SİYASAL İLETİŞİMİN PROFESYONELLEŞMESİ

21 Haziran 2019 18:31 Turan İlteber YALÇIN
Okunma
35
SİYASAL İLETİŞİMİN PROFESYONELLEŞMESİ

SİYASAL İLETİŞİMİN PROFESYONELLEŞMESİ

*Turan İlteber YALÇIN

Siyasal iletişim, siyaset üzerinde potansiyel olarak direkt veya endirekt bir etkiye sahip olabilecek mesajların oluşturulmasını, gönderilmesini, alınmasını ve işlenmesini kapsamaktadır. Mesaj gönderenler veya mesaj alıcıları politikacılar, gazeteciler, siyasal gruplarının üyeleri veya örgütlenmemiş vatandaşlar olabilir. Temel unsur mesajın; bireylerin, grupların, kurumların, bütün toplumun ve içinde bulundukları ortamların düşünce, inanç ve davranışları üzerinde önemli bir politik etkiye sahip olmasıdır.
Bu kapsamda aynı millet içindeki siyasal düzen, çıkarlar, altyapı ve üstyapı ilişkileri, kalkınma stratejileri, ücret politikaları ve uluslararası diplomatik ilişkilerin tümü, siyasal iletişimin bir parçasını oluşturmaktadır. Benzer şekilde siyasal aktörlerin söylemleri siyasal iletişim alanı içinde yer almaktadır ve insanlar bu alan içinde birbirleriyle ilişkiye geçerek, iletişim kurarak birbirlerini anlamaya çalışmaktadır. Doğası gereği sürekli gelişime ve değişime açık insanın olduğu bir ortamda, siyasal iletişim alanında da değişikliklerin ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Seçim kampanyalarının gerçekleştiği şartlar ve durumların son yıllarda giderek değişmesiyle siyasal iletişimde de çeşitli değişikliklerin ortaya çıktığı görülmektedir. Bir taraftan sosyal ve politik değişimler ve diğer yandan medya sistemlerinin gelişmesini içeren modernleşme süreci, siyasi sistemin kendisini halka sunma biçiminde değişikliklere yol açmıştır. Şimdilerde çağcıl seçim kampanyalarının özellikleri olan belirli strateji ve teknikler profesyonelleşme olarak adlandırılmaktadır. Profesyonelleşme süreci ideoloji, kişiselleştirme ve uyarlama ve dikkat çekme stratejileri olmak üzere üç kategoriye ayrılmaktadır ve bu kategoriler aynı zamanda birbirini etkileyebilen niteliktedir.
Siyasi partilerin ve seçtikleri üyelerin kullandıkları iletişim tekniklerinin profesyonelleşmesi, artık kabul görmüş bir gerçeklik haline gelmiştir. Siyasetin profesyonelleşmesi, siyasal pazarlama, kampanya profesyonelleşmesi, kaynak profesyonelleşmesi ve hatta medya ilişkilerinin profesyonelleşmesi gibi ifadeler bu süreci daha net ifade etmek için kullanılmaktadır. Mevcut siyasal iletişim düzenlemelerinin, geçmiş ile günümüz arasında belirgin bir şekilde farklılaştığı görülmektedir. Geçmiş ile günümüz arasındaki farkları vurgulamanın bir başka yolu, modern ve postmodern kampanya arasındaki uyum ve bazen de farklı kampanya yöntemlerinin veya zaman periyotlarının kullanılması olmuştur.
Burada sunulmak istenen tez, kısaca “seçim yenilikleri” ve “çağcıl kampanya modelinin” olduğu siyasal sistemlerin ve siyasal aktörlerin yeni iletişim medyasının ortaya çıkışına ve yükselişine uyum sağlayabildiği uzun vadeli süreçlerden biraz daha fazlası olabilir. II. Dünya Savaşı sonrası dönemden itibaren siyasal iletişimdeki rollerin giderek uzmanlaşmasını izlemek mümkündür. Bu tür uzmanlık dereceleri yeni teknoloji ve tekniklerin uygulanması ile oluşturulan organizasyonlarla