PROF. DR. KÂMİL AYDIN: MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ SİYASETİN ULU ÇINARIDIR

23 Şubat 2019 15:45
Okunma
26
PROF. DR. KÂMİL AYDIN: MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ SİYASETİN ULU ÇINARIDIR

PROF. DR. KÂMİL AYDIN: MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ SİYASETİN ULU ÇINARIDIR
EVİN GÖKTAŞ
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı, Erzurum Milletvekili ve TBMM Dış İlişkiler  İlişkiler Komisyonu Üyesi Prof. Dr. Kâmil Aydın, MHP’nin Türk siyasi hayatının ulu çınarı olduğunu belirtti.
Aydın, dergimize 8-9 Şubat 2019 tarihinde 50. kuruluş yıl dönümü kutlanacak olan MHP’yi anlattı. MHP; dünü, bugünü ve yarını ile ilgili tarihî misyonu, kuruluş amacı, ilkeleri, kırmızı çizgileri, ideolojisi, teşkilat ve liderlik yapısı hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Aydın, “Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletinin bekası ile eş güdümlü eş zamanlı olarak yürümeyi hedeflemiş bir siyası yapının adıdır.” dedi.
Aydın, “Mademki biz bu millete, bu devleti ebet müddet anlayışı ile baktık, insanlık var olduğu sürece 'Allah Türk devletini, Türk milletini baki kılsın.' diye dua edip bunun için de gereğini yapıyoruz. Bunu ideallerimizin en önüne koyduk. Milliyetçi Hareket Partisi’nin; Türk siyasi tarihinin, Türk milletinin, Türk Devleti'nin bekasının siyasi teminatı olarak 50 yıllık bir siyasi yapı olmasına rağmen Allah'ın izni ile güçlü gençlik teşkilatları, güçlü kadroları ve bunların hepsinin toplamı olan güçlü bir liderlik yapısı ile daha nice 50 yıllara nice 100 yıllara ve sonsuza kadar yaşayacağı kanaatini taşmaktayım.” diye konuştu.
Prof. Dr. Kâmil Aydın, “MHP'nin dünü, bugünü ve yarını ile ilgili tarihî misyonu” hakkında görüşlerini dile getirirken, şunları söyledi:
“Cumhuriyet’imizin 96. yılına girdik. Genç bir Cumhuriyet. Büyük bir imparatorluğun, büyük bir cihan devletinin küllerinden  tekrar varlık mücadelesini verip yedi düvele karşı verilen mücadele sonucu kurulan bir Cumhuriyet. Milletler tarihine baktığımız zaman çok genç bir Cumhuriyet. Bu genç Cumhuriyet’imizle birlikte temelleri atılan genç demokrasimizin de siyasi bağlamda Milliyetçi Hareket Partisi çok önemli parçalarından bir tanesidir. Özellikle 96 yıllık geçmişimizin tek partili dönemini, 1946'da çok partili hayata geçişe kadarki süreci çıkardığımızda 1950'ler ve sonrasında Milliyetçi Hareket Partisinin gerçekten Türk siyasetinin hemen hemen üçte ikilik döneminde var oluşuna tanıklık etmekteyiz. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi siyasetin bir ulu çınarı mahiyetinde. Bunu niçin söylüyoruz? 1969'da Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinin (CKMP), Milliyetçi Hareket Partisine (MHP) dönüş sürecinde o günden bugüne kadar önümüzdeki Şubat ayında 50. yılımızı kutlayacağız. Yarım asırdır Türk siyasinde ulu bir çınar görevi gören Milliyetçi Hareket Partisi'nin dünü ve bugünü bağlamında onu ayakta tutan en önemli sebep, birincisi güçlü bir ideolojik yapısının olmasıdır. Bunu birkaç sac ayağı üzerine oturtmak lazım. Hem akademik kimliğim hem bir Türk milliyetçisi olarak hem de bu siyasi yapının çocukluğumdan bugüne kadar gelen süreçte bir neferi olarak içinde olmam sebebiyle şöyle bir akademik ve bilimsel değerlendirme yapmak lazım: Milliyetçi Hareket Partisini diğer siyasi patilerden farklı ve güçlü kılan, konjonktürel bir parti olmaktan çıkaran çok önemli özellikleri var. Türk geleneğindeki bu ebet müddet süreye uygun olarak varlığını sürdüren yapıda olmasının sebebi birincisi güçlü bir ideolojik yapısının olması. Yani siyasi temelleri ve ilkeleri çok güçlü. Bu da devletin, milletin, ülkenin bekasını ve varlığını önceleyen çok nemli bir temele dayalı bir yapıda olması. Milliyetçi Hareket Partisini diğer siyasi partilerden farklı kılan şey 'Önce ülkem ve milletim.' demek. Bunu ete ve kemiğe büründürmüş kısa ve öz ifadesi ile bu. Bunu farklı sloganlarla çoğaltabiliriz.”
