Editör’den

Değerli Yeni Düşünce Okurları,

Türk milletinin gönül coğrafyası, nesilden nesile taşınan bir hafızanın, ortak bir dilin ve kardeşlik hukukunun eseridir. Anadolu’dan Azerbaycan’a, Türkistan’dan Balkanlar’a uzanan bu büyük dünyada birbirimizi tanımamızı sağlayan bağlar; türkülerimizde, kelimelerimizde, geleneklerimizde ve geleceğe dair umutlarımızda yaşamaktadır. Bugün bize düşen, bu mirası korumak ve Türk dünyasının ortak geleceğini kuracak iradeyi güçlendirmektir.

Yeni Düşünce’nin bu sayısında, “MHP’nin Türk Dünyası Vizyonu: Türk Kuşağından Türk Asrına” dosyasıyla karşınızdayız. Türk dünyası ülküsünün fikrî temellerinden ekonomik iş birliğine, ortak kültürden ulaştırma hatlarına kadar uzanan yazılarımızla aynı sorunun cevabını arıyoruz: Ortak tarih ve kardeşlik şuuru, kalıcı ve güçlü bir beraberliğe nasıl dönüşebilir?

Alparslan Türkeş’ten Devlet Bahçeli’ye uzanan siyasi ve fikrî çizgide Türk dünyası, milliyetçi düşüncenin temel meselelerinden biri olmuştur. Bu ülkünün taşıdığı sorumluluk, kardeşlerimizin sevincini paylaşmayı, sıkıntılarını duymayı ve geleceklerini kendi geleceğimizle birlikte düşünmeyi gerektirir. Milliyetçi Hareket Partisinin Türk dünyasına ilişkin yaklaşımını da bu tarihî bağlılık ve müşterek gelecek anlayışı içinde değerlendirmek gerekir. Türk Kuşağı’ndan Türk Asrı’na uzanan ufuk, kardeş halkların kendi iradeleriyle geliştirecekleri iş birliği sayesinde hayat bulacaktır.

Türk Asrı hedefinin gerçekleşmesi; bilgi üreten, çalışan, güçlü kurumlar oluşturan ve millî iradesine sahip çıkan nesillerin emeğine bağlıdır. Üniversitelerimizin bilimsel birikimi, girişimcilerimizin üretim gücü, gençlerimizin yeteneği ve devletlerimizin birlikte çalışma kararlılığı bu hedefe yöneldiğinde, ortak ülkümüz somut kazanımlara dönüşecektir. Türkiye’nin güçlü olması, bu büyük coğrafyaya karşı taşıdığı sorumluluğu yerine getirebilmesi bakımından da önemlidir.

Bu sayımızdaki çalışmaların ortaya koyduğu üzere, Türk dünyasının yakınlaşmasında ekonomi ve ulaştırma özel bir yer tutmaktadır. Orta Koridor, ticaret yolları, enerji bağlantıları ve üretim ortaklıkları; ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin gündelik hayata yansımasını sağlayacak imkânlardır. Birbirine ulaşabilen, birlikte üretebilen ve karşılıklı güven içinde ticaret yapabilen toplumlar, kardeşliklerini daha sağlam bir zeminde yaşatabilirler. Türk Devletleri Teşkilatı ve 2040 Vizyonu üzerine yürütülen tartışmaları da bu açıdan önemsiyoruz.

Bununla birlikte, kurulan her bağın kültürel bir temele ihtiyacı vardır. Birbirimizin edebiyatını okumadan, tarihini öğrenmeden, kelimelerine ve hatıralarına aşina olmadan ortak geleceği yeterince kavrayamayız. Gaspıralı İsmail Bey’in “Dilde, fikirde, işte birlik.” çağrısı, bugün eğitimden yayıncılığa kadar pek çok alanda önümüzde duran bir çalışma istikametidir. Türk dünyasının çocuklarının ve gençlerinin birbirini tanıması, bu istikamette atılacak en kıymetli adımlardandır.

Biz de yayıncılığı bu sorumluluğun bir parçası olarak görüyoruz. Yeni Düşünce’nin sayfalarında millî hafızamıza sahip çıkarken okuyucularımızı düşünmeye, araştırmaya ve fikir üretmeye davet ediyoruz. Türk milliyetçiliğinin birikimini yeni nesillere ulaştırmak; meselelerimizi ciddiyetle ele almayı, dilimize özen göstermeyi ve sözü sağlam bilgiyle beslemeyi gerektirir. Dergimizin her sayısında bu anlayışı yaşatma gayretindeyiz.

Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılında yolumuzu, bağımsızlığımıza olan bağlılığımız ve milletimize duyduğumuz güven belirlemektedir. Millî birliğini koruyan, adaleti gözeten, üreten ve kardeşleriyle dayanışmasını güçlendiren Türkiye’nin Türk dünyasının geleceğine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz. Bu inancın gereğini yerine getirmek, hepimizin kendi çalışma alanında üstleneceği sorumluluklarla mümkündür.

Bu sayımıza emek veren bütün yazarlarımıza, yayın ekibimize ve desteğiyle bize güç veren siz değerli okurlarımıza teşekkür ediyorum. Ortak hafızamızdan aldığımız kuvvetle, Türk Kuşağı’nı güçlendirecek ve Türk Asrı ülküsünü geleceğe taşıyacak fikirleri birlikte çoğaltmayı diliyorum.

Esen kalınız efendim…

Ahmet Deniz Ağca