TOPER: HAYDUT DEĞİLİZ AMA GEREKTİĞİNDE CELLAT OLMASINI DA BİLİRİZ

11 Eylül 2019 19:42
Okunma
52
TOPER: HAYDUT DEĞİLİZ AMA GEREKTİĞİNDE CELLAT OLMASINI DA BİLİRİZ

TOPER: HAYDUT DEĞİLİZ AMA GEREKTİĞİNDE CELLAT OLMASINI DA BİLİRİZ


Türk Hukuk Enstitüsü Başkanı ve Eski Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Milletvekili Aday Adayı Avukat Tarkan Toper, İP Genel Başkanı Meral Akşener’i Ülkücü ve milliyetçileri hedef alarak söylediği “haydut” lafına sert tepki gösterdi.
Toper “Biz Ülkücüler haydut değiliz ama Türk milliyetçileri ve Türk milletinin tüm düşmanlarına karşı gerekirse cellat oluruz. Haydut değiliz ama gerektiğinde cellat olmasını da biliriz. Kimse haddini aşmasın.” dedi.
Avukat Tarkan Toper, konu ile ilgili dergimizin sorularını cevapladı.

Sayın Başkan, geçtiğimiz günlerde yapılan partisinin kongresinde Meral Hanım’ın Ülkücü ve milliyetçileri hedef alan “haydut” nitelemesi ile ilgili bir değerlendirme yapar mısınız?

Ben de geçmişte Ülkü Ocakları yöneticiliği yapmış biriyim. Eski bir Ülkü Ocaklıyım. Meral Akşener'in Ülkü Ocakları ve Milliyetçi Hareket camiasını hedef alan bu sözlerini tasvip etmek mümkün değil. Tabii camiamız da hak ettiği gerekli tepkileri veriyor. Sayın Genel Başkan’ımız en hafif tabirle şerefsizlik olarak yorumladı. Bu kişinin kongrede niçin böyle konuştuğunun siyasi amaçlarına da bakmak lazım. Benim kişisel yorumum şu: Meral Akşener ve yanındaki ekip Ülkücülerle birlikte yola çıktı. Mevcut partisini Ülkücülerle kurdu, fakat daha sonra iş birliği içinde olduğu partiler CHP ve HDP ile birlikte bir Anayasa değişikliği yapacakları kulislerde konuşulmakta. Bunlar 16 Nisan 2017 Anayasa’sını tanımıyorlar. Milletin oyundan geçmiş, milletin kabul ettiği anayasa değişikliğini tanımıyorlar. Tanımadıklarını da her fırsatta dile getiriyorlar. Sistemin oturması ve işler hâle gelmesi için hiçbir katkı da vermiyorlar. Millete rağmen bu sisteme bir hasımlık yapıyorlar. Şimdi bunların HDP ve CHP ile birlikte bir Anayasa değişikliği yapacaklarını düşünüyorum. Ankara kulislerinde federasyonun dahi tartışmaya açılacağı konuşuluyor. Meral Akşener'in partisinin bu yapısı ile bu sürece katkı vermeyeceği düşünülüyor. Meral Akşener bu tür sözlerle bizi hırslandırıyor ama kendi içindeki Ülkücü kökenli kişileri de partisinden uzaklaştırmak için özellikle bu tür söylemler kullanıyor. Bu işin siyasi yönü.