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ’NİN KURULUŞU ÇOK GÜÇLÜ TEMELLERE DAYALIDIR
Prof. Dr. Kâmil Aydın, “1980 öncesi gerek kurucu irademiz, gerek kurucu liderimiz rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş Beyefendi'nin gerekse ondan bu görevi devralan bilge liderimiz Devlet Bahçeli Bey olsun, Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluşu çok güçlü temellere dayalıdır.” dedi.
Devletin, ülkenin ve milletin ali menfaatlerinin her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayan Aydın, şunları kaydetti:
“Bunu niçin söylüyoruz? Aslında bu siyasette çok da alışılmış bir tavır değildir. Çünkü siyasette amaç kazanmak, iktidara ulaşmak, ülke yönetimine talip olup her şeyi yapmak. Milliyetçi Hareket Partisi elbette ki bir siyasi partidir, elbette ki diğer partiler kadar doğal olarak iktidara gelmek, yönetime talip olmak ister. Ama ilkeli duruşundan asla taviz vermeden. Bu biraz önce belirttiğim o güçlü ideolojik önceliğinden kaynaklanmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi, ülkenin ve milletin ali menfaatleri ile çelişecek olan hiçbir önceliği kendisine şiar edinemez. Bir siyasi pozisyon alacağım diye Allah korusun ülkenin âli menfaatine mugayir bir atılımda, bir öngörüde bulunamaz.  Onun için 50 yıldır bu sürece baktığımızda nice partiler kuruldu ve kısa zamanda başarıya ulaştı, ama bu partiler aynı süratle geriye gidiş ve yok oluş süreci de yaşadı. Ben onlarla ilgili olarak 'asansör parti' ifadesini kullanıyorum. Çünkü çok hızlı çıktılar ama aynı hızla yerle yeksan oldular. Siyasi tarihimizin tozlu sayfalarında yerlerini aldılar. Ama Milliyetçi Hareket Partisi 50 yıllık bu süreçte var olmaya devam ediyor. Bunun sebeplerinden birincisi, güçlü bir ideolojik yapısının olması, ikincisi bu ideolojik yapıyı destekleyecek çok güçlü bir gençlik teşkilatının bulunması. Yani insan kaynağı çok güçlü. İnsan kaynağımız olarak Allah'a şükürler olsun rahmetli Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş'in bize emanet olarak bıraktığı iki önemli kurumsal özelliğimiz var. Birincisi Milliyetçi Hareket Partisi. Türk milliyetçiliği davasının ebet müddet varlığının ve idamesinin siyasi olarak ete kemiğe bürünmüş hâlidir Milliyetçi Hareket Partisi. İkincisi kurumsal kimliği Ülkü Ocaklarıdır.”
 Bizi besleyen, millet ve devlet önceliği düşüncesi ve ideolojisini kuşaktan kuşağa aktaracak bir insan kaynağı oluşturmaktadır Ülkü Ocakları. Bu son derece önemlidir.”
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ BİR SÜS BİTKİSİ VE ÇİÇEĞİ DEĞİL, SİYASETİN ULU ÇINARIDIR
Prof. Dr. Aydın, Milliyetçi Hareket Partisini besleyen Ülkü Ocaklarının, millet ve devlet önceliği düşüncesi ile ideolojisini kuşaktan kuşağa aktaran çok önemli bir insan kaynağını oluşturduğunu ifade etti.
