Bahçeli'den, terörist Demirtaş'ın kitabı ile ilgili CHP'ye sert eleştiri: "ÇADIR TİYATRONUZU YA GİDİN KANDİL'DE KURUN YA DA PENSİVANYA'YA AÇIN"

15 Şubat 2020 10:29
Okunma
834
Bahçeliden, terörist Demirtaşın kitabı ile ilgili CHPye sert eleştiri:  ÇADIR TİYATRONUZU YA GİDİN KANDİLDE KURUN YA DA PENSİVANYAYA AÇIN

Bahçeli'den,terörist Demirtaş'ın kitabı ile ilgili CHP'ye sert eleştiri:

 

"ÇADIRTİYATRONUZU YA GİDİN KANDİL'DE KURUN YA DA PENSİVANYA'YA AÇIN"

 

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) GenelBaşkanı Devlet Bahçeli, cezaevinde bulunan terörist Selahattin Demirtaş'ınkitabı ile ilgili olarak CHP'ye yönelik sert eleştirilerde bulundu.

Bahçeli, "Terörist Demirtaş'ın Devranisimli sözde kitabından tiyatro oyunu çıkarıp buna övgü düzenler bu milletinruh köküne yabancı olanlardır. CHP'ye diyorum ki, çadır tiyatronuzu ya gidinKandil'de kurun ya da Pensilvanya'ya açın." dedi.

Rahatsızlığı sebebiyle yaklaşık 6 aysüreyle grup toplantıların ara veren MHP Lideri Bahçeli, 14 Ocak 20020 Salıgünü TBMM'de partililere seslendi. Büyük bir kalabalığa hitap ederek tarihî birkonuşma yapan Bahçeli, "Düşmemizi bekleyenler daha çok bekleyeceklerdir.Kumpasçıların, kurnazların, sahte kurtarıcıların hevesleri kursaklarındakalmaya mahkûmdur. Ecel aman verdiği müddetçe alayı gelsin bu cepheyiyıkamazlar. Biz Ülkücü doğduk, Ülkücü yaşadık, vakti geldiğinde de Ülkücüolarak öleceğiz." diye konuştu.

MHP liderinin sık sık alkışlarla kesilenkonuşması sırasında bazı partililerin duygulanarak gözyaşı döktüğü dikkatçekti.

