Milliyetçi Hareket Partisi 52 yaşında. Genel Başkan Devlet Bahçeli: “MHP; MÜSTESNA BİR ŞUURUN AKLI, MUAZZAM BİR DURUŞUN ADIDIR”

11 Mart 2021 12:54
Okunma
29
Milliyetçi Hareket Partisi 52 yaşında. Genel Başkan Devlet Bahçeli: “MHP; MÜSTESNA BİR ŞUURUN AKLI, MUAZZAM BİR DURUŞUN ADIDIR”



Milliyetçi Hareket Partisi 52 yaşında. Genel Başkan Devlet Bahçeli:
“MHP; MÜSTESNA BİR ŞUURUN AKLI, MUAZZAM BİR DURUŞUN ADIDIR”

Ahmet Deniz AĞCA

Türk siyasetinde 52'nci yılını geride bırakan Milliyetçi Hareket Partisinin (MHP), 9 Şubat 2021 Salı günü TBMM'de yapılan grup toplantısı kuruluş yıl dönümüne denk geldi.
Grup toplantısında tarihî bir konuşma yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Ne mutlu bizlere ki, bugünkü grup toplantımız Milliyetçi Hareket Partisinin 52’nci yıl dönümüne tekabül ve tesadüf etmiştir.  9 Şubat 1969’da millet vicdanında filizlenen partimiz tam 52 uzun yıl içinde kökleşerek, gücüne güç ekleyerek, engelleri birer birer ekarte ederek bu zamana kadar ulaşmıştır. Partimizin kurucu Genel Başkanı Merhum Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş Bey’e ve ebediyete irtihal etmiş bütün dava arkadaşlarıma Cenabıallah’tan rahmetler diliyorum." dedi.
"Milliyetçi Hareket Partisi; müstesna bir şuurun aklı, muazzam bir duruşun adı ve medyunuşükran duyduğumuz bir seciyenin ahlakıdır." ifadesine yer veren Bahçeli, MHP'nin kuruluş yıl dönümü ile ilgili şunları kaydetti:
"Geçmişten geleceğe bir nehir gibi akan millî yolculuğun son yüzyılında söz sahibi olmuş Türk milliyetçilerinin ve son 52 yılına damgasını vurmuş Milliyetçi Hareket Partisinin öncelikli varlık nedeni, kahramanların taşıdığı millî bekanın yıkılmadan devamını sağlamaktır. Türk tarihinin bize yüklediği misyon budur. Bu misyon, büyük Türk milletinin elden ele taşınan mukaddes bir emaneti ve her neslin diğerine devretmek zorunda olduğu bir ata yadigârıdır. Biz, dünyanın en gözde ve en zorlu coğrafyasında yaşayan, bundan böyle de yaşamak zorunda olan bir milletiz. Ne tarihimizi ne coğrafyamızı ne de kimliğimizi değiştirme imkânına veya istediğine sahibiz. Ama hep birlikte bu gerçeklerle daha müreffeh, daha gelişmiş, daha güçlü bir geleceği inşa etmek elimizdedir. Biz bunun için varız, bunun için de var olmaya devam edeceğiz. Dünyanın, ülkemizin ve milletimizin yaşadığı sorunları ve tehlikeleri bilmeden veya yorumlamadan partimizi anlamanın mümkün olmadığı açıktır. Milliyetçi Hareket Partisinin tarihî köklerini, siyasetinin derin manasını değerlendirmekte güçlük çekenler varsa, onlara söyleyeceğim söz, milliyetçilerin hiç olmadığını varsaydıkları bir Türkiye'nin özellikle son 1,5 asrını tahayyül etmeleri ve neyin eksik kalacağını düşünmeleridir. Türk milliyetçileri olmasaydı, devrilen bir imparatorluğun altından yeni bir devlet nasıl çıkardı? Balkan Savaşlarının ıstırapları, Birinci Dünya Savaşı’nın kayıpları, Mütareke yıllarının acıları nasıl ve hangi vasıtalarla telafi edilebilirdi? Bugün bol keseden sallayan lafazan ve laçka siyasetçilerin bunlara verilecek bir cevabı var mıdır? Biliyor ve görüyoruz ki, Türk milletinin ezelî meziyetlerinden, emsalsiz faziletlerinden, yüksek kabiliyetlerinden habersiz olanların millî ve manevi değerleri bilmesi, bunlara riayet ve sadakat göstermesi hayal ötesi bir beklentidir. Bir defa herkesin kabul etmesi, değilse bile anlaması gereken husus şudur: Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye'nin