“Bu açıdan baktığımızda Milliyetçi Hareket Partisini ayakta tutan çok önemli ideolojik duruşumuz, ilkelerimiz ve sağlam yapımızın yanı sıra bu ideolojik yapıyı temsil edip, öğrenim, özümseyip kuşaktan kuşağa aktaracak olan insan kaynağı, gençlik teşkilatımız olan Ülkü Ocakları var.” diyen Aydın, partisinin diğer partilerden farkını vurgularken, şunları belirtti:
“Milliyetçi Hareket Partisi'nin diğer siyasi partilerden farkı; güçlü, direnç kaynağı yüksek, her türlü şartta mücadeleyi verecek teşkilatlara sahip olmasıdır. Bunların çok net bir şekilde temsil noktası da liderlik yapısıdır. Milliyetçi Hareket Partisinin teşkilatları, doktrini, ilkeleri, gençlik yapısı ve insan kaynağı ile temayüz etmiş bunların tümünün çok net şekilde varlık bulduğu bir liderlik yapısı mevcuttur. Gerek merhum Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş'te gerek bilge liderimiz Devlet Bahçeli Bey'de bunu çok net şekilde görüyoruz. Yani önce ülke ve millet noktasındaki o direnç lidere çok net olarak yansımıştır. Lideri bu noktada en ufak bir şekilde sekteye ve zaafa uğratacak en ufak bir siyasi mülahazayı alacak bir duruş sergilememiştir. Dün de bugün de sergilememiştir. Allah'a şükür Türk siyasi tarihinde 50 yıllık geçmişten bugüne kadar, 1969'lu yıllardan bugüne kadar varlığını güçlü bir şekilde devam ettirmesinin sebebi de budur. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi ulu bir çınardır. Bunu somut bir örnek ile metafor ile ifade edecek olursak. Biz bir süs bitkisi veya çiçeği değiliz. Bitki çiçeği bazen göze çok hoş gelir, çok göz alıcıdır, çok dikkat çeker ama yaşama süresi bellidir. Oysa bir ulu çınarı düşünün. Bakarsınız son derece sade bir görüntüye sahiptir. Balını ve budağını budayıp yok etmeye çalışırsınız fakat toprak altındaki kökleri o kadar derindir ki, o kadar sağlamdır ki, o kadar güçlüdür ki siz budadıkça, yok etmeye çalıştıkça o ilkbaharda daha gür ve sağlam şekilde büyür, gelişir, boy atar. Diğer siyasi partilere baktığımızda sanki bir süs bitkisi ile kısa zamanda albenisi olup, gücü elinde bulundurup daha sonra konjonktürel olarak yerle yeksan olan partilerle mukayese ettiğimizde Milliyetçi Hareket Partisini ulu bir çınara benzetiyorum. Ne kadar budarsanız budayın, ne kadar yok etmeye çalışırsanız çalışın kökleri çok derinde ve mazidedir. Milliyetçi Hareket Partisi, aynen bir ulu çınar misali kökleri yer altında beslenen ve güçlenip tekrar tomurcuk veren bir yapıdadır.”
1940’TAN SONRA GEREK MUSTAFA KEMAL GEREKSE KUVAYIMİLLİYE RUHU YOK OLMAYA BAŞLADI
Prof. Dr. Kâmil Aydın, Başbuğ Alparslan Türkeş’in Milliyetçi Hareket Partisini niçin kurma gereği duyduğunu anlatırken, Türkiye’nin ne kadar çok önemli bir coğrafyada bulunduğuna dikkat çekerek, şu görüşlere yer verdi:
“Çok kısaca özetlemek gerekirse eğer; Türk devlet geleneğinde bazen övünç kaynağı olarak söyleriz. 16 tane Türk devleti kurmuşuz. Bugün Cumhurbaşkanlığının forsunda da ifade edildiği şekilde 16 tane büyük devlet kurmuşuz. Bu aynı zamanda 15 tane de yıkmışız anlamına gelir. Dolayısıyla bir ucu Asya, Avrupa ve Afrika ile kesişme noktasında olan stratejik coğrafyada güçlü bir jeopolitik üzerinde kurulu olan yapı. Bu coğrafyada Türk'ün varlığı, her ne kadar Malazgirt'le sınırlandırılsa da ondan önce Pasin Savaşları var, beylikler düzeyinde göçler var. Anadolu'nun İslamlaşması ve Türkleşmesinden sonra bu coğrafya sürekli olarak iştah kabarttı. Sayın Genel Başkan’ımızın ifadesi ile uyku orucunda olmamız gereken bir coğrafyaya sahibiz. Dolayısıyla burada varlığımızı sürdürebilmemiz için çok düşünüp, çok uykusuz tefekküre yatıp çok iyi hamleler yapmamız gerekir. Bunu Millî