Konuşmasına, "Yeni yılın bu ilk grup toplantısınınnice güzelliklere kapı aralamasını Rabb’imden niyaz ediyorum." diyerekbaşlayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Uzun bir aradan sonra Meclis GrupToplantımıza katılan her kardeşime her dava ve yol arkadaşıma taşkın bir selgibi kalbimden kopup gelen en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Tedavisürecim boyunca arayan, soran, dua eden, şifa dileyen, mesaj gönderen, halisaneduygularla iyi niyetlerini paylaşan herkese en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum.Ne mutlu bizlere ki, duanın gücüyle, doktorlarımızın güvenli dokunuş ve müdahaleleriyleburadayız, son nefesimize kadar da burada sizlerle birlikte olacağız. Derdiveren Allah Şafi sıfatıyla şifayı da vermiştir. İmanımız budur, inancımızbudur, ihtiramla bekleyip itinayla gözlediğimiz de bu şekildedir. Hiç şüphesizen iyisini bilen Allah'tır. İlk nefesimizle son nefesimiz arasında geçen hayatserüveninin her safhası onurla yazılmışsa, şerefle mühürlenmişse, dürüstlüklemüjdelenmişse, ahlakla süslenmişse bizden daha bahtiyarı daha bahadırıolmayacaktır. Derler ki, kader gayrete âşıktır. Gayret edeceğiz, garaz vegaileleri birlikte aşacağız. Sabredeceğiz, musallat olan musibetleri berabercealaşağı edeceğiz. Adımlarımızı isabetle atıp yürüyüşümüzü ağız birliği ve ahenkiçinde sürdüreceğiz. Gazali diyor ki; aklı bir kenara itip sırf eskileritaklitle yetinmeye çağıran kimse cahildir. Yalnızca akılla iktifa edipmaneviyatı ve maşerî vicdanı dışlayan da yanılmıştır. Çok şükür ne cahiliz, nede yanılanlar arasındayız. Nehri tersinden akıtmaya çalışanlarla akıntıya karşıkürek çekenlerden olmayacağız. İçtenlik ile nezaket birleşmedikçe zarafet,yetenek ile çaba birleşmedikçe de marifetin yeşermeyeceğini bileceğiz. Vaat ilevait arasında sıkışmış sessiz milyonların umut pırıltısıyız, ufuk ışığıyız, bumücadelemizi de kararlılıkla devam ettireceğiz. Demir tavında dövülür, topraktava gelince ekilir, zamanı okuyan, çağı yorumlayan, tohumu çatlatan, filizfiliz büyüyüp, dalga dalga yayılan bir fikrin önünde de hiçbir muzır ve muhalifgüç duramaz. Düşmemizi bekleyenler Allah’ın izniyle kurumuş ağaca dönecekler,daha çok bekleyeceklerdir. Tuzak kuranlar bilmelidir ki, tuzakçılara tuzakkuran vardır, Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Kulisçilerin,komplocuların, kumpasçıların, kurnazların, kundakçıların, kuduzların,kuralsızların, kuklacıların, sahte kurtarıcıların hevesleri kursaklarındakalmaya mahkûmdur. Bunlar ya bizi tanımıyorlar ya da tanıma ve tarif etmeyanlışına kapılıyorlar. Eğer yürek yemedilerse eğer meydanı boş zannetmedilersekesinlikle yiyecekleri kurtpençesiyle titreyip kendilerine gelecekler,arkalarına bakmadan da kuytu yerlere saklanmak zorunda kalacaklardır. Şehit vegazi yuvası Milliyetçi Hareket Partisi üzerinde hesap yapılmaz. Yarım asrı aşanbir millet şaheseri üzerinde karalama ve kurcalama yapılamaz. Sağlığım üstündenspekülasyona yeltenenler, kötü dilek ve temennilerini açıktan veya şifrelimesajlarla servis edenler bilmelidir ki, biz şer ve şekavet kişilere değil erkişilere, edepli ve erdemli gönüllere bakarız. Daha önce de söyledim, duaedenler bela okuyanlardan fazla olduktan sonra ne fırtınalardan korkarız ne defelaketlerden kaçarız. Ecel aman verdiği müddetçe alayı gelsin, bu cepheyiyıkamazlar, millet ve vatan sevgimize gölge edemezler. Çünkü biz Ülkücü doğduk,Ülkücü yaşadık, vakti saati geldiğinde de Ülkücü olarak öleceğiz. Alın yazımızbudur, bu kader çizgisi ezelden ebede Türklüğün bekasına başını koyan hermümtaz ve muhterem insanın şaşmaz ve sapmaz istikametidir. Milliyetçi HareketPartisi inanmış dava insanlarının elden ele, nesilden nesile kahramanlıklataşıdığı muazzam yadigârdır."

 

DAVAMIZHAK, HAKİKAT VE İLAYIKELİMETULLAH DAVASIDIR

 

Konuşmasında zaman zaman merhum NihâlAtız'dan dizeler okuyan Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi bedeli kanla,canla ödenmiş, kaynağını Türk-İslam ülküsünde bulmuş Türk milliyetçiliğinin,Türk milliyetçilerinin anıtıdır, andıdır, ahdidir. Kötü sözler muhataplarınaaittir. Kaldı ki iftira ve isnatları onların alınlarına çıkmayacak derecedekazınacaktır. Hiç kimse bize bizi anlatmasın, karanlığa gizlenip soysuzlukyapmasın. Biz birbirimizi biliriz, aynı zamanda hasım ve hayâsızları da bilir,hafızamıza tek tek not ederiz. Özellikle belirtmek isterim ki, kötü düşünceler,kötürüm niyetler, köksüz hedefler sahiplerine aynen dönecek, insan içineçıkamaz hâle getirecektir." ifadesine yer verdi.