HAYDUT DEMESİ BİZİM İÇİN BİR ANLAM İFADE ETMEZ

Toper, “Diğer yönden de onun haydut demesi bizim için bir anlam ifade etmez.” diyerek, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“Kötü söz sahibine aittir. Ülkü Ocakları çok köklü bir geçmişi olan büyük mücadelelerle imtihan olmuş, Türkiye'nin millî direnç noktası olan, Türkiye'de büyük ülkü birliğini sağlamak için insanlarımızın yetiştirildiği çok değerli bir kurumdur. Bu kurumdan haydut yetişiyor, şu yetişiyor, bu yetişiyor diyenler Ülkü Ocaklarına hep hasımlık yapanlardır. Zamanında faşist dediler, ırkçı dediler. Bunlar hep hasmane olan tavırlar. Çok basit bir denklemi var. Bu ülkede gayrimillî bir iş yapacaksanız eğer önce MHP ve Ülkü Ocaklarına saldıracaksınız. Çünkü onlar tepki vereceklerdir. Onları meşgul etmek ve onları töhmet altında bırakacak bir girişim yapmanız lazım. Ülkü Ocaklarına ya da MHP'yi elbette bir hata olursa eleştirirsiniz ama bir haydut kelimesi gibi direkt töhmet altında bırakacak ifadelerin söylenmemesi gerekir. Meral Akşener, ‘haydut’ dediği için üzülmedim ve kızmadım, şaşırmadım da Zaten Meral Akşener, 1 Kasım'dan beri MHP liderine hasımlık ve düşmanlık gütmüş. Partiyi ele geçirmeye çalışmışlar. Yaptıklarının yanında bu hafif kalıyor. Biz o zaman çok öfkeliydik ve hâlen daha da öfkeliyiz. Akşener, açıkça Ülkücü Harekete savaş açtı. İçeride fitne yarattı. Fitneden sonra partiyi davalık yaptı. Son tahlilde bir “haydut” demesi geçmişte liderimize karşı yaptıklarının yanında hafif kalır.
 
Ülkücü ve milliyetçiler “haydut” lafından sonra Meral Hanım’ı daha iyi tanımış oldu değil mi?

Ülkücüler bu “haydut” kelimesinden sonra Meral Akşener'in gerçek yüzünü daha çok görmeye başladı. Akşener, geçmişte yapacağını yapmıştı zaten. 1 Kasım'dan sonra liderimize dil uzatırken de Ülkücülerin aynı tepkiyi vermesi lazımdı. Ülkücü Harekete direkt bir şey söylenmesi gerekmiyor liderine saldırılırken de aynı refleksin verilmesi lazımdı, partisine saldırırken de aynı refleksi vermesi lazımdı. Direkt kendisini hedef aldığında da aynı tepkiyi vermek gerekiyor. Meral Akşener'in maskesi şimdi düşmüş değil. 1 Kasım'dan sonra MHP gibi bir partiyi, içinde fitne yarattığı zaman, delegelerin ve Ülkücülerin kafasını karıştırdığı zaman da aynı Meral Akşener'di. Aynı tıyniyete sahip olan ve Ülkücü Hareketi birbirine düşürmek ve MHP'yi parçalamak isteyen bir zihniyetin arka planını devreye sokan bir kadın.

1980 ÖNCESİ ÜLKÜCÜ HAREKET BÜYÜK BİR İMTİHAN VERDİ

Sayın Başkan, eski bir yöneticisi olarak Ülkü Ocaklarının tarihî misyonu hakkında da değerlendirmelerde bulunabilir misiniz?