Mücadele'de yaptık. Yok olduğumuzu zannettiler ama bir anda asil millet mucizevi bir şekilde tekrar Anka kuşu misali küllerinden yeniden var oldu. Kurucu irade, devleti Cumhuriyet modeli üzerine kurdu. Çünkü daha önce denediğimiz birçok formüller yerle yeksan oldu. Bir cihan imparatorluğu vardı. Bu çok uluslu bir yapıdır. Çok inançlı çok dinli bir yapının adıdır imparatorluklar. Ama yürümedi, gitmedi. Bir anda kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Az daha Anadolu'yu bize çok göreceklerdi. Böyle bir varlık ve yokluk mücadelesinden çıkıp genç Cumhuriyet'i kurduk. Bunu genç, Ülkücü ve idealist bir kadro yaptı. Mustafa Kemal ve arkadaşları, gençlik yıllarından beri bunun hayali ile yaşadılar. Çünkü işgal yıllarında o genç kuşak, o ayaklanma dönemini çok iyi yaşadılar ve hep şunu düşündüler: 'Biz burada Türk milletinin varlığını ve bekasını bir ete kemiğe büründürmek zorundayız.' Kurulan Cumhuriyet, Mustafa Kemal'in 1938'de rahmetli oluncaya kadarki süreçte o müthiş bir atılım ve ilerleme ile devamlılığını sürdürdü. Çünkü bir şeye yeni başlıyorsunuz. Bir anda büyük atılımlar ve inkılaplar yapıldı. Bunları inkâr etmemek lazım. Hem maddi hem kültürel anlamda. Ama 1940'lardan sonra sanki Mustafa Kemal ve bu milletin olmazsa olmazı olan Kuvayımilliye ruhu, o idealist yapı yavaş yavaş kendisini kaybetmeye başladı. Yok olmaya yüz tuttu. Bunun somut hâllerini de biliyoruz. İşte Ergenekon'dan Türk'ün çıkışının ve özgürlüğünün simgesi olan bozkurda olan muhabbetin şeklen yok edilmesi, milliyetçilik ruhunun, tarih bilincinin, kültür şuurunun yavaş yavaş akamete uğratıldığına tanıklık ettik.“
BAŞBUĞ TÜRKEŞ DE DÂHİL BİRÇOK BÜYÜK TÜRK MİLLİYETÇİNİN YARGILANMA SÜRECİ YAŞANDI
Aydın, 1940’lı yıllarda Başbuğ Alparslan Türkeş de dâhil olmak üzere birçok büyük Türk milliyetçisinin yargılanma sürecinin yaşandığını hatırlatarak, bu sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sovyetler Birliği'nden komünist Demirperde ülkesinden esen rüzgârların etkisi ile Cumhuriyet'in kurucu iradesi Türk milliyetçiliği değilmiş gibi milliyetçilik ikinci dereceden algılanmaya, horlanmaya ve ötekileştirilmeye başlandı. Buna 'Ben Ülkücüyüm ben idealistim, önce ülkem ve milletim.' diyen bir kadronun itirazı oldu. Bunların arasında kurucu liderimiz Başbuğ Alparslan Türkeş de vardı. O tabutluk hikâyelerinden sonra artık Türk siyasetinde Türk devlet geleneğinde milliyetçiliğin ete kemiğe bürünmüş ideolojik, siyasi bir yapıda hayatiyetini sürdürmesi gerektiğine inandıklarına tanıklık ettik. Bu ne oldu? Bir dönem sanki Demokrat Parti bu misyonu üstlenecek gibi göründü ama baktık ki hayır hiç öyle gitmedi. Ondan sonra rahmetli Osman Bölükbaşı ve ekibi ile bir kopuş oldu. Bir partileşme ve ardından çok fazla geçmeden Adana Kongresi ile birlikte ve bir tüzük değişikliği yapılarak Milliyetçi Hareket Partisi adı altında, Türk siyasi tarihine kurucu iradenin temelinde olan milliyetçilik düşüncesinin siyasi bir platforma taşınma kararı alındı. Milliyetçi Hareket Partisi o günden bugüne kadar varlığını sürdürmektedir. Var olduğu sürede Allah'ın izni ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, iç veya dış herhangi bir tehdit söz konusu olduğunda biz parti olarak ideolojimiz ve tüm teşkilatlarımızla birlikte büyük bir ahenk içinde gerekli duruşu, tavrı dün gösterdiğimiz gibi bugün de gösteririz. 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı şanlı direnişimiz bunun çok tipik bir örneğidir. 1980 öncesi yine rahmetli Başbuğumuzun önderliğinde siyasi tıkanıklığa karşı ön alıcı hamleleri gibi bugün de Sayın Devlet Bahçeli'nin aynı misyonla devam ettiğini görmekteyiz.”