Bahçeli, şunları kaydetti:

"Milliyetçi Hareket Partisine ölümfermanı yazanlara unuttukları bir hususu hatırlatayım: Davamız dualıdır.Davamız hak davasıdır, hakikat davasıdır, İlayıkelimetullah davasıdır. Cihanyıkılsa emin olun çatımız sarsılmayacaktır. Biz Milliyetçi Hareket Partisiyiz.Biz Türkiye sevdalısı cesur yürekleriz. Biz Türk milletine mensubiyeti şerefyapgören muazzez ve müstesna dava insanlarıyız. Allah birliğimizi bozmasın. AllahÜlküdaşlık ve dava hukukumuzu zedeletmesin. TBMM’de yüksek bir şuurlasorumluluklarını yerine getiren her milletvekili arkadaşımı bu vesileylekutluyorum. Düzen, disiplin ve dengeli şekilde gerek komisyon çalışmalarındagerekse de genel kurul faaliyetlerinde tavsamadan, taviz vermeden, tahriklerekapılmadan duruş gösteren her milletvekili arkadaşımla iftihar ediyorum.Milliyetçi Hareket Partisine yakışan bir vakarla demokrasi ve millet göreviniziyaptınız, buna da devam ediyorsunuz. Sağın solun menfi telkinlerine aldırışetmeden, sosyal medya oyunlarına kulak asmadan, sataşmalara ve saldırılarasoğukkanlı kalarak karşılıklı hürmet ve dikkatle davamızı temsil ediyorsunuz.Şahsen sizlerden razıyım, Allah da razı olsun diyorum. Hepinize ayrı ayrıbaşarılar diliyor, Milliyetçi Hareket Partisinin neleri hangi sınır ve ölçüleriçinde yapacağını göstermeye devam etmenizi samimiyetle rica ediyorum. Bugün 49kişiyiz. Ne gam ne tasa. Gün gelecek, hesap dönecek, kaldı ki millet tamamdiyecek, inanıyorum ki salonlardan taşacağız, parmakla bile sayılmamız mümkünolmayacaktır. Yorulmadık ki yarıştan düşelim. Kaybetmedik ki mücadeledenvazgeçelim. Yapacağız, başaracağız, ülkülerimizin peşinden ayrılmadan zorluğa,zorbalara, zillete, hıyanete ve rezaletlere karşı harbilikle, hasbiliklemücadele edeceğiz. Bu yolda da hep birlikte ve kucaklaşma hasletiyleyürüyeceğiz."

 

LİBYA'YLAYAPILAN ANLAŞMA İLE AKDENİZ'DEKİ EZBERLER BOZULMUŞTUR

 

Bahçeli, "Bildiğiniz gibi 10-11-12Ocak 2020 tarihlerinde Merkez Yönetim Kurulu-Milletvekilleri ve İl BaşkanlarıOrtak Toplantımızı Ankara’da gerçekleştirdik." hatırlatmasında bulunduktansonra, şunları söyledi:

"Partimizin yetkili kurul ve organlarıbir araya gelerek ülkemizi, bölgemizi ve dünyayı ilgilendiren konulardadeğerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yapmıştır. Milliyetçi Hareket Partisihadiselerin akış ve ilerleyişi hakkında donanımlı, deneyimli ve hazırlıklıdır.Var olan her soruna karşı tutarlı bir düşüncemiz, ilkesel bir duruşumuzmevcuttur. Mufassal açıklamalarımız, mahut ve malum tespitlerimiz bunun delilve belgesidir. Fazilet ve fikriyatın eşlik etmediği her eylem türü, hermücadele şekli maceradır, az ya da çok şiddet yüklüdür. Türkiye’yi çembere alanşiddet ve ihanet akımının fikri de zikri de karışıktır, kaotiktir, bulanıktır.2019 yılında Türkiye yüksek bir beka mücadelesi vermiş, zalim kuşatmayı yarmakiçin olağanüstü bir azim ve çaba sergilemiştir. Maalesef hem bölgemiz hem deküresel sistem huzursuzluk sarmalındadır. İnsan haysiyeti, insan hakları,insani emanetler ucuzlamış, belirsizlik ve bilinmezliklerin kuyusunda küllenmeyeve küflenmeye bırakılmıştır. İstanbul’da katledilen Cemal Kaşıkçı vakası,Bağdat’ta hava saldırısıyla öldürülen Kasım Süleymani, 176 insanı taşıyan biryolcu uçağının kazaen vurulması, kanlı ve vahşi hesaplaşmalara kurban gidenmazlumlar, azgınlaşan terörist saldırılar beşerî vicdanı kaygılandırmıştır. Güçmücadeleleri insani kazanım ve mirasa kastetmektedir. Daha fazla petrol içindaha çok insan ölüme terk edilmektedir. Dünyadaki çatışma alanları hakikatenalarm verici düzeyde koyulaşmış, yaygınlık ve yoğunluk kazanmıştır. Bombayıeline alan, silahı beline kuşanan ya cinayet nöbetine girmekte ya da ihanetdevriyesine çıkmaktadır. Suriye’de yaşananlar, Libya’da sahnelenenler, Irak veİran’a ambargo koyan ilkellikler başka bir şey düşünmemize manidir. Allah’tanTürkiye ve Rusya’nın ortaklaşa mücadele ve müdahalesiyle Libya’da şimdilikateşkes çağrıları karşılık bulmuş, darbeci Hafter de ikna edilmiştir. İdlib’detesis edilen ateşkes rejimi sevindirici olmakla birlikte henüz tam olgunlaşıptemellenmiş değildir. Sayın Cumhurbaşkanı’yla Putin’in görüşmeleri, Moskova’yagiden Dışişleri Bakanının Libya’daki taraflarla temas trafiği ve uzlaşmaarayışları memnuniyet vericidir. Türkiye atak ve aktif bir dış politikaaracılığıyla her meselede söz hakkını sabırla kullanmış, nihayetinde sabrınınmeyvelerini toplamıştır. Aynı zamanda enerji diplomasisi vasıtasıyla, TANAP veTÜRKAKIMI Projeleri ülkemizin ağırlığını belirgin ölçüde arttırmış, arzgüvenliği açısından merkez hâline getirmiştir. TANAP Projesi 30 Kasım 2019’daEdirne’ye ulaşmıştır. Enerjinin ipek yolu açılmıştır. Rusya’daki geniş doğalgaz rezervlerinin Türkiye üzerinden Balkanlar ve Orta Avrupa’ya taşınması daelimizi güçlendirmiştir. Rekabetçi ve stratejik konumumuz Türkiye’nin manevraalanını genişletmiştir. Türkiye doğru zamanda doğru politikalarla pozisyonalmış, güçlü iradesini göstermiştir. Çevremizde dünya yeniden kurulurken,haritalar yeni baştan çizilmektedir. Libya’yla yapılan anlaşma ile Akdeniz’dekiezberler bozulmuş, tabular yıkılmış, güç kaymaları yaşanmıştır."