lehine ve yararına olmadığına inandığı her tahrik veya her teşebbüs karşısında tek başına da kalsa sonuna kadar direnmiştir. Bu meşru direniş ve mücadele bundan sonra da aynen korunacaktır. Türkiye üzerinde plan yapanlar, milletin vermediği yetkiyi almak için kuyrukta bekleyenler, demokrasi dışı arayışlara heves edenler, aynı zamanda dış güçlerden namertçe medet umanlar, alayınızı uyarıyorum; girdiğiniz yolun sonu uçurum, akıbetiniz mahvoluştur. Cumhur İttifakı düşmeden, Milliyetçi Hareket Partisi teslim alınmadan bu vatanı bölemezsiniz, bu devleti yıkamazsınız, bu milleti karanlığa çekemezseniz. Yaparız diyen varsa hodri meydan; son neferimize kadar da mücadeleye seve seve atılmaya billahi varız ve buradayız. Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamak, millî güvenliğimizle ve iç barış ortamıyla kutuplaşmak hiç kimseye bir fayda sağlamayacaktır. İkazla hatırlatıyorum, Türkiye düşmanlarının dolduruşuna gelip maşalık görevine talip olanlar maşerî vicdan önünde sonuna kadar hesap vereceklerini unutmasınlar.”
“BUGÜN TÜRK MİLLETİ ÜZERİNDE OYUNLAR OYNANIYOR”
Bahçeli, “Bugün, Türk milletinin üzerinde oynanan oyunların başlangıcının 20. yüzyılın başındaki jeopolitik, jeostratejik senaryolarda saklı olduğunu görmeden bugünü yorumlamak zordur.” hatırlatmasında bulunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bizleri doğru bir sonuca götürecek yaklaşım, Türk milliyetçiliğinin, Türk tarihi ve Türkiye Cumhuriyeti içindeki yerinin doğru analizinden geçmektedir. Bu bizi vazgeçilmez bir gerçeğe ulaştırır ki o da ebedî vatanımızda, Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında, millî birlik ve kardeşlikle yaşamaktan başka tercihimizin olmadığıdır. Buna tamam diyen kim varsa geleceğimiz bir ve aynıdır. 21.yüzyılın rotasını çizmek, geçmiş yüzyılların acı ve tatlı tecrübelerinden sonuçlar çıkarmak ancak sorumlu, ahlaklı, millî ve dirayetli fikir ve siyaset adamlarının marifetidir. Bu marifet Milliyetçi Hareket Partisinde vardır. Bu marifet Cumhur İttifakında mahfuzdur. Partimizin 52'nci kuruluş yıl dönümünün hayırlara ve nice başarılara vesile olmasını gönülden diliyorum. Tarih boyunca Türklüğü yaşatmak uğruna hayatlarını feda eden kahraman ecdadımızı; bölücü terörle mücadele ederken şehit düşen kahraman güvenlik güçlerimizi rahmet ve minnet duygularımla yâd ediyorum. Partimizin Kurucu Genel Başkanı Merhum Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş Bey’e ve ebediyete irtihal etmiş bütün dava arkadaşlarıma Cenabıallah’tan rahmetler diliyorum. Büyük İslam düşünürü İbn-i Haldun’a göre siyaset; 'Dünyevi maslahatların celbi ve zararların defi hususunda akli düşüncenin gereğine göre halkı sevk ve idare etmektir.' Siyasetin bir başka önemli tasvir ve tanımı ise Farabi’ye aittir. Fazıl siyaset ile cahil siyaset ayrımını yapan bu büyük düşünürümüz, fazilet, saadet ve toplum kavramlarını siyasetin üç sütunu olarak değerlendirmiştir. Bu kapsamda dünyada fazilet, ahirette saadet doğru siyasetin neticesidir. Balasangunlu Yusuf’un, 'Bilgi ve akıl insan için firendir; freni olan kötü işler yapamaz.' sözü, bir yönüyle hem İbni Haldun’un hem de Farabi’nin siyaset anlayışıyla örtüşmektedir. Akıldan, faziletten, bilgiden, kültürden ve halkın öz değerlerinden mahrum bir siyasetin karmaşa ve kargaşaya hizmetkârlık yapacağı tarihî hükümlerle ve belgelerle ortadadır."