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİNİN DAVASI HAKLI VE DOĞRU BİR DAVADIR
Prof. Dr. Kâmil Aydın, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk siyasi hayatında son derece büyük bir etki özgül ağırlığa sahip olduğuna dikkat çekerken, bunun sebeplerini şöyle anlattı:
“Biraz önce ifade ettiğim dört ayak çok önemli. İdeolojik yapısı, insan kaynağı, bunun teşkilatlara yansıması ve güçlü bir liderlik yapısı. Yani ideolojisinin ete kemiğe bürünmüş çok net ve sağlam bir liderlik yapısı. Güçlü bir ideolojik yapı, güçlü bir teşkilat yapısı, güçlü bir gençlik yapısı, güçlü bir insan kaynağı ve bunların hepsini temsil eden gerçekten Türk siyasi tarihinde her zaman yapılan örnek hamlelerle öncelik alan, feraset gösteren bir liderlik yapısı. Bu dörtlü yapının özgül ağırlığı gerçekten çok yüksek düzeyde. İktidar olmak ayrı, muktedir olmak ayrı. Milliyetçi Hareket Partisinin fikriyatı, Türk milliyetçiliği yapısı, Ülkü Ocakları ile beslenen, bilinçli bir gençlikle gelişen muhteşem bir insan kaynağına sahip. Bugün Meclis, bürokrasi ve sokak dahi kime sorsanız bir şekilde kendisi ile bu dörtlü yapı arasında bir bağ kurmaya çalışır. Ya teşkilatlarla bir bağ kurmaya çalışır ya geçmişiyle ilgili olarak ya da anne, baba veya bir yakınını referans gösterir. 'Eskiden Ülkü Ocaklıydım, babam Ülkü Ocaklarındandı, benim de annem kadın kollarında görev aldı.' gibi ifadeler kullanırlar. Milliyetçi Hareket Partisi, iktidar olmasa bile düşünce yapısı, ideolojisi, yapısı ve teşkilatları ile her zaman öykünülmüş her zaman özenilmiş bir yapının adıdır. Demek ki doğru ve haklı bir davadır. Herkesin kendisi ile bir iletişim ve bir bağ kurmaya çalıştığı hareketin adıdır Milliyetçi Hareket Partisi. Türk milliyetçiliği ve Milliyetçi Hareket Partisinin çatısı altında kurumsallaşan Türk milliyetçiliği davası. Herkes bununla ilgili mutlaka bir yakınlaşma ve referans gösterme ihtiyacı duyar. Bu neyi gösterir? Allah'a şükür Milliyetçi Hareket Partisi demek ki özgül ağırlığı yüksek ilkesel duruşun ifadesidir. Özgül ağırlığı yüksek bir ideolojinin ve siyasi yapının gücünü gösterir. Elbette ki zaman zaman iktidar ortaklıklarımız oldu ama muktedirliğimiz hiçbir zaman son ermedi. Ülkücü irade Türk siyasi tarihinde her zaman son sözü söyleyen olmuştur. Bu söz de gerek Başbuğ’umuz gerekse Genel Başkan’ımız döneminde mutlaka kale alınmıştır. Alınmadığı dönemlerde de sıkıntıya düşmüşüzdür. Ülke gerçekten büyük sıkıntılar yaşamıştır. Örneğin 1980 öncesi terör konusunda yaptığımız uyarıları Başbuğ’umuzun ve Genel Başkanımızın Türkiye'nin FETÖ sürecinde yaşadıkları, 2010 Referandumu sürecinde yaşadıkları ile ilgili yaptığı uyarıları dikkate alınsaydı eğer, 15 Temmuz 2016'daki hain kalkışmayı belki önceden bertaraf etmiş olacaktık. Ama o gece yine milliyetçi ve Ülkücü Hareketin liderliği ve Genel Merkezin takındığı tavır bir dönüm noktası olmuştur.”
ABİDEİ ŞAHSİYET OLAN İKİ GENEL BAKANIMIZ DA HİÇBİR ZAMAN “ÖNCE BEN.” DEMEDİLER
Aydın, Milliyetçi Hareket Partisinin Türkiye’deki milliyetçi ve muhafazakâr düşünce ile Ülkücü duygunun doğrudan adresi ve taşıyıcısı olduğunu bildirdi.