 

LİBYATEZKERESİ CHP, HDP, İP VE SP'Yİ AYNI ANDA ZIVANADAN ÇIKARMIŞTIR

 

Libya'ya yapılan anlaşma hakkındadeğerlendirmelerde bulunan Bahçeli, şunları belirtti:

"Bu anlaşmanın özeti şudur: İki ülkearasında petrol ve doğal gaz çalışmalarında deniz yetki alanı şeridi çekilmiş,bu şerit Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin alanını daraltmıştır.Türkiye olarak, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelerin tespitinde anakaraların belirleyici olduğu tezini savunduk, bu tezin ardında durduk. Bunedenle Dışişleri Bakanlığı 'hakça paylaşım ilkesi' temelli Doğu Akdeniz yetkialanlarını içeren haritayı 13 Kasım 2019’da BM’ye bildirmiş, çok geçmedenYunanistan ve AB bu haritaya pervasızca itiraz etmişlerdir. Türkiye ileLibya’nın denizden birleşmesi, Doğu Akdeniz’in iki yakasının bir araya gelmesibölgesel dengelerin yeniden kurulmasını sağlamış, Fransa’dan Birleşik ArapEmirlikleri ve Mısır’a kadar bildik ülkeleri telaşlandırmıştır. Doğu Akdeniz’deenerji kaynakları üzerine anlaşma üstüne anlaşma yapılırken, ittifaklarderinleşip genişlerken Türkiye ne yapacaktı, aleyhine olan gelişmelere sessizve seyirci mi kalacaktı? Libya konusu bizim için siyasi ve dış politikakonusunun yanında tarih, coğrafya ve gelecek konusudur. Doğu Akdeniz’de ülkemizisıkıştırma ve çevreleme planı Libya Mutabakatıyla çöpe atılmış, yeni birjeostratejik denge ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Tobruk merkezli Hafter’idestekleyen ülkeler meşru ve tanınmış Libya Ulusal Mutabakat Hükûmetini yıkmakiçin kuyruğa girmişlerdir. Libya’ya asker gönderilmesini esas alan Tezkere’nin2 Ocak 2020’de TBMM’de kabulü düşmanları çatlatırken, CHP’yi, HDP’yi, İP’i,SP’yi aynı anda zıvanadan çıkarmıştır. Türkiye’nin menfaatlerini, tarihîhaklarını, egemenlik çıkarlarını savunmaktan âciz düşenler bize ne söylemeye,neyi anlatmaya çalışıyorlar? Buzlu camın ardından, dikiz aynasına bakarak neyigörmeye ve göstermeye çabalıyorlar? Türkiye’nin deniz yetki alanının BatıAkdeniz’e kadar uzanmasına, dayatmalar ve zorlamalara boyun eğmeyen bir siyasi iradeninvarlığına tepki ve karşı çıkış zillet değil midir? Rezalet değil midir? Böylesibir tutum vatanseverlikle nasıl bağdaşacaktır? Kılıçdaroğlu biliyorsa söylesin,Orta Doğu’da olmadan, Libya’daki kanamayı dindirmeden, Misakımillî emniyet veesenliğe kavuşturulmadan Anadolu’da nasıl tutunacağız? Barbaros HayrettinPaşa’nın 482 yıl sonra tekrar dönüşü bu CHP’yi niye ürkütüyor? Niyegocunduruyor? Neden sızlandırıyor? Akdeniz’de sahne alan güç oyunlarının içineTürkiye’nin girmesi zilleti niye kızdırıp kahrediyor? Emri kimden alıyorlar?Kimin nam ve hesabına huşunet ve husumet akını düzenliyorlar? CHP kimintarafındadır? Doğu Akdeniz’deki varlığımızdan Yunanistan rahatsız. Rum yönetimirahatsız. Hafter rahatsız. Sisi rahatsız. Suudi Arabistan ve Birleşik ArapEmirlikleri veliahtları rahatsız."