 “CHP'YE TAVSİYEM KANDİL'E DEĞİL, ANITKABİR'E BAKMASI”
"CHP'ye tavsiyem Kandil'e değil, Anıtkabir'e bakması." tavsiyesinde bulunan Devlet Bahçeli, "İzmir Büyükşehir Belediyesi, devlet içinde devlet değildir. Devlet tektir, bu devlet Türkiye Cumhuriyeti'dir. Eğer belediye dış finansman kullanacaksa bunun onay makamı Hazine ve Maliye Bakanlığıdır. İzmir'de özerklik kuruldu da bizim mi haberimiz olmadı. Kılıçdaroğlu ne yapmak istemekte, nereye varmak istemekte? Demokratik hesaplaşma vakti geldiğinde kim alnı ak, kimin boynu eğik herkes görecek." diye konuştu.
Bahçeli, Boğaziçi Üniversitesinde yapılan protesto eylemleri ile ilgili şunları söyledi:
"Türk gençliğinin heyecanlarını, duygusallıklarını, eleştirel veya tepkisel bakışlarını istismar etmek isteyen gruplar her zaman var olmuştur. İşsizliği, parasızlığı, açlığı, çaresizliği sorarım sizlere; Ülkücülerden daha iyi bilen var mı? Bunların hiçbir yasa dışı örgütlere sempatinin nedeni olamaz. Boğaziçi Üniversitesinde yasal ve meşru sınırlar içinde ataması yapılan rektörün protestosunun merkezi marjinal örgütlerdir. İnsanlık düşmanlarının değirmenin su taşıması akılla, mantıkla izah edilir mi? Kendi fikir ve düşüncenizden başka her görüşe tahammülsüzlük göstermeniz demokrasinin neresiyle bağdaşmaktadır? Kılıçdaroğlu, 'Türkiye'nin evlatlarını serbest bırakın.' diyor. Başkalarının sırtından kurban kesmesi kolay. Muhterem analar, evlatlarınıza sahip çıkın. Öğrenci başka terörist başkadır. Gençlerimiz geleceğin Türkiye'nin mimarları olacaktır. Terör örgütleriyle ilişkili olanlar suçludur. Öğrenci olmayan, yasadışı örgüt mensupları üniversite kapılarında ne arıyor? Güvenlik güçleri sessiz mi dursun? Kılıçdaroğlu diyor ki, 'Öğrenciler ne yaptı?' Boğaziçi Üniversitesi'nde fitne düzeneği kuran, olayları diğer illere taşımak için fırsat kollayan, halk hareketi çıkar mı diye bekleyen alçak ve hain bir projenin figüranıdır. Türkiye temel hak ve hürriyetleri koruma konusunda iradesini gerçekleştirdiği reform adımlarıyla göstermiştir. Mücadeleden geri dönüş düşünülemez. HDP milletvekillerinin eğitimle, öğretimle, öğrenci haklarıyla ne alakaları vardır? HDP, CHP, İP ne Geleceği ne DEVA'sı olan partilerin kaosa oynadıkları bir gerçektir. AB, ABD ve BM'nin açıklama yapması şirret bir tezgâhın varlığına işarettir. Kati Piri'nin Sarosçu Osman Kavala, terörist Demirtaş'a destek açıklaması meczupluktan ibaret. Bize göre herkes işine bakmalıdır. Hiç kimse bize demokrasi dersi veremez. Kimin ne kadar demokratik olup olmadığını dünya âlem bilmektedir."