“Bizim ideolojik yapımızın kurumsal temsil yeri Ülkü Ocaklarıdır.” diyen Aydın,  şunları ifade etti:
“Gençlik teşkilatlarında inanın çay içmeye gidenler dahi feyz almıştır.  Bırakın konferansını, seminerini, programlara katılmayı. Ülkü Ocaklarına bir çay içmeye giden dahi Türk milliyetçiliği davasının ne kadar çok samimi olduğunu, ayakları üzerinde durup taşı taşıdığını net bir şekilde görmüştür. Bu yapı kuşaktan kuşağa aktarıla aktarıla, tazeliğini muhafaza ede ede Allah'a şükür ülkemizde bugün geldiğimiz nokta itibarıyla konjonktürel birtakım moda akımlardan her zaman kendini ayrı tutmuştur. Nedir bu moda akımlar? Bir zamanlar komünist, sosyalist ve liberal akımlardı. İnsan merkezli ve tamamen ekonomik bir düşünce idi. Bunların hepsi Ülkücülüğün öne sürdüğü ve benimsediği 'önce ülkem ve milletim' ideallerinin yüksek tutulması karşısında her zaman mağlup olmuştur. Bunun karşısında biz de Türk milliyetçileri olarak bedel ödemişizdir. 'Vatan ve millet söz konusu olduğunda gerisi teferruattır.' diyoruz zaten her zaman. Bizden önceki kuşakta yiğitlerim can vermiş ve bir sürü sıkıntılar çekmişizdir. Genel başkanlarımız nezdinde sürgünler ve tabutluk hikâyeleri vardır. Ömrü hayatında şahsı ve nefsi ile ilgili iki genel başkanımızın da abide şahsiyet olmalarının sebebi 'Önce ben.' hiçbir zaman dememişlerdir. Bunlar çok müstesna tavırlardır. Diğer partilerde ve liderlerde bunu göremezsiniz.”
TÜRK MİLLETİ VE DEVLETİNİ AYDINLIK YARINLARA MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ TAŞIYACAK
Prof. Dr. Kâmil Aydın, Türk milleti ve devletini aydınlık yarınlara Milliyetçi Hareket Partisi’nin taşıyacağını vurgulayarak, şu mesajları verdi:
“Genel Başkan’ımızın yine Cumhuriyet'in kurucu iradesinde kısmen karşılığını bulduğu bir duruşu vardır. Cumhuriyet'in kurucu ilkeleri içerisinde de çok önemli bir şey vardı. Mustafa Kemal Atatürk'ün de öngördüğü tarihî geçmişimize, Türk devlet geleneğine büyük bir saygı ve muhabbet içerisinde geçmişi bugüne taşıma, 'kökü mazide olan atiyiz' açıklaması şeklinde geçmişi bugüne taşıma, bugünden de geleceğe bir projeksiyon sunma. İki önemli ayağımız var. Birincisi; bizim olmazsa olmaz birtakım değerlerimiz var. Bu değerler kültürel ve manevi değerlerimizdir. Dinimizden, İslam'dan aldığımız birtakım değerlerimiz vardır. Bir taraftan da güçlü olmak, geleceğe yön vermek, geleceğe vizyon sunma adına muasır medeniyetler üzerine çıkmak. Bunu Sayın Genel Başkan’ımız çok somut bir şekilde 'Selçuklu Kartalı' ile ifade etmiştir. 'Selçuklu Kartalı'nın iki başı vardır. Biz onu '21. yüzyılı yakalama ve ileriki yüzyıllara da lider bir ülke olarak taşıma şeklinde çok somut ete kemiğe bürünmüş hali.' yorumluyoruz. Yani bir yönü ile Batı'ya bakacağız. Batı'nın müreffeh, ilerlemiş ve muasır medeniyetini yakalayıp üzerine çıkma. Onlarla sürekli işbirliği ve iletişim içinde olma. Çünkü medeniyeti başka türlü yakalayamazsınız. Medeniyet kapalı bir şekilde üretilmez. Medeniyet kültürlerin bir araya gelmesi ile üretilir. Biz medeniyete katkıda bulunmak zorundayız. Batı medeniyetine, muasır medeniyete. Öte taraftan da nereden geldiğimizi biliyoruz. Doğu'ya bakacağız. Doğu'daki kültürel değerlerimizin kuşaktan kuşağa aktarılması. İkisini bir araya getirip somut bir yapı haline dönüştürmek. Bizim kalkınma modelimiz budur.”