 

KÖPRÜYAPILIR YIKMAK İSTERLER, TÜNEL YAPILIR KAPATMAK İSTERLER

 

"Doğu Akdeniz'deki varlığımızdan şutuhaf işe bakınız ki, Kılıçdaroğlu da rahatsız." diyerek şaşkınlığını dilegetiren Bahçeli, grup konuşmasına şöyle devam etti:

"İP desen CHP’ye dolanmış, HDP’yeulanmış, çıkar lobilerine dayanmış. Libya’da ilan edilen ve taraflarca kabuledilen ateşkes bölgesel huzur ve istikrar açısından mühim bir kazanımdır. AncakCHP bundan bile rahatsızdır. Merhum Menderes yol yapmış, bu CHP uçak mıindireceksiniz diyerek takoz koymaya çalışmıştı. Merhum Demirel İstanbul’a ilkköprüyü dikmiş, bu CHP köprüden mutlu azınlığın ve zenginlerin geçeceğini ilerisürmüştü. Keban Barajı için kazma vurulmuş, inşaat başlamış, bu CHP neyapacaksınız barajı, kurbağa mı yüzdüreceksiniz demiştir. Kanal İstanbulgündeme gelmiş, aynı CHP yaptırmam demiştir. Köprü yapılır yıkmak isterler,tünel yapılır kapatmak isterler, denizin altından yol açılır, ray döşenir negerek var derler, niye ihtiyaç duydunuz, ihaleleri kime verdiniz diye tahripetmek isterler. Yerli ve millî silah sanayinin gelişmesi için saygıdeğerteşebbüslerde bulunanlara yalan yanlış, çürük çarık, eksik gedik ifadelerlesaldırıp kara çalarlar. Bu CHP’de hayır yoktur. Bu İP’de umut yoktur. BuHDP’nin patenti ve paleti Kandil’dir. Tarih tereddüt edenlerin sebep olduğuonlarca felakete şahittir. Üzerinde yaşadığımız geniş coğrafyalarda tereddütedenin sözü orta yerinden kesilmektedir. Bu kapsamda CHP itimat, itibar veinandırıcılığını kaybetmiş Türkiye’nin karşısına geçmiştir. Dünya petrolrezervinin %12’sine; altın, elmas, kobalt ve uranyum gibi stratejik madenleresahip Afrika’nın küresel güç odaklarının, emperyalist oluşumların yeni adresihâline geldiğini bilmezler, hegemonya yarışından anlamazlar. Ama sıra yalanageldi mi bunlar gibisi yoktur. Gündüz elinize bir fener alsanız bile bu CHP’ninhiçbir yöneticisini bulamazsınız, göremezseniz. Pinokyo  âdeta bunların yanında masum kalır. Esad,Hafter ve Sisi için neredeyse fan kulübü açacak, taraftar grubu oluşturacak,hayran kitlesi kuracak kadar ahlaki eşikleri yıkmışlar, akıl tutulmasıyaşamışlardır. Kılıçdaroğlu’na ve CHP’li yöneticilere diyorum ki; Türkiye’ninhak ve çıkarlarını savunmak, bekasına destek olmak korkmayın sizi MHP’li veyaAK Partili yapmaz, sadece adam yapar, sadece yerli ve millî insan yapar. Vatanve bayrak sevgisi sizi yoldan çıkarmaz, aksine yola getirir. İnsanın bedenindeameliyat yapmak için bayıltmak, CHP’nin ruhunda yapmak için de ayıltmaklazımdır. Hani korku siyaseti diye konuşup duruyorlar ya, alayı kuyrukluyalandır, sahtekârlıktır, müfteriliktir. Kabuktan öze inemeyenler, zarftanmazrufa ulaşamayanlar, karakterlerinde öz güven, kişiliklerinde öz değer eksiğiolanlardır."