Yeni Anayasa ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Anayasa deneyimimizin 145 yıllık mazisi vardır. Yeni hükûmet sistemiyle bu durum zorunlu hâl almıştır. Parlamenter sistemin kalıntılarını temizlemek lazımdır. Yeni bir Anayasa yazılması geniş bir uzlaşma ile sağlanmalıdır. Cumhur İttifakı olarak birlikteliğimiz çok nettir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızla görüşmemiz verimli ve yapıcı bir atmosferde gerçekleşmiştir. Anayasaların da değişime uğraması ve yeniden yazılması doğaldır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle yeni Anayasa'nın mecburiyet olduğunu göstermektedir. Bunu demokratik imkânlarla kapatma vakti gelmiştir. Bütün partilerin Anayasa'nın ilk dört maddesine bağlı bir tutumla bir araya gelmesi milletin talep ve beklentisidir. MHP yeni Anayasa sürecinde vardır, çalışmalarına başlamıştır."
Bahçeli, grup konuşması bittikten sonra gazetecilerin sorularını cevapladı. 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Eski CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında “yeniden yargılama” kararı vermesi üzerine, Bahçeli, şunları ifade etti:
"Yargıya saygımız var mahkemenin davayı yeniden görmesini de uygun buluyoruz ancak infazın durdurulmasına karşıyız. Enis Berberoğlu ile ilgili dokunulmazlığın kaldırılmasıyla alakalı fezleke komisyon ve genel kurula geldiğinde de MHP daha önceki tutum ve davranışına uygun olarak dokunulmazlığın kaldırılması yönünde oy kullanacaktır."
“KÂBE-İ MUAZZAMA'YA HAKARET EDENLERİ LANETLİYORUM”
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Boğaziçi Üniversitesindeki çirkin görüntüye sert tepki göstererek, "Kâbe-i Muazzama’ya hakaret edenleri lanetliyorum. Görülen ve görülmeyen faillerinin hukuk ve maşeri vicdan karşısında hak ettikleri cezaları bulacaklarına yürekten inanıyorum. Be hey kalpsizler, kuldan utanmıyorsanız bari Allah’tan korkun. Bizden uzak, feci sonunuza da yakın durun." dedi.
Bahçeli, Prof. Dr. Melih Bulu'nun rektör olarak atanmasına karşılık Boğaziçi Üniversitesinde yapılan protesto gösterileri ile ilgili olarak 1 Şubat 2021 Pazartesi günü Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
"Boğaziçi Üniversitesinde süregelen habis eylemler mutat ve kanuna muvafık bir Rektör atanmasına gösterilen eften püften tepkilerden maksat itibariyle farklı ve fazla anlamlar taşımaktadır. Türkiye’nin boğazını sıkmak isteyen provokatörler Boğaziçi’ne tutunmanın arayışındadır. Milletimizin hassasiyetleriyle oynamayı özgürlük, mukaddesatını hedef almayı demokrasi, toplumsal huzur ve sükûnetini baltalamayı eğitim hakkı gibi lanse ve servis eden iç ve dış mihraklar, devşirdikleri piyonlarla yasa dışı protestoları yaygınlaştırmanın amacındadır. 