbirsizlik, temkinsizlik ve temelsizliktir. Düşmandan aman dileyen bir çürümüşün, zaferimizi barış diyerek gölgeleyen bir Megali İdea hayranının darbeci ve zalim babası gibi zillette olduğu ayan beyan ortadadır. Güzel İzmir’imiz 9 Eylül 1922’de kurtulmuştur, fakat yüz yıl sonra fiili esaret altında, zincirlenmiş halde bulunmasından mütevellit perişan vaziyettedir. Ayosofya-i Kebir Camii Şerif’in ibadete açılmasını hâlâ içine sindiremeyen, ezan sesi duymaktansa çan sesine özlem duyan iç ve dış şer cephesine Türk milleti müstahak olduğu cevabı mutlaka verecektir. Denize dökülenlerin içimize sızmış torunları ve tortuları aradıkları fırsatı asla bulamayacaklardır. Türk milleti zaferlerini kesinlikle çiğnetmeyecek, sulandırılmasına izin vermeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzüncü yıl dönümü muhteşem bir istikbalin müjdesi olmakla birlikte 30 Ağustos Zaferi’nin ilhamı ve inancıyla bezenecek, kutlu ecdadımıza ve şanlı tarihimize husumet duyan zillet ittifakı tıpkı muhasım odaklar gibi ağır bir hezimetle tanışacaklardır. Nitekim menfur ve münafık emeller için tarih tekerrür edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle Başkomutanlık Meydan Savaşı’nda nice feragat, nice fedakârlık, dökülen nice şehit kanıyla kazanılmış büyük zaferimizin yüzüncü yıl dönümünü hayranlıkla kutluyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramı münasebetiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’mizi tebrik ediyor, aziz milletimize hürmet ve muhabbetlerimi sunuyorum. Millî Mücadele’nin Lideri, 30 Ağustos 1922’nin Başkomutanı, ilk Cumhurbaşkanı'mız ve Cumhuriyet'imizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ülkü ve silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi rahmetle, şükranla ve saygıyla anıyorum. Allah hepsinden razı olsun diyorum."