yaygınlaşmaktadır. Ayrıca, yeni bilgi formlarının ve uygulamalarının meşru hale geldiği durumlarda da gelişebilir; örneğin anketörler yeni teknikler geliştirir ve bu teknikler daha sonra siyasi partilerin mevcut durumuna uygulanabilir. Ya da siyasetin içerisindeki bireylerin elde ettikleri yeni bilgi ve donanımlar siyasi parti ve liderlerin mevcut konumuna uyarlanabilir. Burada önemli olan husus, böyle bir uzmanlık, bilgi ve teknik uygulamasının “profesyonelleşme” ile eş değer olup olmadığıdır. Bu nedenle, siyasal sistemdeki aktörlerin “profesyonel” bir şekilde hareket etmesi yani “profesyonel” olması, çağcıl iletişim olanaklarını etkin kullanma becerisiyle karşılaştırılabilir.
Bu terminolojik durumlar göz önüne alındığında, profesyonellik söyleminin neden bu kadar yaygın kullanıldığı ve günümüzde pratikte bir siyasi aktörün profesyonel, diğerinin de amatör olarak etiketlenmesine olanak tanıyan uygulamaların ne olduğu aslında hala tam olarak açık değildir. Siyasal iletişimin profesyonelleşmesinin öncülüğünü test etmenin bir yolu da, 1960 ve 1970'li yıllardaki iktidarların, parlamento üyelerinin medya kullanma becerileriyle, günümüzdeki parlamento üyelerinin medya kullanımıyla karşılaştırılmasıdır. Böyle bir karşılaştırma, modern siyasal iletişim ile ilgili herhangi bir tartışmaya cevap verecek olan değişiklik türlerini belirleyebilecektir. Aynı zamanda bahse konu dönemlerde birçok teknolojik iletişim araçları henüz hayatımızda yer almamaktaydı. Fakat şimdilerde yerel ve ulusal kampanyaların, siyasal iletişim dilini kullanmak için daha iyi düzenlenmiş ve daha iyi organize olmuş, daha “profesyonel” olabilmesi mümkündür. Zira 2000’li yılların başı itibariyle teknoloji hayatımıza daha fazla girmeye başlamıştır. Bu nedenle çağdaş siyasal iletişim uygulamaları ve kampanyalarını geçmişte olduğundan farklı kılan etkenleri daha iyi kavrayıp ilerisi için yön belirlemek gerekmektedir.
Günümüzdeki gelişmeler doğrultusunda siyasal iletişim, stratejik bir yöntem ve profesyonelleşme içeren bir süreç haline gelmektedir. Siyasal aktörler, siyasal iletişim sürecinde kaynak rolü üstlenmekle birlikte, politik mesajlarını ve demokratik hedeflerini siyasal iletişim kaynaklarını kullanarak seçmen kitlesinin siyasi kararlarını etkileme çabasına girebilmektedirler. Siyasi aktörlerin iktidarlığa ulaşma yolunda, stratejik planlarıyla seçmen kitlesinin kararlarında belirleyici olmaları, tercih ve davranışlarını yönlendirme çabaları ve toplumsal rızanın oluşturulması konusunda profesyonel hareket etmeleri bir mecburiyet haline gelmektedir.
Geçmiş ile günümüz siyasal iletişimi kıyaslandığında siyasal iletişimin profesyonelleşmesinin hızlı bir ilerleme göstermediği açıktır. Kitle iletişim araçları ve internetin gelişimi, farklılaşan seçmen grupları gibi yeni birçok değişim alanına göre siyasal markaların da değişmesi gerekmektedir. Hem ulusal hem de uluslararası bu yeni iletişim ortamına ilişkin kreatif ve yenilikçi iletişimin uygulanması ancak profesyonellerin devreye girmesiyle mümkün olacaktır. Aksi halde birbirinin tekrarı seçim kampanya ve birbirini taklit eden siyasi aktörlerin yazılı-görsel basında ve sosyal medyada görülmeleri kaçınılmaz olacaktır.