Ülkü Ocakları 1969'da Ankara Hukuk Fakültesinde rahmetli Başbuğ'umuzun ifadesi ile iki amaç üzerine kurulmuş. Birincisi; Türkiye'de millî direnç noktası olmak. Bu çok tartışılmıştır. Türkiye'nin şartları gereği bu millî direnç noktası bakımından çok başarılı bir imtihan vermiştir. Gayrimillî hareket edenlere karşı aksiyoner bir duruş sergilemiştir. Varlığı da zaten bir dirençtir. Ülkü Ocakları ve MHP güçlü olduğu sürece gayrimillî düşünenlerin her zaman hedefi olmuştur. Sırf bu sebepten dolayı. 1980 öncesi kardeş kavgası olarak yorumlanıyor ama bu kardeş kavgasının da üzerinde bir mücadeledir. 1980 öncesi olaylarda Ülkücü Hareket büyük bir imtihan vermiştir. Bugün Türkiye eğer Afganistan değilse Ülkücü Hareketin verdiği mücadele sayesindedir. Şehitler verdik. Cezaevlerinde de bir sürü insanı şehit verdik. Mücadele ettik ama mücadelemizi farklı farklı algıladılar. 1960’lı, 1968'li, 1969'lı yıllardaki Kabil ile Ankara fotoğrafı aynıdır. Orası bir virane ama Ankara bugün böyle. O dönem Sovyet Bloku'nun Türkiye'de dizayn ettiği ve iş birliği içine giren gayrimillî hareketlere karşı Ülkücü Hareket ülkesi için büyük bir mücadele verdi. Bunu küçümsememek ve kardeş kavgası olarak yorumlamamak lazım. Daha sonraki yıllarda PKK tehdidi çok büyüdü ve 1990'lı yıllardan itibaren üniversitelere yayıldı. Üniversitelerde provokasyon amaçlı olarak Türk-Kürt tartışması ve kavgası oluşturulmaya çalışıldı. Bu noktada Ülkücü Hareket çok büyük bir dirayet sergiledi. Hem onlara bir alan bırakmamak için çok çalıştı hem de provokasyona gelmedi. İnsan yetiştirdi. Varlığı ile beraber bölücü zihniyete alan bırakmadı. Üniversitelere bir dönem bunlar girememişlerdi. Ülkü Ocaklarının sayesinde üniversitelerde alan bulamamışlardı. Bugün de öyle. 15 Temmuz hain darbe girişiminde sokağa çıkanları hepimiz gördük. Hepsi bozkurt işareti yapan gençler. Kim bunlar? Ülkü Ocaklı gençler. Çıkıp mücadele yaptılar. Eğer bir beka problemi varsa canlarını ortaya kıymaktan çekinmeyen gençler bunlar. Bir de kamu personeli ve güvenlik personeline bakalım. Çok büyük motivasyon gerektiren, ucunda ölüm olan mesleklerde görev alanlar hep Ülkücüler.

TERÖRLE MÜCADELE EDİP ŞEHİT VE GAZİ OLANLAR HEP ÜLKÜCÜ

Terör örgütlerine karşı canları ve kanları pahasına mücadele edenler de hep Ülkücüler değil mi?

Evet, Türkiye’yi bölüp parçalamak isteyen bölücü, bölgeci, Marksist ve Leninist terör örgütlerine karşı mücadele eden güvenlik ve emniyet mensuplarının tümü Ülkü Ocaklarından yetişmiş insanlar. 20 Temmuz 2015'ten itibaren güneydoğudaki teröre karşı başlatılan ve gerekli olan operasyonlarda birçok şehit ve gazi haberi aldık. Çoğu tanıdık ve camiamızın insanlarıydı. Gözünü kırpmadan ölüme gittiler. Arkasından hain darbe girişimi oldu yine aynı. Hain darbe girişiminin planladığı oyunları bozmak için Fırat Kalkanı Harekâtı gerçekleştirildi. Gidenler gönüllü olarak gitti. Orada görev alan askerleri gördük bozkurt işareti yapıyor ve ‘Hedef Kızılelma’ diyorlar. Kim yetiştirdi bunları?,Ülkü Ocakları yetiştirdi. Arkasından Afrin Harekâtı yapıldı. Türkiye bu tür ağır imtihanlardan geçiyor. FETÖ ile mücadele eden kadrolar da en cesurları Ülkücüler. Devlet görevi yapanları Ülkücü diye ayırmak gerekmiyor. Ülkücülerin daha cesur ve ülkesi için daha kararlı davrandığını görüyoruz. Sonuçta Ülkü Ocaklarının son tahlilde mevcut durumda ne kadar önemli işler yaptıkları görülüyor.

DEVLETİ, MİLLETİ VE İNSANI BÜYÜK YAPAN ÜLKÜLERİDİR

Ülkü Ocaklarının ikinci genel amacına da açıklar mısınız?