28 gündür ülkemizin gündeminde yer alan Boğaziçi Üniversitesi, demokratik bir hak arayışına veya masum bir öğrenci itirazına sahne olmamıştır. Bu üniversitenin kapısına öğrencinden başka her türlü haşarat ve anarşist gruplar sırayla yuvalanmıştır. Nitekim her şey ortadadır. Boğaziçi Üniversitesinin giriş kapısı kilitlenmişse, bunun nedeni terör örgütlerinin eylem ve manevra alanını daraltmak içindir. Mesele öğrenci ya da Rektör meselesi değildir. Asıl mesele üniversiteleri kapsayacak olası bir dalgalanmayı toplumsallaştırıp siyasallaştırmaktır. CHP, HDP, İP ve bunların diğer yandaş partileri Boğaziçi Üniversitesi’nde oynanan oyuna doğrudan iştirak etmişlerdir. Üniversiteye sırtlarını dönen sözde akademisyenler ise bu sakat tutumlarıyla başka bir açıdan Türkiye muhaliflerine kucak açmışlardır. Bilime sırt dönenler; karanlığa yüz verirler, karışıklığa omuz verirler, krize onay verirler, kargaşaya destek verirler. Üstelik bazı çapulcuların kutsallarımıza hakaret etmelerine de ses çıkarmazlar. Çıkarsalar kör ideolojik muhitlerince aforoz edileceklerini gayet iyi bilirler. Millete ve maneviyata sövenleri el birliği edip övenler, emel birlikteliğine heves edenler aydın değil, asalaktır. Merhum Cemil Meriç isabetle demişti ki: 'Bizim aydınımız din düşmanı değil, İslam düşmanıdır.' Acıklı olsa da ne kadar doğru bir tespit değil mi? Geçtiğimiz cuma günü, Kâbe resmi üzerine şahmeran temalı figür ve LGBT-İ temalı paçavra asılması aydınım diyen hiç kimseyi de rahatsız etmemiştir. Bu alçak olayın faillerinin ne öğrencilikle, ne eğitimle, ne ilim ve irfan gayesiyle hiçbir bağı ve bağlantıları yoktur. Kâbe’yi aşağılayanların, bu mabedimizi asırlar evvel mancınıklarla vurup yıkan Yezid’in askerlerinden, Ebabil kuşlarınca kafalarına taş yağdırılan Yemen Valisi Ebrehe ve askerlerinin durumundan, hatta 20 Kasım 1979’da Kâbe’yi işgal eden teröristlerden hiç mi hiç farkı yoktur. Kâbe-i Muazzama’ya hakaret edenleri lanetliyorum. Görülen ve görülmeyen faillerinin hukuk ve maşeri vicdan karşısında hak ettikleri cezaları bulacaklarına yürekten inanıyorum. Be hey kalpsizler, kuldan utanmıyorsanız bari Allah’tan korkun. Bizden uzak, feci sonunuza da yakın durun."
“ÜNİVERSİTELER TERÖRÜN DEĞİL BİLİMİN YUVASIDIR VE ÖYLE DE KALACAKTIR”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, aralıksız devam eden Boğaziçi Üniversitesindeki protesto gösterileri ile ilgili 3 Şubat 2021 Çarşamba günü Twitter üzerinden bir açıklama daha yaptı.
Açıklamasında, üniversitelerin terörün değil bilimin yuvası olduğunu ve öyle kalmaya da devam edeceğini vurgulayan Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:
"Boğaziçi Üniversitesi’nde Türkiye’nin sinir uçlarıyla oynanıyor. Bununla birlikte sabır ve tahammül kapasitesi test ediliyor. Üç beş şuursuz öğrenciyi paravan yapan terör örgütü mensupları ateşe körükle gidiyor. Eşkıyalar Boğaziçi’ne tutunarak ülkemize meydan okuyor. Öğrenci başka terörist başkadır. Aynısı Boğaziçi Üniversitesi’nde olduğu gibi, bu ikisi birbirine karışırsa, yani teröristler öğrenci kisvesine ve kimliğine bürünürse ne huzur ne de sükûnet kalacaktır. Bu işin şakası yoktur. Ağırlaşan meselenin hafife alınacak tarafı yoktur. Aydınım diye geçinen zavallılar, sivil toplum kuruluş hüviyeti taşıyan fırsatçılar, demokrasi ve hukuk sınırları içinde siyaset yaptığını zanneden gafiller tarihi yanlıştadır. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylara destek vermek geldiğimiz bu aşamada teröre destek vermektir. En son vuku bulan olaylarda 108 kişi emniyet güçlerimiz tarafından gözaltına alınmıştır. Bunlardan 101 kişinin söz konusu üniversiteyle ne bağı ne de bağlantısı vardır. Üstelik 79’u da DHKP-C ve TKP-ML örgüt üyesidir. Ne zamandır teröristler öğrenci olmuştur? CHP Genel Başkanı, gözaltına alınan yasa dışı örgüt üyelerine 'Çocuklarımız, öğrencilerimiz ve Türkiye’nin evlatları.' diyor. Kılıçdaroğlu ya aklını peynir ekmekle yemiş ya da iradesini ve siyasetini terör örgütlerine rehin bırakmıştır. Türkiye’nin böyle evlatları yoktur. Çocuk veya öğrenci dedikleri vandaldır, barbardır, gözlerini kan ve nefret bürümüştür. Bu tip bayağı senaryoları çok gördük. Şiddet sahnelerini geçmişte çok yaşadık. Hiç kimse heveslenmesin, Türkiye terör diline teslim olmayacaktır. Sırtlarını ajanlara, zalimlere ve karanlık çevrelere dayamış olanlar evlat değil başı ezilmesi gereken zehirli yılanlardır. Yasa dışı eylemleri diğer üniversitelere teşmil etmek için kuyruğa girenler bunun bedelini acıklı şekilde ödemelidir. Boğaziçi Rektörü kayyım değil, meşru ve hukuki tasarrufla atanmış bilim insanımızdır. Sayın Rektör asla istifa etmemelidir. Eğer aksi olursa üniversiteler tümden yönetilemez hale gelecektir. Rektörlük binasını ablukaya almaya, Rektör odasını basmaya teşebbüs suçtur. Rektörümüz, öğretim üyeleri arasından başta Rektör Yardımcılığı olmak üzere münhal bulunan görevlere lazım gelen atamaları süratle yapmalıdır. Kabul etmeyen, yazılı talimata uymayanlar derhal üniversiteden uzaklaştırılmalıdır. Nitekim taviz verilirse sonuç vahim olacaktır. Devletimizin yanındayız. Hükûmetimizin arkasındayız. Kahraman polisimizin destekçisiyiz. Öğrenci ile teröristi tefrik edecek hem tecrübeye hem de ferasete sahibiz. Türkiye düşmanlarının maşalığına talip olanlar adaletin kızgın korunda erimeye terk edilmelidir. Toplumsal barış ve huzur ortamımızı iç ve dış ayakları olan bir proje kapsamında bozmak için çalışanlara ne devletimiz ne de milletimiz müsaade edecektir. Herkes aklını başına alsın. Boğaziçi’nden bir Gezi veya 6-8 Ekim olayları ya da 15 Temmuz’un bir türevi çıkamayacaktır. 1970’li yılların başında “Boykot da bir işgal de bir” diyen meşhur devlet ve siyaset adamı hala hafıza kayıtlarımızda mahfuzdur. Sonrasında ise nelerin yaşandığı, nasıl bir felaket tablosunun ortaya çıktığı unutulmamıştır. Türkiye geriye sarmayacak, eskiye dönmeyecektir."
“EVLATLARINIZI KILIÇDAROĞILU’NUN ELİNE VE ONUN BUNUN KEYFİNE BIRAKMAYIN”
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Boğaziçi Üniversitesindeki öğrenci eylemleriyle ilgili annelere çağrıda bulunarak, “Evlatlarınıza sahip çıkın, ne Kılıçdaroğlu’nun eline ne de onun bunun keyfine bırakmayın.” dedi.
MHP Genel Merkezinden yapılan açıklamada, Bahçeli'nin Boğaziçi Üniversitesindeki protestolara ilişkin değerlendirmesine yer verildi.
Bahçeli, Boğaziçi Üniversitesinde terör örgütlerinin yasa dışı eylemlerinde kullanılan, alenen istismar edilen öğrencilerin ailelerine çağrıda bulunduğunu belirterek "Muhterem analarımız evlatlarınıza siz sahip çıkın, ne Kılıçdaroğlu'nun eline ne de onun bunun keyfine bırakmayın." ifadelerini kullandı.
