HAYVANSAL ÜRETİMDE BİYOTEKNOLOJİK UYGULAMALAR

23 Haziran 2016 11:06
Okunma
1331
HAYVANSAL ÜRETİMDE BİYOTEKNOLOJİK UYGULAMALAR

   

Ayşenur IŞIK

    Hayvansal üretimde biyoteknoloji; ekonomik olarak verim sağlayan büyükbaş (sığır, manda),  küçükbaş (koyun, keçi),  kanatlı (tavuk, hindi, bıldırcın) hayvanlar ile arı, at, ipek böceği ve domuz gibi evcil hayvanların yetiştirilmesi, çoğaltılması, bakımı, beslenmesi ve ıslah faaliyetleri içeren bir tarım koludur. Günümüzde modern hayvancılık faaliyetleri sonucunda, tüketicilerin yüksek kaliteli ve daha güvenli hayvansal ürünlere artan istekleri başarıyla karşılanmaktadır. 1970’ten 2005’e kadar tavuk eti üretimi %436, domuz eti üretimi %186,  sığır eti üretimi ise %57 oranında artmıştır (FAO, 2009).
    Hayvansal üretimin artırılabilmesi için çeşitli hastalıklar ile iç ve dış parazitlere karşı dirençli, çevre koşullarına uyum sağlamış yüksek verimli hatların geliştirilebilmesi gerekmektedir. Bu amaçla birçok ıslah çalışması yapılmış ve bu çalışmalarda fenotipik seleksiyon kullanılmıştır. Ancak fenotipik seleksiyon oldukça zahmetli ve zaman alan bir işlemdir. Bu yüzden günümüzde biyoteknolojik yöntemlere olan eğilim artmıştır. Son yıllarda moleküller genetikte teknolojide büyük ve şaşırtıcı bir hızla gelişme kaydedilmiştir. Moleküler markerler, filogenetik analizlerden gen klonlanmasına kadar pek çok çalışmalar için yararlı araçlar ortaya koymaktadır (Kumar 1999). Hayvancılıkta kullanılan biyoteknolojik uygulamalar arasında; ıslah çalışmalarındaki genotipik seleksiyon, transgenik hayvan teknolojisi, hayvan sağlığını koruma ve geliştirmeye yönelik çalışmalar ve üremeye yönelik uygulamalar ile genetik hastalıkların eradikasyonu gösterilebilir.
    Modern ve ileri biyoteknoloji sayesinde günümüzden hayvancılık alanında yararlanılmakla beraber,  bu teknolojilerin bazı risklerinin de bulunduğu aşikârdır. İnsan ve çevre sağlığını olumsuz etkilemesi,  sosyoekonomik yapıyı tahrip etmesi, biyoçeşitliliği ve klasik ürün çeşitlerini bozması, hayvan sağlığı ile ilgili endişeleri arttırması ve ekolojik dengeyi bozması bu risklerin bazılarıdır. Bu risklerin yanı sıra hastalıklara ve zararlılara karşı etkin koruma, biyoçeşitliliğin sürdürülmesi, daha iyi kaliteli besinlerle beslenme ve gıda kalitesinin arttırma gibi yararları mevcuttur.
Transgenik Hayvan Teknolojisi
    Transgenik hayvanlar; gen transferi yoluyla hücrelerinde yabancı genleri taşıyan hayvanlardır. Çiftlik hayvanlarına gen transferi yoluyla hayvanların  büyüme parametrelerinin iyileştirilmesi, üreme oranının artırılması, süt üretimi, besin değerinin artırılması ve kompozisyonunun değiştirilmesi, yapağı üretim miktarının ve kalitesinin artırılması, hayvanların yemden yararlanma kabiliyetlerinin artırılması,  hastalıklara dirençliliğin  yükseltilmesi, transgenik hayvanların organ vericisi hâline getirilmesi amaçlanmaktadır (Chesne ve ark., 2002). Mikroinjeksiyon  tekniği, şimdiye kadar, çiftlik  hayvanlarına gen transferinde başarıyla kullanılan  en önemli metottur (Houdebine , 2002; Renard ve ark., 2002). Bu yöntemde yabancı gen, verici hayvanlardan toplanan döllenmiş yumurtaların çekirdeğine, 1-10 mikron çapında bir enjektör ile enjekte edildikten sonra alıcı hayvanın uterusuna yerleştirilir. Tüm bir organizmayı klonlamak için iki yöntem kullanılmaktadır. Birincisi,  hayvan embriyosunun iki veya daha fazla parçaya bölerek her birinden genetik olarak birbirinin kopyası olan hayvanlar elde etmektedir. İkincisi ise nükleer transfer metodu ile verici anneden alınan döllenmemiş yumurtanın çekirdeği çıkarılmakta, kopyalanmak istenen başka bir organizmadan alınan hücrenin çekirdeği bu içi  boşaltılmış  yumurtaya aktarılarak tüm organizmayı kopyalamaktadır. Böylece yumurta, hücresi alınan hayvanın genetik bilgilerini taşımaktadır (Campbell ve ark., 1996; Smitdt ve Niemann, 1999; Wall, 2002; Houdebine, 2002; Renard ve ark., 2002). Dolly bu yöntemle elde edilmiştir.