KUR MU?! GÖNÜL MÜ?!

10 Eylül 2018 13:42 Ekrem ÖNSÖZ
Okunma
136
KUR MU?! GÖNÜL MÜ?!

KUR MU?! GÖNÜL MÜ?!

Öncelikle bizi bu sayıda da buluşturan Allah’a sonsuz hamd ü senalar ediyor, çok saygıdeğer okuyucuyu en kalbî duygularımla selamlıyorum, hoş geldiniz efendim.

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismiyle,
Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine!
Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.
Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.
Derken onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi.” (Fil Suresi, 105:1-5)

Sohbetimize kelamların en güzeli olan Kur’ân-ı Kerim’den Fil Suresi ile başladık. Malumunuz, hepiniz bilirsiniz yaşanmış hikâyeyi. Yine de kısaca bir hatırlatma bahsinde bulunalım: Habeşistan ile Bizans Krallıkları anlaşarak Kâbe’yi yıkmayı, kıblesi Kâbe olanların yönünü Yemen’e döndürmeyi; yani onları Hristiyanlaştırmayı planlıyordu. Habeşistan’ı temsilen Ebrehe, ordularıyla Mekke’ye yaklaşırken önlerine çıkan her şeyi yağmalıyorlardı. Hz. Peygamberimizin mübarek dedeleri Abdülmuttalib’in de develerini yağmalayıp onlara el koymuşlardı. Abdülmuttalib, develerini istemek için Ebrehe ile görüşmeye gittiğinde, Ebrehe onun Mekke’nin ileri gelenlerinden olduğunu bildiği için, “Herhalde Mekke’nin işgali konusunda anlaşmaya geldi,” diye düşündü. Fakat Abdülmuttalib yalnızca develerinden bahsetti ve develerini istedi. Ebrehe ise ona, “Ben de Mekke’nin işgali konusunda anlaşmaya gelmiştin sandım,” dedi. Abdülmuttalib, “Ben, benim olanla ilgilenirim. Mekke’nin sahibi ona sahip çıkar,” dedi. Ebrehe, “Onu bana karşı hiç kimse koruyamaz,” dedi. Ve Fil Suresi’nden de bildiğiniz gibi Fil ordusu Ebabil kuşlarından oluşan orduların saldırısıyla helak oldu.

Kur’ân-ı Kerim evrenseldir, İslam dini şâmil ve kâmil bir dindir! Hakk’ın Kâbesini yıkmaya kalkanların sonu Ebrehe’ninkiyle aynıdır!

Çünkü bir hadis-i kudsîsinde Allah (cc) buyuruyor ki: “Ben yere göğe sığmadım, mü’min kulumun kalbine sığdım.”

Der ki Yunus Emre Hazretleri:
 
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil
Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Devam ediyor Yunus Emre Hazretleri, “Dostun evi gönüllerdir,” diyor.

Beni affediniz lakin anlatmak istediğim “gönlün” önemidir! Son zamanlarda en çok karşılaştığım soru?! “Ne almalıyım? Neye yatırım yaparsam kârlı çıkarım?” Naçizane kanaatim; gönül alın alabiliyorsanız, ben hiç zararlı çıkanı ve kâr etmeyeni görmedim. En kârlı yatırım “gönle” yapılandır!

Anadolu’nun Mimarları, aynı coğrafyanın gülleri hep aynı şeyleri farklı kelimelerle söylüyorlar! Diyor ki Hz. Mevlânâ:
“Kalbinizle yaptığınız her şey size geri dönecektir!”

Bu necip milletin kalbiyle yaptığı her şeyin karşılığı alenen tecelli ediyor! Bakınız 15 Temmuz’a! Amaç bir bakıma neydi? Günler öncesinde ulusal ve sosyal medyada yapılan aşırı derecede hükümet karşıtı propagandalar! Hepsinin arkasında bir beklenti vardı! O beklenti, 15 Temmuz öncesinde milleti kutuplaştırarak, asker kılığına bürünmüş vatan hainlerinin yanında saf aldırmak ve bir kaos ortamı oluşturmak, iç savaş çıkarmaktı. Bir Mısır, bir Suriye oluşturmaktı! Bu pekâlâ mümkündü, değil mi? Ama unuttukları bir şeyler vardı! Onlardan biri de gönüllerin Hakk’ın elinde olduğu, gönüllerin Hakk’ın tecelligâhı olduğu! Bu aziz ve necip millet her daim Hakk’ın haklının, mazlumun yanında yer almıştır. Mısır’da, Suriye’de gelişen olaylarda mazlum halkın yanında yer almıştır. Halen uluslararası sahada Filistin davasının temel savunucusu, mazlum Filistin halkının yanındadır! İnanın bu milletin gönlüyle yaptıkları 15 Temmuz’da karşılık bulmuştur! Allah bu milleti büyük bir tehlikeden korumuştur!