BAHÇELİ, ASTRONOT YERİNE "CACABEY" İSMİNİN KULLANILMASINI ÖNERDİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Millî Uzay Ajansı tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, "Madem ki bir vatandaşımız uzaya girecek, artık astronot ya da kozmonot kelimelerine Türkçe karşılık bulmak gerekiyor. Buradan dilbilimcilerimize çağrıda bulunuyor ve diyorum ki, gelin Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım." dedi.
Bunun üzerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den Erdoğan'ın bu çağrısına cevap geldi. Bahçeli astronot yerine Cacabey isminin kullanılmasını önerdi. Cacabey,  tarihte Türk gökbilimci olarak geçiyor.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin astronot kelimesi yerine önerdiği Cacabey, Kırşehir kent merkezinde 1271 – 1272 yıllar arasında yaptırılan ve o dönemde astronomi yüksekokulu olarak hizmet veren medreseyi hayata geçiren tarihi bir kişiden geliyor.
Ceceli aşiretinin beyi olan Emir Bahaddin Caca'nın oğlu olan Cacaoğlu Nureddin Cebrail Bin Cacabey, 1240'ta Kırşehir'de doğdu. Kırşehir'e büyük hizmetlerde bulunmuş, büyük ve tarihi şahsiyettir. Adı edebileşmiş bu devlet adamı "Cacabey" adıyla ün kazandı. Selçukluların son yıllarında düzen bozulduğu için iller valiler ile yönetiliyordu. Cacabey, bir süre Tokat'ta kaldıktan sonra Kırşehir'e bey oldu. Emirhor olan Eseddedin İsyanı'nı bastırdı. Elbistan Savaşı'na katıldı. Orada Mısır Memlük Sultanı Baybars'a esir düştü. Baybars bütün esirleri serbest bırakınca Cacabey Şam'dan Kırşehir'e döndü. Emirleri ve devlet yazışmalarında Türkçe yazan Cacabey, kendi idaresinde olan Hacı Bektaş ile de ilgilendi ve onu himaye etti. Kırşehir'de bugün bir mimari anıt olarak yükselen Cacabey Medresesi'ni de yaptıran Cacabey, devrin fakültesi gözüyle bakılan bu binada Türkçe eğitimi veriyordu. Kubbesi açık ve altında bir kuyunun bulunduğu Cacabey Medresesi'nde kuyuya yansıyan yıldızlar incelenir, bunlar üzerinde araştırmalar yapılırdı. Medresede astronomi araştırmalarının yanı sıra matematik, fizik, kimya gibi konularda eğitim veriliyordu.
BAHÇELİ: KURULTAYDA GENEL BAŞKAN OLARAK ADAYIM ARKADAŞLAR
Bahçeli, 10 Şubat 2021 Çarşamba günü yapılan Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulları müşterek toplantısı sonrasında, parti kurmaylarına yönelik kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasında, partisinin kurultay tarihine ilişkin bilgi veren Bahçeli, Kovid-19 salgını sebebiyle alınan tedbirleri de hatırlatarak "Salgın şartlarının ağırlığı ve hafta sonları sokağa çıkma kısıtlamasının uygulanması nedeniyle 13. Olağan Büyük Kurultayımızın 18 Mart 2021 Perşembe günü maske, mesafe ve temizlik şartlarına titizlikle riayet eden dava arkadaşlarımızın katılımıyla yapılması kararlaştırılmıştır." dedi.
Konuşmasında kurultay sürecine de değinen Bahçeli,  yeniden genel başkanlığı aday olduğunu da açıkladı.
Bahçeli, “Eğer uygun bulursanız, davaya hizmetimin devamını arzular iseniz 18 Mart'ta yapılacak kurultayda genel başkan olarak adayım arkadaşlar." diye konuştu. Bahçeli’nin bu açıklamasını toplantıya katılanlar büyük bir coşku ve heyecan içinde dakikalarca ayakta alkışladı.