-    Ülkü Ocaklarının ikinci genel amacı; rahmetli Başbuğ'umuz büyük devletlerin büyük ülküleri olur diye bakardı. Bir milleti büyük yapan büyük ülküleridir derdi. İnsanı da büyük yapan ülküleridir milleti de büyük yapan ülküleridir. Biz büyük ülkülere sahip büyük bir milletiz. Rahmetli Başbuğ'umuz siyasette gördüğü en önemli eksikliğin Türk milletinin ortak bir ülküsünün etrafında birleşememesidir.' derdi. Onun için Türkiye'de tekrardan ülkü birliğinin sağlanması, Türk milletinin geçmiş tarihsel misyonuna uygun ülkülerle yeniden donatılması gerektiğini, dünyaya nizam vermek, düzen vermek, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerinin olması gerektiğini, bu hedefleri gerçekleştirecek insanları yetiştirmek gerektiğini düşünmüştü. Onun için Ülkü Ocaklarını çok gerekli görmüştür. Her Ülkü Ocaklı aynı zamanda Türk milletinin geleceği taşıdığı ülküsüdür. Rahmetli Başbuğ'umuzun sözleri ile liderimizin sözleri aynı. İlk kurucu liderimizin bize özel eğitimde anlattıkları bunlardı. Milliyetçi Hareket Partisi bu ülkenin teminatıdır zaten. Ülkü Ocakları tarihî görevini yapmıştır. Bugün Sayın Genel Başkan’ımızın uyguladığı politikalar gerekse Ülkü Ocaklarında yetişen kadrolar bugün Türkiye'de sol partiler dâhil herkes Türk milliyetçilerinden referans almak zorunda kaldı. Niçin? Haydut dedikleri Ülkü Ocakları için. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu bozkurt işareti yapıyorsa niçin yapıyor? Ülkü Ocaklarının yetiştirdiği insanların oylarına talip olduğu için yapıyor. Çok talihsiz siyasi bir açıklama aslında. MHP lideri hariç bütün siyasetçiler bozkurt işareti yapıyorsa ve buna ihtiyaç duyuyorsa niçin? Sebebi, Ülkü Ocakları çok güzel, nitelikli ve saygın bir kitle yetiştirdiği için. Ülkü Ocaklarına “haydut” diyerek, bir siyasi amaçları var.

ÜLKÜ OCAKLARI MENSUBU OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM

Eski bir Ülkü Ocaklı ve yöneticisi olarak şu anda Ülkü Ocaklarının çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkü Ocaklarına önümüzdeki döneme ilişkin olarak ne gibi görev ve sorumluluklar düşüyor?

-    Ülkü Ocakları mensubu olmaktan, orada yetişmiş olmaktan ve görev yapmaktan dolayı son derece gururluyum. Bir Ülkü Ocaklı olmaktan şeref duyuyorum. Avukatım. Hukuk dünyası içinde de çalışmalar yapmaktayım. Haydut olmadığımı düşünüyorum. Haydut değiliz ama Türk milliyetçilerine ve Türk milletinin bütün düşmanlarına karşı gerekirse cellat oluruz. Haydut değiliz ama cellat olmasını da biliriz. Kimse haddini aşmasın. Ülkücü Hareket ve Milliyetçi Hareket Partisinin lideri Devlet Bahçeli'dir. Liderimiz de Türkiye ve dünya konjonktürünü en iyi okuyan tek liderdir. Bunu herkes böyle kabul ediyor. Onun için Ülkü Ocakları da liderimize bağla olarak nasıl hareket etmesi gerektiğini çok iyi bilir. Ülkü Ocaklarının da liderimize bağlı ve büyük bir sadakatle yanında olacağına yönelik inancımız tamdır. Liderimizin çizgisinde yürüdükleri sürece önümüzdeki dönemde ne gerekiyorsa yapacakları konusunda da inancımız tamdır. Yeni dönemde Ülkü Ocakları Genel Başkanı’ımı da izliyoruz. Bazı faaliyetleri çok belirgin ve önemli. Örneğin çocuklar için NUTUK hazırlamaları ve dağıtımı gibi birçok faaliyet ve aktiviteler göstererek planlı ve programlı çalışmalar yapıyorlar. Ülkü Ocakları Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütü ve gençlik hareketi olmanın sorumluluğunu yerine getiriyor. dönemsel konjonktür gereği bazen görünür bazen görünmez. Ama şu anki politikada gördüğümüz kadarıyla Türkiye'nin en büyük gençlik örgütlenmesi yolunda hızla ilerliyor. Ülkü Ocakları çevre konusunda son derece duyarlı. Gençlerin yetişmesi konusunda çok duyarlı. Bu yönde somut çalışmaları var. Bu konuda son derece umutluyum. Ülkü Ocakları hep üzerine koyarak gidiyor. Bugünü dünden iyi, yarını da bugünden daha iyi olacaktır Ülkü Ocaklarının.