Son zamanlarda gündemi meşgul eden bir kur mevzu söz konusu! Kıyaslanması bile abes ama yine de belirtelim; onların doları varsa bizim de aldığımız milyonlarca gönlümüz var!

Kısaca ekonomi konusuna değinip nereye geldiğimizi özetlemek istiyorum; öncelikle şunu belirtmekte fayda var! Paranın değerini üretim gücü belirler! Siz 5 kilo şeker üretirsiniz, karşılığında 5 lira basarsınız. Şekerin kilo değeri 1 liradır. Siz basmış olduğunuz 5 lira karşısında üretimi desteklersiniz artırırsınız 10 kilo şeker üretirsiniz. Şekerin kilosu 50 kuruş olur.

Şimdi Türkiye’de ki kur operasyonuna gelelim! Neler oluyor? Dolar neden değerleniyor? Doların değerlenmesi Türkiye’ye ne kaybettiriyor? Ne kazandırıyor?!

Aslında doların değerlenmesini şuna benzetebiliriz; balonlar en çekici hallerini en fazla şişirildiklerinde alırlar, tüm çocuklar balonun en şişmiş haline erişmesini ister fakat şu bir gerçektir! Balon ne kadar çok şişerse o kadar çok patlama ihtimalini artırır. Dolar açısından hazin sona yaklaşılmıştır!

Kur operasyonu, yoğun bir şekilde küresel çetelerin faiz diktesine karşı direnen ülkelerde yapılıyor! Türkiye’de Merkez Bankası seçimlerden sonra politika faizini artırmadı. Ülkemizde ekonomistim diye geçinen adı “uzman” olan pek çok “uzman”ın önerisi; “Kısa vadede, yüksek faiz verelim, sıcak para aksın!” oldu! Bu ne demek?! Bu faizi kim ödeyecek?! Paranın değerini üretim gücü belirler dedik ya hani az evvel, parası pul olmuş olan millet ödeyecek! Suç sözüm ona “uzmanların” değil çünkü onlar da aynı çarka hizmet ettirilmek üzere kurgulanmış durumdalar. Tek çözümün kısa vadeli, yüksek faiz vermek olduğunu düşünüyorlar!

Küresel çetelerin istedikleri şey; hiç elimizi kolumuzu kıpırdatmadan elimizdeki 5’i 20 yapalım, 50 yapalım, 100 yapalım meselesi! ABD Merkez Bankası FED faiz artırımına gitti, parasını alan ABD’ye koştu. Türkiye veya bir başka ülke daha fazla faiz verse parasını ABD’ye götürenler buraya getirecekler. Bunlar yatırımcı mı? Hayır! Yatırımcı dediğin gelir, fabrika açar, işletme açar, istihdam sağlar, üretim yapar, üretim gücünü artırır! Bunlar kısaca haramzade! Paralarını tanırlar! 5’le gelip 100’le gitmek isterler! Şimdi bunlar Türkiye’ye gelmiyor diye birileri feryad-ı figan ediyor, Allah aşkına aklıselim olan bir kimse bunları ülkesinde ister mi?

Merkez Bankası faiz artırmama konusunda diretmekle en doğru kararı vermiş, küresel çetelerin çarkına çomağı sokmuştur. Çarkı dağıtacak, balonu patlatacaktır çok yakında!

Faiz, inanan-inanmayan herkese zulümdür! Biz bu zulmün karşısında olmalıyız. Bu zulme karşı duranların da yanında olmalıyız.

Allah Bakara Sure-i Şerifesi’nde:

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve gerçekten mü’min iseniz faizin kalanını artık bırakın” (2/278)

“Eğer faiz alıp vermekten vazgeçmezseniz Allah ve O'nun Rasulüne karşı bir savaş halinde olduğunuzu bilin. Eğer tövbe ederseniz anaparanız sizindir. Böylece ne zulmetmiş ne de zulme uğramış olursunuz” (2/ 279) buyuruyor!

Allah’a karşı harp edip de kazanan kimse var mıdır?
Biz inananlar olarak şunu her daim hatırlamalıyız; Ebrehelerin ordusu her daim Allah’a yenilecekler! Hakk’ın, haklının yanında olanlar kazanacaklar! İnsanlık kazanacak! Milyonlarca gönle sahip “gönüller kalesi” “güçlü Türkiye” kazanacak!

Aziz okuyucuyu saygıyla selamlıyor, sürçülisan ettiysek affımızı diliyorum.