 

AKIL,MANTIK, AHLAK VE FEDAKÂRLIK CHP'DE TÜKENİP KAYBOLMUŞTUR

 

Bahçeli; siyasetin akıl, mantık, ahlak vefedakârlık işi olduğunu hatırlatarak, CHP'ye yönelik eleştirilerini şöylesürdürdü:

"Bunların hepsi CHP'de tükenipkaybolmuştur. Terörist Demirtaş’ın Devran isimli sözde kitabından tiyatro oyunuçıkarıp buna övgü düzenler bu milletin ruh köküne yabancı olanlardır. CHP’yediyorum ki, çadır tiyatronuzu ya gidin Kandil’de kurun ya da Pensilvanya’yaaçın. Emin olun kapalı gişe oynatırsınız, hasılat rekorları kırarsınız. FakatMüslüman mahallesinde salyangoz satmayın, satmaya kalkışmayın, zirasattırmayız, müsaade etmeyiz. Diyeceklerim Kılıçdaroğlu’nun kulağını küpeolsun, aksi hâlde Türk milleti bu siyaset ucubesini affetmeyecek, bulduğu ilksandıkta da bedelini ödetecektir. 2019 yılının Türk ve İslam âlemi başta olmaküzere insanlık için huzur, barış ve esenlik içinde geçtiğini söylemek mümkündeğildir. 2020 yılı da bu açıdan maalesef ümit verici görünmemektedir.Özellikle tek kutuplu dünyadan çok kutupluluk arayışının sancıları, enerji vesu üzerine kurgulanan gelecek senaryolarının yarattığı çatışmalar iledünyamızın geri kalmış bölgelerinde yaşanan kaostan zarar gören yüz milyonlarcainsanın trajedileri hepimizi derinden üzmektedir. Günümüzde dünyadaki refahın%82’si dünyanın en zengin %1’nin elindedir. Şu çarpıklığa bakınız ki, dünyadaservet sahibi 26 kişinin mal varlığı 3,8 milyar insanın gelirine eşittir. 1,8milyon insan yoksuldur. Dünyadaki toplam nüfusun yaklaşık %23'üne tekabül edenyoksulların yarısı 18 yaş altıdır, üçte biri ise 10 yaş altı çocuklardanoluşmaktadır. 10 yaşından küçük 400 milyon çocuk sefalet şartlarına mahkûmdur.Sayıları 800 milyonu bulan insan açlık sınırındadır. Dünya GSYİH’si 80 trilyondoları geçmiştir, fakat gelir ve servet dağılımı adaleti günden güne eriyipbuharlaşmıştır. Suriye, Irak, Libya, Yemen ve Güney Sudan’da devam edençatışmalar, milyonlarca kişinin acı çekmesi ve yerinden edilmesine nedenolurken, Karayipler'de doğal felaketler ile Afrika Boynuzu'ndaki kuraklık vegıda güvensizliği çok sayıda kişinin hayatını son derece olumsuz etkilemiştir.Dünya adaletsizlik, kıtlık, çatışma, açlık, yolsuzluk, eşitsizlik, gelirsizlik,terör sorunlarının içine gömülmüştür. Karmaşık slogan ve parlak makyajla takdimedildiğinin aksine, insandan uzak bir değerler sisteminin dayatıldığı; hak,adalet, paylaşma ve barışın çok uzakta olduğu bir insanlık sürecindeyiz.Yüzyıllardır süren milletler mücadelesi, bugün yeni bir perspektif ile ve tümacımasızlığıyla devam etmektedir. Günümüz dünyasında geleceği belirleyen güçleraynı zamanda küresel egemen güçlerdir. Özellikle, yakın çevremizde yaşanantoplumsal krizler, suikastlar, sabotajlar, komşu coğrafyalardaki insanlıkdramları yalnızca bu bölgeyi değil bütün dünyayı etkileyecek bir aşamayaulaşmıştır."

 

MİLLİYETÇİHAREKET PARTİSİ KUTSAL BİR GÖREVLE KARŞI KARŞIYADIR

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,"Üzülerek belirtmeliyim ki, gelişme yolunda alınan mesafeye rağmen Türkdünyası ve Müslüman toplumlar, ellerindeki büyük kaynakların ve sahip olduklarıbeşeri potansiyelin çok altında bir etki ile dağınık, uyumsuz ve içe kapanıkbir görüntü sergilemektedirler." ifadesine yer vererek, konuşmasınınsonunda şunları kaydetti:

"Küresel bir barışın, hakkaniyetin,adaletin ve paylaşımın hâkim olmasını dilediğimiz bu sürece, gerçekçiyaklaşımla baktığımızda, bu coğrafyaya liderlik edebilecek, örnek ve modelolabilecek yegâne ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğu görülecektir. Yeni DünyaDüzeni denen tehdidin önündeki en büyük engel millî devletler ve güçlü milletoluşumlarıdır. Bu nedenle küreselleşme, millî devletlerdeki yönetim iradesininmillet üstü birliklerle ve güçlerle paylaşılmasını dayatmaktadır. Takdiredersiniz ki, bu paylaşma, elbette ki egemen gücün lehine, mahkûm milletinaleyhine gerçekleşecektir. Ancak, bu asimetrik etki aslında milliyetçiliğinyükselmesinin de bir dayanağıdır. Küresel aktörler açısından, ülkelerdekiyükselen milliyetçiliğin kırılması; dil, din veya mezhep farklılıklarınınderinleştirilmesi ve bunların üzerinden minyatür, garnizon veya federaldevletlerin oluşturulması hedeflenmiştir. Ancak maksadı ne olursa olsun,küresel sömürünün, küresel emperyalizmin önündeki en önemli engel millî devletyapısı ve bu yapının temel taşı olan milliyetçiliktir. Başka bir deyişle, birmilletin yükselişinin dayanağı, milliyetçi düşünceler, millî kimliğin gücümillî devletin sağlamlığıdır. Küresel gelişmelerin bir figüranı değil başaktörüolmayı hedefleyen milliyetçi projeler, yalnızca Türkiye’yi değil soydaşlarımızıve müşterek kültür dairesinde yaşayan mazlum milletleri de kurtaracak yeni biranlayışı temsil edecektir. Buradan çıkarılması gereken sonuç, çoğulcu yeni birdünya sistemine duyulan ihtiyacın giderek artmakta olduğudur. Bugün insanlık,çevre sorunundan enerji sorununa, bulaşıcı hastalıklardan adalet sorunlarınakadar karşı karşıya bulunduğu tehlikelerle ortak bir kaderi paylaşmaktadır.Dünyayı daha yaşanır bir yer hâline getirebilmek, Afrika'dan Amerika'ya, Asya’danAvrupa’ya kadar yerkürenin her köşesinde yaşayan bütün insanlık için ortak biramaç hâline gelmelidir. Bu anlayış, bir yönüyle Türk milliyetçilerine düşentarihî bir görev ve sorumluluğu ihsas ve işaret etmektedir. Aynı zamanda cihandevleti kurmuş olan atalarımızdan kalan yönetim mirasının gereğini yapmakboynumuzun borcudur. Türkiye bu sorumluluğu yerine getirecek yeterliliktedir,cumhur ittifakı da Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle parlak başarı vezaferlere imza atacak inanç ve muktedir iradeye haizdir. İlhamını ve sevgisinibüyük Türk milletinden alan Milliyetçi Hareket Partisi devlet ve milletimizinbekası için dünden daha önemli ve kutsal bir görevle karşı karşıyadır. VeCenabıallah’ın izniyle bu kutlu görevi başarıyla yerine getirecektir. İnancımız,kararlılığımız ve hedefimiz bu yöndedir."